Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Demir Çelik işçisi erimiş çelik kazanına atladı: Bir işçi cinayetinin ekonomi-politiği

Demir Çelik işçisi erimiş çelik kazanına atladı: Bir işçi cinayetinin ekonomi-politiği

Samsun Tekkeköy ilçesindeki Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda bir işçi 1600 derecede eritilen sıvı çelik kazanına atlayarak yaşamına son verdi. 

Evli ve iki çocuk babası Adem A., kazanın ve çevresinin temizliğinde çalışan, geçim sorunu yaşayan bir işçiydi. 

Bugüne kadar işsizlik, borçlar, haciz, geçinememe, aşırı çalışma, tükenme sendromu gibi kapitalizmin yıkıcı sömürü ve eziyeti karşısında kendini yakarak yaşamına son veren bir çok umutsuz işçinin intihar  çığlığına benzer, ama daha irkiltici bir yöntem izledi. Kendini erimiş çelik kazanına attı. 

2011 yılından beri Yeşilyurt Demir Çelik  fabrikasında çalışan  Adem A.’nın, saat 16.00’daki vardiyasına geldikten yaklaşık yarım saat sonra kendisini kazanın içerisine bıraktığı anların güvenlik kamerasına yansıdığı belirtildi.

Bu gerçekte bir intahar değil, kapitalizmin emek yağması ve katliamlarının geldiği son noktanın ifadesidir. 

BİR İŞÇİ CİNAYETİNİN EKONOMİ-POLİTİĞİ 

Şiir gerçek bir iş katliamının eleştirel anlatımına dayanmaktadır.

2000 yılında İzmir’de bir demir çelik fabrikasında kızgın sıvı demir eriyiğinin bulunduğu kazana düşen Nihat, Mustafa, Bayram adlı işçiler korkunç şekilde yanarak, birkaç saniyede buharlaşarak can vermişlerdi.

Şiir, arkadaşlarının gözlerinin önünde yok oluşuna tanık olan diğer işçilerin dehşet içindeki, kekeleyerek olayı anlatmalarına dayanarak yazılmıştı.

Şiir aynı yıl çok sayıda şairin devrimci tutsakların hücre karşıtı direnişine destek için birer şiirle katkıda bulunduğu “Şiir ve Yaşam Hücreleştirilemez” kitabında yayınlanmıştır.

bir işçi cinayetinin ekonomi politiği

yay gibi eğilmiş geniş sırtları
soluksuz şişen inen çiğerleri
hızlı hızlı alev alev yanan kasları
tınlayan vınlayan sinirleri
iğne iğne batan gözleri
kanlı beyinleri
hayal mayal
ter ter ter
mavi buhar
içinde çalışan çelik işçileri

sıvı çelik ağır vakur kızıl
pofkuruyor bazen terli yüzlerine
lav ve cürüf havada
güneş vurdukça ışıyan
toz toz toz
zehir bulutu
eskiden en yüce değer emekti
meğer ki verimli emektir en yücesi
daha demin koca elleriyle kaldırıp kaldırıp kazana kütükleri
bir işçi nasıl ki saniyede mavi ışık ve buhara dönüştü
budur sermayenin simyası

Mehmet’in iki yılda üçüncü yanığıdır yanan
iki yılda üç kez yanan Mehmet’in yanığıdır
yanık yanmış Mehmet’i yakmıştır valla billa bu üçüncü
Mehmet işçi doğmuştur yanmıştır bir kez sonra kaç kez

diyelim ki bu Mehmet’in üçüncü yanığıdır harbiden
ya Nihat, Bayram ve Mustafa’nın kaçıncı ölüşüdür
Bayram erimiş çelik kazanına düştü
iki saniyede mavi ışık ve buhara dönüştü
eğer bu çelikse Bayram nerede
Bayram’ın emeği değişim değerinde ise
çeliğin kendisi nerede
Bayram’ın gövdesi mavi buhardaysa değişim değeri nedir çeliğin
Bayram’ın değişim değeri ayda 80 milyon kullanım değeri günde 12 saatse
daha istediği ne kadar kemiktir sermayenin
ve elinizi dokunduğunuz, üstüne bindiğiniz
binip binip gittiğiniz çelikte kaç erimiş Bayram vardır

İşte bu yüzden insanlar susarken bu düzende
metalar şarkı şöyler bed sesleriyle
büyüdükçe metalar dünyası
insanlar dünyası küçülür

işçi Ahmet Gökşit’in anlattığıdır:
büyük bir patlama duyduk ben düştüm belim kırılmış çok mu
Nihat’ı gördüm o Nihat mıydı gördüm Nihat’a baktım anladım anlamadım Nihat’tı
kimdi görmedim
baktım baktım baktım Nihat’a
üstündekileri çıkarıp atıyordu
derisini çıkarıp atıyordu
etlerini koparıp koparıp kazana atıyordu

işçi sınıfı: kaybedecek hiçbir şey düşünde

Yücel Filizler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*