Anasayfa » GENÇLİK » Delikanlım, yıldızlar ve senin kafan dünyanın en mükemmel şeyidir!..

Delikanlım, yıldızlar ve senin kafan dünyanın en mükemmel şeyidir!..

 

 

 

 

Nazım Hikmet’in Benerci Kendini Niçin Öldürdü şiirinin birinci kısmının “Bir Genç Adama… Hakim Heraklit’e… Yıldızlara ve Aşka Dairdir” başlıklı birinci bap’ı Deniz Gezmiş’in en sevdiği şiir olarak bilinir. Özellikle de Deniz’in kendisini en iyi ifade ettiğini düşündüğü, “Delikanlım!.. Senin kafanın içi…” diye başlayan bölüm.

Rıdvan Dilmen gibi pabuç yalayıcılar ve insanları bu kadar insanlıktan çıkartıp düşkünleştiren, sermayenin, efendilerin, reislerin, devletin, çitlerin, köleliğin olmadığı bir dünya için Deniz’in şiirini yayınlıyoruz.

 

I

Şehir
     uzakta.
Genç adam
                ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
     piposunu çıkarıyor cebinden
                                    aranıyor kibriti.
Bakıyor akar suya
       düşünüyor Heraklit’i,
düşünüyor büyük hakîm Heraklit’i genç adam…
Kim bilir belki böyle bir akşam,
böyle bir akşam,
      Heraklit alnını
              yeşil gözlü zeytinliklerde akan
                                                      suya eğdi
                                                      ve dedi:
             «— Her şey değişip akmada,
                    bu hâl beni hayran bırakmada..»

Heraklit, Heraklit; ne akıştır bu!.
ne akıştır ki bu, dalgalarında
                     dağlıdır alnı en mukaddes putun
                     kızgın demir damgasıyla sukutun.
Gebedir her sukut bir yükselişe.
Ne mümkün karşı koymak
                               bu köpürmüş gelişe..
Heraklit, Heraklit!.
       akar suya kabil mi vurmak kilit?

Şehir
      uzakta.
Genç adam
               ayakta.
Akıyor şehirden geçen nehir
genç adamın ayakları dibinden.
Genç adam
     kibritini çıkarıyor cebinden
                                yakıyor piposunu.
II

Dikine mustatil bir apartımanın
                                    en üst katında
                                               dört köşe bir oda.
Perdesiz pencereler.
Pencerelerin dışında yıldızlı geceler.
Genç adam
           alnını dayamış cama.
Ben, romanın muharriri
                 diyorum ki genç adama:
— Delikanlım!.
               İyi bak yıldızlara,
                          onları belki bir daha göremezsin.
     Belki bir daha
             yıldızların ışığında
                      kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..

     Delikanlım!.
               Senin kafanın içi
                               yıldızlı karanlıklar
                                                   kadar
                  güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
     Yıldızlar ve senin kafan
                       kâinatın en mükemmel şeyidir.

     Delikanlım!.
                Sen ki, ya bir köşe başında
                                     kan sızarak kaşından
                                                            gebereceksin,
                ya da bir darağacında can vereceksin.
                İyi bak yıldızlara
                             onları göremezsin belki bir daha…

     Delikanlım!.
               Belki beni anladın,
                                 belki anlamadın.
     Kesiyorum sözümü.

     İşte kapı açıldı
                   geldi beklenen kadın..
     «— BEKLETTİM Mİ?»
     «— ÇOK…
            Ama zarar yok..»

Kadın
yakaladı genç adamı
                                  elinden.
Genç adam
        yakaladı kadını belinden.
Bir yumrukta kırdı camı.
Oturdular pencerenin içine.
Sarktı ayakları gecenin içine…
Işıklı bir deniz dibi gibi
            başlarında, sağda, solda gece yanıyor.
Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor..
Sallanıyor ayakları
sallanıyor ayakları…
……….. DUDAKLARI ……

Sevmek mükemmel iş delikanlım.
Sev bakalım…
Mademki kafanda ışıklı bir gece var,
benden izin sana,
                       seeeeev
                       sevebildiğin kadar…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*