Anasayfa » GENÇLİK » Çubukçu’nun güveni gerçekleşecek mi?

Çubukçu’nun güveni gerçekleşecek mi?

Milli Eğitim Bakanlığı, sözleşmeli öğretmen atamalarını yaptı.

29 bin 152 kişinin başvuru yaptığı sözleşmeli öğretmenliğe, 9 bin 406 kişinin ataması yapıldı.

MEB Bakanı Nimet Çubukçu, atamalarla ilgili olarak, şu açıklamayı yaptı: “Eğitim ailemize katılmış olmanızdan çok büyük bir mutluluk duydum. Aramıza hoş geldiniz. Yeni yüzyılda bilgi çağını yakalamak üzere müfredatların yenilenmesinden bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına kadar çok geniş bir yelpazede ve eğitimin tüm bileşenlerinde başlattığımız dönüşüm sürecine hiç kuşku yok ki, genç meslektaşlarım daha çabuk uyum sağlayacaktır. Bu anlamda her gün bilgilerinizi yenilemeli ve yeni bilgi kanallarına ulaşmayı bir yaşam tarzı olarak benimsemelisiniz. Bu husus; kendi başarılarınız için olduğu kadar, ülkemiz için de hayati öneme sahiptir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi çağdaş uygarlıklar düzeyine taşıma; geleceğimiz için bilgili, güçlü ve yüksek karakterli gençler yetiştirme onurlu nöbetini bilinç ve kararlılıkla devralacağınıza büyük bir güven duyuyorum. Bu duygularla, böylesine onurlu ve kutsal bir mesleği seçtiğiniz için sizi şimdiden tebrik eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.”

Doğru söylüyor da; o kadar güvenmesin!
ME Bakanı Çubukçu, bütünüyle doğru söylüyor. Gerçekten de sermaye, yine kendisinin ihtiyaçlarını (sermayenin azami kar ihtiyaçlarını karşılayacak bilginin, sermayenin mutlak, doğal, sonsuz oluşunu ve sermayeye köleliği, genç kuşaklara içselleştirecek eğitimcilerin üretilmesinin vb. sağlanması, sermaye üretmediği takdirde yaşamına anlam ve yaşam kazandıramayacak işçi kuşaklarının yetiştirilmesi vb.) karşılamak için kurduğu, önceki dönemlerin eğitim sistemini, tümüyle yıkıp, ortadan kaldırıyor. Çünkü, varolan eğitim sistemi; sermayenin gelişen ihtiyaçlarını, sermaye birikimini arttırarak sürdürmesini, artık sağlamıyor; tersine engeli haline geliyor; krizleşiyor. Bu yüzden de, sermaye, eğitim sistemini bütün olarak yıkıp, yeniden kuruyor.

Yeni kurulan eğitim sisteminde, bilişim teknolojilerinin çok yönlü kullanılması da, eğitim “müfredatının” tümden yenilenmesi de, sermayenin azami kar ihtiyacıyla koşullu. Önceki dönemin faşizan, şovenist, içerik yoksunu, ezberci, birbirinden yalıtık, üretimle bağlantısı zayıf ve sorunlu eğitimi; sermayenin bir dönemki ihtiyaçlarını karşılamasının ve artık engel oluşturmasının ardından, ortadan kaldırılıyor. “Müfredat”, azami kar için, el emeği ile kafa emeğinin bütünleşmesini geliştirmek için, emperyalist AB ve TÜSİAD’ın uzun dönemli çabasıyla, baştan aşağı değiştirilip, yenileniyor..

Eğitim emekçileri, işçileştirilip, çıplak işgücüne düşürülüyor. Kamusal eğitim tümden ortadan kaldırılıyor. İşçi sınıfının çocukları için, sömürülecek işgücünün, daha fazla artıdeğer üretimini sağlayacak, mesleki uzmanlaşma doğrultusunda, meslek eğitimi bütünüyle geliştirilip, yeniden kuruluyor.

Üniversiteler, sınırsız eğitim kursları vb.

Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda; eğitim dünya çapında, içiçe geçişli olarak bütünleştiriliyor; standartlaştırılıyor. Sonuç olarak, eğitimde de, “büyük dönüşüm.”

Fakat, gelişmenin bütünü, ME Bakanı Çubukçu’nun, bütünleştiği sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda olmayacak; “güvenleri” epey boşa çıkacak… Çünkü, eğitimde de gerçekleştirdikleri “büyük dönüşüm”; eğitimin toplumsallaşmasını ve üretimde sömürülen işçi sınıfıyla bütünleşmesini; ve eğitim alanındaki sınıflaşmayı, uzlaşmaz karşıt sınıflara kutuplaşmayı ve sınıf mücadelesini de şimdiye dek görülmemiş ölçülerde geliştiriyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*