Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Çözüm Yolu Burdan Geçmez

Çözüm Yolu Burdan Geçmez

Kürt ulusal hareketinin , Kürt sorununu devrimci çözüm perspektifinden uzaklaştırarak, tedrici bir şekilde burjuva neoliberal reformlarla birey hakları temelinde çözme arayışına girmesi kendi mecrasında ilerliyor. Özellikle İmralı’da Abdullah Öcalan’ın çizdiği stratejik hatta ilerleyen bu neoliberal çözüm süreci, sürecin ruhunun her alanda egemenliğini oluşturmasıyla yürüyor.

1859Kürt emekçi sınıflarının çözümü devrimci bir perspektifi zorluyordu; harekete Kürt burjuvazisinin program ve talepleri egemen olduktan sonra burjuva reformizmine doğru yelken açıldı. Kıyıdan hızla uzaklaşması için yaratılan yapay rüzgarla yelkenleri şişirilen yeni siyasal hat,… kendi rotasında ilerlemektedir. Kullanılan kavramlardan seçilen tarihsel referanslara, üsluptan beklenti ve taleplere kadar herşey egemen sınıfların ideolojik siyasal tercihlerine uygun olarak ifade edilmeye çalışılmaktadır. Bunun adı literatürde burjuva pragmatizmidir.

Bu dönem muhatap neoliberal, dinci-gerici AKP hükümetidir. Çözüm süreci AKP hükümetiyle sürdürülmektedir. Dolayısıyla onlara hoş görünecek bir dil, üslup, kavramlar ve referanslar bütünü seçilmelidir. AKP’nin, Türkiye tekelci sermayesinin bölgesel güç olma, yayılma hedefinin uygulayıcısı olmasından kaynaklı vurgu buraya yapılmakta, Ortadoğu’da güç olmanın, ekonomik kaynaklara (petrole) ulaşmanın yolunun Türk-Kürt ittifakından geçtiği söylenmektedir. Bölgenin emekçi halklarının ve kaynaklarının birlikte daha rahat “sömürülebileceği” İfade edilmektedir.(Bkz Veysi Sönmez’in yazıları) Bunun ideolojik karşılığı da “İslam kardeşliği” olarak tanımlanmaktadır. (Bkz Öcalan’ın 2013 Newroz mesajı)

Bu politik yönelimin son örneği İmralı’da BDP-HDP vekilleriyle yapılan görüşmede dile getirilmiş. Son görüşmeye katılan BDP’li vekil İdris Baluken Gündem Gazetesi’ne konuşmuş. Öcalan’ın şunları söylediğini aktarıyor: “Bu sürecin (“çözüm süreci”-nba) ruhuna dair bazı şeyleri bilince çıkarmak gerektiğini ifade etti. Sayın Öcalan, tarihi Türk ve Kürt ittifakının aslında, tarihten gelen Anadolu ve Mezopotamya, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasındaki tarihin özünde saklı olduğunu ifade ediyor. Anadolu tarihinin tamamının aslında Türk ve Kürt ittifakının üzerinde şekillendiğini ve bunun tarihsel örneklerinin çokça çıkarılabileceğini söyledi. Kendisi Malazgirt örneğini verdi. Bilindiğinin aksine aslında Malazgirt zaferinin bir Türk zaferi değil Kürt zaferi olduğunu, ittifak zaferi olduğunu söyledi. Bu ittifak ruhunu güncele açmanın pekçok sorunun çözümü olma noktasında önemli olduğunu dile getirdi.” (14 Ocak 2014, Gündem)

 

230320130103548043251Kısa bir tarih bilgisiyle girelim konuya: Anadolu tarihinin tamamının Türk ve Kürt ittifakının üzerinde şekillendiğini iddia edebilmek, tarihten bugünkü reformist hattına uygun referans arayanlar için bile fazlaca iddialı. Kürtler bir yana ama Türklerin Anadolu’daki tarihini en çok bin yıl geriye götürebilirsiniz. Ortaöğretim ders kitaplarında bile Türklerin Anadolu’ya girişi için 1071 Malazgirt savaşı gösterilir. Eğer tarihin buradan başladığını söylüyorsanız mesele yok!!! O zaman, tarihin materyalist yorumunu dikkate almadan Anadolu tarihinin Türk ve Kürt ittifakı üzerinden şekillendiğini söyleyebilirsiniz! Söyleyebilirsiniz, fakat yine de küçük bir sorun göze çarpıyor: Türk ve Kürt ittifakları derken burada emekçi halkların bir ittifakından bahsetmiyoruz.

Bu ittifak dönemin feodal egemenleri arasında yapılmıştır. Ezilen sınıfların bu ittifaklardaki tek rolü, dönemin koşulları içerisinde ya vergiler altında ezilmek ya da o yağma savaşlarına sürülüp, egemen feodallerin çıkarları için can vermektir (Bu ittifakların gerçek mağduru olan Ermeni ve Alevileri bir tarafa bıraksak bile). Türk ve Kürtlerin kendi içlerinde ezen ve ezilen olarak sınıflara bölündüğü, egemen-ezen sınıfların kendi aralarındaki ittifakların ezilen, sömürülen Türk ve Kürt kitleler için bir ittifak anlamına gelmediğini söylemeye gerek var mı? Biz tekrar Öcalan’a dönelim. İdris Baluken, Öcalan’ın bu ittifak ruhunu güncele açmanın pek çok sorunun çözümü olma noktasında önemli olduğunu söylediğini aktarıyor. Öcalan’ın kastettiği ittifak, dediğimiz gibi Türk ve Kürt egemen sınıfların ittifakıydı. Bunun ruhunu kavradığımızda yapmamız gereken şey güncelin, Kürt-Türk egemen sınıflarının ittifakı için çalışmaktadır. Yani Türk ve Kürt burjuvazisinin çıkar birliğinin sağlanmaya çalışılmasıdır. Öcalan’ın İmralı’da yürüttüğü neoliberal çözüm süreci işte bu stratejik yönelim üzerinde yürütülmektedir. Kürt emekçi halkının toplumsal talep ve özlemlerine Kürt burjuvazisinin birey hakları temelindeki neoliberal “çözümü” güncelleştirilir ve bu yönelimin doğal sonucu olarak pragmatizm reformizmin sağ kolu olarak devreye girer.

indir

Bu pragmatizm Türkiye’nin o anki konjonktüründe devlette etkin olan güç kimse onun hoşuna gidecek söylemleri bulup çıkartır. Bugün muhatap Akp olduğu için, ‘İslam Kardeşliği’ üzerinden, onun neoosmanlıcı ideolojisine uygun referanslar seçilir; Selçuklu, Osmanlı dönemindeki egemen kesimlerin Kürt beyleri ile ittifakları öne çıkartılır. Yok muhatap Kemalistler ise, aslında Atatürk’ün ne kadar Türk-Kürt ittifakı yanlısı olduğu anlatılır. Kemalistlerin ruhunu okşamak için 1921 Anayasası’na gönderme yapılır. Yok, muhatap cemaat olarak görülürse ‘değerli hocaefendiye selamlar’ iletilir!…

Ulusal hareket bugün, devlet ve Akp ile barış-uzlaşma politikasındaki temel güvenceyi Akp’nin iktidarda kalmasında görüyor. Son dönem gelişen tüm toplumsal-siyasal olaylarda Akp’yi güç duruma düşürecek pratiklerden sakındı. Gezi Direnişi’ne uzak durması, cemaat-Akp çatışması ile birlikte rejim krizinin devlet krizine evrilmesinde süreci Akp’nin tarafında değerlendirmesi, yaşananları ‘darbe’ diye tanımlaması hep bu yüzden.

 

222013 Newroz’unda verilen ‘islam kardeşliği’‘silahlar sussun düşünceler konuşsun’ (başbakanın grup konuşmasını dinlediğimiz hissini verecek şekilde) mesajlarından bugüne, süreç derinleşerek ilerliyor. Ve bu ruhu canlandıracak nitelikte çıkışlara ilerliyor. Paralel devlet tartışmalarında Öcalan üzerinden yürüyen kimi PKK önderlerince‘Ermeni paralel devletinden’ bile bahsedilmesi hep bu yüzden!* (*Yüzyıl başında Anadolu’da 2 milyon civarında bir nüfusa sahip olan Ermenilerin soykırım ve ardından gelişen sosyal şoven politikalar nedeniyle bugün bu coğrafyada ancak birkaç on bini kalabilmiştir).

Öcalan’ın kastettiği ruh bu olsa gerek. Peşinde koşulan şey türk ve kürt burjuvazisinin ittifakı olunca emekçilere, ezilenlere düşen sadece figüranlıktır. En fazla yapılan pazarlıklarda devleti sıkıştırmak için tıpkı gerilla gücü gibi bir unsur-araç olarak hesaba katılır.

Bölge işçi sınıfı ve emekçilerinin, kürt halkının kurtuluş yolu buradan geçmez. Birkaç neoliberal demokratik hak kırıntısıyla geçiştirilebilecek bir sorun değildir, olmamalıdır. Kürt halkının her türlü demokratik taleplerini desrtekleriz ama ufkunun bunlarla sınırlanmasını doğru görmeyiz: Tüm sömürü ve ezme ilişki ve araçlarının tasfiye edileceği, eşit ve özgür birlikteliklerin kurulacağı sosyalist bir dünya için mücadele ederiz, etmeliyiz

Sincan 1 No.lu F Tipi Cezaevi Ercan Akpınar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*