Anasayfa » GENÇLİK » Çocukluğumuza İnelim Dedik Altından “Sınav” Çıktı!

Çocukluğumuza İnelim Dedik Altından “Sınav” Çıktı!

Neredeyse umumi helâları kullanabilmenin bile bir ölçme, seçme, değerlendirme yönteminin en “hası” olan sınav yöntemiyle belirleneceği coğrafyamızda 50’den fazla sınav bulunmaktadır.

Sistemin ehlileştirme kurumu olarak bizlere de eğitim yuvası olarak sunduğu okullarda başlıyoruz sınanmaya. Zaman geçtikçe hazırlık evremiz tamamlanıyor ve ilköğretimin bir ebat büyük sıralarına, 6.sınıfa başlamışken ufukta hepimizin gireceği bir sınav beliriyor. Adı eğer hala bu yazı yayınlanana kadar değişmediyse Seviye Belirleme Sınavı (SBS) idi. Öngörülü ailelerimiz ve öğretmenlerimiz ve bizi pek önemseyen duyarlı çevremiz hayat deneyimlerinden ve üstü kapalı tehditlerle bilinçlendirme faaliyetlerine başlayarak 3 sene öncesinden hayatımızı kurtarıyor. “… Ablan… Fen Lisesi’ne gitti hayatını kurtardı, Başarılı bir mühendis, doktor olacak, abin meslek lisesine gitti kesin işsiz kalır, kalmasa da bulduğuna iş denmez” Bu sınavlar arasında en önemlisidir belki, ufukların gökyüzü kadar sonsuz ama bir o kadar da savunmasız döneminde, tektipleştirilen öğrencilere talim ve terbiyenin aynı anda ve şiddetle tek bir elden uygulanarak “artık size hayat yok, her hareketiniz sınanacak, bizim işimize en yararlı olanınız seçilecek” dendiği için.

Birçoğumuzun farkına bile varamadan girdiği, seçkin liseleri kazanamayacağını bildiği halde hedeflediği sınav geçiyor, liseye başlıyoruz. Zaman geçtikçe, boyumuz uzuyor, ihtiyaçlarımız gelişerek değişiyor ve sınavlar da artarak hayatımızı ele geçiriyor. Bilincimiz katmerlenmiş, tecrübemiz acı da olsa gelişmiş ve hedefe dönüşmeye başlamıştır bile. Bunların etkisiyle artık bizlere verdiği öğütleri değerlendirip beklentileri karşılayamamış bir birey olmanın yarattığı duygularla tek yolumuzun, bitirdiğimizde açıkta kalmayacağımız bir üniversite ve bölüm kazanarak hayatımızı kurtarmanın derdi ve kaldıramayacağımız baskılarla baş başa kalırız. Faili apaçık ortada olan cinayeti kendine işleten sistemin yaşları en küçüklerden kurulu istatiksel kategorisiyizdir ve burjuva medyada başlığımız genelde şöyledir: “SINAVDA BAŞARILI OLAMAYAN GENÇ İNTİHAR ETTİ.” … Hayır, intihar etmedik, ayrıca başarısız da değiliz. Sizin yarattığınız “işimize yaramayanın işi olmaz/gereksiz” mantığınız başarısız saydı ve siz cinayeti işlediniz. Fermanı da katili de bellidir.

Yoğunluğunu işsizlik üzerine temellendirdiği yaşamın baskısı ve yarattığı stres bizi gene bir şekilde ölçülüp seçilmeye itiyor. Birinci olunduğunda dahi yerleşilemeyen birilerinin komedisi ama bizler için kâbusa dönüşen bir sınavla yüz yüze geliyoruz. Kamu Personeli olarak bi nebze rahatlamak hedefimiz bizleri gün geçtikçe yalnızlaştırdıkça ölümü gösterdikleri için sıtmaya razı etmekte.

Sınavlara ölçülüp birileri tarafından seçilmeye, cinayetlerine kurban olmaya, arkamıza baktığımızda yüzümüzün gülerek yaptığı bir şey bulamamaya bir son vermek için tüm yapılan sınavlara İlköğretim, Lise, Üniversite ve Mezun olmuş tüm öğrenci ve gençlik mücadeleye bir bütün olarak yaşadığımız deneyimleri bütünleyerek birleştirerek, merkezi ortak bilinçle arka arkaya yediğimiz saldırılara karşı bize de kolektif bilincimizle direnmekten başka bir yol kalmamıştır.

Bir kerecik de sırtımızı geriye doğru yaslayıp yukarıya doğru başımızı kaldırdığımızda zihin yapımıza yansıyan ferahlığıyla düşünüp sadece aklımızdaki “Ne yaptım? Ne yapmaktayım? Ne yapacağım?” sorularına cevap ararken hep bir hedef, çaba, sonuç(başarı) sarmalından ibaret olan birbirine benzeyen adına hayat demediğimiz/demek istemediğimiz bir süreç yaşamak zorundayız.

Kaderimiz elbet bu olmayacak, bunu değiştireceğiz, tüm bu çarklarda ehlileştirilme, terbiye edilme saldırısına maruz bırakılanlar olarak inadımızla örgütleneceğiz, bilinçleneceğiz. Sıralarımızdan, bir sonraki evremiz olan proleter sınıfıyla bağ kurarak yan yana dövüşeceğiz.

Hayatlarımızı ölçme/değerlendirme sistemleriyle ele geçirmek isteyenlere yaşamımızın ilk sınavlarına direnmeden, bir yanını eksik bırakarak sağlıksız bir ortamda gelişen bireyler olacağımızdan bu saldırılara karşı koyamayız. İşçi sınıfının bireyleri ve gelecekleri olan çocukları mücadeleyi fiilen üstlenip ilerletmeli, iradesini tüm ölçme değerlendirme sistemlerini, sınavlar da dâhil parçalamaya yöneltmeli.

(İşçi Meclisi’nin Temmuz ayı 23. sayısında yayınlanmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*