Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Charite: Süresiz Grev!

Charite: Süresiz Grev!

Avrupanın en büyük Üniversite hastanesi olan Charite´nin sağlık işçileri süresiz grev kararı aldı. Sağlık işçileri Ver.di sendikasında örgütlüler ve sendikanin uzun bir zamandan beri burada yaptığı toplantılar sonrası grev oylaması yapıldı. Çalışanların %96 sının onayı ile 22 Haziran’da süresiz grev startı verildi.

Almanya tarihinde ilk defa bir hastahanede toplu iş sözleşmesinde daha fazla elemanın işe alınması ve iş koşullarının iyileştirilmesi için greve gidiliyor. Hastalar için de bu önemlidir, çünkü hastaları tehlikeye düşüren grev değil, olağan durumdur. Charite’nin sadece Mitte Kampüsünde çalışan yaklaşık 4 bin hastabakıcı ve hemşireler aşırı iş yoğunluğu nedeniyle artık çalışamayacak duruma geldikleri için grev kararı almak zorunda kaldıklarını söylüyorlar.

Grev kararını nasıl aldınız?
Sendika sözcüsü Kalle Kunkel: “Hastenede uzun zamandır bu sorun gündemimizi meşgul ediyordu.Her gün üyelerimizden telefonlar ve emailler alıyoruz. Artık kendimiz yarı sağlıklı durumdayız,biz hastalarımıza nasıl bakalım.Sayımız çok az ve hiç bir işimizi tam alamıyla yapamaz olduk”.

Kalle; Sendika oarak geçen yıl da iş yavaşlatma ve iki günlük uyarı grevleri yaptık,yaklaşık 400 ameliyat ertelendi. Hastane yönetimi hiç bir olumlu yaklaşım sergilemedi ve sorun gittikçe kronikleşti. Üyelerimizle yaptığımız grev oylaması sonucu %96 sı evet dedi. Bu uyarı eylemlerinde ve grev kararımızda ana talebimiz bir an önce yeni personellerin alınması. Şu an da tam alarm durumundayız.

Hastanenin basın sözcüsü, Uwe Dolder personel eksikliklerinin giderilmesinin kendileri tarafından da arzu edilen bir durum olduğunu, ancak Verdi Sendikasının taleplerinin Almanyadaki bütün hastaneleri ilgilendiren genel bir sorun olduğunu, bu sebeplede konunun ancak ülke bazında yapılacak yasal düzenlemelerle çözülebileceğini ifade etti.

Sorunun Almanya genelinde olduğu doğru, siz diğer hastanelerle bir görüşme içinde misiniz,grevin onlar üzerinde nasıl bir etkisini öngörüyorsunuz?
-Kalle, biz henüz diğer hastanelerle görüşemedik ama zaten onlar da zaman zaman aksiyonlar yapıyorlar. Vivantes Klinikleri, Helios Klinikleri de eylemler yaptılar. Biz bir başlayalım domino etkisi gösterecektir, çünkü her yerde aynı sorun var. Basın sözcüsü aynı zamanda grev nedeniyle hastaların mağdur edildiğini, bu sebeplede bunun yanlış bir karar olduğunu söyledi. Hastane yönetiminin 60 kişilik yeni personel alımına gideceğini, ancak sendikanın talebinin 600 yeni personel olduğunu bunun getireceği ekonomik masrafları karşılayabilecek güçte olmadıklarını da söylüyor, ama bu kesinlikle doğru değil, çünki Charité 3.000 yatak sayısıyla Mitte de, Wedding de Virchow Hastenesiyle, Steglitz de Benjamin Franklin Hastanesiyle avrupanın en büyük üniversite hastanesi olma özelliğine sahip ve buna bağlı olarak sadece geçen yıl 7,6 Milyon euro kâr elde etti.

Bu grevin önemini anlamak için Chariteyi biraz tanımak gerekiyor. Charite 305 yıllık bir hastane. Humbold ve Özgür Üniversite´ye bağlı, uluslararası, eğitim, bilimsel araştırma ve deneyler, hasta bakımı ve tedavilerinin yapıldığı Avrupa’nın en büyük hastanesi. Fizyoloji ve Tıp dalında Nobel ödülleri alanların yarısı Charite´den mezun ya da buradaki araştırmacılardır. 4 bölgede 17 tane Charite merkezinde yaklaşık 100 tane, 3.000 yatak kapasiteli klınik ve enstitü var, 13.100 kişilik bir işçi ordusunun Berlindeki en büyük işveren sahibi Charitedir. Hastanenin toplam yıllık geliri, 1,5 milyar euro.

Ver.di’nin talep ettiği personal sayısı; yoğunbakım servisleri için 2 hastaya 1 hemşire. Normal servisler için 5 hastaya 1 hemşire. Şu an ki aktüel durumda ise 12 hastaya 1 hemşire çalışıyor. Almanya genelinde ortalama olarak 1 hemşire 10,3 hasta bakıyor . Norveçte ise 3,8.

Şu an da bu haberi okuyorsanız, size sendikanın istediği sayı çok lüks gelebilir ve bu oranları Türkiye ile karşılaştırmayın. Türkiye de nerdeyse 30-40 hastaya 1 hemşire bakıyor.Zaten o da ayrı bir felaket. Burada hesap edilen oran sadece direkt hasta bakımı ve tedavisini içermiyor aynı zamanda tüm bürokratik yazışmaları,hasta yakınını bilgilendirme,organizasyonların yapılması, servisteki ekip toplantıları, mesleki iç eğitim ve seminerleri organize etmek vb vb. Görünen görünmeyen, angarya olan tüm işleri kapsıyor. Öylesine personal yetersizliği var ki, taşerondan gelen bir hemşire saat 6 da başladığı işe, ancak iş arkadaşına saat 12 de personal tuvaletinin nerede olduğunu sorabiliyor. Çünkü o an’a kadar bir şey yemiş ya da içmiş değil. Hastaların %78´i hastane enfeksiyonu ile ikinci bir tedaviye alınıyor. Nedeni de personelin gereken hijyen önlemlerine zaman ayıramaması ve yeterli malzemenin olmaması, hastalık kasasının (sigortanın) ödemeleri kısması. Bir çok malzemeyi, ilacı, protezi hastanın kendi cebinden ödemek zorunda olması. Bu denli iş yoğunluğu ve stres altında çalışanlar arasında da ciddi gerilimler yaşanması kaçınılmaz oluyor. Her vardiya bir sonrakine yapılmak üzere bir çok işi bırakmak zorunda kalıyor. İşiniz bitsin ya da bitmesin, sırt çantanızı yorgun omuzlarınıza atıp hastaneyi arkanizda bırakıp giderken vicdanınızın sesini kontrol altında tutmak zorundasınız. Ben bu gün hasta insanlara nasıl baktım? Nasıl bir surat takındım? iş arkadaşıma keşke o işleri bırakmasaydım! Hastaların bir çoğu ya hayatın ilk yıllarında ya 30-40 yılını çalışarak geçirmiş yoksul emekliler, ya hala çalışanlar, ya işsiz sosyal yardım kasasından geçinenler,ya da sokakta yaşayan çatısızlar. Ya iş arkadaşlarım hepsi üç beş kuruşa yaşam savaşı veren vicdanlı ve olağanüstü bir fedakarlıkla çalışan insanlar. Yani hepimiz aynı sınıfın mensuplarıyız. Şu lanet olası kapitalizmin kendisini yeniden yeniden üretmesinin gönüllü özgür köleleriyiz. Hal ve durum böyleyken bu grevin içinde ve yanında kim olmaz,kim dışında kalmak ister!Kapitalistlerin kar hırsının bize dayattığı şeyin adı bu gün pasif ötenazidir. Öyle veya böyle ölün! Seçim size kalmış, ister işinizin başında ister hasta yatağında!

CHARITE

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*