Anasayfa » GÜNDEM » Ölüm sözleşmesi

Ölüm sözleşmesi

imagesTürkiye burjuva devletine Karlov suikastından sonra bir şok da El Bab’tan geldi. 14 TSK askeri IŞİD saldırılarında öldü. ÖSO çapulcularının çoğunun IŞİD’in ilk saldırısında kaçtığı, sonraki kademeyi oluşturan uzman çavuşların tarumar olduğu belirtiliyor. IŞİD daha önce esir aldığı iki TSK askerini öldürme ve TSK’dan ele geçirdiği çok sayıda tank, zırhlı araç ve silah videolarını da dolaşıma soktu. İlk videoda isimleri verilen iki asker, kafese kapatılıyor, sonra tasma ve zincirle 4 ayak üzerinde yürütülüyor, ardından diri diri yakılıyor.

IŞİD çetesinin esir aldığı askerlere yaptığı tek kelimeyle vahşet! Türkiye burjuva devletinin tüm yapabildiği ise, daha düne kadar desteklediği, kolladığı, övgüler düzdüğü IŞİD’in vahşet videosu nedeniyle sosyal medyayı sansürlemek, sonra da Türkiye’nin birkaç ilinde bir IŞİD operasyonuyla 41 kişiyi gözaltına almak ve tabii serbest bırakmak oldu.

Peki bu aynı IŞİD çeteleri, Diyarbakır, Suruç, Ankara katliamlarında kullanılmadı mı? Kürdistan’daki kirli savaş ve katliamlarında şimdi cumhurbaşkanı başdanışmanı olan ASAD’ın kontrgerilla organizasyonunda (Esedullah Timi, vb) kullanılmadı mı? Musul’da IŞİD’in çekildiği bölgelerden en çok resmi TSK silah ve envanteri çıkmadı mı? Devlet içinde, Karlov suikastiyle ucu görünen El Kaideciler gibi IŞİDciler yok mu? Türkiye’nin en az 52 ilinde IŞİD örgütlenmeleri, başta Antep olmak üzere IŞİD “kurtarılmış mahalleleri” olduğu ayan beyan bilinmiyor mu? Çeşitli kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye yetişkin nüfusunun en az yüzde 8’inin IŞİD sempatizanlığı ve destekçiliğini oluşturan da bu aynı devlet değil mi? (Not: Metropol Araştırma’nın 2014’te yaptığı araştırmaya göre, nüfusun yüzde 30’u IŞİD’i terör çetesi olarak görmüyor. PEW Araştırmanın 2015 sonunda yaptığı araştırmaya göre, nüfusun yüzde 8’i IŞİD’i destekliyor. Gezici Araştırmanın 2016 Mayıs’ında yaptığı araştırmaya göre nüfusun yüzde 19’u IŞİD’i destekliyor, yüzde 23’ü ise IŞİD’e sempati duyuyor!)

Beslediği şeriatçı-faşist çetelerin, biraz kuyruğuna basmak zorunda kalınca, dönüp kendini vurması, bir tekelci kapitalist devlet klasiğidir. Bunu dün ABD’nin 11 Eylül’ünde (3 bin ölü!), bugün Türkiye’de görüyoruz. Ancak bunun faturasını ödeyen de bu katil devletten çok, yine sivil işçi ve emekçiler, Kürtler, muhalifler oluyor!

Türkiye burjuva çürümüş devlet iktidarının, artık dış ve iç politik iflasıyla kaçacak yeri kalmayıp El Kaide ve IŞİD çetelerine desteğini kesmesi, sınırlarını tamamen kapatması ve daha ciddi üstlerine gitme mecburiyeti, elbette devlet ve toplum içinde dal budak sarmış bu çeteleri temizlemeyecek, sadece Türkiye’nin 11 Eylül’lerine davetiye çıkaracaktır. Çünkü dün bal-kaymak ittifakı ile adeta iç içe geçmiş bu devlet ve çeteler, bugün her ne kadar metazori düşman haline gelmiş görünürlerse görünsünler, her ikisinin de asli hedefi birbiri değil, yine toplumsal direniş güçleri, sömürülenler ve ezilenlerdir. IŞİD zaten, aslen bölge çapındaki isyan ve direniş hareketlerine karşı peydahlanmadı mı?

Bu çürümüş devlet iktidarı, eğer gerçekten cihadçı çetelere karşı amansız bir mücadele verecek olsaydı, ASAD’dan, Osmanlı Ocakları’ndan vb başlayıp kendi kafasına da sıkması gerekirdi. Kaldı ki bu çürümüş devlet iktidarı ile çetelerin çekirdek tabanları da büyük ölçüde kesişiyor. Her ikisi de debelendikçe batarken, işçilerin, emekçilerinin yıkımına yıkım eklemekten geri durmuyorlar.

Ölen askerlere gelince, çoğu uzman çavuş, biri binbaşı, ikisi komando Astsubay, biri bordo bereli. Bir kısmı daha önce Kürdistan’da kirli savaş ve katliamlarda bulunmuş. Uzman çavuşluk, profesyonel orduya geçişin bir ara ve iğreti biçimi, bir paralı askerlik biçimi. Barış koşullarında TSK’nın en angarya işlerine koşulan, savaş koşullarında ise ölmeye ve öldürmeye ilk sürülenler bunlardır. İçlerinde elbette psikopatlar ve “kahraman” olmaya can atan rambo bozuntuları da çokça var. Nitekim ölen uzman çavuşlardan biri, Suriye’deki savaşa gönüllü gitmiş. Birkaçının da facebook sayfasında kendisini öldüren cihadçılara ve Erdoğan’a sempati fotoğraf ve mesajları var. Özel harekatçı uzman çavuşlara ise er terminolojisinde “azman çavuş” denir. Fakat çoğunluğu “dolgun maaş” ve iki üç yıllık askerlikten sonra (en çok da CHP’li belediyelerde) KPSS’siz sivil memurluğa geçme olanağı veren uzman çavuşluğa, balıklama atlayan, taşra şehirlerinden, genç, yoksul, işsiz, eğitim düzeyi düşük erkekler. Çoğunluğunun derdi “kahramanlık”tan çok para, bireysel kurtuluş ve gelecek güvencesi. (Buyur bireysel kurtuluş ve gelecek güvencesi!). Aldıkları paraya da ölme ve öldürme sözleşmesi yapmış oluyorlar. Eh parasıyla değil mi? Burjuva devlet de paralarını verip, can hesaplarını tutmuyor zaten.

Erdoğan, Binali Yıldırım, Kılıçdaroğlu aynı ağızdan konuşuyorlar: “Keşke hiç şehidimiz olmasa ama eğer Türkiye kendi geleceğini güvence altına almak açısından böyle bir operasyon başlatmışsa, belli acılara katlanmak gerekiyor. Umarız bundan sonraki operasyonlarda şehitler gelmez, Türkiye bölgesinde etkin ve güçlü bir ülke konumunu sürdürmüş olur.”

Kimilerinin 15 Temmuz sonrasında “antifaşist” güzellemesi yapıp kuyruğundan ayrılamadığı Kılıçdaroğlu’nun bir “fıtrat” demediği kalmış!

Türkiye tekelci oligarşik burjuvazisinin şu bitmez tükenmez “bölgede güçlü ve etkin devlet” olma hayali için, daha fırına kaç kişi atacaksınız? Daha ne kadar yoksullardan cihadçı, uzman çavuş ve ceset yapacaksınız?

Sosyal medyada haklı olarak, Beşiktaş ve Kayseri’den sonra linç histerisi körükleyenlerin şimdi neden susup kaldığı soruluyor. Çünkü söz zaten çoktan bitti, çüreyen kapitalizm ve devletinde artık sadece kan konuşuyor!

Türkiye tekelci kapitalist devleti derhal Kürdistan ve Suriye’den çekilmelidir!
Askere gitme, çocuğunu askere gönderme!
Uzma çavuşluk ve paralı askerlik kaldırılsın!
Bu pisliği sosyalist devrim temizler!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*