Anasayfa » DÜNYA » Castro yaşamını yitirdi

Castro yaşamını yitirdi

cheyfidelKüba Devrimi’nin önderi Fidel Castro yaşamını yitirdi.

Küba’yı ABD emperyalizminin burnunun dibinde bir devrim adası haline getiren ve ABD’nin işgal girişimlerini geri püskürten Castro liderliğindeki KKP, özellikle Küba’daki emperyalist tekel kollarını kamulaştırmasıyla, toprak reformunu gerçekleştirmesiyle, Latin Amerika’daki diğer devrimci hareketlere destek vermesiyle, antiemperyalist antifaşist devrimci demokratik halk hareketleri açısından bir esin kaynağı haline geldi.

ABD emperyalizminin Domuzlar Körfezinden işgal girişiminin püskürtülmesinin ardından Sovyetler Birliği’ne daha fazla yakınlaştı ve bağımlı hale geldi. Tüm küçük işletmelerin de kamulaştırıldığı sosyalizme geçiş programı, başta halk sağlığı, eğitim, spor, kültür-sanat gibi alanlarda halen sahip olduğu esinleyici başarılarına karşın, bürokratik-revizyonist Sovyetler Birliği’ne olan bağımlılık ve bunun dayattığı mono-kültür (şeker pancarı) ekonomisi, ve sosyalist devrimci demokrasiye yer vermeyen artan bürokratik yozlaşma nedeniyle, ekonomi ve yönetim anlayışında aynı başarıyı gösteremedi.

Sovyetler Birliği ve Doğu Blokunun çöküşü Küba’da derin bir ekonomik ve siyasi krize yol açtı. Bu dönemde Castro, “bürokratik yozlaşmaya karşı” yoğun bir kampanya ve operasyon başlattı. Bazı politbüro üyeleri, bakanlar, üst düzey bürokratlar görevden alındı, Komünist Parti üyelerinin sayısı yüzde 70 oranında azaltıldı. Bu dönemde Castro “Sosyalizmin başarısız olduğunu söylüyorlar. Peki kapitalizmin Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki başarısı nerede?” diye haklı bir soru sorarak, sosyalizmi savunmaya devam etse de, savunduğu bu sosyalizm anlayışı kamusal mülkiyet ve komünist parti yönetiminin pek ötesine geçmediği gibi, ondan bile geri adımları içeriyordu.

Bürokrasiye karşı bu yukarıdan operasyonlar, aşağıdan proleter devrimci demokrasi organlarının geliştirilmesi ve canlandırılmasıyla birleştirilmedi. Tam tersine kapitalist restorasyonun önünü açmaya dönük bazı adımlarla birleştirildi. Ücretler peso olarak ödenirken, dolarizasyona dayalı paralel bir piyasa ekonomisi gelişmeye başladı. İthalat ve ihracatta devlet tekeli kaldırıldı, yabancı tekellerle ortak özel yatırımların önü açılmaya başlandı. Kitlelere dönük yeniden dağılım mekanizmaları sınırlandırıldı.

Bunlar parti, bürokrasi ve halk içinde, halen görünüşte özel mülkiyet sahibi olmasalar da ayrıcalıklı tabakaların gelişmesini kolaylaştırdı ve hızlandırdı.

Castro’nun yaşlılığı ve hastalığı nedeniyle yerine geçen kardeşi Raul Castro ise, devlet işletmelerinde çalışanların sayısısının 1 milyon kişi azaltılması, küçük işletme ve serbest mesleklere özel mülkiyet serbestisi tanınacağı, yabancı sermaye yatırımlarına 99 yıllığına toprak kiralanabileceği, Kübalıların oturdukları evleri devletten satın alabilecekleri ve çocuklarına miras bırakabilecekleri, bir özel mülkiyet ve kapitalist restorasyon programı başlattı.

Küba devriminin ilk yaptığı şeylerden biri Latin Amerika halklarının katili emperyalist United Fruits’i (büyük Kübalı şair Nicolas Guillen’in şiirlerinden hatırlanacaktır) kapatmak iken, şimdi Küba’da McDonalds’ların açılması, tepki çekti. Keza Obama’yla anlaşmalar, Papa’yla kucaklaşmalar.

Küba diğer taraftan Venezuella’da Chaves, Ekvador’da Morales, Brezilya’da Lula ile ilişkilerini geliştirerek iç ve dış dengeyi korumaya çalıştı.

Bugün Küba Komünist Partisi içinde iki eğilim olduğu söylenebilir: Bir yanda kapitalist restorasyonu ve emperyalist kapitalizme bağımlığı hızlandırma yanlıları, diğer yanda ise tümü farklı ve birbiriyle çelişkin biçimlerde özyönetimi savunan komünistler, sosyalistler, Che Guevaracılar, troçkistler, anarşistler, Chavezciler, radikal demokrasiciler…

Castro’nun ölümü, Küba’da hem parti hem de kitleler içinde, hem bu iki kesim, hem de ikinci kesimin kendi içinde güç mücadelelerini artıracaktır.

Brezilya’da Roussef’in yargı darbesiyle indirilmesi, Venezuella ve Bolivya’da derinleşen ekonomik ve siyasi kriz ve toplumsal-siyasal çalkantı ve çatışmalar… Ve Küba’da Castro’nun ölümü, Latin Amerika’da bir dönemi, gerçekte bir ara dönemi kapatıyor.

Ancak neoliberal kapitalizmin de yerlerde sürünmesi ve iflası, Latin Amerika’da işçi sınıfı ve kitlelerin güçlü mücadele ve aşağıdan inisiyatif geleneği, neoliberallerin hevesini kursağında bırakabilir.

Latin Amerika, ya Castro’dan, Chavez, Morales’lerden ileriye, sosyalist devrimci demokrasiye, gerçek ve gelişkin sosyalizme, sosyalist devrimlere doğru yürüyecek, ya da daha geriye, doğru kırılacak. Tayin edici olan her yerde olduğu gibi sınıf mücadelelerinin gelişim seyri ve gelişkin bir komünist önderlik sorunu olacak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*