Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Çapa’da direniş çadırı söküldü

Çapa’da direniş çadırı söküldü

Çapa’da taşeron işçilerinin bugün yaptığı basın açıklaması, havanın yağışlı olmasına rağmen basının ilgisi büyüktü.
Özellikle iş cinayetine kurban giden kardeşimizi andık. Ardından çadıra yapılan saldırının acizlik olduğunu ifade ettik. Öyle ki, ücret kesintisi ve işten çıkartmaların sık sık gündeme getirildiği şu günlerde, birlik ve mücadeleye olan inancımız daha da güçlü olacak.
Çadırın kaldırılmasıyla ilgili yaptığımız basın açıklamasına Tabip Odası Başkanı Taner Hoca, SES Aksaray Şubesi temsilcileri, Dev Sağlık-İş, TAŞ İŞ DER, Tüm Sağlık Sen eski genel başkanı, Gökkuşağı Hareketi sözcüleri, Eğitim Sen 1 nolu şube üyeleri de katıldı.
Söz alan konuşmacılar hem iş cinayetini hem de çadıra müdahaleyi kınadılar ve bugünden itibaren hastanenin her alanının çadır yeri olduğunu, mücadelenin daha da örgütlenerek yürütüleceğini, gerekli cevabın verileceğini dile getirdiler.
Polisin yoğun güvenlik aldığı ve çadır yerinde kurulacak bir masaya bile izin vermediği ve gerekçe olarak Rektörlük ve Valilik emri olduğunu söylediği kuşatmaya rağmen, işçi arkadaşlar ve dayanışma için gelenler yağmura rağmen basın açıklamasından önce ve sonra çadır yerini terk etmediler.
Mücadelenin yol haritasıyla ilgili olarak bu akşam yapılacak toplantıdan çıkacak kararlar beklenecek.

Haftalık basın açıklamasında okunan metin aşağıdadır:

Basına ve Kamuoyuna (01.08.2012)

Dün İş Cinayeti, Bugün Taşeron İşçisinin Çadırına Saldırı:

İstanbul Üniversitesi Yönetiminin Suçları Her Gün Artıyor: Yönetim İstifa!
Değerli Basın Emekçileri,
Dün Mono Blok 6. kattan düşen işçi, 1976 Sinop doğumlu Serkan Borucu “boyun kırılması” sonucu öldü. İşçinin ölümü kayıtlara “şüpheli ölüm” olarak geçti ve gece Adli Tıp Kurumuna götürüldü.
Serkan Borucu’yu tanımıyoruz; ancak güvencesiz ve ölümü göze alacak kadar işe ve ekmeğe ihtiyacı olan, bizim gibi bir işçiydi. İstanbul Üniversitesi yönetimi, sorumsuzca işçi çalıştırdığını kanıtladı. Serkan kardeşimizin ailesine başsağlığı diliyor, yakınlarının acısını paylaşıyoruz. Serkan’a sözümüz olsun bugünkü üniversite yönetiminden, Dekan’dan, Başhekimden, Rektörden bunun da hesabını soracağız.
Değerli Basın Emekçileri,
Hastane yönetiminin işçi çalıştırma biçiminin nelere mal olduğunu görüyorsunuz. Üniversite yönetimi merdiven altı atölyelerde dahi yapılmayacak kadar yasadışı işçi çalıştırmaktadır. Kuşkusuz, bu cinayetin sorumluluğunu da almayacak, taşeron işçisine karşı nasıl taşeron firmayı öne sürüyorsa, bu cinayette de birkaç kişiyi suçlayıp aradan sıyrılmaya kalkacaktır.
Soruyoruz: Üniversite, tamamen hukuksuz, güvencesiz ve işçilerin canına mal olan sorumsuz davranışından ne zaman vazgeçecek?
Taşeron işçiler olarak iş cinayetine karşı duyarsız olamazdık ve basına haber verdik. Duyurduk. Aynı günün gecesi, sabaha karşı taşeron işçilerinin ücret kesintilerine karşı kadro talebiyle yürüttükleri mücadelenin simgesi olan Direniş Çadırı zorla yerinden sökülüp kaldırıldı. Başhekimlik ve Dekanlık saldırganlaştıkça hukuksuzluğa gömülüyor.
163. günün sabahı saat 05.00 sıralarında yapılan bu operasyonda ne dernekten ne de sendikadan bir tanık bulundu. İçerisinde özel eşyaların, sendika ve dernek evraklarının, mutfak malzemelerinin olduğu çadır akibeti de belirsiz. Üniversite beş buçuk aydır burada duran çadırı bugün kaldırıyorsa, haksız ve hukuksuzdur.
Rektör yardımcısı Kamil Adalet’in bilgisi dahilinde ve onun verdiği söze karşılık çadırımız buradaydı. Demek ki, rektörlüğün sözü de boşmuş!
Sabaha karşı saat 05.00’de çadırın ve eşyaların zorla yerinden sökülüp kaldırılması Dekanlığın gayri meşru iş yapma alışkanlığının son örneği olmuştur. Derneğe veya sendikaya hiçbir bildirimde bulunmadan yapılan bu saldırıyı protesto ediyoruz.
Değerli Basın Emekçileri,
Üniversite yönetimi neden korkuyor? Haksız ve hukuksuz değilse neden çadırımıza beş buçuk ay sonra sabaha karşı operasyon düzenliyor? Bu davranışlar acizliktir, suçlu psikolojisiyle davranan Başhekimliğin işçinin adaletinden kaçamayacağını bilmesini istiyoruz.
Neden çadır kurduk? Çünkü kazandığımız davaların kararlarını, Çalışma Bakanlığı Müfettişlerinin raporlarını uygulamıyorlar, taşeron sistemine son verip kadrolu işçi çalıştırmıyorlar.
Yetmezmiş gibi Ocak ayından buyana 250’ye yakın taşeron sağlık işçisini işten çıkardılar.
O da yetmemiş olacak ki, 1000 TL civarında ücret alan taşeron işçisinin Temmuz ayı asgari ücret zammını vermeyip, ilaveten 91 TL ücretini kesmek istiyorlar. Yol parasını vermedikleri gibi, servis de vermiyorlar.
Bizler İstanbul Üniversitesi taşeron işçileri olarak üniversite yönetimini hukuka uymaya, mahkeme kararlarını uygulamaya çağırıyoruz. Taşeron şirketin yasadışı ihalelerle işçi çalıştırmasına son verilmesini, sağlık işinin ekip işi olarak kadrolu ve güvenceli sürdürülmesini istiyoruz.
Bunlar bizim kazanılmış haklarımızdır ve sonuna kadar da takipçisi olacağız! Direne, direne kazanacağız!
İş cinayetinin sorumlusu hastane yönetimidir!
Ücretleri kesen hastane yönetimidir!
İşçi çıkartan hastane yönetimidir…
Yönetim istifa, İşçiler Kadroya! Temmuz Zammına, Ücret Bordroma Dokunma!
TAŞ İŞ DER – Direniş Çadırı

soldefter.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*