Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Çağrı merkezi işçileri Türkiye’nin saldırgan dış politikasını ve bölgeyi tartıştı

Çağrı merkezi işçileri Türkiye’nin saldırgan dış politikasını ve bölgeyi tartıştı

Telekomünikasyon, finans, bilişim sektörlerinin çağrı merkezilerinde çalışan bir grup çağrı merkezi işçisi, Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik saldırgan dış politikasını, Suriye’de yaşanan katliamları ve bu bağlamda bölgede yaşanan diğer gelişmeleri kendi cephesinden resmedebilmek, patronlar ve çıkarları odaklı ortaya çıkan gelişmelerin işçiler için anlamını ve kendi tutumlarını tartışabilmek için bir araya geldi. Türk, Arap, Kürt işçilerin yer aldığı bileşim sayıca sınırlı olmasına karşın hem farklı iş kolu bağlantıları ve ulusal kökenleriyle bir zenginlik içeriyor, konu üzerinde ise sınıfsal konumlarından yola çıkan bir bütünlük oluşturuyordu. Söyleşide öne çıkan konuşmaları, görüşleri aktarıyoruz:

12 saat çalıştıranların sloganı

-İlk olarak söylemem gereken şey son yıllarda hükümetin sürekli öne çıkardığı Suriye’ye müdahale söylemi ile hiç bir çıkar ortaklığımızın bulunmadığıdır. Şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla Suriye’de çok sayıda insan öldü. Bunların orada yaşayan patronlar olmadığını tahmin etmek zor değil. Kullanılan söylemler burayı da savaş alanına çevirdiğinde ölen bizler olacağız. Hükümetin politikalarının kendi yaşamımızdaki karşılığını görüyoruz. Ücretler düşük, hukuk bizi daha fazla sömürebileceği yere kadar esniyor. Ben yeri geliyor 12 saat çalışıyorum. Beni 12 saat çalıştıranların, bu şekilde çalışmayı dayatanların savaş sloganıyla benim nasıl bir ortaklığım olabilir. Hem de sonucunda ölen yine bizler, yoksullar olacak.

-Ben de katılıyorum. Suriye ile Mısır ile ilgili çığlıklar atanlar ülkedeki yaşam standartlarının ne durumda olduğunu görmüyor, görmek istemiyor.

-12 saat çalıştıranlarla, hükümet politikalarının birlikte olduğunu söylememiz iyi oldu. Bu noktadan yola çıkarak savaş gündeminin neden öne çıkarıldığını da görebiliriz. Suriye’de ya da Ortadoğu’nun herhangi bir parçasında Türkiye’nin yapmak istedikleri patronlar sınıfının çıkarları tarafından belirleniyor. Sermayedarların daha fazla kar için daha da düşük ücretlerle işçi çalıştırmak istedikleri sektörümüzden iyi biliyoruz. Burada işçi ve emekçilerin kanını dökerek yapmak istedikleri şey de tam olarak bu. Daha düşük yaşam koşullarının olduğu, işsizliğin yaygın olduğu bölgede ücretleri de çok daha düşük tutabilecekler. Sermayedarların bu bölgeyi tamamen bu hisle arzuladıklarını düşünüyorum. Üretim yerleri kaydırılacak ve ücretler düşünce karlar artacak.

-Bu olay çağrı merkezlerinde de çok yaşanıyor. Türkiye’de de çağrı merkezleri sanayileşmenin fazla olmadığı, işsizliğin çok olduğu yerlerde açılmaya başladı. Afyon, Gümüşhane, Urfa, Erzurum, hep bu illere yapıyorlar yeni yatırımları. Malatya’dan Ankara’ya yürüyen arkadaşımızın durumu da bununla benzeşiyor. 1000’in üzerinde işçi çalışıyormuş CMC Malatya’da. Hem günü geliyor 14 saat çalışıyor hem de asgari ücretin altında ücret alabiliyorlarmış. Buna rağmen insanların çalışmaya devam ettiğini söylüyor. Dünya genelinde de daha önce yaptığımız tartışmalarda çağrı merkezlerinin durumunun bu olduğunu söylemiştik. ABD, İngiltere, Almanyadaki büyük şirket çağrı merkezini Hindistan’a, Türkiye’ye açıyor. Suriye’de patronlar istediklerini yaptıklarında artık İstanbul’daki sermayedarda daha ucuz, daha az hakla işçi çalıştırmak için Halep’e çağrı merkezi açabilir. Buna benziyor. Elbette sadece bu küçük bir örnek ama ana mevzu diğer sektörleri de katarak bunun üstünden dönüyor.

-Daha fazla sömürü için daha fazla kan. Formül böyle birşey. Bizim kendimizi ya da diğer ülkedeki işçiyi sömürenlerin söylemlerine ortak olmamamız gerekiyor.

Bizim birlikte olduğumuz bir grup varsa o da oradaki işçiler, yoksullar, katledilenler

-Bir de şimdiki durumu var ülkenin. Esad’ı destekleyen ülkeler var. Ne Suriye’de ne de Rusya’da, Çin’de işçiler daha iyi durumda değiller. Çin’deki işçi ölümlerini, kötü koşulları sürekli okuyoruz. Suriye’de işçilerin durumu da kötüydü, Rojava’da Kürtler eziliyordu vs. Aslında bir sömürü durumuyla başka bir sömürü durumunun savaşı olur, ABD’nin Türkiye’nin Esad’ın savaşı.

-Güzel nokta. Ayrıca Rusya’da da çağrı merkezi işçilerinin durumu iyi değil. Türkiye gibi son yıllarda en çok çağrı merkezi işçisi sayısı artan ülkelerden biriydi. Bizim gibi sosyal haklar, örgütlenme hakları konularında da sorunları anlatılıyordu bir yazıda. Patronların kendi içlerindeki para savaşının hiç bir yönü iyi değil. Suriye konusunda bizim birlikte olduğumuz bir grup varsa o da oradaki işçiler, yoksullar, katledilenler. Türkiye eğer tekrarlayıp durduğu savaş söylemini uygulamaya koyarsa karşı çıkmak için herşeyi yapmak gerekiyor.

12 saat çalışanların siyaseti

-Arap Baharı dedikleri olaylar silsilesi sisteme karşı eylemlerle başlamadı mı? Bunların yoksul halkın hareketi olduğunu görüyorduk. Suriye’de de buna benzer eylemler vardı. Şimdi çok farklı bir noktadayız. Patronların cephelerini konuşuyoruz. Biz herhangi bir yerde duramıyoruz. İşçiler neden kendi kimlikleriyle bu çatışmalarda taraf değiller?

-Sömürücü siyasetlerin içerisinde eriyip gitti Suriye’deki işçi, emekçi, yoksul çığlığı. Ya da sünni-alevi olarak onları da böldüler. Patronlar birlikteydi oysa. Örneğin alevi tarafı olarak söylenen Esad rejiminde sünni-alevi patronları birlikteydi. Bunun benzerini mezhepçilik, ya da sünni-laik olarak burada da görebiliyoruz. İşçilerin toplam bir birlikteliğe ihtiyacı var. Patronlar saldırıyor, siyaset yapıyor. Bizim de yapmamız gerekli. Onları teşhir edecek ve 12 saat çalıştıranların değil 12 saat çalışanların siyaseti. Burada biz kanı ya da sömürüyü değil bölgeden bunları kaldırmanın taraftarı olacağız, böyle bir gelecek kurmak isteyeceğiz.

-Mısır’da da aynı şey oldu. 14 milyon kişinin çoğu tabanın taleplerini yansıtan sloganlarla alana çıktığını söylüyorduk. Şimdi Mursi yandaşları ve Sisi yandaşları arasındaki mücadelede ezildik. Biz siyasetten uzak durdukça siyaseti patronlar yapar ve bize kapitalizmin devamını sağlayacak çeşitli partilerinin kuyruğuna takılmaktan başka rol düşmez. Türkiye’de dahil bölgede işçiler adına bir öncülük sorunu var. Onları dışarıda bırakan bir siyaset üretme sorunu var. İşçi sendikaları var ama güçlü işçi partileri, sosyalist partiler yok. Kanı ve sömürüyü defetmek için patron partilerine değil kendi siyasetimize ve bunun aracına ihtiyaç var.

-Evet bence de öncülük sorunu var. Tamam ABD’ye karşıyız. Rusya’ya da dedik. Türkiye’nin rolüne dair birşeyler de söyledik. Bunların tümü emperyalist ülkeler ve sömürüye, kara dayanan siyaset yapıyorlar. Fakat şu anda başka bir siyasal alternatifin kendini gösterememesi işçileri de bu taraflara ya da patron partilerine yüz çevirmek durumunda bırakıyor. Öncü kesimler var elbette fakat yaygın değiliz. İş yerlerinde yaşadığımız sorunlara dair çözüm için dahi bu konuyla ilişkili olmak, siyasal sloganlara da sahip olmak gerekli. ABD’nin, Rusya’nın olduğu kadar AKP’nin, CHP’nin durumu da belli. Geçen gün bir arkadaş CHP’nin gelmesinin sol siyaset için iyi olacağını söylüyordu. Dedik ki arkadaş, bu adamlar taşerona karşıyım diyor taşeron işçi çalıştırıyor, işten atıyor. İşte bu partilerin ne olduğunu gördüğümüz durumda kendimiz siyasetle uğraşmaya başlamalıyız.

Süper bir şey

-Artık sadece Ortadoğu ya da yakın bir kaç ülke değil tüm dünyayla bağlantı içinde gerçekleşiyor üretim. ABD’deki Burger King çağrı merkezi Hindistan’da, Luftansa İstanbul’da. Sorunlar ortak, patronlar ortak. Ücretler değişiyor belki ama ülkelerin yaşam koşullarıyla birlikte düşündüğümüzde ağır sömürü koşullarında yaşadığımız gerçeği değişmiyor. Dünyanın bir yerindeki siyasal olay örneğin Suriye, sadece alıştığımız ABD’yi değil, Fransa’yı, Almanya’yı, Çin’i, Rusya’yı getiriyor. Siyaset üretme sorunu ya da işçi sınıfının örgütlenmesi sorunu da bizim aklımıza aynı şirket altında çalıştığımız farklı ülkelerdeki işçileri de getirmeli. Suriye’deki iç savaş, bir sürü mültecinin de gelmesine neden oldu. Geçen gün arkadaş gördüğü ikisinin ne kadar kötü koşullarda çalıştığını anlatıyordu.

-Ayrıca konuştuğumuz müdahale gibi gündemlerde sadece Türkiye tarafından gerçekleştirilmeyecek. Çok uluslu kamplar var. Savaş karşıtı mücadele de aynı şekilde çok uluslu verildiğinde güçlü olur. Aynı anda ABD, Fransa, Türkiye…’dan eylemler geldiğini, işçilerin iş bırakıp bankaları vs. kilitlediğini düşünebiliyormusunuz? Ne süper birşey olurdu.

Aksi nasıl bir şey olurdu

-Kahrolsun bağzı sınıflar o halde. Türkiye’de bu dış politikaya ama sadece bunla sınırlı değil içerde dışarda her yerde sömürüyle 0 sorun, işçiye 0 hak politikasına Gezi direnişi gibi kitlesel eylemler olabileceğini düşünüyormuyuz?

-Olabilir. Sonuçta insanların yıllardır yaşadıkları bir birikim yarattı. Gezi’den sonra toplumun hareketlere daha duyarlı olduğunu söyleyebiliriz. Göze batan gündemler büyük tepkiler doğurabilir. Sokakta olmaktan alınan keyfin unutulduğunu düşünmüyorum. Siyasal gündemlerle kurduğumuz ilişki, Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve işçileri gündemimizde tutmalıyız. Daha fazla sektörden işçinin gündemine sokmak gerekiyor. Bu tür toplantıların bileşimini genişletmek gerekiyor.

-İşyerlerimizde sadece ücret, çalışma koşulları, örgütlenme başlıklarını değil siyaseti de gündemleştirmeliyiz. Evet konuşuyoruz elbette siyaseti de tüm yaşamı da. Ama sistemli hale getirirsek bu bileşime daha fazla arkadaşımızı katabiliriz.

-Gezi sektördeki çalışma da dahil olmak üzere gelişmeler yarattı. Ama sadece insanların bu biçimde siyasallaşmasını beklemek yetmez. İhtimali arttırmak için çalışmalıyız. Dahası sorun bir kaç ayda gündemleşip, bir kaç ayda uçacak bir mesele değil. Her zaman başlıklar arasında bulunması gereken şeyleri konuşuyoruz.

-Alternatif konusunda daha da çok şey öğrenmek ve tartışmak gerekiyor. İşçiler nasıl bir Suriye, Ortadoğu, Türkiye tasarlıyor. Karlı, kanlı Ortadoğu’yu görüyoruz. Aksi nasıl birşey olurdu. Canlı şeyler söylemek, kafamızda biraz tasarlayabilmek gerek. Bunun için başlığı gündemde tutmayı sürdürmek, başka yönlerden de konuyu tartışmak gerekiyor.

 

Bir yorum

  1. bu yazı manşette çok az kalmış oldu. bi kaç haber daha girerse sitede de görünmez hale gelecek. girdiğimiz haberleri. günün içinden dışında işçi sınıfı, gündem, kent-yaşam, kürt sorunu vb. sekmelerini de işaretlersek site ana sayfada görünen haberler de sürekli güncellenmiş olur. ayrıca önemli yazılarımız da hızla sitede görünmez hale gelmez.
    kolay gelsin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*