Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Büyük metal fabrikası işçileri hareketleniyor

Büyük metal fabrikası işçileri hareketleniyor

Bursa Bosch fabrikasında yetki gerilimi sürerken, MESS ve Türk Metal’in kolkola sefalet zammı dayatmasına karşı Eskişehir Arçelik ve Bursa Renault fabrikalarındaki metal işçileri de hareketlendi.

Eskişehir’de Arçelik Buzdolabı Fabrikası işçileri, Türk Metal Sendikası’nın önceki akşam fabrikada  açıkladığı TİS taslağına karşı dün eylem yaptı. Tepkilerini fabrikada yemek yemeyerek gösteren işçiler, sendikanın tüm ikna çabalarına rağmen iş çıkışı OSB ile şehir merkezi arasında 10 km yürüyerek Türk Metal Sendikası’na tepkilerini dile getirdi.

Polisin müdahale ettiği işçiler trafiği tek şerit kapatarak Ankara yolundan Eskişehir’e doğru yürüdü. Yürüyüş boyunca ‘Türk Metal istifa’ ‘başkan şaşırma sabrımızı taşırma’, ‘Satılmış sendika istemiyoruz’, ‘Türk Metal istifa’ ‘İşçiyiz hakkımızı alacağız’ sloganları atıldı.

Bursa’daki Renault fabrikasındaki işçilerin de yemekhanede kaşıkları masalara vurarak protesto yapıyor ve Türk Metal temsilcilerini her gördükleri yerde yuhalıyorlar…

Birleşik Metal-İş TİS sitesinden:

Metal işçileri görüşmeler başlamadan duruma müdahale ediyor…
10 Kasım 2012

İşbirlikçi dayatmacı toplu sözleşme geçen sözleşme dönemi metal işçilerinin mücadelesinden çok çekti. Bu yıl daha fazla çekeceğe benziyor. 9 Kasım akşamında başlayan sarı sendikayı protesto eylemleri 10 Kasım’da devam etti. Eskişehir’de 1000′in üzerinde Arçelik işçisi servislere binmeyerek yürüdü ve sendikayı istifaya çağırdı. Bursa’da Renault fabrikasında yemekhanede büyük bir protesto gerçekleştirildi. Protestoların odağında işbirlikçi Türk Metal’in 9 Kasım 2012 tarihinde açıkladığı toplu sözleşme teklifi var. Bölgelerde tepkilerini ortaya koyan Türk Metal üyesi işçilerle arkadaşlarımızın yaptığı görüşmelerde işçiler tepki göstermelerinin nedenlerini şu başlıklar altında topladılar.

1) 5,50 TL saat ücretinin altında kalanlara istenen 40 kuruşluk zam düşüktür.

2) Saat ücreti 5,50  ile 6,90 TL arasında olan işçiler 2002 ve 2004 ve 2006 tarihinde işe girenlerdir ve büyük çoğunluğu oluşturanlar bu işçilerdir. Bu işçiler düşük enflasyon zamları nedeniyle aynı işi yapan 2002 öncesi işe giren işçilere göre çok düşük ücret almaktadırlar. Bunlar iblağ dışında bırakılarak dışlanmışlardır.

3) Bir taraftan 40 kuruşluk iblağ istenip diğer taraftan yüzdeli zam talep edilmesi zaten arada büyük bir uçurum bulunan ücretleri iyice adaletsiz hale getiriyor. Türk Metal 2002 öncesi ile 2002 sonrası girişlilerin ortak taleplerini ortaya çıkarmak yerine her iki kesimi de kandırmaya çalışıyor.

4) Sarı sendikaya güvenmiyoruz.
Türk Metal üyesi işçiler esas olarak bu nedenlerle Türk Metal’i protesto ediyorlar. Geçmiş yılların deneyimleri bize şunu gösteriyor, Türk Metal ruhunu sermayeye sattığı için bu tür işçi protestoları onları yolundan çevirmeye yetmeyecektir. Hatırlayın geçtiğimiz sözleşme döneminde T. Metal’in teklifinin düşük bulan Bosch ve Renault işçileri tepkilerini ortaya koymuşlar ama sonuçta sözleşme bir bayram arifesinde ve bir gece bitirilmişti.
Metal işçileri tepkilerini ortaya koymakla iyi yapıyorlar. Ama sadece tepki göstermek bu işbirlikçi yapıyı hizaya sokmaz. İlk adımda açıklamış oldukları toplu sözleşme teklifini değiştirmeleri için tepkilerini daha da yoğunlaştırmalılar. İkincisi kendilerine sorulmadan imza atılmayacağının güvencesini istemeliler ve kulaklarını Birleşik Metal İş’ten ayırmamalılar.
İşbirlikçi sendika tarihinde ilk defa sözleşme teklifini MESS’e sunmadan kamuoyu ile paylaşıyor.

Aslında zorunda kalıyor.

2010 sözleşmesinde Birleşik Metal İş ve üyelerinin verdiği mücadele bir ders çıkarmış görünüyorlar.

Bu dönem anlaşılan Birleşik Metal İş’i takip etme kararı almışlar.
Biz 6 Kasım’da Gebze şubesinde yaptığımız toplantı ile teklifimizin detaylarını kamuoyu ile paylaştık ve biliyorduk ki

Türk Metal de teklifini açıklamak zorunda kalacak.

İkinci olarak da bizim teklifimizden kopya çekecek.

Hiç bir kopya aslına benzemediği için açıkladıkları taslak üyeleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Teklifleri çelişkilerle dolu: 2002 sonrası girişlilere iyileştirme yapacağız diyorlar, ama iyileştirmenin büyük bir bölümünü 2008 sonrası girişlilere yapıyorlar.

Asıl mağdur olan 8-10 ve 12 yıllık işçileri iyileştirmenin dışında tutuyorlar.

İkincisi ücretlerde iyileştirme yapılmasının mantığı ücretler arasındaki makasın kapatılmasıdır. Oysa iyileştirmenin ardından yüzdeli zam önererek dengeyi iyice bozuyorlar.

Bir örnek vermek gerekirse iş gruplandırması uygulanan bir işyerinde MESS’in kendi araştırma verilerine göre 6. grubun en düşük ücreti 4,32 TL en yüksek ücreti ise 15,76 TL. Aradaki fark, 11,44 TL. Türk Metal’in teklifine göre en düşük ücret 5,57′ye en yüksek ücret 18.60′a  aradaki fark da 1,59 TL daha artarak 13,03 TL’ye yükselecek. Üstelik bu işçilerin her ikisi de aynı işi yapan işçiler.

Hazırladıkları teklife inanmadıkları, teklifin detaylarında kayboldukları için basın açıklamasına bir cümle koymayı ihmal etmemişler: “Teklifimizi  verene kadar, gelişmelere bağlı olarak, taslak üzerinde değişiklikler olabilir.”

Biz eminiz. Türk Metal bu taslağı değiştirecek, değiştirmek zorunda kalacak.

Türk Metal üyesi işçiler ilk kez bir fırsat ele geçirdiler. Bu güne kadar sözleşme ile ilgili görüşlerine dahi başvurmayanlar, Birleşik Metal İş’in geçtiğimiz dönem verdiği kararlı mücadelenin sonucunda taslaklarını duyurmak zorunda kaldıkları gibi, değiştirmek zorunda da kalacaklar. Taslağın değiştirilmesi tek başına yeterli olmayacaktır. Aynı zamanda tüm toplu sözleşme sürecinin metal işçilerinin bilgisi ve onayı ile yürütülmesinin de sağlanması gerekiyor.

Arçelik Eskişehir Fabrikasından bir işçinin mektubu:

Çocuklarımızın geleceğini düşünerek mücadeleyi başlattık

Merhaba arkadaşlar ben 20 senedir Arçelik’te çalışan Türk Metal sendikası üyesi bir işçiyim. Bu yazıyı yazarken ilk etapta tereddütlerimiz vardı. Ancak arkadaşlarımızla da konuşup dertlerimizi, sıkıntılarımızı ve sesimizi duyurmamız için önemli bir yöntem olduğunu, daha önce de buradan benzer bir yazının yazıldığını, sesimizin duyurulmaya çalışıldığını konuştuk. Adı Arçelik olan bu yerde, işçinin yüzünü artık hiç mi hiç güldürmeyen, günden güne haklarımızı budayan bizi görmeyen, bizleri duymayan ve her geçen gün daha fazla hatasız, sorunsuz üretim isteyen ama bunun yanında bizlerin taleplerini hiç mi hiç göz önünde bulundurmayan bir sendika ve işletme bulunmaktadır. Konuştuğumuz insanlar “Arçelik işçisi misin? Tamam canım daha ne istiyorsun kaymak gibi işin var” diye söylüyor. Hani derler ya içi seni dışı beni yakar misali. Fabrikamızda sorunlar buradan ne bizim yazarak bitreceğimiz ne de sizin okuyacağınız gibi değil, ancak son gelişmelerden biraz bahsedersek yeteri kadar açıklayıcı olacaktır.

Dertlerimizi sıralamaya başlamadan önce ben ve arkadaşlarım Bosh’ta gerçekleşen sendika değiştirme ve bizim diğer bir işletmemiz olan Eskişehir’deki fabrikadaki yemek boykotunu önemsiyoruz. Arkadaşların taleplerine baktığımızda çoğu bizimki ile eş değer. Mesela kendimden bahsedecek olursam, 20 yıldır bu işletmede çalışıyorum ve saat ücretim 9.83’tür. Bu da 1.650 gibi bir tutara tekabül ediyor. Arkadaşlar, bu zaten tabloyu göstermektedir. Yine bir diğer 9 senedir çalışan arkadaşımızın saat ücretine bakacak olursak 5.85 civarında 6 bile değil. Yani yeni giren bir elemanla 1 TL’lik bile bir fark yok neredeyse. Bunun dışında aldığımız ücretin hepsi giydirilmiş ücrettir. Yani ikramiye ve diğer sosyal haklarımızda ücretimizin içerisindedir.
Zaten bakacak olursak Türk Metal’in örgütlü olduğu tüm işletmelerde bu böyledir. Sorsanız hep en iyi zamları alırlar en iyi sözleşmeleri yaparlar. Biz herkesin nasıl bir geçmişe sahip olduğunu nasıl sözleşmeler yaptığını çok iyi biliyoruz. Bu fabrikada vakti zamanında uzlaşma olmadı ve greve çıkacağız denildi greve çıkmaya 1 dakika kala gece saat 24.00’da yüzde 1’lere imza atıldığı günleri yaşadık. Daha geçen dönemi hatırlayalım enflasyon oranında zam aldınız bir de en iyi zammı aldık diye reklam yaptınız. Geldiniz fabrikada kendi taraftarlarınıza alkış tutturdunuz. En büyük işçi kıyımları yapıldı en çalışkan, işe gerçekten ihtiyacı olan arkadaşlarımızı işten çıkartıldı. Daha geçen yılbaşından bu yana 150’yi aşkın işçi çıkışı oldu. Bu işçiler neden çıktı? Neymiş çıkışları serbest bırakıyorlarmış. İşçi tabi çıkmak ister yoğun stresten, sömürünün daniskasından kurtulmak hazır eline iyide bir para geçecek tabi çıkmak isteyecektir. Çıkan işçilerin hepsi şimdi geri dönmek istiyor ve bu da onların kabahati günahı oluyor. Yukarı da Allah var bizi kandırmaya çalışıyorsunuz ya onu nasıl kandıracaksınız siz sadece kendinizi kandırırsınız, kendinizi inandırırsınız.

Yıllardır kendi adamlarınızı seçmeli bir şekilde atama usulü ile temsilciliğe yerleştiriyorsunuz. Madem bu kadar yürekli olduğunuza inanıyorsunuz, Bosch’a getireceğin demokrasiyi Arçelik ve diğer işletmelerine de getir. Koy birer sandık, adaylar belli olsun adil bir seçme ve seçilme hakkı sunulsun o zaman sendikacılık anlayışına ve işçi sendikası olduğuna inanayım. Herkes bu durumun çok iyi farkında siz daha halledemediğiniz yetki sorununu aşın önce. Neymiş sendikamız genel başkanı sayın Pevrul Kavlak çalışma bakanıyla görüşüyorlarmış bu sorunu en kısa bir sürede halledecekmiş. Bakanlar kurulunda onaylanan yasa tasarısı meclisten geçmeden nasıl oluyor da yasallaşıyor çocuk mu kandınılıyor? Sorsanız kıdem tazminatı konusunu da bunlar engelledi. 100 bin üyesi olduğu halde üretimden gelen bir gücü görmezden gelen siz mi?

Arkadaşlar daha anlatacak sıkıntımız çok yani bu ne satırlara sığar, ne kağıtlara. Yeni gelen genç kuşağa çok üzülüyorum. Ben artık geldim gidiyorum demeyeceğim. Çok şükür yine ben çıkarsalar da alacağımız bir tazminat var ama bu genç arkadaşlara gerçekten çok üzülüyorum ve bu saatten sonra bu arkadaşlar ve çocuklarımın da geleceğini düşünerek 5-6 arkadaşımla bir mücadeleye başladık. Önemli mesafeler kat edeceğimize inanıyorum. Yani arkadaşlar her geçen gün Koç Holding kârına kâr katıyor. Diğer ülkelerde yeni işletmeler açıyor.

Yeni bir sözleşme sürecine girdik arkadaşlar dilerseniz bu sürecinde nasıl geçeceğini özetleyen bir örnek vererek halimizi anlatmaya çalışayım. Geçenlerde bir arkadaşımız sendika temsilcileri ile bir arada oturuyor arkadaşımız diyor ki sayın temsilcim bu sözleşmede artık bir yüzde 15 alırız değil mi diyor. Temsilcinin arkadaşa verdiği cevap aynı şu arkadaşlar “Uçmayın ya hangi ülkede yaşıyoruz nerede görülmüş bu zammın yapıldığı” diyor. Artık bu anlayışı sizin takdirinize bırakıyorum.
Bunun devamında yine her geçen gün çalışma temposu artırılıyor, performans hızları artırılıyor. Giren gençlerin hiç biri bu tempoya dayanamıyor ve çıkıyor. Yazık günah bu gençlere bu gençlerin gelecekleri çalınıyor. Yeni giren gençlerin hepsine 2 aylık, 3 aylık sözleşme yapılıyor, bu girenlerin çoğunu da zaten yılbaşında eminim çıkaracaklar şu aralar işler biraz yoğun olduğundan çalıştırıyorlar yoksa bu gençlerin gözünün yaşına bile bakmazlar. Ne olacak sendikanın parası ile evinin tadilatını yaptıran oralarda buralarda yiyen içen insanların eline kalmış bir sendika nasıl olsunda işçinin halinden anlasın dediğim gibi diğer işletmelerde çalışan arkadaşlar dertlerimiz sıkıntılarımız çok biz arkadaşlarla her gün tartışıyoruz ne yapa biliriz diye olumlu şeyler olmaya başladı. İnşallah, Allah’ın izniyle hedefimize de ulaşacağız.

Arçelikten bir işçi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*