Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Burjuva Anayasa komisyonu “Temel hak ve özgürlükler”i ele alıyor!

Burjuva Anayasa komisyonu “Temel hak ve özgürlükler”i ele alıyor!

Burjuva Meclisin anayasa komisyonu, 1 Ağustos’tan itibaren Türkiye’deki neoliberal burjuva demokrasisinin anayasal çerçevesini ve sınırlarını şekillendirecek en kritik gündemini ele alacak: “Temel hak ve özgürlükler”.

“Temel hak ve özgürlükler” adı altında, mevcut anayasanın değiştirilemez addedilen ilk 4 maddesinin değiştirilmesi, anayasal vatandaşlık, anadil, din, ulus, cinsiyet, cinsel yönelim, kimlik, kültür hakları, bilgi edinme, basın, söz özgürlüğü, seçim ve partiler yasası, adil yargılanma hakkı gibi konular yer alıyor. (Sınıf bilinçli işçiler, sıralananlara daha ilk bakışta, işçi sınıfının sınıf olarak hak ve özgürlüklerinin “temel hak ve özgürlükler” içinde yer almadığını, esamisinin bile okunmadığını hemen fark edecektir!) Bu konular, burjuva partiler, burjuva kesimler arasında tartışılıp en geri düzeyde bir neoliberal burjuva demokrasisine ittire kaktıra, oflaya puflaya, bir yukarı iki aşağı uygun hale getirilmeye çalışılacak.

İşçi sınıfı ve emekçilerin beklentileri de, asıl burjuvazinin yeni diktatörlük biçiminin kurumsallaştırılması anlamına gelen bu sınırlar içinde tutulacak. Anayasada yok sayılan, anayasadan zaten hiçbir burjuva anayasası ile bağdaşmaz olan gerçek sınıfsal-toplumsal istem ve özlemleriyle birlikte dışlanan işçi sınıfı, en baştan çizilmiş bu burjuva sınırlar içinde bile burjuva kesimler ve partiler arasında sürtünmeli, gelgitli, gerilimli tartışmalar ve medyatik manipulasyonlara yedeklenmek istenecek.

İşçi sınıfına gelince, yeni anayasa zaten en baştan işçi sınıfının sınıf karakterinin inkar edilmesine dayanıyor. Hiçbir burjuva partinin anayasa programında “işçi” kavramı bile geçmiyor, kaldı ki işçiye hak ve özgürlük öngörülsün! Bir BDP’nin önergesinde, “sendika kurma hakkı ancak başkalarının (kimin patronların mı?) hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlandırılabilir” diyen, altına AKP’nin de imza atmakta zorlanmayacağı tamamen liberal bir madde var, o kadar.

Burjuvazi, işçi sınıfını şimdi de yeni neoliberal anayasasına gömmeye hazırlana dursun, işçi sınıfını temsil ettiği iddiasındaki onca parti, örgüt, sendikadan tık yok. Kısmi anayasa değişikliği için burjuva referandum sürecinde, herkes kendi meşrebince muhalefet kampanyaları yürüttü, eylemler yaptı. Şimdi burjuvazi yeni anayasaya ilişkin kararlarını, kitlelere biçimsel ve göstermelik olarak bile sormadan alırken, o kadarı bile yok. Burjuvazi emeğimize, yaşamımıza, geleceğimize daha çok hükmetmenin anayasasını hazırlarken, biz, “eh n’apalım bize sormadı” diye susacak mıyız? İşçi sınıfının anayasaya ilişkin tutumunu ortaya koymak için, yaşamına hükmeden burjuvaziden yaldızlı davetiye mi alması gerekiyor? Burjuvazi işine referandum filan geldiğinde “aaa bize mi soruyorsun, şıklar neler, hangisini işaretleyelim?!”, gelmediğinde “ha demek ki bu konu bizi ilgilendirmiyormuş” deyip oturmalı mıyız?

İşçilerin hangi konuda, neyi, ne kadar, nasıl ve ne zaman yapıp yapamayacağını, söyleyip söyleyemeyeceğini, hatta düşünüp düşünemeyeceğini patronların belirlemesine izin verecek miyiz?

Komünist Devrim Örgütü Mücadele Platformu’ndan:

SOSYALİST İŞÇİ DEMOKRASİSİNİN ÖZÜ İŞÇİLERİN YAŞAMLARIYLA İLGİLİ HER KARARI KENDİLERİNİN VERMESİDİR

Sosyalist toplumun her bir üyesi, çalıştığı fabrika, işletme, okuduğu okul, oturduğu semtlerdeki konseylerin doğal üyesidir.
İşçiler, kent ve kır yoksulları yer aldıkları konseylerin içerisinde siyasal ve toplumsal yaşamın öznesidirler. Fabrika, işletme, okul, semt, bölge ve ülkede siyasal, ekonomik, toplumsal yaşamlarıyla ilgili her türlü karar konsey toplantılarında doğrudan katılımla önerilir, tartışılır, karara bağlanır.
Sosyalist toplumun her bireyinin konsey toplantılarında yaşamı ve ortak toplumsal yaşamla ilgili görüş ve önerilerini belirtme, birlikte görüş oluşturma, sorunları farklı yönlerden ele alma, tartışma, karar süreçlerine katılma hakkı vardır.
Toplumun ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel tüm temel sorunları konseylerde aşağıdan yukarıya doğru ele alınır ve kolektif akıl, kolektif bilinç, kolektif iradeyle, -gerektiğinde ülke düzeyinde referanduma giderek- karara bağlanır.Yerel ve bölgesel sorunlar da yerel ve bölgesel olarak karara bağlanır. Konsey yürütme ve delegeleri tüm konsey üyelerinin seçimiyle belirlenir. Konsey üyelerinin seçilenleri geri çağırma hakkı vardır.
İşçi sınıfı ve diğer emekçi sınıflar söz, basım-yayım, örgütlenme, gösteri yapma hak ve özgürlüğüne sahiptirler. Bu hak ve özgürlüklerin hiçbiri kapitalizmi geri getirmek isteyen devrilmiş burjuva sınıfa, karşıdevrimcilere tanınmaz.
Irk, din, mezhep, ulus, dil, cinsiyet vb. ayrımlar kesinlikle yasaktır ve sosyalist ülkenin her insanı eşit haklara sahiptir.
Rütbe, konum ve statüye dayanan ayrım ve ayrıcalıklar yasaktır. Yönetsel görevlerini bu yönlü kullananlar, ilgili konseylerce geriye çağrılırlar.
İşkence insanlık suçudur. İnsan onuruyla bağdaşmayan cezalar verilemez. Bu yönlü girişimde bulunanlar en ağır şekilde cezalandırılırlar.

Sosyalist ülkede;

Sosyalist toplumda toplum için çalışma ve kendisi için çalışma bir bütündür. Bu bütünlüğü sağlayan her işçinin üretimin tüm sonuçlarından -toplumsal fon ve ücret biçimiyle- yararlanabilmesi, denetleyebilmesidir.
Sosyalist toplumun her bir üyesinin çalışarak üretken bir faaliyetin içerisinde yer alma ve kendisini çalışmanın içerisinde geliştirme hakkı vardır.
Çalışma süresinin üst sınırı 6 saattir. Toplumsal emek üretkenliğindeki artışa göre bu süre önce 4 sonra 2 saate inecektir. Çalışma koşulları ve çalışma süresi toplumsal ve bireysel gelişimi engelleyici değil geliştirici olacaktır. Üretim sürecinde yer alan işçi makinanın basit bir uzantısı olmaktan ve ona tabi olmaktan kurtulacak, üretim faaliyeti üretimde yer alan işçilerin üretim sürecinin bütününün bilgisine sahip olmaları ve üretimle ilgili kararları almaları temelinde yürütülecektir.
Çalışma, her işçinin tek bir işe bağlı olmaktan kurtulması ve çok yönlü gelişim sağlayabilmesi hedefiyle ve bir bütün olarak da emek-zamanın ölçüt olmaktan ve emeğin üretimin asli unsuru, yüklenicisi, temeli olmaktan çıkması ve nitelik değiştirmesiyle, çalışmanın kaldırılması yönünde ilerleyecektir.
Çalışma koşullarıyla ilgili kararlar işçi konseyleri ve sendikalar tarafından alınacaktır. Fabrika, işletme, okul, her bir alandaki kararlar o alanda yer alan konseyler, fabrika işyeri kurulları, işçi meclislerinde alınır.
Sosyalist ülkede emekçilerden vergi alınmaz. Sömürücü sınıflar ortadan kaldırıldığı için onlardan alınacak bir vergi de yoktur. Az miktarda üretim aracına sahip küçük üreticilerin, grupsal kooperatif mülkiyete sahip olan küçük üreticilerin gelirlerinin bir bölümü ise vergi olarak alınır.
Ortak toplumsal gereksinmelerin, yeni yatırımların karşılanması toplam üretimden ayrılan bir fonla sağlanır. Toplumsal fonun kullanımı merkezi planlamalarla ve planların konseyler ve genel halk oyuyla karara bağlanır.

TOPLUMSAL VE BİREYSEL İHTİYAÇLARIN VE YENİ İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASI. TEMEL HAKLAR

Sosyalist ülke insanları beslenme, konut, ısınma, sağlık, eğitim, iş, emeklilik, ulaşım, iletişim, kültürel gelişim, spor yapma, seyahat, dinlenme, eğlenme, oyun gereksinimlerinin karşılanması güvence altına alınmış olarak günle ve gelecekle ilgili hiçbir kaygı duymadan güvenli ve özgür bir yaşam sürdüreceklerdir. Kapitalist toplumlardaki güvencesizlik -işsizlik, aç ve açıkta kalma- ve gelecek kaygısı olmayacaktır.
Bu haklar, sosyalist işçi demokrasisinin toplumsal ve bireysel özgürlük temelini oluşturur. Sosyalist ülke, toplumsal kültürel gelişme düzeyinin olanaklı kıldığı ve ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlarla birlikte her işçinin beslenme, barınma, sağlık, eğitim, ısınma, ulaşım, iletişim, kültürel gelişim, spor, dinlenme ve eğlenme, emeklilik için yeterli olacak bir toplumsal pay ve sosyal haklara sahip olabileceği koşul ve olanaklar bulunmaktadır. Sosyalist toplum, bunları birer hak, günümüz insanının yaşam koşullarının zorunlu gereksinmeleri olarak görür. Sosyalist ülke, ekonomik potansiyelleri ve toplumsal emek üretkenliğinin gelişme düzeyiyle bunları gerçekleştirebilecek güce sahiptir.

Merkezi plan, bir bütün olarak yaşamın sosyalist temelde örgütlenmesinin aracıdır

Üretim anarşisi ve rekabete dayanan, bunun kaçınılmaz sonucu krizler olan kapitalist ekonomiden farklı olarak sosyalist ekonomi merkezi bir plan temelinde yönetilir. Sosyalizmde planlama sadece ekonomik bir sorun değil, daha baştan toplumsal üretim ve yönetim ilişkilerinin merkeziyetçi kolektif olarak yeni ve daha yüksek bir temelden iç içe örgütlenmesi sorunudur.
Günümüzde karmaşık merkezi plan yapabilmenin bilimsel, teknolojik, organizasyonel imkanları bulunmaktadır. Bu, ekonominin iç entegrasyon düzeyi ve kolektif emekçi olarak işçi sınıfının toplumsal-sınıfsal niteliğinin gelişmiş olmasıyla da çok daha olanaklı hale gelmiştir. Merkezi, bölgesel, yerel ve birim planlamalarını iç içe geçirecek bir plan bütünlüğü ile standart plan uygulamasının yetersizliği aşılabilir. Esaslar merkezi planla aynı kalırken bölgesel, yerel, birimlerdeki toplumsal ihtiyaçların farklılıklarını da gözeten, kapitalizmden devralınan ulusal, bölgesel ve cinsel eşitsizlikleri gideren, kapsayıcılığı güçlenmiş bir plan uygulaması gerçekleştirilir.
Merkezi planın uygulanmasının ve sosyalist ekonominin genel yönetiminin gerekli kıldığı -rekabet, üretim anarşisi ve gelişim eşitsizliğini önlemenin zorunlu koşulu olan- merkeziyetçilik, kolektif mülkiyetin korunması, meta üretiminin ve ücretli emeğin tasfiyesi, toplumsal üretkenliği geliştirme, üretim araçları üretimiyle tüketim araçları üretimi arasındaki uyumun sağlanması, bölgeler arasında gelişim eşitsizliğine yol açmama, kapitalizme geriye dönüş değil komünizm yönünde ilerleme koşuluyla, bölgesel farklılıkları ve bölgesel iradeyi gözeten bir çizgide uygulanır. Bölgesel planlarla merkezi planın uyumu gerçekleştirilir.
Merkezi planın, bölgesel, yerel ve birim planlarının hazırlanması, değerlendirilip geliştirilmesi konseylerde olur. Merkezi planlar nihai olarak referandumla karara bağlanır. Ülke ekonomisiyle ilgili büyük kaynak kullanımını gerektirecek projeler de genel işçi oyuna sunulur. Bölgesel, yerel ve birim planlarında da benzer prosedür uygulanır.
Konseyler, planların, projelerin uygulanması ve denetiminden de sorumludurlar.
Plan politikası, plan-karar-uygulama olarak devletten devletsizliğe, komünalliğe geçişin adımları ve hazırlanmasıdır.

Sosyalizmde yaşam alanları insan odaklıdır

Kentler kapitalizmin eşitsiz ve dengesiz, düzensiz gelişimini, devasa tüketimi, çevre kirliliği ve doğa yıkımını, toplumsal çürümeyi, fakat büyüyen sınıfsal karşıtlıklarını da, bütün kapitalist ilişkileri bağrında toplamıştır. Tekelci kapitalizmle kent, bağrında onu yıkacak olan sınıfın gelişimini de taşıyarak, gelişmenin ve çürümenin doruğuna ulaşan kenttir. Toplumsal çürüme ve yıkımın, doğa yıkım ve krizinin merkezi olan kapitalist kentler yıkılacaktır. Sosyalizmle-komünizmle birlikte kent, kenti var eden üretim tarzı ve felsefe tepeden tırnağa değişecektir. Kent sınıfsal toplumsal karşıtlık ve çözülmenin, toplumsal ve bireysel yalnızlaşma ve yabancılaşmanın, derin ayrım ve bölünmelerin, sahte ışıkların merkezi değil gelişen toplumsal ilişkiler yoluyla insanların toplumsallaşmasını geliştiren ve bireylerin çok yönlü gelişimini sağlayan, çevre ve doğayla da uyumlu ve bütünleşmiş, insanın doğaya yabancılaşmadığı kent olacaktır.

Sosyalist eğitim

Sosyalizmde eğitim, toplumsal eğitimdir. Okul kurumuyla sınırlanmaz, toplumsal yaşamın bir parçası olarak eğitim ömür boyudur. Sosyalist eğitim, herkesin bilimden sanata, felsefeden spora, tasarımdan yaratıcılığa, yöneticilikten organizasyonculuğa, oyundan eğlenceye istediği her alanda en gelişkin bilgi ve becerisini geliştirebileceği ve yaşamla buluşturabileceği eğitimdir. Sosyalist eğitim bunların birliği ve bütünlüğüdür.
Sosyalist ülkenin her bireyinin eğitim alma hakkı vardır. Eğitim parasızdır. Eğitim hakkından yararlanmak isteyen her birey anaokulu, ilk, orta, lise, üniversite eğitimlerinden parasız ve sosyal ortamı oluşturulmuş olarak yararlanabilir. Komünist eğitimcilerin eğitilmesi, sosyalist toplumun gelişiminin en temel güvencelerinden birisidir.
Eğitimin amacı ve hedefi, sosyalist toplumun geleceği, komünizmi kuracak kuşak olarak başta çocuk ve gençlerin olmak üzere tüm bireylerin zihinsel ve bedensel yeti ve özelliklerinin keşfi ve çok yönlü geliştirilmesiyle, özgür, bağımsız ve toplumsallaşmış birey olarak gelişimlerinin sağlanmasıdır.

Sağlık politikası ve sağlık güvencesi

Sağlık toplumsal sağlıktır. Sosyalist toplumun üyelerinin düşünsel, bedensel ve ruhsal sağlığı sağlam bir toplum yapısının güvencesidir.
Sosyalizmde, yalnızca tedavi edici, yalnızca koruyucu ve önleyici sağlık politikası değil, aynı zamanda tüm toplumsal çalışma, yaşam ve ilişkilerin sağlıklı hale getirilmesini içeren bir sağlık politikası uygulanır.
Toplumsal-bireysel, parasız, tam sağlık güvencesi, koruması; tüm çalışma, yaşam ve ilişkilerinin sağlıklı olması hakkı temel bir haktır. Sosyalist anayasa ile güvence altına alınır.

Sosyalizmde insan evrensel gelişimin olanaklarına sahiptir

Sosyalist toplumda, bilim, kültür, sanat, spor, oyun ve eğlence bireysel uzmanlık alanları olmaktan çıkacak, sağlıklı bir toplum ve birey gelişiminin gerekleri haline gelecektir. Bunlar aracılığıyla diğer insanlarla, kendisiyle, doğayla kurduğu ilişkiler kökten değişime uğrayacak ilişkileriyle insan evrenselleşecektir. Bunlar, sosyalist ülke insanı için ayrıcalık değil, evrensel gelişimin bir parçası olarak insanın gelişimini sınırsız kılması, kendisini gerçekleştirme olanağına sahip olması temelinde sürekli gelişen ve çoğalan imkanlarla temel birer haktır.

Sosyalist yaşam tüm bireyler için haktır

Yaşlılar, engelliler, çalışamaz durumda olanlar sosyalist toplumun toplumsal sorumluluğuna ve güvencesine sahiptirler. Onların mutluluğu sosyalist toplumun insanlık ölçütüdür. Toplumsal-ekonomik-sosyal bütün güvencelere sahip olacaklar, onlardan yana eşitsizlik -pozitif ayrımcılık- uygulanacaktır.

Sosyalist ülkede isteyen her birey, ülkeyi terkedip gitme hakkına sahiptir. Her bölgesel federe topluluk, özgür iradesiyle ayrılma hakkına sahiptir

İsteyen her birey, sosyalist ülkeyi terkedip gitme hakkına sahiptir. Her ulus ve bölgesel federe topluluk, özgür iradesiyle ayrılma hakkına sahiptir. Komünal yerel ve bölgesel topluluklar birliği yapısı içerisinde yer alan bölgesel bir topluluk, yapacağı genel oylama sonucu federe topluluk yapısının içinde kalma ya da ayrılma hakkına sahiptir. Sosyalist federe topluluklar birliğinin başvuracağı tek yöntem demokratik ikna yöntemidir. Sosyalist ülke, baskı ve zor yoluyla isteyenin ayrılmasını önlemek bir yana bunun demokratik koşullarını hazırlamayı bir yükümlülük sayar.
Bizim kapitalist saldırı ve kuşatmalardan, provokasyonlardan korkumuz yoktur. Bizim Berlin duvarına da ihtiyacımız yoktur. Çünkü hiçbir kapitalist devlet ve burjuva demokrasisi, sosyalist ülkenin sağlayacağı ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel hakları ve özgürlüğü sağlayamaz. Sadece ekonomik, toplumsal hak ve özgürlükler yönünden değil birey hakları ve özgürlükleri yönünden de sosyalizm, en gelişkin burjuva demokratik cumhuriyetten daha gelişkindir. Korkması gereken sosyalizmin yükselen prestijini ve etki gücünü kırmak için Mc Carthy’cilikle kapitalist ülkelerde komünist avına çıkanlardır. Sosyalist ülkemiz, sosyalizm bayrağı altında yaşamak isteyenlerin gelip yaşayacağı, yaşamak istemeyenlerin de istedikleri anda terkedip gidebilecekleri özgür insanların yaşayacağı bir ülke olacaktır. O gücünü silahlardan ve yasaklardan değil, oluşturduğu sosyalist demokratik siyasal düşünüş ve kültürden, ekonomik, toplumsal ve bireysel hak ve özgürlüklerin gelişkinliğinden alır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*