Anasayfa » GÜNDEM » Burjuva anayasasına karşı mücadele perspektifimiz-2

Burjuva anayasasına karşı mücadele perspektifimiz-2

Anayasanın temel gündemlerinden özerklik konusu ve ulusal reformizmin demokratik özerklik talebi karşısındaki tutumumuz

Yeni anayasa sürecinin temel belirleyenlerinden birini Kürt sorunu ve onun burjuva demokratik çözümü oluşturmaktadır. Küresel tekelci kapitalizmin ulusal sorunlar için gündemleştirdiği çözümlerden biri olan özerklik Kürt ulusal hareketinin demokratik özerklik talebi ile birlikte bu anayasa sürecinin öne çıkan gündemidir.

Faşizm, işçi sınıfı ve emekçi sınıfların kitle gücüyle yıkılmamış, kapitalist üretim ilişkilerinin sarsılıp dönüşmesi temelinde, tüm baskı ve zora rağmen Kürt halkının faşist tekçi yapı içerisinde hapsedilemeyen ulusal özlem ve taleplerinin yön verdiği mücadelesinin de etkisiyle, çözülmüştür. Neoliberal burjuva demokrasisi koşullarında ezilen ulus sorunu varlığını, kapitalist üretim ilişkilerinin girilmedik hiçbir yer, alan bırakmadığı günümüzde her ulus iki ulustur espirisiyle devam ettirmekte, kapitalist gelişimin geldiği düzey ulusal sorunun ezilen ulus burjuvazisinin çözümüyle işçi sınıfı, kent ve kır yoksullarının çözümünü sınıf çıkarları temelinde ayrıştırmaktadır. Bugün, ulusal sorunun devrimci demokratik çözümünün koşulları daralmış ve ulusal sorunun çözümü sosyalist devrimci demokratik çözüme çok daha fazla bağlı hale gelmiştir.

Kürt işçi ve emekçilerinin ulusal talep ve özlemlerinin ve bugün ulusal mücadele ve bilincin öngelmesi ile perdelenen ancak her geçen gün artan ve çeşitlenen yaşamsal ihtiyaçlarıyla yakıcılaşacak olan sınıfsal taleplerinin neoliberal burjuva demokrasisinde kendi burjuvazisi ve bir bütün olarak tekelci burjuvazi tarafından sömürülmek ve ücretli kölelik dışında bir karşılığı yoktur. Biz çözülmemiş demokratik sorunları burjuva sınıf egemenliğini güçlendirecek, “ideal kapitalizm/ideal demokrasi” yanılsamasına yol açacak burjuva liberal reformist çözümlerin savunucusu olmayız. Diğer yandan, demokrasi sorununa ve onun bir parçası olarak ulusal soruna siyasal bir kayıtsızlıkla da yaklaşmayız. Bugün demokratik taleplerin savunulmasını sosyalist devrimci mücadele eksenimizin bir bileşeni haline getirirken, demokratik taleplerin baskı ve zor yoluyla bastırılmasının, hak gasplarının net bir biçimde karşısında olacağız.

Demokratik özerklik, egemen Türk burjuvazisinin ulusal inkar, imha ve asimilasyon siyasetine karşı gelişen bir mücadelenin ürünü ve kazanımıdır. Ezilen ulus sorununun ezilen ulusun kabulüne dayanan reformist bir çözüm biçimidir. Kürt halkının ulusal kurtuluş ve özgürlük istemiyle başlayıp ulusal kurtuluş devrimine dönüşmeyen mücadelesinin burjuva demokratik bir reformla sönümlendirilmesidir.

“Demokratik özerklik, nispi demokratik ulusal haklarla birlikte Kürdistan burjuvazisi ve kapitalizminin Türkiye kapitalizmi ve emperyalist kapitalist küresel sistemle yeni bütünleşme ve bağımlılık biçimini oluşturmaktadır. Ulusal olarak ancak kendi kaderini tayin hakkıyla olanaklı olan tam hak eşitliğine dayanmayan, ulusal reformlar çerçevesinde kalan bir biçimdir. Kürt burjuvazisinin, Türkiye ve dünya kapitalizmiyle alt düzeyden kaynaşıp daha fazla pay alabileceği bir bağlanma biçimidir. En yalın haliyle de Kürt işçi ve emekçilerin ve doğa kaynaklarının kendisi tarafından sömürülmesi, bu sömürüden daha fazla pay alma isteğidir. Öte yandan burjuvazinin sermaye birikiminin küresel-bölgesel düzeyde entegrasyonu ve kaynaşması, Kürt ve Türk proletaryasının, hem kendi içinde hem de dünya proletaryasıyla daha baştan sınıf mücadeleleri temelinde kaynaşmasını sağlayacak, enternasyonalist niteliğini karşıt eksenden güçlendirecektir.” (Komünizmin Özgürlük Dünyası İçin…)

Kürt ulusal hareketinin yükselttiği demokratik özerklik talebi küresel tekelci kapitalizmin değişmez anayasa maddelerinin üst başlığını oluşturan “azami kar-azami egemenlik”le, burjuva sınıf egemenliğinin küresel çizgileriyle uyumludur. Kürdistan’da altyapı ilişkilerindeki dönüşüm tekelci küresel kapitalizmin gelişimi yönünde ilerlerken bunun siyasal alandaki izdüşümü çözülmemiş demokratik sorunların ağırlığı ile iç sarsıntıları ve sürtünmeleri olan bir süreç olarak işliyor. Ancak hem küresel anayasal düzlemin gerekleri, hem Türkiye tekelci burjuvazisinin küresel düzeyde sermaye birikimine geçiş ve bölgesel güç olma hedefi ve bununla sıkı sıkıya bağlantılı olan Kürdistan’da neoliberal üretim ve emek organizasyonlarına geçişin önündeki tüm sınır ve engelleri kaldırma isteği, hem de bugün Kürt ulusunun -PKK’nin siyasal belirleyiciliği ile- ulusal özlem ve taleplerinin cisimleştiği talep olarak gündemleşmiş ve kabına sığmaz bir mücadele dinamiği ile buluşmuş olması nedeniyle yeni anayasada özerklik konusunda adım atılmak zorundadır.

Kürt ulusal hareketi, burjuva demokratik bir talep olarak demokratik özerklik talebini Kürt ulusal
kurtuluş mücadelesinin tarihsel birikiminin üzerinden yükselen Kürt halkının kitlesel, militan mücadelesiyle buluşturarak fiilileştirmektedir. Biz, demokratik özerkliği burjuva demokratik bir hak olarak görüyoruz ve Kürt halkına bu hakkının kullanımı sırasında yönelecek tüm saldırı ve bastırma politikalarına karşı da Kürt halkının yanında olacağımızı ilan ediyoruz. Bu net tutumla birlikte Kürt liberal reformizminin bu adımının burjuva sınıf temeline ve neoliberalizmin özerkliğe küresel ölçekte biçtiği misyona ise asla gözümüzü kapatmayacağız. Kürdistan ve demokratik özerklik konusuna bu prizmadan yaklaşacak ve Kürt işçi sınıfı ve yoksullarının gerçek kurtuluşunun burjuvazinin sınıf egemenliğini toplumsallaştırmasının bir biçimi olarak özerklikte olmadığını ısrarla anlatacağız.

Öte yandan demokratik özerklik biçimiyle ulusal sorunun burjuva demokratik çözüm adımı, Kürdistan’da kapitalizmin gelişimini hızlandıracağı gibi ezilen ulus sorununun perdelediği sınıf sorununu, proetarya-burjuvazi karşıtlığını açık hale getirecektir. Kürt işçi ve emekçilerin Kürdüyle Türküyle burjuva sınıfa karşı mücadele defterinin açılması, burjuvaziye karşı sınıf çıkarlarının ve sınıf kardeşliğinin bayrağı altında toplanmasının zeminini güçlendirecektir. Ulusal sorunun siyasal çözümü yönünde atılan bu adım, ulusal örtüyle kapatılan sınıf sorununu ve sınıf çelişkilerini daha açık hale getiecektir. Hiç şüphesiz Kürt işçi sınıfı, demokratik özerklik altında kendi mücadele koşullarını genişletebilecek tüm imkanlardan yararlanacak, bu aynı zamanda onun burjuva sınıf egemenliği ile yüzleşmesini ve bu deneyimle daha da çelikleşmesini sağlayacaktır.

Biz, Kürt ulusunun Kürtçenin resmi dil olarak kabulü ve bunun bugünden fiilileştirilmesi, anadilde eğitim, varlığının anayasal düzlemde tanınması, kirli savaş aygıtlarının dağıtılması, kirli savaş suçlularının yargılanması vb. demokratik taleplerini, isterse ayrılma ve ayrı devletini kurmak da içinde olmak üzere kendi kaderini tayin hakkını savunuyoruz. Ulusal tam hak eşitliğini egemen ulus, ezilen ulus arasındaki eşitsizliğin giderilmesinin ilk koşulu olarak görüyoruz. Demokratik özerklik ise, ulusal tam hak eşitliğine dayanmayan burjuva demokratik çözümün geri bir biçimidir ve ulusal sorunun devrimci demokratik çözümünün önünün kesilmesinin adımıdır. Kürt ulusal sorununun tam hak eşitliğine; özgür, eşit, gönüllü birlikteliğe dayanan çözümü değildir. Biz, Kürt ulusunun isterse ayrılma ve ayrı devletini kurmak da dahil olmak üzere kendi kaderini tayin hakkını kararlılıkla savunuyor, bununla birlikte Türküyle Kürdüyle tüm işçi sınıfı, kent ve kır yoksullarını ezilen ulus sorununun sosyalist demokratik çözümü olan sosyalist federatif cumhuriyet için mücadele bayrağını yükseltmeye çağırıyoruz.

Ezilen ulus sorununun çözümü yönünde atılan her adım, gelişen her durum uzlaşmaz olan tek çelişkiyi, emek-sermaye çelişkisini daha da görünür hale getirir. Kapitalist üretim ilişkileri Kürdistan’da da hakimdir ve Kürt işçilerin, kent ve kır yoksullarının ezilmekten ve sömürülmekten kurtuluşu ancak sosyalist devrimle mümkündür. Sosyalist devrim ve sosyalist demokrasi, sadece sınıf sorununun çözümü, işçi sınıfının kurtuluşu olmayacak, en gelişmiş burjuva demokratik kapitalist ülkelerde dahi ekonomik ve kültürel düzeylerde ulusal üstünlük ve ayrıcalıklarla süren ulusal sorunların nihai çözüm yolunu da açacaktır. Burjuvazi iktidardan devrilmeden ve sınıf olarak ortadan kalkmadan; ulusal ayrıcalıklar ve üstünlükler son bulup halkların özgür, eşit, gönüllü birlikteliği, içiçe geçip kaynaşmalarıyla uluslar tarih sahnesinden silinmeden; ulusal sorunlar nihai ve kesin bir çözüme kavuşamaz. Kürt sorunu, kapitalizmin üst tekelci birikim evresine geçildiği, tek ülke ve bölge devrimlerinin sıçramalı bir biçimde gelişerek sosyalist dünya devrimine doğru evrilebileceği bir tarihsel kesitte gündemleşti. Biz, ulusal sorunun burjuva demokratik çözümü için değil, ulusal sorunun gerçek çözümü olan, ayrılıp kendi devletini kurma hakkını da içeren Sosyalist Federasyon ve ulusların kaynaşıp ortadan kalkacağı komünizm için savaşıyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*