Anasayfa » GENÇLİK » Burger’da kim olduğun önemsiz

Burger’da kim olduğun önemsiz

O yıl evden gelen para azalmıştı. Bu para üniversite giderlerime, barınma ve diğer giderlerime yetmiyordu. Hayat şartları beni bir iş bulup çalışmaya zorluyordu. Okuduğum bölüm zor bir bölümdü ancak okuluma devam edebilmem için bir iş bulmalıydım. Öyle de oldu. Bir iş bulmaya koyuldum. Baktığım işlerden Burger King bana olumlu yanıt verdi. Numaramı aldılar ve arayacaklarını söylediler. Bir müddet sonra da aradılar. İşe alınmıştım ancak sözleşmeyi okuyup imzalamam gerekiyordu. Burger King’in müdürü sözleşmeyi önüme koydu ve çabucak imzalamamı istedi. Söylediğine göre sözleşmenin bir an önce merkeze yetiştirilmesi gerekiyordu. Bende müdürün bu ricasını dikkate aldım, hızlıca okumaya koyuldum, beş dakika sonra müdür geldi ve benim sözleşmeyi okuduğumu, bazı maddelerin altını çizdiğimi görünce, biraz tedirgin olarak “Ne yapıyorsun sözleşmeyi merkeze yetiştirmemiz gerek, okumadan imzalamalısın. Burası Burger King, kurumsal bir yer burada problem çıkmaz.” diyerek beni uyardı. Ondaki bu “okumadan imzala” vurgusu bende bir şüphe uyandırmıştı ancak bu işe ihtiyacım vardı ve müdürün bu baskısı, işimi kaybetme korkusunu da beraberinde getirerek, beni sözleşmeyi okumadan imzalamaya sevk etmişti. İmzaladım. İmzaladım imzalamasına da ,sözleşme ofiste günlerce durdu. Üstelik aynı şeyleri benden sonrakilere de yaptılar. Anlayacağınız bu bir şirket stratejisiydi ve bu strateji ile hareket etmenin şirket lehine, işçi aleyhine durumları zamanla ortaya çıkacaktı.

Günde yedi buçuk saat çalışacağımız söylenmişti ancak vardiyaya yarım saat önce gelmemizi istiyorlardı. “Neden yarım saat önce? Bunu bilmiyordum” diye karşı çıktığımda bunun iş sözleşmesinde yazılı olduğunu söylediler. Maaşı saat bazından hesaplıyorlardı. Üstelik aldığımız para çok azdı. Ancak bu adamlar verdikleri bu az paraya rağmen, işçiyi fazladan ve beleşten nasıl çalıştırabilirimin hesabını yapıyorlardı. Sonraki zamanlarda mesai bitimine az bir zaman kala kısa bir sürede bitmeyecek işler verip fazladan on beş yirmi dakika çalıştırmaya başladılar. Öyle ya sözleşmede yazdığı üzere bir işçi elindeki işi tamamen bitmeden bırakamazdı. İşte böylece bir günde minimum kırk dakika fazladan çalışıyorduk.

Burger’in kuralları çok sıkıydı. Sizden tamamen itaat etmeniz, kuralları sıkı sıkıya uygulamanız ve çok çalışmanız öğütleniyordu. Zaten kurallara sıkı sıkıya uymak zorundaydınız yoksa okumanıza izin verilmeden imzaladığınız sözleşmeye dayanarak size tazminat ödetirlerdi. Hergün bir önceki günden daha hızlı olmalıydınız. Daha çok ve daha hızlı çalışabilmeniz için yer yer azarlıyorlar, yer yer gaz veriyorlardı. Sizin o gün ne hissettiğiniz, kim olduğunuz, orada neden bulunduğunuz önemli değildi. Önemli olan tek şey en hızlı ve en çok çalışmanızdı. Sizi adeta bir robot gibi yetiştiriyorlardı. Mesai saatlerinde kimseyle iş dışında konuşamıyordunuz. Mesai saati boyunca hiçbir yere oturamıyor ve yaslanamıyordunuz. Hergün tıraş olmak zorundaydınız.

Genelde gençleri, öğrencileri, özellikle on yedi on sekiz yaşlarındakileri çalıştırıyorlardı. Çünkü bu hızlı tempoya ancak bu yaştaki insanlar katlanabirdi. Ayrıca bu yaştaki gençleri, yükselme, müdür olma hayali ile gaza getirme ve ağır iş koşullarını, bu pekte akıllı olmayan, hayat tecrübesi almamış çocuklara yığmak daha kolaydı. Zamanla sağlık problemleri çekmeye başlamıştım. Çok çalışmak ve sürekli ayakta durmak bedenimi yormuştu. Geceleri tüm dükkan a’dan z’ye temizleniyor, et makinası yıkanıyordu. Bu temizlik
sabah dörde beşe ve hatta kimi zaman sabah altıya kadar sürüyordu. Üstelik dört beş saatlik fazla mesai saati ücreti ödenmeden. İşte bu gece vardiyalarında saatlerce yapılan yıkamalar elleri tahriş etmekten öte, parçalıyor, su geçiren ayakkabılar içindeki ayaklar pişik oluyordu. Ertesi günlerde bizler ayaklarımıza basamaz bir halde ellerimiz yaralı çalışmaya devam ediyorduk.

“İş yoksa parada yok.” diyerek işin az olduğu zamanlarda personeli işten erken saatlerde çıkarabiliyorlardı. Bu maliyeti düşürmek adına sözleşmeye konulmuş maddelerden bir tanesiydi ve hemen herşeyde olduğu gibi bununda sözleşmede yazdığını sonradan öğreniyoruz.

Ve işte böyle geçen bir iş hayatıydı benimkisi. Okuluma devam edebilmek için başladığım iş benim sadece karnımı doyurdu ve bedenen yordu. Derslerim ise daha iyi olamadı.
İstanbul’dan bir işçi öğrenci

3 yorum

  1. Sizi tebrik ediyorum ne kadar güzel özetlemişsiniz yazdığınız şeylerin aynısını bende yaşadım ve bunu yaşayan binlerce genç arkadaşımız var. Bizi bu şekilde sömürmelerine bir dur demenin zamanı geldi. Size çok teşekkür ediyorum bunu paylaştığınız için…

  2. ben burger king’de çalışmadım ama başka yerlerde part-time çalışıyorum ve sorunlar saymakla bitmez gerçekten. burger king’de yemek yediğimiz zamanlarda görüyoruz zaten çabuk servis yapmak için nasıl çalışıldığını. bence de artık bir dur demek bu duruma. bu bültenin çıkmış olması çok önemli bence. ben de daha önce yaşadığım bir sıkıntıyı bültende vermiş olduğunuz mail adresine atıcam en kısa zamanda. sıkıntılarımızı ne kadar çok paylaşırsak o kadar çözüme ulaşırmışız gibi geliyor bana. iyi çalışmalar…

  3. aynı seyler benım basımdanda gectı ısten cıktım 2 ay sözlesmemı ne varmıs eve bı kagıt yooladılar kagıtta söyledıklerın sadece elbıse kısmını anladım oda söyle onların verdıklerı elbıse bıze zımmetlıymıs ısyerınden cıkarken elbıselerı eksıksız onlara teslım etmemız gerekıyormus gönderdıklerı kagıtttan baska bısey anlamadım anlayan arkadaslar varsa anlatabılırmısınız sıze zahmet

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*