Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bu karanlık çağı aydınlatmak için, en çok bunun için

Bu karanlık çağı aydınlatmak için, en çok bunun için

Bu karanlık çağı aydınlatmak için, en çok bunun için
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
dudaklarını kanatarak
dayanılmakta ağrıya.
Şimdi çıplak ve merhametsiz
bir çığlık oldu ümit…
Ve zafer
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp koparılacaktır…
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin
zalim
ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
– halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı –
ölüyor insanlarımız
– ne kadar çok –
sanki şarkılar ve bayraklarla
bir bayram günü nümayişe çıktılar
öyle genç
ve fütursuz…
Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları
yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı :
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı
biz unuttuk bağışlamayı…
Varılacak yere
kan içinde varılacaktır.
Ve ZAFER
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
tırnakla sökülüp
koparılacaktır…

NAZIM HİKMET

Günler öyle ağır; ölüm, katliam haberleri öyle kavurucu ki, duygularımız halimizi anlatmamıza mani oluyor. Yazmak bu defa çok ama çok zor geliyor, Nazım usta dizeleriyle duygularımızı tarife çok yaklaşmış, o yüzden onun edebi derinliğine, imgesel zenginliğine sığındık.
Ankara’nın orta yerinde Türkiye sınıf mücadelesi tarihinin en alçak, en korkak, en büyük katliamı gerçekleşti. Bu ülkenin işçi sınıfının, devrimci, demokrat, ezilen kesimlerinin yaşadığı kaçıncı katliam bu? Maraş, Çorum, Sivas, 1 Mayıs, Gazi, 19 Aralık, Gezi, Soma, Ermenek, Diyarbakır, Kobané, Suruç, Cizre, Silvan, yerlerde sürüklenen cansız bedenler, katledilen onlarca çocuk… Uzuyor liste. Her defasında acısı katlanarak büyüyor bu katliamların; alçaklığın, korkaklığın, insanlık düşmanlığının hiç mi sınırı yok? Bu hiçleştiren, değersizleştiren katliamları bile sıradanlaştıran sömürü bezirgânlığının… Rant için, sömürü için, kanlı ve kirli bir devlet iktidarı çarkı için savunmasız insanları en alçak ve korkakça katliama uğratmanın hiç mi duracak bir yeri yok?

Düşmanın bile merdini arıyor, bu sefillikten iğreniyoruz. Cyrano de Bergerac “… haklı bir dava için vurularak, vurarak/Ah ölmek, kendine denk bir düşmanın elinde” gelecek bir ölüm için ”Hoş geldin” deriz derken bu günleri görseydi ne düşünürdü? Mücadele ahlakı ve onuru denen şeyin bu kapitalist barbarlık çağında değersizleştirilmesi, prekapitalist dönemlerden kendi büyüsüyle çağırdığı insanlık adına ne varsa ona düşman bir alçaklar sürüsünün her şeyi hiçleştirdiği bir dönemde ayakta kalmak, direnmek, insanlık onurunu ve değerlerini ayakta tutmak yine bizlere düşüyor. Bizlere düşüyor ve artık söz ömrünü tüketiyor. Ötesi yok, korunaklı bir yer yok; aramıyoruz da! Mücadele etmekten, sürecin çağırdığı zorunladığı pratikten uzak durmak yok. Düşman alçak, sinsi. Düşmanın hiç bir değeri, ahlakı yok! Bu değersizleşmenin kaynağı da hiç kuşku yok ki barbarlık çağını yapıp ettiği her şeyle inşa eden, eğer durdurulmazsa daha beterlerini de yaşatacak olan emperyalist kapitalist sistem ve onun siyasal yürütücüleridir. Türkiye’de tekelci oligarşik burjuvazinin çıkarlarına hükümet eden AKP gericiliğinin bu katliamın bizatihi sorumlusu olduğunu, neoliberal sermaye devletinin tarihinin devrimci, sol, Alevi, Kürt, kadın, işçi katliam ve cinayetleriyle dolu olduğunu biliyor ve hedefe hepsini birlikte koyuyoruz. Tekelci burjuvazi ve AKP gericiliği, onlarla iç içe olan emperyalist ve bölgesel kapitalist güçler, bu bezirgan sultancılarına karşı çıkan devrimci, demokrat, ilerici kesimlerin üzerine IŞİD köpeklerini salarak, korkutmak, evlere hapsetmek istiyor. İstiyor ki, yaratılan vahşet tüm sınıfsal, toplumsal, ulusal, cinsel özgürlük, sömürüsüz bir dünya çağrılarını, mücadelesini bastırsın. Bilmedikleri şey ise, bastırmaya çalıştıkları şeyin varlık yokluk meselesi olduğudur. Ne tehditler, gözaltılar, katliamlar, hücreler onu durdurabilir, engelleyebilir, ne de başka şeyler.

Hesap sorma kararlılığımız hiç olmadığı kadar keskinleşiyor, düşen her canımızın bıraktığı boşluk omuzlarımızda birikiyor. Artık daha fazla çalışmak, daha fazla mücadele etmek, direnmek, savaşmak, çoğalmak gerek. Yoksa bu karanlık çağdan bir çıkış olmayacak. Bir ateş yaktık, onun aydınlığını büyütmek, sıcaklığını yaymak için, üstüne üstüne yürümeliyiz, zalimin, alçağın, sınıf düşmanının! Durmak, geri çekilmek, tereddüt etmek yok! Ödediğimiz bedellerin hesabını sormak için !!!!!!

ERCAN AKPINAR
SİNCAN 1 NOLU F TİPİ HAPİSHANESİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*