Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bu dava, sınıf davası!

Bu dava, sınıf davası!

Reza Zarrab, ABD ile anlaşmalı olarak teslim olmaya gittikten sonra Türkiye’deki şirketlerinin içini boşaltmış.

Ebru Gündeş, kardeşiyle bir olup eşi Reza Zarrab’ın servetinden 200 bin dolar dolandırmış.

AKP’nin kültür-eğlence piyasaları genel müdür-patronu Acun Ilıcalı’nın “O Ses Türkiye” yarışmasını, (tahmin edeceğiniz Ebru Gündeş, Acun Ilıcalı, Reza Zarrab diye dolanıp giden ilişkiler zinciriyle) Azeri Uleyov’un kazanması sağlanmış.

Bunlar işin magazin boyutu gibi görülebilir. Ancak Zarrab olayının uluslararası mali oligarşik kapitalist çürümenin bir görüngüsü olarak nerelere kadar nüfuz ettiğine dair bir ilk fikir verebilir. Bir ucu İran ve Körfez (Dubai, Suud), bir ucu Kıbrıs, Azerbaycan, Kafkasya ve Rusya, bir ucu Gana-Afrika, bir ucu İngiltere-Man Adası, bir ucu ABD’ye kadar gidiyor. Enerji, madencilik, endüstri, inşaat, denizcilik, havacılık, ticaret, banka, sigorta, borsa, gayrımenkul, altın-mücevher, medya, eğlence, turizm, mafya, uyuşturucu, fuhuş, istihbarat, kontrgerilla, bürokrasi, hükümetler, devletler,… hepsi işin içinde.

Bavullarla taşınan para desteleri, bankalardan transfer edilen milyon dolarlar. Zarrab’ın, Türkiye’de yıllardır süper yetkilerle donatılmış fiili kara ekonomi bakanı gibi hareket eden bu adamın, yalnızca 5-10 yılda yaptığı kişisel serveti 1 milyar dolara yakın. Yüksek bürokrat ve bakanlara dağıttığı rüşvetin şimdilik açıklanan kısmı 50 milyon dolar, toplamı yüzlerce milyon dolar. Rüşvet, kara para, yolsuzluk, dolandırıcılık, soygunun toplamı milyarlarca doları buluyor.

Peki bu milyon dolarlık rüşvetlerin, milyar dolarlık servetlerin kaynağı nereden geliyor? Tüm mesele İran kapitalizminin ABD ambargosu nedeniyle Türkiye’ye el altından ucuz petrol ve doğal gaz satması, Türkiye kapitalizminin de bunu, Gana’dan, Libya’dan (Kaddafi’nin altınları vb) ucuza mal ettiği altın külçeleriyle vb ödeyip kara geçmesi mi?

Bir kısmı, ucuza mal edilip pahalıya satılan bu yüksek artıdeğer içeren metaların (altın, enerji, vd) üretiminde çalıştırılan işçilerin vahşice sömürüsünden geliyor. Kirli ve karanlık yöntemler ile ucuza mal edilen enerjinin halka pahalıya satılması başlıbaşına bir dolandırıcılık, ama bu meselenin yalnızca bir parçası.

Bu ucuz enerjiyi girdi olarak kullanan tüm kapitalist şirketler bunu ürün fiyatlarına pahalıdan yansıtıp, halkı soymakta kullanıyor. Ama bu da meselenin yalnızca bir parçası.

Burjuva devlet bürokrasisi ve hükümeti, bu milyarlarca dolarlık kara para kazançlarının, hallice bir kısmını kendi eş dost akraba şirketlerini görülmemiş bir hızla büyütmekte kullanırken, bir kısmını cihadçı çetelere aktarırken, önemli bir kısmını da ihale, teşvik gibi biçimler altında diğer kapitalist şirketlerin karlarını büyütmeye aktarıyor. Ama…, bildiniz, bu da meselenin bir parçası.

Asıl mesele 2008-9 krizinden itibaren Türkiye kapitalizminin yavaşlaması ve karlılığın düşme eğilimi, ve 2012-13 yıllarından itibaren bu eğilimin hızlanmaya başlamasıdır. Türkiye kapitalizminde krizin bir çöküntü biçiminde değil sürece yayılmış biçimde yaşanıyor olmasının önemli nedenlerinden biri, işte bu, milyarlarca dolarlık kara para ekonomisidir. Zarrab bu küresel, uluslararası kara para ekonomisinin baronlarından yalnızca bir tanesidir. Türkiye’de bu, özellikle son 10 ve son 5 yılda yeni sıçramalarla azmanlaşan kara ekonomi değirmenin suyu ve kanı ise, tabii ki aslen yine Türkiyeli işçi ve emekçiler üzerindeki sömürünün pervasızca şiddetlendirilmesinden gelmektedir.

Bir kutupta görülmemiş servet birikimi, birkaç yılda yığılan milyar dolarlık servetler, 100 milyonlarca dolarlık rüşvetler, yolsuzluklar, karanlık servetler, Ortadoğu’da çevrilen kanlı dolaplar varsa; diğer kutupta, eriyen ücretler, budanan haklar, hızla yaygınlaştırılan esneklik, güvencesizlik, işsizlik, patlayan işçi katliamları, durmaksızın artırılan çalışma süreleri ve tempoları, grev yasakları, emek, insan ve doğa yıkımı vardır…

İşte “kaynak” budur! Milyon dolarlık rüşvetin, milyar dolarlık servetlerin kaynağı, ne ticarettir, ne de kendi başına yolsuzluk, rüşvet vbdir. Hepsinin temel kaynağı kapitalizmin toplumsal emeği sömürüsü ve bu sömürü ve gaspların giderek vahşileşmesi ve pervasızlaşmasıdır. Şiştikçe şişen yolsuzluk, kara para, soygun, rüşvet ekonomisi, hem artı-değer üretim kapasitesinde yaşanmakta olan tıkanma ve yavaşlamanın bir sonucu, hem de onu (başka araçlarla) şiddetlendirmenin, kamçılayıp derinleştirmenin bir biçimidir.

Ve şimdi, bu karanlık urun, yalnızca Zarrab ve avanesi, 3-5 bakan, AKP-Erdoğan’la da sınırlı kalmayıp nasıl tüm kapitalist ekonomi ve devleti sardığını, ve zaten onun ta kendisi olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bu kapitalist mali oligarşik ur, bizim kanımızla, terimizle, parçalanan bedenlerimizle, yıkılan umutlarımızla, emeğimizle besleniyor. Bu ur şiştikçe bizim yaşamlarımız kararıyor.

Şimdi bu ur, bir ucundan delinmişse, oradan akan rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, kara para lağımlarına bakıp sinirlenmek yetmez.

ABD emperyalist kapitalizmi, dünya kurallarını ben koyarım, onu çiğneyen “our boys” da olsa burnundan yakalar, cezalandırırım, diyor. AKP-Erdoğan, ise şimdi de gözümüze milli dava gazı sıkıyor! Durun durun siz dostsunuz! Sizin düşmanınız biziz! Biz işçileriz! Paylaşamadığınız bizim kanımız, emeğimiz, yaşamımız, geleceğimiz. Bizim sırtımıza basa basa edindiğiniz kapitalist güçlerinizi, bizim emeğimize ve yaşamımıza el koyarak yığdığınız milyon, milyar, trilyon dolarlarınızı yeniden paylaşmak için biraz dalaşacak, sonra cezayı da yine bize keseceksiniz.

Hayır efendiler, kazın ayağı artık öyle değil! “Yiyorlar ama iş de yapıyorlar” hiç değil! Emperyalizmin davası, milli dava en bi hiç değil!

Biz artık, o milyon, milyar dolarlık destelerinizde, ve yalnız Zarrab’ın, Çağlayan’ın, filan değil tüm şu banka-borsa-tekel-plaza-devlet kasa ve hesaplarınızdaki destelerinizde, kendi ağırlaşan kölelik zincirlerimizi, öğütülen yaşamlarımızı, her günkü emeğimizin nasıl karabasana dönüştüğünü görüyoruz. Bu yüzden bu dava;

Sınıf davası!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*