Anasayfa » DÜNYA » Bolivya: Bitmedi sürüyor daha o kavga…

Bolivya: Bitmedi sürüyor daha o kavga…

Bolivya’da Morales ve partisi Bolivya’da “Sosyalizme Doğru Hareket”i (SDH) hükümete taşıyan büyük kitle hareketleri ve mücadeleleri dalgasını vurgulamıştık: 1980’lerin ikinci yarısından itibaren işçilerin özelleştirmelere karşı “Yaşam Hakkı” grev ve direnişleri, 1990’lı yıllardan itibaren siyasal özerklik ve toprak reformu istemli yerli hareketleri, 1994’ten itibaren koka üreticisi yerli-köylülerin koka üretiminin sınırlanması ve yasaklanmasına karşı direnişleri, 2000 yılında Cocashomba’da suyun özelleştirilmesine karşı isyan ve direnişler, 2003-2005’te petrol ve doğal gazın özelleştirilmesine karşı ülke çapında yarı-ayaklanmaya dönüşen isyan ve direniş hareketleri, ve Amerika Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması’na (FTTA) karşı büyük direniş ve hareketler.

Hareketler işçi, köylü, yerli ağırlıklıydı. Büyük sermaye oligarşisi ve neoliberalizm ile çelişkileri olan küçük ve orta girişimcilerin belli kesimlerinin katılım veya desteğini de yer yer kapsıyordu. Neoliberalizm, emperyalizm, büyük toprak sahipleri ve büyük sermaye oligarşisine karşıydı. MAS, 1990’ların ikinci yarısından itibaren belirgin bir süreklilik, yükseliş ve büyük bir toplumsal taban/aktif katılım genişlemesi sağlayan bu kitle örgütlenmesi ve hareketlerinin, “siyasal kanadı” olarak ortaya çıktı. Başlangıçtaki adı bile bu amaca göre belirlenmişti: “Halkların Egemenliğinin Siyasal Aracı”. Bolivya YSK’sı bu adı “sakıncalı” bulup seçimlere katılmasını yasaklayınca, adı “Sosyalizme Doğru Hareket” (SDH) olarak değiştirildi.

Geleneksel siyasal partilerden farklıydı. Kendini bir partiden çok, kitle örgütleri ve hareketlerinin, ağırlıklı olarak da köylü ve yerli hareketlerinin, onlardan ayrı ve üstünde olmayan, kararları ve yönetimi yine bu toplumsal hareketler tarafından belirlenecek, “hareket tarzı” siyasal platformu olarak tanımlıyordu.

Parlamento ve hükümete gelmeden önce “Sosyalizme Doğru Hareket”ten anlaşılan, Latin Amerika’da güçlü bir geleneği olan ulusalcı-halkçı demokratizmin ezilenci-toplumsalcılık ile bir senteziydi. İşçi sınıfı 2000-2005 dönemindeki tüm isyan ve direniş hareketlerinde önemli bir rol oynadığı gibi, işsiz kalarak kent varoşlarına göçeden ya da köylerine dönen işçiler de, kent varoşları, köylü ve yerli hareketlerinin örgütlenmesinde ve gelişimininde öncü bir rol oynamışlardı. Bununla birlikte işçi sınıfının bağımsız bir siyasal gücünün olmaması, sendikalarının zayıflaması, sınıf kolektivizminin tahrip olması, işsiz ve güvencesiz işçilerin çoğunluğunu da işçi-yerlilerin oluşturması, işçi sınıfının köylü ve yerli örgütlenme ve istemlerinin ağır bastığı hareketlerin içinde erimesini, eritilmesini, hareketin herhangi bir bileşenine indirgenmesini kolaylaştırdı.

Neoliberal kapitalizm, Bolivya’daki jeo-ekonomik, siyasi, etnik eşitsizliği, ülke adeta ikiye bölünmüş denli derinleştirmişti. “Aşağı topraklar” denilen doğu bölgeleri, merkezinde ayrıcalıklı beyaz nüfusun yaşadığı, varoşlarına yerli işçi-işsiz göçmenlerin yığıldığı büyük kentlerin, kapitalist sanayi, ticaret, finans, tarım plantasyonu bölgeleriydi. “Yukarı topraklar” denilen batı bölgeleri ise, son derece yoksul ve yok sayılan, ama kapitalizmin daha derin nüfuz etmeye başlamasıyla, mevcut geleneksel üretim ve iktidar ilişkilerine sığmaz hale gelmiş yerli bölgeleriydi. Doğu kentlerinin devleşen yoksul varoşlarına ve çeperine yığılan, hiç bir hakkı tanınmayan işçi, güvencesiz, işsiz yerli göçmenlerin, isyan ve direniş dalgaları sırasında, köylü ve yerli hareketleriyle ittifak halinde, zengin ve ayrıcalıklı azınlık merkezli kentleri ve neoliberal kapitalist oligarşik ekonomi ve iktidarı da sarsmaya başlaması, Bolivya’da üst yapı sarsıntı ve çatırtıları artırdı.

SDH’nin ilk dönemi: İç Savaş eşiğinden uzlaşmaya

Yarı-ayaklanma eşiğine dayanan isyan ve direniş dalgaları üzerinden 2005 sonunda SDH, yüzde 54 ile hükümete geldi. 2006-2009 dönemi, bir yandan büyük sermaye ve toprak sahipleri oligarşisinin hükümete saldırıları ve “sivil” darbe girişimleri, diğer yanda işçi, köylü, yerli hareketlerinin hem MAS hükümetini savunması hem de onu başlangıçtaki programını uygulaması için ileriye ittirmeye çalıştığı (özellikle 2006-7 yılındaki) eylemlerle adeta iç savaşın eşiğinde geçti. Doğu bölgesinde emperyalist ve Santa Cruz ve Beni merkezli iç tekelci kapitalist oligarşisi, hükümetin kısmi ulusallaştırma, ve agrobusiness’e karşı doğayı ve ekolojik tarımı koruma kararlarını bile tanımıyor, önceki anlaşmaların geçerli olduğunu iddia ederek emek ve doğa yağması ve yıkıcılığını fiilen sürdürüyordu. Santa Cruzu, Beni, Pando, Sucre gibi ayrıcalıklı, ırkçı beyaz ve melez kent merkezlerine hükümet üyeleri ve yerliler sokulmuyordu. Santa Cruz merkezli büyük patronlar örgütü CAINCO (Bolivya’nın TÜSİAD’ı), MAS hükümetini indirmek için bir destabilizasyon hareketi yürütüyordu.

İşçiler, köylüler ve yerliler ise, patronların ve özel çetelerinin saldırıları karşısında öz savunma komitelerini oluşturuyor, grev ve eyleme gidiyor, hükümetin yapmadığını kendileri fiilen yaparak, bazı yerlerde işletme ve topraklara bizzat kendileri el koyuyorlardı.

SDH Hükümetinin bu dönemde yaptığı ise, kitlelerin istem ve mücadelelerine önderlik etmek yerine, kontrol altına alarak pasifize etmek oldu. 2008-2010 seçim ve referandumlarında büyük sermayenin destabilizasyon hareketi durdurulmuş oldu ama, yenilgiye uğratılarak değil, uzlaşılarak. Morales ve SDH hükümetinin tüm yaptığı, CAINCO’yu, agribusiness ve uluslar arası enerji ve madencilik sermayesini, bir tür fiili iktidar ortağı olarak uzlaşma-anlaşma-yasal ve anayasal düzenlemeler çerçevesine sokmak oldu.

Diğer yandan “yeni seçimlerde parlamentoda büyük çoğunluğu alırsak hükümetimizi güçlendirip istemleri o zaman gerçekleştirebiliriz” beklentisi yaratılarak kitleler düzen içi kanallara sevkedildi. Diğer yandan yerli, işçi, köylü örgüt ve hareketlerinin neredeyse tüm önder ve temsilcileri, parti ve hükümet bürokrasisi kademeleri içine çekilerek eritildi. Başlangıçta SDH, kitle örgütleri ve hareketlerinin siyasal aracı ve temsilcisi iken, kitle örgütleri hükümetin edilgen uzantısı haline getirildi. SDH, 2008-2010 seçim ve referandumlarında 3’te iki çoğunluğu alarak güçlendi ama kitle hareketlerinin giderek zayıflatılması pahasına. Kitle hareketi örgütleri, hükümetin kitleler üzerindeki idari aygıtlarına dönüştürüldü. Tüm güç ve yetki, çevresinde bir kişi kültü oluşturulan Morales’in elinde yoğunlaştırıp aşırı merkezileştiren idari düzenlemeler yapıldı. Kitleleri sermaye ve ırkçı saldırılara karşı fiili özsavunma örgütlenmeleri kurma, tabandan örgütlenme ve mücadele, işletme ve topraklara el koyma inisiyatifinden alı koyan ve uzlaşmaya zorlayan, “Müfettişlik Bürosu”, “İnsan Hakları Ombudsmanı” gibi idari aygıtlar kuruldu. Parti ve kitle örgütlerindeki devrimciler, hükümeti kitle hareketlerinin programını uygulamamakla ve sermaye oligarşisi ile uzlaşmakla eleştirenler tasfiye edildi veya ayrılmaya zorlandı.

Büyük sermaye oligarşisi ile anlaşma ve verilen imtiyazlar

2009 seçimlerinden sonra Morales kurucu meclisi ve kararlarını da bypass etti. Başlangıçtaki kitle hareketi programının önemli bir halkasını oluşturan toprak reformu ve tarımsal-ekoloji istemlerini bir kenara attı. Hükümeti ve kararlarını bile tanımayan ve sabote eden, doğu bölgelerindeki, başta finans, uluslar arası enerji, yerli ve yabancı madencilik ve agrobusiness sermayesi olmak üzere tüm sermaye kesimleriyle uzlaştı. Yeni Anayasayı bile sermaye oligarşisiyle uzlaşma içinde düzenledi. GDO, biyo-yakıt üretimini, mega termik ve hidrolik santralleri, et ihracatını, (agrobusiness’in yaygın bir uygulaması olan karlı rant alanları ve hayvancılık/et üretimine alan açmak için) ormanların yakılmasını neredeyse teşvik eden çok sayıda yasa ve düzenleme çıkardı. Bu yasa ve düzenlemeler, parlamentodaki sağcı-gerici muhalifler ve Santa Cruz ve Beni’deki holding merkezleri ile birlikte yapıldı. Morales, Bolivya’dan ilk et ihracatı gemisinin kalkmasını, büyük sermaye patronları ve gerici muhalefet ile birlikte resmi devlet töreniyle kutlarken, daha karlı olan et üretim ve ihracatının artması için yüzbinlerce dönüm ormanın yakılmasına gözyumulmasını protesto edenler gözaltına alınıyordu.

Emperyalist ve iç agrobusiness oligarşisi, HES, Termik Santraller, et üretimi için ormanları yakma, biyo-yakıt (etanol), soya, şeker, et üretimi ve ihracatında, daha önce bile sahip olamadığı imtiyazlara Morales hükümeti döneminde sahip oldu. Morales döneminde aşırı yoksulluğun yarıya düştüğünü söyleyenler, nedense aynı dönemde banka ve şirket karlarının tam 3 kat arttığını gizlemeye çalışırlar. Kitle hareketi ise, Morales’in hık deyicisi kitle örgütleri ile, 2000 yılı Su Savaşı öncesinde bile olmadığı kadar zayıfladı ve pasifize edildi. Agrobusiness’in yıkıcılığına ve yağmacılığına karşı köylü, yerli ve ekolojistlerin mücadeleleri ise karşılarında artık bizzat hükümet baskı ve gözaltılarını buluyordu. Tekelci sermaye oligarşisi, hükümetten istediklerini alınca, hükümete karşı boykot ve sabotajlarını bir süreliğine geri çekti, onlar için yalnızca aldıkları muazzam azami kar ve doğa yağması imtayazları değil, kitlelerin örgütlenme ve mücadele inisiyatifinin yeniden kontrol altına alınmış olması önemliydi. Ama kendileri hükümetten istediklerini durmaksızın artırmaya ve hatta anlaşmalardan aldıkları cesaretle fiili uygulamalara, bir yandan da kendi sağ-populist organizasyonlarını geliştirmeye devam edeceklerdi.

Toplumsal tabandaki hayal kırıklığı

2011 yılından itibaren, Morales hükümetinin toplumsal tabanını oluşturan yerli, köylü, kadın, işçilerde de artmaya başlayan hoşnutsuzluğun çok sayıda örneği yaşandı. Yerli bölgesi ve ulusal parktan geçirilecek bir otoyol projesine karşı yerli örgütlerinin ve otantik yerli önderlerinin protestosu, ama Morales’in buna baskılar ve aşağı ve yukarı topraklardaki yerli örgütleri CONOMAQ ve CIDOB’u bölüp birbirine düşürmeye çalışan entrikalarla yanıt vermesi en çok tepki çekenlerden biriydi. Hükümetin “yerli bölgelerini kalkındırma” adı altında, yerli topluluklarını tümüyle devre dışı bırakarak, yerli örgüt ve önderlerine danışmak bir yana, bilgi bile vermeden, uluslar arası tekellerle ortak olarak, yerli topraklarındaki durmaksızın artan maden, doğal gaz, agribusiness yatırım projeleri, keza. Kadın örgütü Mujeres Creando’nun kadınlara dönük artan taciz, tecavüz, şiddet ve cinayetlere karşı kitlesel eylemlerine karşı aynı tavrın alınması keza.

Hükümetin, bizzat kendi tabanını oluşturan işçi, köylü, kadın ve yerlilerden gelen bu protesto ve istemleri bazan düpedüz bastırması, bazan kulaklarını tıkaması, tamamen hükümete bağlanarak bürokratize ve pasifize edilmiş kitle örgütlerinin (6 koka üreticisi sendikası, yerli köylüler sendikası CSUTB, madenci sendikası, Topraksız İşçiler Hareketi, vd) sessizliği ve hükümet politikalarını alkışlamakla yetinmesinin doğurduğu boşluk, felaketin ilk çanlarını çanlarını çalmaya başladı. “Sol” hükümet ve ona bağlı “sol” sendika ve kitle örgütlerinin eleştirel bağımsızlığını, özerkliğini ve hareket ve mücadele yeteneğini tümüyle yitirmiş olması karşısında, bazı halk kesimleri protestoları, sağcı-muhafazakar muhalefetin yörüngesine girmeye başladı.

Morales’in yeni tabanı: Bir yerli küçük ve orta burjuvazi tabakasının gelişmesi

Morales, halen işçi-emekçilerin çoğunluğunun pasif desteğini almakla birlikte, artık çekirdek toplumsal tabanı onlara değil, onun döneminde gelişen yerli küçük ve orta burjuva sınıf ve tabakalara dayanıyordu: Küçük esnaf ve tüccarlar, küçük maden işletmecileri, küçük sanayi işletmecileri, orta boy ihracata yönelik tarım işletmecileri, bürokratik iş bağlamacılar, vd. Uluslar arası meta piyasası fiyatlarının bir dönem için genişlemesi (özellikle Çin’deki yüksek büyüme temposu nedeniyle bunlara talebin artması nedeniyle), Bolivya gibi ülkelere büyük çaplı uluslar arası istihraç (toprağa dayalı sanayi dalları; petrol, doğal gaz, madencilik, tarımsal-sanayiler, vd) yatırımlarını hızlandırmış, bunların çeperinde bir yerli küçük ve orta burjuva tabakayı da ortaya çıkarmıştı. Aynı şekilde, devletin istihraç rantlarının bir kısmını, tekstil, tarım, inşaat, turizm, hizmet ve taşeron şirketler gibi emek-yoğun sektörlerindeki sermaye çevrimlerine yeniden dağıtması, bu alanlarda da bir yerli küçük ve orta burjuva tabakayı beslemiş, aynı zamanda işsizliği de bir süre için görece düşük düzeyde tutmuştu. Bizzat yerli ve halk kitlelerinin içinden çıkan bu yeni küçük ve orta kapitalistler sınıf ve tabakaları da, salgıladığı liberal halkçılık/sosyal neoliberalizm ile kitleleri büsbütün sersemletmiş ve bölmüştü. Morales’i başa taşırken bağımsız hareket edebilen toplumsal hareket örgütleri ve sendikalar, bürokratlaşmış, bölünmüş ve devlet aygıtına içerilmişken, daha kötüsü, aşağı topraklarda büyük istihraç, enerji, agro-business ve altyapı/inşaat sermayesinin çeperinden nemalanan bu yerli küçük ve orta burjuvazi, yerlilerin ve kitlelerin hoşnutsuzluğunu da sağa çekmeye başlamıştı. Aslında, Morales, ülkenin doğu bölgelerindeki büyük sermaye boykotları ve sabotajlarının üzerine gitmediği, kitlelerin de üzerine gitmesini engellediği gibi, bunlarla uzlaşıp büyük imtiyazlardan vermeye başladıktan sonra, resmen değilse bile fiilen, bu bölgeleri de adeta büyük sermayenin denetimine bırakmış gibiydi.

Madenlerde kısmi ulusallaştırmalar işçi sınıfı ve köylülerin mücadelesiyle gerçekleştirilebildi … ve şu Lityum meselesi

Sosyal medyada, Bolivya’da emperyalist tekellerin elinde olan bir dizi stratejik maden Morales tarafından ulusallaştırıldığı için faşist darbenin örgütlendiğine dair paylaşımlar sıkça yapılıyor. Faşist darbenin aynı zamanda ulusallaştırmalara karşı gerçekleştirildiği doğrudur. Ancak reformistlerin gözlerden gizlediği, çoğu stratejik madenin ulusallaştırılmasının, ancak bu madenlerde çalışan işçilerin ve bu madenlerin yıkıma uğrattığı çevredeki yerli halkın, bu maden şirketleri ve patron çetelerine karşı militan mücadelelerle gerçekleştirilmek zorunda kalındığıdır. Başka deyişle, bu ulusallaştırmalar, uluslar arası maden tekelleriyle uzlaşan ve sayısız imtiyazlar tanıyan Morales sayesinde değil, sert sınıf mücadeleleri sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Kanada merkezli TriMetals Mining tekelinin elindeki gümüş ve indyum (LCD TV yapımında kullanılan nadir bulunan bir metal) madenleri, maden işçilerinin ve yerel halkın büyük mücadeleleriyle ancak 2012’de ulusallaştırıldı. Hindistan merkezli Jindal Steel tekelinin elindeki demir madenleri, İsviçre merkezli Glencore tekelinin elinde çinko madenleri ve iki eritme fabrikası, işçilerin şirketin özel çeteleriyle uzun ve militan savaşımları üzerine ulusallaştırılabildi. Aynısı, Britinya-Arjantin ortaklı Pan American tekelinin elindeki Chaco doğal gaz tesisleri, yine sert sınıf mücadeleleri sonucunda ulusallaştırılmak zorunda kalındı. Üstelik, Bolivya hükümeti bu ulusallaştırmaları el koyma biçiminde yapmadı, bu tekellere ulusal gelirinin yüzde 7’sini bulan toplam yaklaşık 2 milyar dolar “geri satın alma ve tazminat” ödedi!

Ünlü Lityum vakasına gelince. Elektrikli otomobillerde kullanılan ve nadir bulunan lityum rezervlerinin yüzde 70’inin Bolivya’da, bunun da büyük bölümünün, deniz seviyesinden 3600 metre yükseklikteki bir dağlık alan, aşırı yağışlı iklim koşullarında bulunan Salar de Uyuni tuz yataklarında bulunduğu tespit edilmiştir. Lityumu tuz ve diğer minerallerden ayrıştırma işlemi, bu koşullarda daha yüksek teknoloji ve maliyet gerektirmektedir. Bu teknolojiye sahip olmayan Bolivya, yalnızca yüzde 50 kendi ulusal madencilik ve lityum şirketlerinin ortağı olacağı biçimde, emperyalist kapitalistlere ihale davetinde bulunmuştur. Fransa merkezli Eramet, ABD merkezli FMC, Güney Kore merkezli Posco, yüzde 50’yi az, coğrafi koşulların gerektirdiği maliyeti fazla bulup görüşmelerden çekilmiştir. Almanya merkezli ACI Systems tekeli, bu koşulları kabul etmiş, ancak bölge halkının büyük çaplı protesto gösterilerinden sonra, Morales ACI ile yapılan anlaşmayı iptal etmek zorunda kalmıştır. Tesla (ABD), PEM (Kanada) ve iki Çin şirketi ile ihale ve anlaşma pazarlıkları halen sürüyor, Bolivya ulusal madencilik şirketinin Çin merkezli Tianqi Lithium Group ile bazı üretim testleri yaparak anlaşmaya yaklaştığı söylentileri dolaşıyordu. Ancak Lityum üzerindeki paylaşım mücadelelerinin darbe dinamikleri üzerinde bir etkisi varsa, bunun nedenini yalnızca Batı emperyalist kapitalist güçlerinin Lityum’dan aslan payını rakipleri Çin’e gitmesinden rahatsızlıkları veya yüzde 50’lik ganimeti az bulmaları değil, asıl Bolivya işçi-emekçi ve yerli halkının, daha önceki doğal gaz, gümüş, çinko gibi stratejik kaynaklarında olduğu gibi, lityumun da ulusallaştırılması için büyüyen mücadelelerinden çekinmeleridir. Morales’in yüzde 50’si, kitleleri stratejik lityum rezervelerinin özelleştirilmesine razı etmek ve hükümetinin dayandığı çeşitli burjuva ve küçük burjuva kesimlere rant dağıtımını sürdürebilmek içindir. Ama emperyalist kapitalist güçlere yüzde 50 veriyorsanız, daha fazlasını istemeleri için iştahlandırmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız.

Morales, sözde ulusallaştırdığı doğal gazın kontrolünü bile generallere, kendi eliyle teslim etmemiş miydi? 2014’ten sonra artan dış borçlanmanın bir kısmını ABD-Wall Street’ten yapmıyor muydu? İlk yerli başkan ve yerli dilleri ve haklarının tanıyıcısı görünümüne karşın, bu nasıl bir “yerli uluslara özerklik” idi ki, yerli bölgelerinde yapılacak uluslar arası madencilik, agri-business, otoyol vb yatırım ve yağmasında, yerli halklara danışma hatta bilgi verme gereği bile duyulmuyordu? Hükümette, kendi eliyle boğduğu ve ihanet ettiği kitle hareketlerine ve programına dayanmak yerine, emperyalist kapitalist güçlere, istihraç ve agro-business oligarşisine, orduya, yeni yerli küçük ve orta burjuvaziye (hepsinin gücüne göre!) rant dağıtımına dayanmak, ancak bir burjuva pragmatizminin ve çürümenin ifadesi olabilir.

Burjuvazi birleşiyor ve ırkçı-faşist hareket ayrıcalıklarını kaybetmekten korkan beyaz küçük burjuvazi üzerinden organize ediliyor

Morales hükümetine karşı gerici muhalefet, Şubat 2016 referandum skandalından itibaren, eski devlet başkanı ve Morales’in başkanlık adaylığındaki rakibi, Mesa’nın muhafazakar demokratik kılıftaki 21 Şubat hareketi çerçevesinde gelişti. Bunun arka planında ise, merkezinde sermaye oligarklarından Camaho’nun yer aldığı, “sivil” faşist hareket örgütleniyordu. Santa Cruz, Potosi, Tarija, Cochabamba, La Paz, Chuquisaca gibi bütün büyük kent merkezlerinde “sivil/yurttaş komiteleri” denilen ırkçı-faşist organizasyonlar kuruldu, ve ırkçı beyaz küçük burjuvazi gençliğinden devşirilen faşist çeteler eğitildi ve yerlilere ve sol kurumlara dönük irili ufaklı sokak terörü organize edildi. Diğer taraftan Bolivya’nın en büyük ve elit kamu üniversitesi UMSA rektörü şefliğinde bir “Demokrasiyi Savunma Komitesi” adı altında bir liberal anti-Morales hareketi organize edildi, bu harekete de liberal beyaz ve melez aydınlar, üniversite öğrencileri, beyaz yakalılar çekildi.

Bu neomuhafazakar, faşist, liberal organizasyon ve hareketlerin tümünde, modern kentlerin kendini ayrıcalıklı gören küçük burjuvazisi, faşist harekette ise ayrıca, maden, agrobusiness sermayesinin grev kırıcılıkta kullandığı lümpen proletarya kritik bir rol oynuyordu. Kendini ayrıcalıklı ve devletin sahibi olarak beyaz ve melez küçük burjuvazi, yeni bir yerli küçük ve orta burjuvazi tabakasının kamusal alana çıkması, kent merkezlerinde ev tutması, AVM ve hava alanlarına serbestçe girip çıkması, yerli çocuklarının kendi çocuklarının okuduğu okullara girmesi, kamusal eğitim sistemi ve medyada yerli gelenek ve inançlarına yer verilmesine tahammül edemiyordu. Kendi malı ve ayrıcalığı olarak gördüğü kamu memuriyeti, bürokrasisi ve beyaz yakalı işlerde, yerlilerin de yer almaya başlamasını, beyaz küçük burjuvazinin başlıca imtiyazlı yükselme kanallarının birinin “cahil, aşağı ırk” tarafından işgal edilmesi olarak görüyordu. (İşin tuhafı, “yerli başkan” Morales döneminde bile, yerlilerin memuriyet, kamu işletmeleri yönetimi, ve beyaz yakalı profesyonel işlerde yer alması, yerlilerin toplam nüfus içindeki payının çok altındaydı. Ama kamusal alan ve işlerde yerlilerin bu kısmi demokratik boy göstermeye başlaması bile, sömürgecilik artığı bu beyaz efendileri çıldırtmaya yetiyordu!) Tabii, “aşağı topraklar” (Bolivya’nın beyazların merkezinde olduğu büyük kentleri, sanayi, ticaret, agrobusiness merkezi) üretiyor, “yukarı topraklar” (geleneksel tarıma dayalı yoksul yerli bölgeleri) hiçbir şey yapmadan sosyal-yardım diye yiyor, ırkçı-faşist-neoliberal beylik propagandası da eksik olmuyordu.

Büyük sermaye kesimleri, Morales ve MAS’ı istemeselerde, yüksek karları devam ettiği ve istedikleri imtiyazları aldıkları sürece, onunla zoraki bir evliliği sineye çekmiş görünüyorlardı. Ancak Morales’in kendi ayağına sıktığı Şubat 2016 referandumunu ilga etmesiyle, Morales zayıfladığı halde kendi siyasal güç ve konumlarını artırmanın “olağan” kanallarının tıkandığını farkettiler. 2000-2005 dönemi isyan ve direniş dalgaları karşısında zayıflayıp parçalanmış, 2008-2010 dönemi sonrasında Morales’in parlamento’da mutlak çoğunluğu elde etmesi ve hükümetini pekiştirmesi karşısında her biri onunla farklı anlaşmalar yapma telaşına düşmüş burjuvazi, o saatten sonra hızla güçlerini birleştirdi. 7 ayrı burjuva muhalefet partisi Morales’e karşı ortak kampanyalar organize etmeye başladı. Morales’in kitle örgüt ve hareketlerini pasifize etmesi ve bölmesi, devrimci ve bağımsız eleştirel bir duruş koymaya çalışan sol kesimleri tasfiye etmesi, tabanının daralmaya başlaması, “aşağı topraklar”da serpilen yerli küçük ve orta burjuvazinin de sağa gözkırpması, onları büsbütün cesaretlendirdi, muhafazakar ve liberal demokratik kamuflajlar altında, faşist harekete daha güçlü destek vermeye başladılar. Morales’in buna karşı tüm yaptığı, kemer sıkma paketini seçim sonrasına ötelemek ve ömrünü seçimlerle bir dönem daha uzatmaya çalışmak oldu. Ama yeni bir seçim gafına imza atmayıp ikinci turda seçilmeye gönül indirseydi, bir şey değişmeyecekti: Faşist kılıçlar çekilmişti, seçim sonrası veya kemer sıkma paketiyle yine destabilizasyon kampanyası başlatılmaya hazır bekliyordu.

Mücadele sürüyor, sınıfsal-toplumsal hareketler yeniden canlanıyor ve örgütleniyor

Bununla birlikte, faşist darbe henüz pekişmiş değil, süreci geri çevirme olanak ve dinamikleri hale var. Bugün Bolivya’da faşist darbeye karşı mücadele eden kitlelerin bir kısmı halen Morales’i savunurken, bir kısmının da artık Morales’i değil ama Morales’in bir tıkacı haline geldiği kitle hareketlerinin 2000-2005 dönemi program ve istemleriyle mücadele ediyor. 2000-2005 dönemini yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bolivya’da sol, zaten Morales’in ikinci döneminden itibaren Morales yönetimine karşı tutumuna göre ikiye bölünmeye başlamıştı. Ancak Bolivya’da ordu destekli tepeden inme bir aşırı-sağ/faşist rejim tesis edilmeye kalkışılırsa, MAS’ın katılabileceği açık seçimler düzenlenmezse, ve tabii her koşulda kesin olan neoliberal bir kemer sıkma paketi uygulanmaya başlanırsa, kitle mücadeleleri de eski güç ve dinamizmini kazanmakta gecikmeyecektir. Darbeci ordunun, önce MASS milletvekillerini parlamentodan uzaklaştırırken, sonra tekrar parlamento toplantılarına girmelerine “göz yumması”, darbe karşıtı mücadelenin isyana ve iç savaşa dönüşmesi korkusundan kaygılanıyor olabilir. Yine generaller, çoğunluğunu yerli işçi ve köylülerin oluşturduğu tabanına ve alt kademe subaylarına da güvenmiyor, yerli katliamları ve MASS’ın seçimlere katılmasına izin verilmemesi, tepeden inme bir kemer sıkma yönetiminin atanması durumunda, ordu tabanının da ayaklanabileceğinden korkuyor olabilir.

Diğer taraftan “aşağı topraklar”da Morales hoşnutsuzluğuna karşın akacak sol bir kanal bulamayınca, sağcı tuzağa düşen ve ilk başlarda destekleyen kitlelerin yerli, işçi, köylü, kadın kesimleri de, ırkçı-dinci-faşist, yerli düşmanı, emek düşmanı, kadın düşmanı yüzlerini alenen sergilemeleri üzerine, eylemlerden çekilmiş görünüyor.

Şu anda en önemli şey, darbenin faşist kurumsal konsolidasyonuna izin vermemek, ve onu geri çekilmeye zorlamak. Bu da, bürokratik pazarlıklar, yasal manevralar ve uzlaşmalarla sağlanamaz. Dar kafalı reformistlerin sandığı gibi Morales’i romantize ederek, aklayıp yeniden pazarlamaya çalışarak da sağlanamaz. Ancak yığınsal, militan, parlamento-dışı ve fiili mücadeleyi büyütürek yapılabilir. Örgütlerini, hareketlerini yeniden canlandırmaya çalışarak mücadeleye girişen maden, orman, tarım işçilerinin, koka üreticilerinin, yerli topluluklarının yapmaya çalıştıkları ve çağırdıkları bu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*