Anasayfa » GÜNDEM » Bizim İşçi Sınıfı Dışında Bir Umudumuz Yok!

Bizim İşçi Sınıfı Dışında Bir Umudumuz Yok!

Bahar aylarına bu yıl rengini 7 Haziran’da yapılacak olan genel seçimler veriyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve Newroz bu havanın etkisinde kutlandı. 8 Mart’ta Özgecan’ın öfkesi öne çıkarken Newroz’da Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakarak yeni bir strateji üretme içerimli bir kongre çağrısı yapması seçimlerle birlikte işlendi. İstanbul’da Newroz kürsüsünde Selahattin Demirtaş “bir oy bir oydur” diyerek tüm HDP kitlesinin seçimlere odaklanmasını istedi.

Şimdilerde seçimler “kim milletvekili olacak, kim daha demokrat olacak” fonunda en önemli konu olarak gündemi kaplamaya devam ediyor. Her yeni gelişme partilerin seçim stratejilerine meze edilmeye çalışılıyor. DHKP-C’nin yaptığı son eylemler bile AKP’nin “Alevilere karşı Sünni çoğunluğun temsilcisi” olarak oy arttırma çabasına kanalize ediliyor.

İç Güvenlik Paketi meclisten çıkartıldı, bu hengâmenin arasında. Yavaştan ilerleyen kıdem tazminatı tartışmaları sürüyor, hazırlıklar devam ediyor, muhtemelen seçimler sonrasında kıdem tazminatlarının da gaspı saldırısı net olarak gelecek.

İşçi cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Her gün gelen şantiyelerdeki inşaat işçilerinin ölüm haberlerine mevsim dolayısıyla tarım işçileri de eklendi. Mart ayında 40 tarım işçisi -çoğu yollara savrularak- yaşamını yitirdi. Her gün birer ikişer katlediliyoruz.

Bu ülkede işçi katliamı kadar kadın katliamı da hız kesmiyor. Özgecan’dan sonra sokaklara taşan öfke maalesef örgütlü bir kanaldan akmıyor ve kadın cinayetleri, taciz, tecavüzler de hız kesmeden sürüyor. Ve TC.vüzcü devlet kadın katillerini korurken, tecavüzcüsünü öldüren kadına en üst sınırdan ceza veriyor.

Ülker ve Adore işçileri tazminat haklarını alarak direnişlerini sonlandırdılar. Dora Otel ve Divan işçilerinin direnişleri sürüyor. Metal işçilerinin grev yasağı süresi doldu. Ama Birleşik Metal ne yönde hareket edecek, bir açıklama bile yapılmadı daha. Ankara Kazan’da işçiler çalıştıkları fabrikayı işgal ettiler. Patron İlhami Yılmaz’ın iflas bahanesiyle 3 aylık maaş, mesai ve kıdem tazminatlarını gasp ettiği işçiler fabrikada nöbet tutuyorlar.

Metal işçilerinin greve çıkışı çölde su gibi gelmişti. İşçi sınıfı adına adeta “oyunda biz de varız” dedi metal işçileri.

Kobané’de IŞİD’in defedilmesinin ardından şimdi sıra civar köylerde. Buralarda da ilerleyiş sürerken bir yandan da Kobané’nin yeniden inşaası tartışılıyor.

Ortadoğu’da hemen her gün değişen güç savaşları şimdi de Yemen üzerinden şekilleniyor. Suudi Arabistan ve İran üzerinden mezhepsellik sosu ile yaşanıyor mücadele. İşçilerin emekçilerin tek birleşme noktası sınıf çıkarları olunca, bu kadar basit olmayacak kapitalizmin işi.

İşte 2015 1 Mayısı’na aşağı yukarı bu tablo eşliğinde giriyoruz. DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından yapılan ortak açıklamada 1 Mayıs’ın “insanca yaşanacak ücret, çalışma koşulları, barış, demokrasi ve özgürlük” talebiyle tüm kentlerde ve birlikte kutlanacağı bildirildi. Açıklamada İstanbul’da 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanacağı duyurularak dayanışma çağrısı yapıldı.

Bu yıl da İstanbul’da 1 Mayıs alanı olan Taksim Meydanı işçi ve emekçiler için adres olacak.

1 Mayıs öncesi gündemlere baktığımızda seçimlere odaklanmış bir 1 Mayıs’ın bizi beklediğini söylemek güç olmaz.

Seçimler 1 Mayıs’ı değil, 1 Mayıs seçimleri belirlemeli. İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta burjuvazi işçi sınıfının nefesini ensesinde hissetmeli ve adımlarını ona göre atmalı. Burjuvazi ancak reformlarını, yasalarını işçi sınıfının basıncı altında gerçekleştirdiğinde işçi ve emekçiler açısından ezilen ulus, cins ve mezhep yönlerinden kalıcı kazanımlar olacaktır.

Aksi halde burjuva parlamenter sistemin kendini yeniden yapılandırmasının piyonu, alkışçısı olmanın ötesine gitmek mümkün olmayacaktır.

1 Mayıs’ta alanlara en yakıcı taleplerimizle çıkmalıyız.

İş kazası adı altında süren işçi cinayetlerine, devletin koruması altında kocası, kardeşi, akrabası, sevgilisi ya da başka bir erkek tarafından katledilen kadınların sesi olmalı 1 Mayıs.

Erkek egemen kapitalist sistem yıkılmadan çözülmeyecek bu sorunlar. Buna odaklanan, ama her an canımızı acıtan cinayetlere, “kaza”lara, taciz ve tecavüzlere de acil tedbirler alınmasını sağlamalıyız.

İşçi cinayetlerini durduracak İSİG önlemlerinin alınması, kadın cinayetlerine alt yapı olan uygulamaların durdurulması, paketlerin geri çekilmesi ilk elde taleplerimiz olmalı.

İnsanca yaşamak isteğimiz temel talebimiz olarak çıkmalı öne. Ücretlerin insanca yaşanacak bir seviyeye çıkartılması ve ücret eşitsizliğinin ortadan kaldırılması 1 Mayıs’ta haykırılmalı.

Grev örgütlenme ve eylem hakkımızın gasp edilmesine her ne şekilde olursa olsun izin vermemeli, bunun için grev ve örgütlenme yasaklarına 1 Mayıs’ta dur demeliyiz.

İç Güvenlik Paketi adı altında;

-hakkını arayan, örgütlenen, direnen işçilerin, emekçilerin,

-devlet destekli erkek terörüne karşı sokağa çıkan kadınların,

-gelecekleri çalınan, kapitalizme meze edilen gençlerin,

-hakkın sokakta alınacağını en iyi bilen Kürt emekçilerin,

-HES, nükleer, termik santrallerle, barajlarla doğanın, köylerinin katledilmesine dur diyen köylülerin, ekolojistlerin

ayağına, diline, yüreğine pranga vurulmak isteniyor.

Türkiye burjuvazisinin en sağlam kalesi AKP sınıra dayanmıştır ve bundan sonrasını eskiden olduğu gibi sürdüremeyecek durumdadır. Ekonomi, dış ilişkiler, siyasal ve toplumsal çelişkiler, toplam tablo AKP’nin geriye doğru çözülüş sürecine girdiğini göstermektedir. Türkiye burjuvazisi bölgesel ve küresel anlamda sıkışma yaşamakta. İşçilerin kanı, teri üzerinden büyüme destanları yazan burjuvazi yeni alternatifler peşinde.

Bunun karşısındaki en büyük engel, en büyük düşman sen ben biz… işçiler, kentin ve kırın yoksulları. Sokağa çıkacağımızı iyi biliyorlar ve bunun önünü almaya çalışıyorlar. Ya paketleriyle ya parlamento hayalleriyle…

Ama nafile çözülmez çelişki; onların sefası bizim cefamızdan geçiyor. 1 Mayıs’ta görmeliler ki bizim üstümüzden sefa sürmek o kadar da kolay değil ve ilelebet sürmeyecek…

1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanlarına!

Biz İşçi Meclisi olarak umudumuzu, güvenimizi işçilerin bulunduğu her işyerinde, alanda, havzada, semtte işçi meclislerinde, komitelerinde, kurullarında… örgütlenmeye bağladık. Yaşamımızı zehreden, geleceğimizi ipotek altında tutan bu sistemi ancak örgütlenirsek geriletir ve nihayetinde yıkabiliriz.

Bunu bilerek ve inanarak her yeni seçimde parlamento hayallerine girmeyi doğru bulmuyor, çözümün burada olmadığını düşünüyoruz. Burjuva parlamentoda herhangi bir partiyi bir diğeriyle geriletme değil, işçi sınıfının burjuvaziyi geriletmesi aslolandır. Bu nedenle net bir şekilde belirtelim, seçimlerde bu partilere oy vermiyoruz…

Eksik fazla, az çok demeden tüm zihnimizi, gücümüzü, emeğimizi, örgütlenmeye yönlendiriyoruz, umudumuzu örgütlü bir işçi sınıfına bağlıyoruz…

İşçi Meclisi’nin 56. Sayısında yaınlanmıştır

Bir yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*