Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bitcoin çılgınlığı üzerine

Bitcoin çılgınlığı üzerine

Bitcoin 2008’de dokuz sayfalık Satoshi Nakamoto adında sahte isimle yayınlanan teknik bir makale ile çalışmaya başladı. Makale; banka, finans ve kredi şirketleri vb. aracılara gerek kalmadan ağlar üzerinden kişiden kişiye (p2p) gerçekleşebilecek para transferini açıklıyor. Blockchain teknolojisinin ürünü olan Bitcoin ve diğer coinler günümüz parasından öğrendiğimiz alışkanlıkları bir kenara bırakarak düşünmeyi gerektiriyor. Çünkü matematiksel olasılık formülleri ve bazı dönüştürücü fonksiyon örnekleri ve C programlama dilinde yazılmış olduğundan bazı karmaşıklıklar içeriyor. Bu yazıda matematiksel detaylara girmeden Bitcoin’i irdeleyeceğiz.

Özgür yazılım ve Stalman’cı saf yaklaşımla kapitalizm altında özgür lisanscılık veya Paylaşım Ekonomisi (share economy) teorisyenleri gibi eşitlik hayali çizen liberal toplumculuğun bir başka şekli olan Bitcoin’in tüm bunların anarşist kapitalist ütopizmle harmanlanmış versiyonu ile karşı karşıyayız.

Endüstri 4.0’la ara katmanları kaldıran, sanayi ve üretimi sensörler ve veri iletişimiyle merkezileştirip kontrol eden bir dijital dönüşüm süreci içindeydik. Yapay zeka, robotlar, öğrenen makineler vs… Bitcon gibi dijital para birimlerinin sloganıda aracıları ortadan kaldırmaktır, dolayısıyla bunları birbirinden ayrı ve kendi başına düşünemeyiz. Bu gelişmeler üretici güçlerdeki gelişmeyi, toplumsal üretim sürecinin çeşitli aşamalarını ifade ediyor. Blockchain gibi yeni gelişmeler(ki çok yenide değil) tek başına bir gelişmişlik ve ilerleme ifadesi olmamak birlikte, kapitalizm içinde çok gerici biçimlerede evrilebiliyor.

Bitcoin’in 10 yıllık geçmişi olmasına rağmen ağlar yoluyla çalışmaya devam ediyor. Kendisini katlayarak 19 bin dolar fiyatına ulaştı. Sonra kendi yarı katı kadar gerileme yaşadı. Bazen bir haftalık sürede sekiz kat arttı, bir günde tepetaklak oldu. 2017’nin son sürecinde neredeyse 10 kat büyümüş. Benzer bir para birimi olan Ethereum 2017’de sadece 6 aylık süreçte 33 kat büyümüş dolayısıyla bu süreçte neredeyse 1300’e yakın sanal para birimi mantar gibi çoğaldı. Böylesine yaygınlaşmaya rağmen, sistemin sorunları ve enerji zaman gereksinimi yüzünden pek tatmin edici stabil bir durumu hala yok. Bitcoin’de şuan bir para transferi başarılı olarak gerçekleşmesi için en az 10 dakika gerekiyor. Bu süre 6-7 saati de alabiliyor. Doğal olarak günlük alışverişlerde kullanılamıyor; çünkü hiç kimse döner yemek için ödeme kuyruğunda beklemek istemeyecektir. Bitcoin’in dijital ağlarda işlemleri çok hızlı olmasına rağmen gerçek yaşamda kağıt ve madenden üretilen geleneksel para ve onun dijital bankacılığının hızına hala ulaşabilmiş değil.

Bitcoin merkezi olmayan, sahibi olmayan, belirli kullanıcıların ortak hareketiyle ağda yayınlan para birimlerinden biri. Bazı şirketler piyasaya Bitcoin benzeri para birimlerini kendi güvencelerinde sürüyorlar ama genel olarak sistemlerin çoğu birbirine benzer, matematiksel işlem farklılıkları, fonksiyon ve yöntem değişiklikleriyle aynı mantıkta çalışıyor. Hepsinin ortak mantığı, ağdaki kullanıcıların birliği ve ağın dağıtık yapısı sayesinde, tüm işlemleri tek bir küresel özel muhasebe defteri haline getirmek. Ağdaki matematiksel ifadeler, gizlilik, güvenlik şifreleme ve karşılaştırma işlemleri için kriptografi biliminden yararlanıyor.

Bitcoin’in çalışma mantığı

Bitcon bir Blockchain(blokzinciri) yazılım teknolojisidir ve günümüz dijital para birimlerini anlayabilmek için Blockchain teknolojisine asgari düzeyde hakim olmayı gerektiriyor. Blockchain teknolojileri ağdaki kullanıcıların birbirlerinden dosya çekmek için kullandığı Torrent gibi uygulamalara benzer çalışıyor. Herhangibi torrent programı dosya indirme işlemlerini internetteki herhangi bir sunucudan değil, eşler arasındaki bilgisayarların bağlantıları sayesinde birbirlerinden indiriyorlardı. Sistemden daha hızlı indirme yapabilmek için sistem herkese ağdaki dosyalarını paylaşıma açamaya teşvik ediyordu. Bunun için kurumlara veya bir başka aracı kişiye gerek kalmadan sansür, lisans kısıtlamalarına takılmadan, tamamen tüm ağlardaki kullanıcıların gücüyle çalışıyor. Sonra yazılım dünyasında Git programı, versiyon kopyaları ve kontrolünü yapan ve aynı proje üzerinde kopyalar üzerinde çalışmasını sağlayan benzer teknolojik alt yapı geliştirdi. Napster, Shazam gibi teknolojileri hızlı müzik bulabilmek ve paylaşılabilmek için kullanıldı. Tüm bu Blockchain teknolojileri sonra Bitcoin ile paranın takas edilebilmesi için geliştirildi. Ama bu işleminin ucunda müzik, dosya transferi gibi şeyler değil mal varlığı olduğu için, güvenlik, kontrol, bazı sızma olasılıkları vs işin içine girdiği için diğerlerinden farklı bir kaç metotla kriptografi(şifreleme) bilimine entegre edildi. Bitcoin’e bu anlamda şifreli transfer işlemi yapan matematiksel ifadelerle sonuç çıkaran bir sistem diyebiliriz. Yani bir kişiden diğer bir kişiye BTC birimiyle para gönderilmek istendiğinde, bu işlemlerin ağda şifreli bir biçimde tüm ağdaki diğer eşlerle birbirine bağlı olarak kaydının tutulmasını sağlıyor, bu kayıtların güvenliğini kontrol eden ve hızlıca sonuç çıkaran blok zinciri yaratılıyor. Böylelikle iki kişi veya kurumlar arasındaki bir işleme başkası aracı olmasına gerek kalmadan, ne banka, ne devlet, ne tefeci hiç kimse olmadan işlem gerçekleşebiliyor. Böyle bir teknolojinin para transferi işlemleri için kendi kendisini üretmesi ve güvenli olabilmesini sağlaması için, birincisi enerji, ikincisi sistemde yapılan tüm gelen giden para transferlerinin gizli değil ağa salınması ve açık olması gerekiyor.

Bu sisteme giren herkes, aynı bankadan cüzdan alır gibi bir hesap cüzdanı alıyor ama tabi cüzdan yaratmak için yazılım kullanılması gerekiyor. Yazılım, hesap numarasına benzer, ağda kriptolanmış ve benzeri olmayan bir ID’ üretiyor. Ağda görülen ve açık olan işlemler işlem ID’si ve miktardan başka bir şeyi ifade etmiyor. Böylelikle kişiler anonim kalmak isterse bu sağlanmış oluyor. Bu sürecin baştan sona bir dijital imzalama yöntemi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dijital imzanın geleneksel imzadan farkının ağ ortamında matematiksel ifadelerle atıldığını söyleyebiliriz.

Sistemin çalışmasını anlamak basit bir örnek verelim:

Diyelim ki A kişisi B kişisine Bitcoin ile para göndermek istiyor. A kişisi bilgisayarına veya akıllı telefonuna Wallet veya Multibit vb programlardan birini indirdi ve buradan cüzdan oluşturdu. Cüzdan programı, para çekmek ve istemek için kullanılan bir “özel” ve herkesle paylaşacağınız “genel” anahtar üretiyor. A’nın cüzdanında 5 Bitcoin olduğunu varsayalım. A, B’ ye para gönder kısmından girerek 3 Bitcoin göndermek istediğini belirtti ve bir açıklama ekleme hakkı olduğunu gördü, sistem gönderim işlemi için 0.001 Bitcoinn harcı alarak, gönderim işlemini bir daha geri alınamaz bir şekilde yaptı. A’nın cüzdanından 3.001 Bitcoinlik rakam düşülüyor ve bunu hesaplaması için defterine yazılıyor ve sonra bu defterin kopyası bir istek oluşturularak tüm ağdaki diğer kullanıcılara bildiriliyor, imzalama ve eşleştirme başlıyor ve kriptografik ispat işlemi için ağda bir oylama da yapılıyor diyebiliriz, ve böylelikle çoğunluğun attığı imza işlemi kabul ediliyor.

Bu aşamadan sonraki sürecin arka planını kullanıcı görmüyor, ne kadar düğümden onay aldığını ve kullanıcı işleminin onaylanıp onaylanmadığını ve cüzdanının son durumunu görüyor. Bu işlemlerin teknik arka planındaysa, kişinin göndermek istediği para miktarı ile imzası, özel bir istek olarak işlemci sayesinde uzun rakam ve harflerden oluşan asal sayıların birbiriyle çarpımıyla oluşturulan yeni çıktılarla sağlanıyor ve kriptografi için bazı olasılık ve sonuç, eşleştirme yöntemleri kullanılıyor. Poisson dağılımı kuramındaki olasılık hesaplamaları, Factoring whole numbers, NP (complexity) gibi karmaşıklık teorilerinden ve fermat küçük teoreminden yararlanılarak üretilen bir sistem, sistemdeki her bir değer, başka bir değerle kesinlikle eşleşmemesi yani çarpışmaması için ve her seferinde orijinal girdi ile çıktıyı farklı vermek zorunda, bir çeşit olasılık hesaplamaları ve matematiksel dönüştürücü fonksiyonlar ve ama sanki rastgele üretiliyormuş gibi görünen sistemde ifade edilen bir sorunun mantıksal karşılığı olan (Hash), SHA 256 şifreli bir ID üretiliyor. Örn: (ds3rjsSD23sdan234jJXH654) Gönderim başladığında A’nın özel ve karşıdaki kişinin genel anahtarıyla ağa salınıyor, A’nın bakiyesinin yeterli mi yetersiz mi olduğu ilk olarak, bundan önceki cüzdanki hareketler matematiksel çıktılar sonucunda kontrol ediliyor ve A’nın ağdaki diğer cüzdanlardaki kopyalarıyla eşleştiriliyor. Düğümler A’nın aynı parayı iki defa gönderememesi için güncel bakiyesini matematiksel sonuçlarla doğruladığında, iş kanıtını bulduğu diğer düğümlere yolluyor. Böylelikle düğümler blokları doğrulayarak tüm ağda yayınlanma hakkı kazanıyor, kabul edilen blokun dijital imzasıyla diğerleriyle birleşmiş yeni bir blok oluşturuluyor. (Bu bloklara işlem kuyruğunda bekleyenler de diyebiliriz.) Bloklar dışarıdan saldırganlar tarafından ele geçirilmek istendiğinde bütün blok zincirini baştan yaratması gerekeceğinden sistemin kırılması neredeyse çok çok zor oluyor. Çünkü tüm işlemler birbirinin ardına hashlerle geçirildiğinden bu blokların sahtesini üretmek çok zor bir şeydir.

Bloklardaki bekleyen ve aslında uzun bir zincir oluşturan bu işlemler karmaşık matematiksel hesaplamalar olduğundan ve çözümlemelere ihtiyaç duyduğundan yüksek işlemci gücü ve elektrik gerekiyor. Ağdaki bazı özel bilgisayarlar, bekleyen bu işlemleri kriptografik işlemlerden geçirip bloklara haline getirip tekrardan ağa salıyorlar ve ağdaki her bilgisayar bağlı olduğu bloka bu işlemi uyguluyor. Bitcoin ağı, işlemci gücünü bu sistemdeki işlemleri çözmek için kullandıranlara ödül ve çözülen işlem ve zaman karşılığında Bitcoin veriyor, buna da Bitcoin madenciliği deniliyor. Milyarlarca yapılan işlemler ve bugüne kadar tüm bunların neredeyse 150 GB boyutuna ulaşmış durumda.

Bitcoin Madenciliği

Yukarıda söylemiş olduğumuz gibi Bitcoin sistemine bilgisayar işlem gücünü ve elektriğini kullandıran herkes dijital olarak madenci(miner) olarak tanımlanıyor. Madenciliğin %50’si Çin’de bazı çiftlik ve arazilerde yapılıyor. Çin’de olmasının nedeninin ucuz elektrik ve ucuz emek gücü olduğunu söyleyebiliriz, arazilerde çalıştırılan, bunları kontrol edip kuran işçiler sayesinde gerçekleşiyor. Donanım üreticileri, normal bilgisayarlardan çok daha fazla işlem gücüne sahip, Bitcoin için maden üreten cihazları üretiyor. Tüm bunlar ve elektrik enerjisiyle çalışan sistemler bloklarda bekleyen işlemlerin çözümünü hızlandırıyor. Bitcoin sisteminin üretimi 21 milyon ile sınırlandığından ve sistemi her geçen gün kullanan sayısını, işlem yapan sayısının arttığını düşünürsek, ve 16 milyon Bitcoin şimdiden üretildiğine göre aynı oranda işlemlerinin çözülmesini zorlaştırıyor, Bitcoin ile (miner) kazma işlemi yapmakta zorlaşıyor. Blokları çözmek için büyük donanımsal araçlar kuranlar, blokları çözmek için birbiriyle rekabet eden piyasada şirketlerle dolu. Sistem gün geçtikçe daha şiddetli bir rekabete zorluyor ve bunun için quantum bilgisayarın üretilmesi ve çıkması için çabalanıyor.

Spekülatif bir enstrüman

Bitcoin için kapitalizmin sonu diye yazanlar var, bazı sol sayfalarda güzellemeler, destekte bulunanlar var. Son süreçte neredeyse her spekülatör, yatırımcı, aracı, tefeci, nerede uyanık ve parası olan girişimci zengin salak varsa Bitcoin uzmanı oldu. Olağanüstü deprem ve toprak kayması gibi afetlerde eline sopayı alanın TV’ye çıkıp fay hatları üzerine konuşması gibi medya bir kaç asalağı her yere çıkarıp şişirip duruyor. Bitcoin milyarderleri ve hikayeleri, ah keşkemleri, bir Bitcoin’im olsaydı evvelden hayaliyle diye diz dövdürtürdü. İş yerlerinden, çevremizdeki arkadaşlarımızdan gözlemlediğimiz çok fazla ilgili olmasına rağmen, ne olup olmadığını bilmeden insanların bu sisteme girmek istediğini gördük. Özellikle beyaz yakalılarda yaygın olan patron gibi düşünme veya kendisini mikro yatırımcı gibi görme yanılgısı, arkadaşlarını mücadele edecek, rekabet edecek veya yatırım ortağı olarak görmesi, ama diğer yandan da teknik uzmanlığa dayalı yazılım vd. çevrelerinde hızlıca çalışma şekli ve özerkliğinin kaybolması, iş saatlerinin değişmeye başlamasıyla birlikte sıradan işçiliğe geçiyor olması karşısında yapacak hiç bir şeyi olmayan, böyle şeylere, değersizleşme ve özel olma hissiyatına yeniden üretme ihtiyacını Bitcoin gibi özel metalara yönelerek, kıyıda köşede olan birikimini katlama tuzağına düşüyor. Çünkü bu para her dönem ki rolünden başka bir kılıkta karşımıza çıkıyor. Durağan değil aniden yükselip inen bir şey. Genel toplumun bipolar psikolojisine uygun bir para. Paranın tarihini baştan sona girmeye gerek yok, geleneksel olarak paranın değeri en basit biçimiyle o toplumun emek gücü ve zamanı ile belirleniyor.

Para sermayenin küreselleşmesiyle evrensel bir eş değer, hem birikim ve spekülasyon (ve aynı zamanda değer muhafaza) aracı, hem ödeme, hem değişim aracı, hem hesap birimi ölçüsüdür. Bitcoin’in değerini buralardan ölçmeye çalışmak anlamsızdır, çünkü ondaki değer geleneksel paranın fiyatından, özel bir teknolojik biçim ve aracından başka bir şey değil. Böyle bir paranın arkasında gizli güçler aramak anlamsız, bir sahip aramak anlamsız, ayrıca para da zaten başlı başına sermayenin gizli güçleridir. Böyle bir açık kaynak kodlu sistemin ağda dağıtık olması ve büyük kullanıcı çoğunluğu olmadan ele geçirilmesi ve yönetilmesi mümkün değildir. Piyasa Bitcoin ile birlikte, işçi emekçilerin toplumsal ürünlerinin ifadesi olan paranın gücünü ve değerini gizliyor. Bitcoin gibi anlaşılması kolay olmayan araçlar sayesinde paranın yabancılaştırıcı özelliğini ikiye katlıyor. Sanki para değerini işlemci gücünden alıyor, elektrikle oluşuyor veya bazı muhteşem programların ve zeki kişilerin olağan üstü gelişmelerinden geliyormuş gibi görünüyor. Bu genel paranın da kirli yüzünü daha fazla gizliyor. Her ne olursa olsun ortaya çıkan gelişmeler yeni para teknolojileri ve kapitalizmin krizlerini hafifletecek gelişmeler değil, tam tersi onu daha da derinleştiriyor. Gün geçtikçe toplumun ürünleri ile toplum arasındaki yabancılaşma arttığı ölçüde de saydamlaşıyor, insanlar kendi ürün, alet ve araçlarıyla, kendileri planlayıp, kendileri yönetecekleri bir olgunlaşmaya yürüyorlar.

Kapitalizm çıkışsızlık üretiyor

Dünyanın bir çok yerinde, kapitalizmin eskisi gibi sürdürülemez hala gelmesiyle birlikte, işçiliği belirleyen iş yeri duvarları yıkıldı, boş zamanın kendisi tümden sermayeleşti, çalışmanın kendisi, esnek, uzaktan, part-time değil sadece, yaşamın, rüyaların dahi tüm boşluğunu ele geçirdi. Büyüyen kölelik, geleceksizlik, mutsuzluk, umutsuzluk aynı oranda artan çıkış arayışlarını büyütüyor, zaman yoksulluğu, toplumda piyango gibi aniden havaya yükselen büyük bir umut balonuna sarılmaya, beklentilere kapılmayı sağlıyor. İnsanlar kendi ihtiyaç ve taleplerini bir araya gelerek çözebileceğini değil, paranın peşinden giderek ulaşabileceğini sanıyor. İnsan ne ile yaşar? İş yerlerinde yönetici ve patronların işçileri tutmak, aidiyet duygularını geliştirmek ve çok çalışmaları için nasıl “biz bir aileyiz” yalanını ve kariyer aldatmacasını her defasın yutturuyor ve geleceğe ilişkin beklentiye sokuyorsa, parada kapitalizmde bir sistem olarak geleceğe dair sürekli beklenti üretir. Bitcoin’nin de ortaya çıkış dönemleri kapitalizmin derinleşen finansal krizi ve 2008 süreçlerine denk gelmiş olması bu yüzdendir ve tesadüfi bir şey değildir.

Nasıl kısa yoldan köşeyi dönerim, nasıl Bitcoin alıp satabilirim vs bunun ifadesi…. Bu koşullarda insan marka gibi bir şirket gibi davranıyor. Böyle bir durum her bireyin küresel mali sermayeye bağlanması, küreselleşmenin hızlandırılması için beklenmedik bir sürpriz yarattı, kapitalist mali sermaye bir yandan dünyada işçiler üzerinde kontrol ve sömürüyü, yapay zeka, robot, çip teknolojileri ile aşmaya çalışırken, esrarengiz bir yapay para ile banka, borsa sermayesinin geleneksel işleyişini değiştirmeye, gözlerini, ufkunu açmaya zorladı. İşçilerin paralarıyla dönen büyük borsa oyunları ve kumarhane sistemi, küresel ağlarla yeni bir boyut kazandı, sermayenin muazzam akışı ve rekabeti için bir fikir oluşturdu. Bitcoin’de yapısı gereği kafa karıştırıcı, korkunç bir yabancılaşma ve rekabet, ödül sistemi üzerine kurulu olduğundan, ağlar üzerindeki etkileşim sunucular arasındaki iletişim, büyük bir şiddete dönüşüyor. ikincisi internetin derin ve karanlık ticaretinin, uyuşturucu ve silah parası başta olmak üzere doların karşılığı olarak transfer ediliyor. Ortadoğu’da karışıklık arttıkça coinlere yöneliminde aynı oranda artıyor olması bunun bir ifadesi. Hem güvence arayışının hemde bu mecralardaki kirli alışverişi hızlandırıyor. Bitcoin’in üzerine kurulu, buralara yatırımı teşvik eden binlerce şirket, dolandırıcı, aracı insanlara değeri olmayan bir şeyi alıp satmaya, Bitcoin kazma(miner) işlemi yapmaya özendiriyor. Bitcoin aracısız bir para transfer sistemi olabilir ama görüyoruz ki bu sistemin aracıları, spekülatörleri banka aracılarından çok daha fazla türedi.

Neoliberalizm, toplumun her noktasını sermayeye dönüştürmek, üretim ve kar oranlarını arttırabilmek için toplumun tüm güçlerini seferber etmek istiyor. Özgür yazılımda bu anlamda neoliberalizm için iyi bir istismar aracı olarak kullanıldı, sermayenin sadece işçileri değil, toplumun ve doğanın tüm nimetlerini karşılıksız olarak sömürme, gasp etme arzusunu depreştirdii. Yazılım tam da üretimin ve araçlarının çiplerle bütünleşik olarak merkezileşip yoğunlaşmasını, insanların yaşam verilerinin kontrol edilmesini, üretim zamanının düşürülerek çalışma saatlerini arttıran bir şey olarak kullanıldı. Açık kaynak olarak toplulukların bağımsız olarak ürettiği tüm gelişkinlikler de bedava el konuldu. Tüm internet programları, Linux gibi bazı masaüstü yazımları ve insanların iyi niyetle hiç bir aracıya başvurmadan ürettikleri kullanım değerlerinin bir çoğunu metalaştırdı.

Neoliberaller ile anarşistlerin ortak kapitalist ütopyası

Anarşizmin en basit karakteristiği kapitalizmin devletlerin bir aracı olduğu düşüncesidir. Anarşizm bütün iktidar ve baskı aygıtlarına karşı hoş bir söylev geliştirir ama toplumun bireyi değil, bireyin toplumu kurtarabileceği bir özgürlükten bahseder. Anarşizm küçük burjuvazinin kafa karışıklığının, hoşnutsuzluğunun felsefesidir ve özü gereği, kolay ve ani aksiyonlara, öznelci ve bireyci bir temellendirmeyle varır ve çözüm önerileri kapitalizm ile sınırlıdır. Bilgisayar bilimlerinde ve ağlarda oldukça yaygın olan, hack ve bazı entelektüel platformlarda küresel anonim hareketlerde etkileri vardır. Bitcoin gruplarında olan liberal anarşistler, kendilerini anarşist kapitalist olarak tanımlayanlar, parayı devletin ve bir kaç tekelin elinden çıkartarak yoksul ve ezilenlerin değişim aracı olacağını iddia ediyorlar. Anarşizmde sermaye devlet olgusu baş aşağı durduğu için, sermaye de devletin kötülüğünden geliyor. Prodhon’un , Rodbertus ve Gray’ın iddia ettiği gibi ücretli emeğin sermaye tarafından sömürülmesinin ortadan kaldırılması için paranın yerine emek bonoları ile mübadeleyi geçirme fikri Marx tarafından “emek bonosu hayalcileri” olarak safça ve çocukça fikirler olarak görülüyordu.

Marx Proudhon için “ona göre para değerini ticaretten değil hükümdardan alır” dediği “varsın hükümdar 1 markı 2 mark diye buyursun, ticaret ona eski 2 markın 1 marktan değerli olmadığını söyleyecektir” der. Çünkü Proudhon değerin emek miktarı tarafından belirlendiğini göremiyordu. Şimdiyse anarşizmin neoliberallerle birleşmiş ulta versiyonu benzer akıl yürütüyor. Yani bir kaç satırlık ezber formülasyonlarla bu para onlar için yeni bir dünya, devletin elinden kurtulacak bir toplum yaratıyor. Oysa Bitcoin’in devletlerin kontrolü dışında ortaya çıkmış olması, paranın devletleri, bankaları ortadan kaldıracağı anlamına gelmez, Bitcoin şimdiden burjuvaların oyuncağı oldu bile.

Bitcon işçi sınıfının toplumsal emeğinin bir ürünüdür. Liberal anarşizm doğası gereği komünizmi parasız düşünemiyor, hayal edemiyor. Kapitalizm paranın özgürlüğüdür ve para yaratma özgürlüğüdür, nihayetinde darphaneye gerek yoktur, her insan senette yazarak para dolaşıma sokabilir. Bunun çeşitli ellerde cirantalayarak ise paranın alacaklı devrini sağlayabilir. Ama komünizm insanın özgürlüğüdür ve paranın en şiddetli düşmanıdır.

Biz, Bitcoin uzmanı falan değiliz, kapitalizmin günümüz çelişkilerini yakalamak ve toplumun üretici, yönetici yetilerini ve komünizm geleceğine ilişkin bazı güncel bağlantılarını yakalamanın önemli olduğunu görüyoruz. İşçiler böyle aldatmacalar peşinde gitmemeli, bireysel kurtuluş tuzağı ile değil, Bitcoin’i altında yatan gelişmiş teknolojilerle örgütlenmenin ve sermayeye karşı mücadele etmenin yollarını aramalıyız.

İşçi sınıfının, örgütlenmesi ve sermayeye karşı mücadelesinin ve yarınının, bugünden gelişen Blockchain gibi teknolojilerin komünizmin parasız özgür zamanları ve toplumu için kullanılabilecek dağıtık ağlar biçiminde örgütlenebileceğini görüyoruz.

Para bir vakum gibi toplumu kendi pisliğine çekiyor

Kapitalizm içerisinde çözümsüzlük arttıkça, kar oranlarında durgunlaşma, kapitalizm meta üretiminde ayyuka çıktığında, paranın kendisinde, ayyuka çıkar, para parayı metalaştırır. Bitcoin’de olduğu gibi, kendi özünü kaybetmiş, özgürlüğünü ilan etmiş gibi toplumun tüm gözlerini kör ediyor, kargaşaya sebep oluyor ve kendisini kriptografi ve karışık yapısıyla gizemli hala getirerek oraya buraya savruluyor. Kapitalizm artı-değer ve meta ihracını daha yüksek düzeyden genişletemiyorsa, bin bir çeşit yollara girişmek, ütopizmlerden yararlanmak, bunları speküle etmekten haz duyar. Kapitalizm teknolojik gelişmenin, bilimsel gelişmenin hatta insani gelişmeyi sömürü ve yağmadan başka bir şey olarak görmez.

Bitcoin’in sonuçları:

Bitcoin’in Türkiye’de kabul eden kabul eden şirket sayısı 80’i geçmiyor. Hukuk, bilişim, optik, reklam ve birtane de hava yolu şirketi var. Bazı ülkelerde restaurantlarda ve bazı bankalar müşterilerinin Bitcoini takip ediyor, bazı yerlerde Bitcoin bankamatikleri kurulmuş. Böyle bir sistem bankacıları aradan çıkartacakmış gibi sunulsa da, aslında bankalar için büyük bir fırsata dönüşüyor. Dünyada paranın dolaşım ve maliyetlerini azaltarak, tüm toplumu dijital paranın kullanımına geçişi sağlanıyor. Durum geçici bir Bitcoin balonu değil, dijitalize edilen dünyanın ihtiyacı olarak karşımıza çıkıyor. Paranın dijitalleşmesinin ulaştığı noktada yaşanan işlem krizi, kullanım oranlarının yükseldiği dönemlerde büyük kuyruklar ve işlem sıkıntıları beliriyor.

Bitcon’in üretimi için harcanan enerji miktarının 159 ülkeye yeteceği düşünülüyor. İnanılmaz bir emek, zaman, enerji ve doğa israfı olduğu açık. Yalnız bu sadece Bitcoin’e özel ve geçerli değil, dünyadaki metal ve kağıt paranın kontrol edilmesi için bankaların harcadığı enerji ve israfı da hemen hemen bunlara yakındır. Kapitalizm enerjiyi, insanı, emeği, doğayı, üretimi tümüyle israf ediyor ve bunun karşılığındaysa neredeyse bir hiç var. Para için üretilen enerjinin insanlığa bir yararı olamaz. Para sadece pazarda takas edilen metaların hızını arttırmak için kapitalizme hizmet eder ve dolayısıyla sömürü, gasp aracıdır, hangi biçimde olursa olsun, ister merkezi olsun, ister dağıtık ağda veya başka bir yoldan gelsin, dünyada ışınla alışveriş yapılsa dahi para kapitalizm için bir özel mülkiyet ürünüdür. Metalar, işçilerin her gün iş yerlerinde harcadıkları emek ve zaman güçlerini onlara tersinden gösterir, onları birbirlerine dolayısıyla kendi ürünlerine, kendi ürünlerinin fiyatı olarak basılan paralara yabancılaştırır. Marx’da zaten bunu hep bir yabancılaşma biçimi olarak görmüştür.

Üretici güçler içinde artan gelişim diyalektiği ve büyüme hareketi oldukça, sermayenin işlevleri ve araçlarında, toplumun ihtiyaçları ve düşüncelerinde, alışkanlıklarında da sürekli bir hareket gelişir. Yeniden doğuşlar, Bitcoin gibi mükemmel meta-para küresel bir eş değer olarak kendisini bütün ödeme yöntemlerinde kabul ettirmeye çalışıyor, sermayenin dolaşım aracı rolünü üstlenmesi, tüm bilinen geleneksel alışkanlıklar ve yöntemleri bir anda çökertiyor. Toplumsal ilişki biçimleri, dijitalize edilmiş zaman mekan ve üretim biçimleri, kendisine yeni bir para ve ilişkilerle dünyayı yeniden revize ediyor..

“Blockchain ile örgütlenme ve Komünizm” bölümüyle devam edeceğiz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*