Anasayfa » GÜNDEM » Bisiklet Sürücüsü…

Bisiklet Sürücüsü…

bisiklet-yarisi-2751-I3

Türkiye mali oligarşik diktatörlüğünün yeni, çiçeği burnunda başbakanı “dostlarımızı artırıp düşmanlarımızı azaltacağız” demiş. Stratejik derinliğin, komşularla sıfır sorunun, değerli yalnızlığın bahtsız teorisyeni, saray darbesiyle koltuğundan olmuş, devrik sabık başbakan Davutoğlu’nun ardından bu sözlerin edilmesi, tekelci burjuvazinin özellikle bölgesel dış politikada izlediği tüm politikaların iflasının da kabülü anlamına geliyor. Her ne kadar AKP iktidarının varlığı korunsa da, şimdi dış politikada izlenecek yeni yönelimler için “yeni” bir vitrine ihtiyaç vardı. Binali Yıldırım hem bu ihtiyacın ürünü olarak hem de varlık, kapasite, vizyon vd.leriyle ebedi önder R.T. Erdoğan’ın arzusu hilafına iş çeviremeyecek sadık bir personel müdürü olmasındandı. Bundan herhangi bir rahatsızlık duymadığını da eline tutuşturulan prompter metinlerinden sık sık velinimetine şükranlarını ifade ederek gösteriyor zaten.

Davutoğlu’nun ıskartaya çıkartılmasıyla startı verildiği anlaşılan dış politikadaki kökten değişimin birkaç nedeninin olduğu anlaşılıyor. Tabii ki başta geleni bölgesel liderlik hayaliyle, emperyalistlerin kendisine tanıdığı marjları genişletip boyunu aşan işlere girişmenin faturalarıyla yüzleşmenin getiridiği yenik, depresif ruh hali. Bölgeye liderlik için yola çıkıp başladığı yerin de gerisine düşmesi, bunu bir zaman “değerli yalnızlık” diye güya ideolojik-siyasal tezlerle pazarlamaya çalışması da gereken karşılığı bulamayınca “yalnızlık” değersizleşmekle kalmayıp, iktidarın kullanım değerinin tartışıldığı bir noktaya evrilmesi, AKP iktidarı için her şeyi daha bir zora soktu. İzlenen mezhepçi dış politikayla ABD’nin tanıdığı kısmi hareket serbestisiyle ortaya koyduğu tüm politik tercihlerin birer birer çökmesi sonrası Türkiye’nin bölgedeki ülkelerle ilişkileri şöyledir: Suriye, İsrail, Mısır ve Libya’da tarihin en kötü günlerini yaşıyor, büyükelçi-konsolos yok. İran, Irak ve Lübnan’la ilişkiler limoni. Ermenistan ve Kıbrıs Rum Devletiyle zaten ilişki yok. Rusya ile uçak krizinin ardından yaşanan gerilimler eklenince kendi sokağında bırakalım liderliği, yürüyemez hale gelmiştir.

Değerli yalnızlığına döktürdüğü arabesk güzellemeler de faturanın kabarıklaşmasıyla; daha doğrusu ağır siklet yeni bir düşman edinince (ki bu Rusya’dır) işe yaramaz hale gelince düşmanlıkları azaltmaya dönük tavizlere açık olduğunu ilan etti. Şimdi gereklerini yerine getiriyor. Düne kadar “katil, diktatör, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz vs.” dediği Suriye, Mısır ve İsrail’e dönük artık tek olumsuz laf duyamadığımız gibi perde gerisinde direkt ya da dolaylı temas arayışında olunduğu açık ediliyor. Yalnız komşularla, bölge güçleriyle de değil, ABD ve AB ile hem Suriye ve Kürtler hem de mülteci politikaları üzerinden bir gerginliğin yaşandığı sır değil. Karşılıklı edilen sözlerden memnuniyetsizliker burjuva diplomasisinin ötesine geçilerek ifade ediliyor. Ve tüm bunların sonucu olarak ekonominin 2016 ve 2017’de ciddi bir kriz (turizm sektörü çökmek üzere) işaretleri biriktirdiği şu günlerde, içte özellikle Kürt sorunu çerçevesinde yaşadığı tıkanmanın da etkisiyle çark-ı siyasete başvuracakları netleşti.

Bölgesel liderlik hülyalarıyla Suriye iç savaşına elinde benzin bidonuyla koşturmuş Suriye ihvanını, Müslüman Kardeşleri mezhepçi saiklerle iktidara taşımak gayretiyle iç savaş ateşini körüklemişti. Ama sakar bir kundakçının yaşadığı gibi Esad’ın sarayını ateşe vermeye kalkışırken kendi paçalarını tutuşturmuş ve içte ciddi bir Kürt sorunuyla karşı karşıyayken Suriye iç savaşı’nın en güzel ve tek gelişmesi olan Rojova Kürdistanı’nın doğuşunu tetiklemişti: Rojova Kürdistanı’nın Uluslar arası ve bölgesel meşruiyetini IŞİD barbarlığına karşı yürüttüğü savaşla gün geçtikçe arttırması, Türkiye’nin güney sınırını neredeyse boydan boya kapatmasını tehdit ve şantajla engelleyemeyince Kürt düşmanlığını sürdürebileceği yeni politik ittifaklar için arayışa çıkmıştır. Öyle zor durumdadır ki içte (Ergenekon’la, askerle, ulusalcılarla) ve dışta ( Suriye’yle, İsrail’le) şeytanla işbirliğine hazır halde beklemektedir. O beklemektedir ama tarihin akışı onun bu beklentilerine cevap verecek bir yönelime girmeyeceği gibi aksine derinleştirecek gibi. Kuzey Suriye Federasyonu’nun ilanı bunlardan ilkidir.

AKP ve R.T. Erdoğan için çemberin daraldığına işaret eden tüm bu gelişmeler yavaş yavaş yükselen bir baskı ritmini beraberinde getirecektir. Dindar mezhepçiliğin kapitalist meta dünyasıyla, değer ilişkileriyle harmanlanmış bu saldırgan ideolojik yönelimlerin barutunun yavaş yavaş nemlendiğini, yakında işe yaramaz bir hale geleceğini göreceğiz. Kapısının önüne bile çıkmakta zorlananlar Türkiye’nin stratejik bölgesel konumu ve kapitalist gelişmişlik düzeyini yüzüsuyu hürmetine sürdürülen ilişkilerin de bu durumdan kurtaramayacağını biliyoruz.

Doping de işe yaramadı

Türkiye mali oligarşisinin 2016’daki profili “bisiklet sürücüsü” metaforunu akla getirmektedir. Komşudakilerin gücü karşısında başını eğerken zayıf gördüklerini ayaklarının altına alıp ezmeye çalışmaktadır. İkili bir karakter bu. İktidarını sürdürebilmek için emperyalist ve bölgesel güçlerle içinde ciddi tavizleri barındıran, kirli bir uzlaşma çizgisi izlemeye yönelirken, içerde Kürt halkına, toplumsal muhalefete, her türlü demokrasi ve özgürlük talebine karşı saldırganlığın düzeyini arttıracaktır. İşçi sınıfının ekonomik, sosyal tüm kazanımlarını bir bir gasp edecek düzenlemeleri yasalaştırırken mali oligarşinin tekel karlarını koruyup arttırmaya çalışacak, krizi fırsata çevirmeye çalışacaktır.

Bir yandan içerde, dışarda yaşadığı her sorunu demogojik “üst akıl” a bağlayıp dinci bir şovenizimi harekete geçirmeye çalışıyor. Bir yandan da “üst akıl” tarafından muhattap alınmak için çırpınıyorlar. Onlarda biliyor ki, emperyalizmi Türkiye’deki demokrasinin seviyesi çok da ilgilendirmiyor. Onlar esas olarak kendi kapitalist çıkarlarının ne kadar gerçekleştiğiyle ilgileniyorlar. Demokratik düzeyin geriliği çıkarlarının tehlikede olması durumunda başvurulacak bir şantaj malzemesidir sadece!.. Türkiye’de gelişen, ağırlaşan diktatörlük koşullarından çıkış için oralara bakmak, bir tepki, açıklama beklemek küçük ve orta burjuvaca bir saflıktır sadece.

Bisiklet sürücüsünün büyük güçler karşısında başını eğerken pedallara daima sıkı basacağını, hızlanacağını gösteriyor tüm işaretler. Kürdistan kentlerinde taş üstünde taş bırakmamacasına estirdiği terör ve yıkım, batıda en ufak bir protestoyu dahi ezmeye dönük çıkışı, burjuva muhalafete bile tahammülsüzlüğü saldırganlığının dozunun şiddetleneceğini gösteriyor. Neomuhafazakar gericiliğin iktidarda kalmasının tek yolu bu baskı ve emperyalistlerle uzlaşma politikalarının başarıya ulaşmasına bağlıdır. Dış politikadaki yenilgi ve başeğmenin iç devrimci,demokratik muhalefete, toplumsal sınıfsal özgürlük güçlerine bir enerji ve hareket serbestisi olarak dönmemesi için baskının dozunu arttıracaklardır. R.T. Erdoğan’ın durup dururken “Gezi Parkına Topçu Kışlası’nı yapacağız” meydan okuyuşu (lise ve üniversitelerdeki kıpırdanmalarıda gererek) hareketi oluşmadan ezmeye çalışmasının çıkışıdır. Ama bu defa işler 3 yıl öncesi gibi olmayacaktır. Köprünün altından çok sular akmıştır. Ne Türkiye tekelci burjuvazisinin neoliberal demokrasisinin opsiyonları o günlerdeki gibidir, ne de muhalefetin biriktirdiği azımsanmıyacak enerjisinin düzeyi. Kürt emekçi sınıflarıyla daha farklı bir bağ kurabilecek metropol hareketlilikleri de, o günlerde olduğu gibi ikircikli, burjuva mali oligarşik iktidardan burjuva demokrasisi dilenciliği içinde olmayacaktır.

Hareketin seyri ya yakında dış politikada olduğu gibi iç politikada da düşmanları azaltıp dostları arttırmaya yönelik kontrollü açılımlara girecektir ya da yıkılıp gidecektir. Tüm gelişmeler, kararlı bir mücadele hattı yürütülürse bu neoliberal gericiliği tarihin karanlık sayfalarına bırakmaya dönük ilerlemektedir. Opsiyonları tükendi, vizyon çöktü. Bisiklet sürücüsü zor bir patikada, keskin virajlarda yol almaya çalışıyor. Düşmemek için destek arıyor. Bir ele ihtiyacı var. O el bizim olabilir; dengede kalması için değil ama!..

Ercan Akpınar
Sincan 1 Nolu F Tipi Hapishanesi
C-71 Sincan/Ankara

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*