Anasayfa » DÜNYA » Bir referandumun sonucu ve köleliğin toplumsallaşması!

Bir referandumun sonucu ve köleliğin toplumsallaşması!

İsviçre’de sendikaların öncülük yaptığı 4000 Frank asgari ücret (Mindestlohn Initiative) talepli referandum % 76.3 gibi yüksek bir oyla reddedildi.

Yaklaşık olarak üç yüz otuz bin işçi ve emekçinin yaşamını ilgilendiren ve bir parça da olsa ekonomik yaşamlarının iyileştirilmesine yönelik 18 Mayıs’ta yapılan referandumda ne yazık ki, mevcut kölelik koşullarının devamında karar kılındı.

Oylamanın sonuçlanmasından hemen sonra UNIA sendikasının başkanı Vania Alleva: “Sonuç şaşırtıcı olmadı, bir hafta öncesinden seçimin kaybedileceğini anladık yine de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bu sonuç üçüz otuz bini aşkın işçinin problemini çözmedi ve işçiler düşük ücretle çalışmaya devam edecekler bu bir skandaldır. Evet, seçimi kazanamadık fakat kazanmış olduğumuz önemli şeyler oldu. Kampanya sürecinde bu düzeyde düşük ücretle işçi çalıştırıldığını büyük bir çoğunluk bilmiyordu, biz insanların bunun farkına varmasını sağladık. Bu önemli bir kazanımdır. Asgari ücret inisiyatifinin meseleyi referanduma taşıması sonucu belli bazı büyük firmalar üzerinde baskı oluşturarak maaşların yükseltilmesi sağlandı. Daha iyi çalışma koşulları ve daha iyi bir ücret için mücadelemiz devam edecek. Bizi destekleyen herkese teşekkür ederiz” dedi.

Üç yüz elli bin civarındaki düşük ücretli işçilerin büyük bölümünü hizmet sektöründe çalışan kadınlar oluşturuyor. Çalışma yaşamında daha çok kadınların uğradığı ücret eşitsizliğine yönelik eşit işe eşit ücret talepli çalışmaların da nasıl bir sonuçla karşılanacağına cevap niteliğinde bir referandum gerçekleşmiş oldu. Bunun adı demokrasi oluyor, yani Avrupa demokrasisi! Yani patronlar için demokrasisi, işçi ve emekçiler için kölelik.

En başta para sermaye olmak üzere bütün basın yayın organları, iletişim araçları, zihinsel üretici güç ve olanakları burjuvazinin elinde bulunduğu sürece ister temsili demokrasi ister referandum (halk oylaması), sonucu baştan belli bir orta oyunundan ibarettir.

Sendikaların, işçiler lehine iki yıl boyunca gündemleştirdiği ulusal çapta bir asgari ücret uygulaması talebinin reddedilmesi, bir toplumun burjuva demokrasilerinde kapitalist sisteme nasıl içerildiğinin ve teslim alındığının en çarpıcı kanıtı oldu. Yaklaşık iki yıl önce gerçekleştirilen bir başka referandumda ise beş hafta olan yıllık izinin altı haftaya çıkarılması talebi de yine yüksek bir oy oranıyla reddedilmişti.

Bu iki örnek üniversitelerde tez olarak çalışmayı fazlasıyla hak eden cinsten toplumsal bir vakadır. Ve aynı zamanda kapitalizmin yarattığı toplumsal çürümenin de en belirgin kanıtıdır.Kapitalist sistem Bir toplumun kendine ihaneti, kendini yadsıması veya bir akrep gibi kendini sokması ve zehirlemesi değilse nedir?

Faşist diktatörlüklerde uygulanan her türlü baskı ve zorla elde edilen toplumsal onay ve rıza burjuva demokrasilerinde bin bir yol ve yöntemle işçi sınıfı ve emekçiler kapitalist kölelik düzenine bağlanır. Dikta rejimlerine oranla burjuva demokrasilerinde baskı ve şiddet daha sınırlıdır. Daha doğrusu şiddet araçlarını ihtiyaç duyduğu her durumda kullanmak üzere saklı tutar. Fakat en başta “sivil toplum kuruluşları” aracılığıyla olmak üzere kapitalist egemenlik ilişkilerinin en ince, en manipülatif, en vahşi izolasyon yöntemleriyle emekçileri kapitalist sisteme bağlıyorlar. Emeğin değersizleştirilmesi, işçinin sıradan bir nesneye dönüştürülmesi, sınıf çelişkilerinin üzerinin örtülmesi (hepimiz aynı gemideyiz) neoliberal kapitalist sistemin en belirgin karakteristiğidir. İçi sınıfının yarattığı toplumsal zenginlik kendisinin köleliğinin en önemli aracına dönüşüyor. Dolayısıyla emperyalist kapitalizm gerçek anlamda izolasyonun toplumsallaştırılması ve iş sınıfı ve emekçilerin nesneleştirilmesidir.

Burjuvazi çıkarlarını, işçi ve emekçilerin çıkarlarıyla bir ve aynı olduğunu her gün ve her yerde propaganda eder. Örneğin patron demek yerine “işveren” kavramını kullanır. Ve Bizlere iş ve ekmek veriyor fikri yaratarak kendilerine minnet etmemizi sağlamaya çalışırlar ki, bunu büyük oranda da başarmış durumdalar. Oysa kim kime iş veriyor? Kim kimi doyuruyor? İşçi ve emekçiler hem kendi temel ihtiyaçlarını yaratırlar hem de burjuvazinin zenginliğini. Ancak işçi ve emekçiler bunun tersini düşünür ve şükrederler. Üreten ve yaratan işçi ve emekçiler, zenginleşen ve tüketen PATRONLAR!

İşçi sınıfı ve emekçiler tercihini yapmalıdır. Ya özgür bir dünya için sosyalizm ya kölelik!

Devrimci Proletarya/İsviçre

2 yorum

  1. bu kadar olmaz lanet olsun işçi sınıfına! kapitalizmden nefret ettiğim kadar onun yarattığı bu korkak bu ezik bu robot işçi sınıfından da nefret ediyorum. yok olana kadar mücadeleye devam…

  2. Aslinda beklenen bir sonuctu dogru..Ancak baska bir gercek daha varki Isvicre “de orta ve genc nufusda oy kullanma orani cok dusuk..Bu gercegide gozardi etmemekle birlikte diger bir gercek ise burada yabanci dusmanliginin altinda gercekte bir isci dusmanligi yatiyor..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*