Anasayfa » BASINDAN » Bir Passo-Gözetim Aracı: Elektronik Bilet

Bir Passo-Gözetim Aracı: Elektronik Bilet

Türkiye’nin dünya ülkelerini sağlam bir irade sergileyerek -sonunda- yakaladığı sansür ve gözetim konusundan, Devleti Gözetlemek, Utku Kalı ve Sızıntılar başlıklı yazıda biraz olsun bahsetmiştik. Şimdi ise büyüklerimiz başka bir gözetim / fişleme aracı bahşetmiş gibi görünüyor: Elektronik bilet. Aslında buna, toptan / tam gözetim hamlesinin sadece bir tarafı demek daha doğru olur. Bundan birkaç ay evvel, 5651 sayılı İnternetle Mücadele(!) yasasıyla diğer tarafını da yürürlüğe koydular.
2006 Dünya Kupası’ndan bir yıl önce Almanyalı veri koruma uzmanı Thilo Weichert, “taraftarların üzerinde tam kontrol sağlayacak olan” bu sistemden bahsederken mega gözetim projesi diyerek herkesi uyarmış. Dinleyen kim! Bir sonraki paragrafa geçmeden önce Tatlıses’in Mega Aşk adlı şarkısını dinleyebilirisiniz. Devletin başındaki -e’den sadece gözetlemeyi anlayan büyüklerimiz işte böyle aşkla bağlı bu tarz projelere.

Ülkemizde, penguenleri çok seven kanalların kadrolu elemanları gibi her konuda bilgi sahibi olan biri değilim. Sadece bir spor izleyicisi ve bir taraftarım. Onlar gevezelik edip saatlerce beynimizi sulandırmaya başlamadan önce bu uygulamanın gözetim / fişleme kısmıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Bu arada, “aslında proje güzel ama.” diyen spor yazarları da boy göstermeye başladı.
Elektronik bilet uygulamasının en basit haliyle iki temel unsuru var; birincisi ekonomik ve spor tarafı ikincisi ise gözetim ve taraftarlık. Spor ve ekonomi tarafıyla ilgili yazılanları okumanız için en alta ekleyeceğim.

Bu uygulama da bir “mücadele” üzerine ortaya atıldı. Devlet, sokakla ve internetle olan mücadelesinden sonra bu kez sporda şiddet ve düzensizlikle mücadeleyi bu araçla sağlamaya karar vermişti. Devlet vatandaşlarıyla mücadele ediyordu! Bu, tam da devlet babadan beklenen bir şeydi. İnternetle mücadele yasaklayarak ve sansürleyerek, taraftarlarla ve sporla mücadele de gözetleyerek ve fişleyerek devam ediyordu; önünü alamıyorduk. Tersini düşünüyorsanız “Saklayacak bir şeyim yok” Diyenlere Gizlilik adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

Bir taraftarım demiştim ya.. Stada giden herkes bilir ki, mütemadiyen yanınıza oturan ve sürekli tribünler içinde gezen sivil polisler, onların kameralı başka arkadaşları ve stat güvenliği tarafından sürekli izleniyorsunuz. Şimdi diyorlar ki, arkadaşım bizi uğraştırma biz de maçımızı izleyelim. Sen tüm bilgilerini kendi rızanla bu kartla birlikte bize önceden ver! Ayrıca, herhangi bir amaç uğruna toplanma! Toplanacaksan da, “çaldık ama çalıştık” felsefesi ile yapılmış herhangi bir toplu taşıma aracına bin, bizim istediğimiz yerde ve bizim için toplan, bağır, ye, iç, gez. Öte yandan bu uygulamayla tribünlerden soğutmaya çalışılan onca insana da, “internette fakirlerelink yazıp dakikalarca maç görüntüsü arama, hem takılır o, golü göremezsin, hapise bile girersin. Ver paranı, biz sana özel “ses kısmalı” bir alet verelim. Hem ses kısmakla elin yorulmasın” deniliyor.
Merkezi yapılar zamanla gayri-merkezi bir hal alıyor / alacak demiştik ya.. Herhalde bu “tam merkezi” bir halden sonra gerçekleşecek. E-bilet uygulamasında da aynı durum geçerli. Taraftarların tüm verilerinin kontrolü TFF’de olacak. Bunu ben söylemiyorum, kanun söylüyor. Madde 5/11/a’da diyor ki; Elektronik kart oluşturulmak amacıyla alınacak kişisel bilgiler federasyon bünyesinde oluşturulan merkezi veri tabanında tutulur. Bu veri tabanı Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı erişimine açıktır. Şahane! Bir de buna MİT yasası’nı ekleyin. Türkiye dünya ülkelerini gözetim konusunda yakaladı mı demiştik? Yok yahu, baya baya geçtik! Açın Türkiye’nin önünü!
Siz bu kartı başkasına vereyim de izlesin maçı derseniz; olmaz, yassaahhh! Hele bir de kartı kopyalayayım demeyin, bittiniz! Hadi safız, kopyalanmış kart aldık, yine cezalısın! Hadi bu sisteme dahil oldunuz ve yayıncı kuruluşun sesi kıstığı dakikalarda hep birlikte bir şeyler tezahür ettiniz, vay halinize! EGM bu verilerle sizi birkaç gün misafir eder. Dahası için kanunun fıkralarını açın okuyun, inanın çok güleceksiniz.

Adettendir bizde iktidarların beğenmediği olayları yasaklayarak çözme isteği. Nedense böyle durumlarda hep “seçkinlerin” davranışları gelir aklıma. İnternete sansür ve yasak getirirsiniz ama bilirsiniz ki orada en ağzı bozuklar belediye başkanıdır, milletvekilidir, gazetecidir vs. Yine çok iyi bilirsiniz ki, tribünlerde küfürlerin savrulduğu yerler yine o seçkinlerin oturduğu koltuklardır.
Bu kart uygulaması aklıma şehir içi otobüsleri getirdi. Hani ailenizin ya da arkadaşlarınızın yanına gittiğinizde otobüs şoförünün size “buranın belediyesi tarafından verilen kartınız olmalı” dediği gibi bir durum.. Her il için ayrı kart, her maç için ayrı elektronik bilet! Her yerde durumunuzu kanıtlamalısınız.

Devlet bizlerle mücadele ediyor ve yer yer / sık sık saldırı pozisyonuna geçmeyi de ihmal etmiyor.

Biz de http://savunmasanati.info/ gibi yerlerde kendimizi savunmaya başlıyoruz.
Kortunuz mu? Korkmayın, korkmayalım. Çünkü devlet bizden korkuyor.

Okumalar / Dinlemeler:

Taraftar Hakları Derneği Bildirisi; http://www.taraftarhaklari.org/14-nisan-taraftar-bildirisi-ebiletehayir/

Radyo Fenerbahçe’de yayınlanan Kaldırım Tribünü adlı program.
“PassoLig, PassoFişleme, PassoGeçirmece”; http://cizgidencikaran.com/2014/04/09/passolig-passofisleme-passogecirmece/

“World Cup 2006 ‘abused for mega-surveillance project” http://www.prisonplanet.com/articles/february2005/090205worldcup.htm

Şevket Uyanık

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*