Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bir işten atılma hikayesi: “Ece Temelkuran’a en azından haber vermişler”

Bir işten atılma hikayesi: “Ece Temelkuran’a en azından haber vermişler”

Ece Temelkuran’a en azından artık onunla çalışmak istemediklerini söyleme nezaketini gösterebilmişler diyebilecek tek kişiyim sanırsam.

Bugun Radikal Kitap benimle ilişiğini kestiğini haber verdi. daha doğrusu yıllardır yazdığım Dünyadan köşesi geçen hafta kaldırılmış ama bana haber vermeyi unutmuşlar. Israrlı maillerim sonucunda artık kitap ekinde yazmadığımı öğrendim.

İyi ama 2005’ten beri iş yaptığım bir kurumla nasıl bu noktaya geldik? (hatta yazımın olmadığı bir Radikal Kitap eki zor bulunur. Hele 2006-08 döneminde.)

Ben Radikal Kitap’ın editörü Derviş Şentekin’in sahibi olduğu Kırmızı Kedi yayınevinin ilk editörüyüm. O zamanlar “yerin doldurulamaz” diye ortalıkta dolaşıyorlardı çünkü yayınevinin yazışmalarına ben bakıyordum (yabancı dili olan tek kişiydim) ama bu sözler hiçbir zaman ekonomik bir açılıma bürünmedi. Derviş Şentekin “yayınevinin ayakları yere bassın herkesin hakkını vereceğiz” diyordu. Öyle olmadı tabii. yayınevinin ayakları yere basmaya başlayınca 4000-5000 ytl maaşla çalışan bir editör işe alındı. (İlknur Özdemir. Araba ve özel şoför istemiş, arabayı verdik ama özel şöforde dur dedik diye yakınıyorlardı.)

Ben yayınevine iş yaptığım süreçte -çalış Osman çiftlik senin sözlerine inandığımdan- ssk’mı ödeyin yeter diyordum. Onu da bana haber vermeden kesmişler zaten. Bir gün bankaya kredi başvurusuna gittiğimde sizin ssk’nız yok dediler ve ben ssk’mın kesildiğini işte böyle öğrendim. O zaman da “kusura bakma haber vermeyi unutmuşuz” demişlerdi. 6 ay. Dile kolay. Ya hastalansaydım?

Derviş Şentekin “haberim yoktu, yeni editörün başının altından çıkıyor bunlar, hemen hallediyorum” dedi ve etmedi tabii. Ssk’m yapılmadı.

Ben o zaman yayınevine çevirdiğim kitapların telifini istedim. 10 kitap. “3 yıl ssk’nı ödedik, ona say” noktasına geldik. (Hatta bize borçlusun dediler.) Ben de bana verilen sözleri hatırlattım ama kimsenin umurunda olmadı tabii. tehdit edildim. Derviş Şentekin: “İlknur Özdemir 3 yere telefon açar bir daha bu ülkede iş bulamazsın” dedi. Bir de seni ve işlerini karalarız kısmı var elbette. “Dava aç ama sonra git bu ülkeden” var…

Tehdit bana karşı doğru bir yöntem değildi, sonunda iş avukatlara kaldı.

Neyse mahkemeye gitmeden anlaştık, bana bir tazminat ödendi.

Ama yayınevinin başında olan kişi, Radikal Kitap’ın da başında olunca iş orada bitmedi tabii. Cem Erciyes’e durum bu, editörünüzle mahkemeliğiz, Dunyadan’ı hala ben mi yazıyorum diye sordum. Evet tabii sen yazıyorsun dedi ama öyle de olmadı.

Önce köşe yazım adım olmadan yayınlandı. Sonraki hafta itirazım üzerine adım kondu ama bu sefer de “heyzen” kısmı atılmıştı. (10 yıldır ilk kez bir yazım Zeynep Ateş olarak çıkmış oldu.) Sonraki hafta köşemin yarısı Ayşegül’e verilmişti. aralık’ın son haftası herşey düzgündü, ben rahat bir nefes aldım ama meğer veda içinmiş. Ocak’tan itibaren maillerime yanıt alamamaya başladım.

Her zamanki gibi yazımı yolladım ama Burcu Aktaş her zamanki gibi bana “yazını aldım” maili atmadı. 3 kere sorun mu var diye yazdım, yanıt alamadım. O haftaki Radikal Kitap’ta köşem yayınlanmamış. (Yurt dışında olduğumdan dergiyi görmüyorum.)

Neler olduğunu çözemediğimden bu hafta da yazımı yazdım, hatta garanti olsun diye birbirinden tamamen farklı 2 ayrı yazı hazırladım. Yazıyı yolladım, yine “aldık” mesajı gelmedi. Bu sefer herkese “bir sorun mu var?” diye mail attım.

En nihayetinde bugün Cem Erciyes “biz senin köşeni kaldırdık” diye haber verdi. zannedersem geçen hafta kaldırmışlar -ki karar yıl sonu alınmış olmalı- ama bana haber vermek kimsenin aklına gelmemiş.

Durum budur. Artık herşey olacağına.

Zeynep Heyzen

Kaynak: heyzen.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*