Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bir işçinin Sendika ve patronlarla ihtihanı

Bir işçinin Sendika ve patronlarla ihtihanı

Merhaba,


İsmim duygu, edebiyat öğretmeniyim ve Adana’da yaşıyorum. Hemen hemen bütün işçilerin farklı şekillerde de olsa başlarından geçen işten atılma ve mücadele süreçleri vardır. Bizimki hem patronlar hemde sendikayla mücadele oldu.


Özel baraj yolu fen bilimleri temel lisesi ile 17 eylül 2018’de işe başlamak üzere sözleşme imzaladım. Ancak 10 Ağustos’ta arayıp ”Hocam biz erken başlayacağız” dediler ve 13 ağustos 2018 tarihi itibariyle işe başladım. Ancak işveren bu bir ay içinde ne maaşımızı verdi ne de SGK’mızı yatırdı. Defalarca uyarmamıza ve hakkımızı talep etmemize rağmen hep olumsuz yanıt aldık. Biz de bu durumda emeğimizi patronun insafına bırakamayacağımız için örgütlenmeye başladık.

Daha öncesinde sözlerimizi duymayan, yokmuşuz gibi davranan ve bir aylık emeğimizin üzerine yatmaya çalışan okul yönetimine karşı örgütlenmeye başladığımızda nihayet ete kemiğe bürünmüştük. Artık bizi görüyor duyuyor ve çok da rahatsız oluyorlardı. Okul müdürü Şemsettin Doğan tarafından “siz kuruma karşı örgütleniyorsunuz” uyarısıyla karşılaştık. Bu uyarıları korkunç mobingler takip etti. Sürekli istifaya zorlama, mesleki yetersizlikle suçlama, diğer çalışanların yanında küçük düşürme, mesleki saygınlığı zedeleme, güvensizlikle suçlama… ne ararsan var. Sonrasında sendikaya üye olduk ve ardından okul tarafından yazılı savunmamız istendi. 18 ocak 2019’da daha savunma cevabımı vermeden işverenin “sendikalı olmanızdan ve sendika tarafından aranmaktan rahatsız olduk” temalı konuşmasıyla işten çıkarıldığım söylendi.

Bu durum karşısında diğer arkadaşlarla konuşup sendika üzerinden örgütlenme çalışmamızı güçlendirme kararı aldık. Bu sırada başka bir öğretmene 2. kez ihtar verildi. Örgütlenme ve sendikal mücadele fikirlerine pek de sıcak bakmayan hatta yanlış gören bir öğretmen arkadaşla uzun konuşmalar sonucu ikna edip ve sendikaya beraber gitme kararı aldık. Sosyal-iş sendikasına gittik ve durumumuzu anlattık. Biz destek ve birlikte bir mücadele hattı çizmek üzerine konuşmalar beklerken sendikanın cevabı tamda düşene bir tekme daha atmak oldu. Sendikadaki yetkili arkadaşlar bize ”Böyle yapmamalıydınız kendi başınıza örgütlenmişsiniz önce sendikaya gelip burada birlikte karar aldıktan sonra iş yerinde örgütlenmeliydiniz” minvalinde dalga geçer tarzda komik bir cevapla yardımcı olamayacaklarını belirttiler. Ben de diğer arkadaşlar da neye uğradığımızı şaşırdık. Hem saatlerce konuşup ikna ettiğim arkadaşımın hemde diğer meslektaşlarımın karşısında epeyce mahçup oldum. 15 yıllık öğretmenlikten sonra bu yaşadıklarım işçinin kaybına sessiz kalan sendikalar ve bizi değersizleştiren işimizden eden patronlara karşı mücadelede umutsuzluğun aksine daha aktif mücadele etmem fikrine yoğunlaştırdı beni.

Sendikalar işçi mücadelesinde bir araçtır fakat yolundan saptıysa patron gibi onu da karşımıza almalı ve koltuk sevdalılarından temizlemek için sendika ile de başka bir mücadeleyi sürdürmeliyiz. Okul yönetimi ağırlaştırdığı kuralları ve mobbingleriyle mücadele eden örgütlenen bütün işçileri bir an önce göndermek niyetini sürdürüyor fakat biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sonunda ne olursa olsun işçi sınıfı kazanacak.

Devrimci Proletarya Okuru

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*