Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bir de böyle işsiz kalanlar var

Bir de böyle işsiz kalanlar var

“Ancak, seni getirenler iktidara gelirse, alırsın tayinini.” Yirmi senelik bir memura son tayin döneminde söylendi bu söz. Veyahut yirmi sene önce hatırlı! kişilerin elinden memurluğu alan zatın da veren zatı muhteremlerin de pek hatırları kalmamış bugünlerde. Tanıdık geldi mi bu cümle size, yoksa kadrolaşmanın AKP ile başladığını düşünenler garipsedi mi biraz? Bal tutan parmağını yalar sözü gibi yolsuzluğa yol yapan, kadrolaşmaya kılıf takan o kadar deyim üretildi ki sınıflı toplumlarda, kadrolaşmayı ve çürümeyi bugünle anlamaya çalışmak olmazdı .Somayı hiç unutmayacağız ama Kozluda bir seferde 263 işçiyi öldürenleri unutmadığımızda anlamı olacak bunun. Memurdan kapıkulu çıkarmak için liyakatın yerine gebeliği koyanlarla hesaplaşacağız, ama; liyakatın da sermayenin çıkarlarına layık olmaktan öte bir anlamı olmadığını bilerek yapacağız bunu.

Gene de bir farklı esiyor bugün kadrolaşma rüzgarları. El değiştiren belediyelerde tüm canlılığıyla yaşanan işçi kıyımlarından bahsetmiyorum. KESK’ten ayrıldığında müdür olabileceğini bilip de buna yeltenmeyen müdür adaylarına saygımız var, ancak bu saygı, diğerlerinin çokluğuna olan öfkemle denkleşmiyor bile. Ne kadar da hızlı bozunuma uğradığımız da değil mevzu bahis olan. Yahut 50 bin 4-c liye kısmi güvence diye tedavüle çıkan şeyin, “özelleştirdik ama, gene zaten biz sokmuştuk işe onları, onun bacanağı, bunun yeğeni” üzerinden çıkma olasılığının bire yakınlığı da tali kalıyor.
Riyakarlığına meşruluk yaratmak için, köprüyü geçene kadar ayıya dayı dersin. Dersin demesine de bugünkü farklılık, bir türlü geçilemiyor olmasından kaynaklı o köprünün. Yüzbinlerce taşeronun ihalesine çıkıldı geçen ay. Ve uzakta değil bugün, bugün yani 2 ocakta başlayamayacak bir çoğu, belki de yıllardır bir parçası oldukları işlerine. Bu cadı avı, sadece ihaleyi alan şirketlerin değişmesinden kaynaklı değil, zaten müdürlere baskı yapan da ihaleyi alan taşeron sahipleri hiç değil.Müdürler, güleryüzle çayları ısmarladılar, parti temsilcilerine, çıktı karakaplı kitaplar ve Ahmet işsiz kaldı. Telefon melodisi başka bir partinin propagandasına yakın bulunduğu için kitapta yerini almıştı Ahmet. Mustafa da yok 2 ocakta. Birgün önceden içtiği içkinin kokusundan kurtulamayınca işin sabahında, o da kurtulamamıştı Mustafa gibi kitaba yazılmaktan. Ayşe son seçimde çok çalışmış, Fatma’nın kitapta yazan günahı ise Ayşe kadar çalışamamış olması. Kim, sahi kim üflüyor o kitaplara isimleri.

Kitapların kararmadığı, insanca yaşam için direnişe geçen, sokağa çıkanların belleklerimizde yankıladığı sloganların deyimleştiği bir yıl dileğiyle.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*