Anasayfa » DÜNYA » Bir Çin eksikti başımızda!..

Bir Çin eksikti başımızda!..

Türkiye kapitalist devletinin Haziran ayında Çin Merkez Bankası’ndan 1 milyar dolarlık fon aldığı açığa çıktı.

Bağımlı ve kronik sermaye yetersizliğinden muzdarip Türkiye kapitalizmi kriz ve borçlarını finanse edebilmek için yana yakıla yeni dış borçlanma olanakları ararken, “imdadına yetişen” Katar ve Çin oluyor. Türkiye kapitalist devletinin geçtiğimiz yıl da Katar’dan 3 milyar dolarlık fon aldığı ortaya çıkmıştı.

Kriz koşullarında kredi kaynakları kuruyan ve aşırı borçlarını geri ödeyemez noktaya sürüklenen Türkiye kapitalizmi, ancak Katar ve Çin’den bulabildiği yeni borçlanma fonlarını, Merkez Bankası’nın döviz rezervelerinin erimesini frenleyebilmek, krizdeki şirketleri fonlamak ve tabii yine borç ödemelerinde kullanıyor. Bu yeni borçlanma fonları krizi gidermek için devede kulak bile değil, ancak krizi sürece yayarak idare etmeye çalışmak gibi bir işleve sahip.

Kaldı ki, bu yeni borç fonları da tabii ki karşılıksız değil, hele ki Türkiye kapitalizmin üç kuruşluk yeni finansman kaynağına bile havada takla atacağı ağır sıkışma ve kriz koşullarında, çok daha ağırlaşan faiz ve imtiyazlar karşılığında alınabiliyor.

Türkiye’de Çin merkezli mali sermaye yatırımları 2008 krizinden sonra, 10 yılda 10 milyar doları buldu. 2021 yılına kadar da 2 katına çıkması bekleniyor. Türkiye’deki Çin merkezli yatırımların yaklaşık yarısını enerji alanı, geri kalanı, Çin merkezli bir bankanın Tekstil Bankası’nı yutmuş olması dahil, finans, portföy, döviz rezervi, madencilik, iletişim-ulaşım yatırımları oluşturuyor.

Çin mali oligarşik kapitalizmi, ki artık emperyalist kapitalist bir güç olma yolundaki son eşikleri geçmektedir, tüm bağımlı kapitalist ülkelerinin sermaye ve finansman açlığı içinde kıvrandığı koşullarda, muazzam dış yatırım temposunu, ekonomik yayılmacılık ve siyasal etkisini artırmakta kullanıyor.

Çin mali oligarşik kapitalizminin dış yatırımları 2008 krizinden önce yılda 2 milyar dolar iken, krizde muazzam bir aşırı sermaye birikiminin açığa çıkmasıyla bir dış yatırım patlaması başlattı. Dış yatırımları yılda 100 milyar doları aştı. Çin’in içte ekonomik yavaşlamayla birlikte dış yatırımları bu tempoda devam ederse, kısa vadede dünyanın en büyük dış yatırımcısı haline geleceği tahmin ediliyor.

Bu yatırımlar içinde Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Avrupa’ya ve Ortadoğu’ya kadar, satın alınan maden, enerji şirketleri, liman ve lojistik şirketleri, banka ve finans şirketleri, gayrımenkuller, teknoloji ve e-ticaret şirketleri, internet platformları, altyapı yatırımları, ve sayısız başka ekonomik sömürü ve yağma alanı bulunuyor. Ve elbette özellikle de yatırımlarının en fazla yoğunlaştığı bağımlı ve az veya orta gelişmiş kapitalist ülkelerde satın alınan bürokratlar ve politikacılar bulunuyor.

Çünkü Çin mali oligarşik kapitalizmi, yeni dış borç ve yatırım kaynaklarına muhtaç hale gelen bağımlı kapitalist ülkelerde, büyük çaplı yatırım yapma ve borç verme kozunu, aynı zamanda bu ülke ve devletler üzerinde siyasal nüfuzunu artırmak için kullanıyor.

Pakistan’a yaptığı yatırımlarla kendine büyük bir liman yapma imtiyazını da alıyor ve limanla Hint Okyanusunda ticari olduğu kadar askeri-stratejik gücünü artırıyor. Filipinler ve Malezya’da yaptığı yatırımlarla, bu devletleri, Çin’in Güney Çin Denizi’nde yayılmacılığına karşı çıkmaktan vazgeçiriyor ve ASEAN devletler topluluğunu kendi yanına çekiyor. Afrika’da yaptığı yatırımlarla 30 Afrikalı devletin iştirakiyle Çin merkezli büyük bir medya ve telekomünikasyon tekeli kuruyor ve milyonlarca Afrikalıya kendi ekonomik-siyasi propagandasını yapabiliyor. Güney Afrika’ya yaptığı yatırımlarla Güney Afrika Kalkınma Topluluğuna nüfuz ederek etkileyebilecek bir konuma geliyor. Latin Amerika’ya yaptığı yatırımlarla bu bölgenin en büyük ithalatı Çin’den yapmasını sağlıyor, yani Çin’in pazarı haline getiriyor. Kenya’dan Bolivya’ya kadar yaptığı yatırımlarla bu ülkeleri Güney Çin Denizindeki anlaşmazlıklardan İMF’nin Çin’in para birimini Özel Çekme Hakları Sepeti’ne katmasına kadar uluslar arası ekonomik-siyasi konularında kendi lehine oy kullanmaya “ikna ediyor”. Türkiye’de yaptığı yatırımlar ve verdiği borçlarla, Türkiye kapitalist devletini de Uygurlar konusunda susturuyor, bir dizi uluslar arası konuda açık ya da örtük desteğini alıyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*