Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Beyaz yakalı işçiliği/işsizliği üzerine

Beyaz yakalı işçiliği/işsizliği üzerine

Beyaz ve mavi yakalı olmak üzere işçi sınıfının yaşam koşulları değişerek kötüleşiyor. Bugün bilgi, teknoloji, çip, program vs. üretim, imalat ve sanayide sermayenin sömürü imkanlarını arttıracak kritik olanak ve öneme sahip olmasından dolayı şirketler çok hırslı ve acımasız bir biçimde piyasayı sermayenin azami sömürü kabiliyetini idame ettirebilmek adına yeniden belirliyor. Bu durum kapitalist teknik iş gücü piyasasının ezici uyarlaması altında bedensel olduğu kadar zihinsel emek gücüyle, memur kesiminden yönetici kesimine kadar, kendi içerisinde kamudan özele, geniş bir kapsama sahip olan işçi sınıfın farklılaşan ve önemli bir bileşenini oluşturan beyaz yakalı işçilerin konumu ve yaşamı değişiyor.

Emeğin bütünleşirken parçalanması, parçalanırken bütünleşmesi

Fabrika ve sanayi havzaları, lojistik, imalat, demir, çelik gibi ağır sanayinin önemli bir bölümü kentlerin dışında duruyor. Kent merkezleri genelde mağazalar, ofisler, plazalar, rezidans, kule vb hizmet ve zihin emeğine dayanan üretimin alanları olarak duruyor. İnşaatlar, küçük imalatlar, tekstil atölyeleri, küçük fabrikalar, bakım onarım, depolama, sevkiyat, pazarlama ve satış alanları, tanıtım, reklam, baskı, tasarım, kalıp, medya, telekomünikasyon, dijital ajans ve veri yönetimi ve benzeri işleri, aynı zamanda sanayi emeğinin kontrol birimleri, yönetim gibi bürokratik işler, genelde kent merkezlerinde yapılıyor.

Beyaz yakalılar, idari, insan kaynakları yönetimi, üretimin ve üretim araçlarının planlanması, mimarisi, mühendisliği, üretilenin kalitesinin yönetimi ve kontrolünün sağlanması, satış sonrasına veya teknik iletişim desteği gibi ve özellikle teknoparklarda Ar-Ge, tıbbi alanlardaki laboratuvarlara kadar, sanayi ve fabrikalardan kopuk değil, mekan ve pozisyon farklılıklarına karşın bizzat üretimle iç içedir.

Beyaz yaka ve mavi yaka, sanayi ve hizmet sektörü ayrımları ortadan kalkıyor. Bu teknik veya sadece teknolojiden kaynaklı bir üretim sürecinin farklılığı ve özelliği değil. Toplumsal iş bölümünün, kolektif proletaryanın iç yapısı ve bileşiminin geldiği gelişme düzeyi ve üretim araçları ile olan ilişki biçimini ifade ediyor. Üniversite, plaza, rezidans, ofis ve çağrı merkezlerinde geliştirilen bilgi, hizmet, iletişim gibi üretim teknolojileri, çeşitlenerek birbirine bağlanan üretim ve emek biçimleriyle birlikte, tüm parçalanma ve katmanlaşma görünümüne karşın gerçekte emeğin ve üretim toplumsallaşma niteliğini geliştiriyor. İnsanların üretim ve kontrol becerisini, her şeyi herkesin yapabilmesini sağlayacak biçimde, toplumun en geneline yayacak veya onun yerine robot ve yapay zeka ile zahmetli emeğe dayanan üretimi ve ilişkileri kontrol ederek azaltacak yöntemler, toplumsal bilincin kolektif bir makineye çevrilmesine zorlanıyor.

Özel mülkiyet ve sermaye sisteminin kendi sınırlarına dayanmasına ve onun ötesine zorlayan sosyalizmin ön toplumsal birikimini bu oluşturuyor. Bugün üretimin paslı çarklarından, micro çip ve robotik üretim araçlarına kadar ki süreçte, tasarımdan, yaratıcılığa, yönetimden, planlamaya, zihin, hizmet ve kol gücüne dayanan tüm gelişmiş ve basit emek biçimleri birbiriyle tamamen bağlantılıdır. Çocuk, kadın, öğrenci ve engellilere kadar robotik kodlamayla toplumun sırtına yükmüş gibi gösterilen kesimler de, Ar-Ge programlarına, esnek-güvencesiz çalıştırma programlarına dahil ediliyor. Üniversiteler, meslek liseleri şirketleştiriliyor, eğitim ile üretim birbiriyle daha dolaysız kaynaştırılıyor. Teşviklerle girişimcilik arttırılıyor. Teknolojinin, sanayinin büyük sıçrama yapması için yeni teşvik ve programlar isteniyor. Dünya kapitalist pazarında rekabete hazırlanılıyor.

Beyaz yakalıların kendi içinde bile çok daha az bulunan, kritik yönetim aşamalarında, özellikle teknolojik bazlı yazılım birimlerinde veya yerel ve küresel düzeyden dijital finans sistemlerinde, banka, borsa gibi kilit noktalarda çalışan birçok yazılım dili bilenler veya akademik olarak yüksek lisans düzeyine çıkmış ekiplerin çalışma şekliyle, borsada call center işi yapan bir çalışanın yaşamı sorunları farklılar içeriyor.

Özellikle call centerda çalışanlar ile mavi yakalı işçiler yaklaşan koşullarla ücret ve çalışma koşulları açısından en benzer, en güvencesiz, en şiddetli sömürüye uğrayan kesimlerdir. Böyle olduğu halde hem mavi yaka hem beyaz yakalıların en gelişmiş kesimleriyle, örgütlenme yöntemlerinden, ihtiyaçlarına ve algı ve ilişkilere göre farklıklar yaşıyorlar. Örneğin beyaz yakalıların orta yüksek kesimlerinde ilk öne çıkan şey ücret değil, daha çok çalışma ortamı ve ilişkileri, yönetici, ekip, yatay çalışma ve kendi inisiyatifinde işlerin yürütmesi, kendisini geliştiriyor olması, konfor, statü olmakla birlikte kendisini işçilere değil patron ve yöneticilere yakın olarak ifade ediyor olmasıdır. Genelde işçiyi ancak masasını silen, temizlik yapan kalifiye emeğe ihtiyaç duymayan işlerde düz çalışanlar olarak görürler. Oysa haberi olmadan, geliştirdiği teknoloji, bilgi, çip, program, yapay zeka hepsi bir bütün olarak, kendi yeteneği ve emeğini gereksizleştiriyor, vasıfsızlaştırıyor.

İbrahim

Etiya’dan daha yüksek ve kadrolu iş bulduğunu düşünerek Aktifbank’a gelerek büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Kendisine müdür ünvanı verilen İbrahim, patrondan beklediği özel güvenceyi görebilmek için arkadaşlarını test edilmesine yardım edip, önünü açıyor ve zayıf olduklarını söyleyerek işten atılmalarının kolaylaştırıyor. Ve sonunda kendisi test edilecek düzeye geldiğinde ise düştüğü tuzağı görüp pişmanlık duymaya başlıyor.

Kendisi ile şirket arasındaki ilişkiyi, kendisi ile müşteri arasındaki ilişki olarak gördüğünü ifade ediyor. Patronun kendi belirlemeciliğine bu şekilde tepki göstermeye çalışıyor ve diyor ki, sen benim müşterimsin, benden emeğimi satın alıyorsun, piyasada buluşuyoruz, ben sana satmıyorum dedim mi biter, bu kapris ne, burada patron şirketlerinin yapmaya çalıştığı dayatmacılıkta nedir ki diye soruyor. Arada konuya evine çocuğuna baksın diye işe aldığı yabancı uyruklu işçinin fazla para istemesi üzerine kovduğunu iliştiriyor.

Oysa İbrahim ve tüm beyaz yakalıların kendisini bir ticaretçi gibi düşünmesi, belirli sınıf atlama veya orta sınıf imkanlardan yararlanma şansının olması işçi bilinci diye bir şey bırakmıyor. Oysa İbrahim tek bir patrona değil, sermaye sınıfının kendisine ait, zihnindeki makine ile birlikte emeğini işleyerek ücret karşılığında satmak zorunda olan biri.

Örneğin Çağrı merkezinde çalışan biri böyle düşünmez, çünkü onun zihni iş yerindeki bilgisayar ile bütünleşiktir, çağrıya girdiği an ses tonundan, diksiyonuna, işe girişten paydosa kadar, her şeyini belirleyen kontrol eden önündeki makineler ve programlardır. Mesai arkadaşıyla yüz yüze gelebilecek olanakları bile zordur, bazılarının kendilerine ait özel bilgisayarı yoktur, çünkü birbirinden özel bir yanı yoktur, hepsi aynı şeyleri yapar, iş dışında internetleri bile gözlemlenir, en küçük bir “kaytarmaya” bile tahammül yoktur.

Beyaz yakalıların teknolojik kesimlerinin özellikle algoritma, yüksek matematik ve mimari yönetim birimlerinde ve üretim yönetimi kademelerinde çalışan işçiler, emeğe olan ihtiyacın gün be gün azaltılması için çalıştırılıyor. İşçileri makinelerin, çip ve programların esiri ve parçası haline getirmenin, çalışma saatlerinin arttırabilmenin olanakları geliştiriliyor. Dijital para ve piyasa yönetimiyle, program, uygulama, yazılım, yönetimi, akademi, bilim, sanat ve teknolojisiyle kendisiyle birlikte toplumun tüm zenginliklerinin sömürülmesi ve özel tekelci sermaye kesimlerinin elinde büyük heyecan ve sıçrama ile rekabete çevriliyor.

Üretimde iş bölümü, bütünden kopuk, parça işçi, parça insanlar ordusuyla birlikte, hepsi tek başına hiçbir şey ve asıl olarak üretim sürecindeki kendi gerçek güçlerini göremeyecek düzeyde yalnız ve parçalanmışlar. Toplumun kendi kendisini yönetebilmesinin, sınırsız zaman ve özgürlüklerle dolu bir toplum yaratabilecek olmasına rağmen, oysa bugün kendi en temel ihtiyaçlar bile karşılanamaz durumda.

Bugün insan bilincinin makineleşmesi, yapay zeka ile nesnelerin interneti ve ağlarla sarmalanmış, makineleşmiş toplumsal zihin üretiliyor. Üretim kontrol sistemleri, İnsan kaynakları yönetim sistemleri, sanayinin internetle bütünleşik hale getirilerek denetlenmeye ve raporlanmaya başlanması yani endüstri 4.0 ile imalat, insan, işçi, iş, emek yönetim programlarıyla işçilere kendi kuyusu kazdırılıyor.

 

Devam edecek…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*