Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Betesan’da gözaltı saldırısı

Betesan’da gözaltı saldırısı

BETESAN direnişçisi Zeynel Kızılaslan 2 Ekim 2010 tarihli direniş güncesinde, Başbakan Erdoğan’ın katıldığı Tuzla tersaneler bölgesindeki gemi indirme töreninde gözaltına alınışını anlatıyor:

“Direnişin 53. günü bugün, hareketli olacağını dün öğrendik. Yine şatafatlı bir gemi indirme töreni var. Daha önce bir işçi bu haberi bize ulaştırmıştı. Sabah başkanla ben çadırı kurmaya indik aşağı. Yoldaşlar da çıkardığımız bildirileri dağıtmak için İçmeler birinci köprüye geçtiler. İşçilerle sohbet ettik biraz. Yoldaşlar geldi, kahvaltı yaptık birlikte. Tuzla polisi sürekli geçiyor, hareketlilik başladı.

Saat 09.00 gibi geçit başladı. Onlarca polis arabası, polisleri taşımaya başladı. O kadar ki haddi hesabı yok gelen arabaların. Bir işçi “Bunlar ne arıyor burada?” diye sordu. Ben de “Başbakan açılışa gelecekmiş, onun için gelmişler” dedim. ”O kadar sorun bitmiş bir açılışları mı kalmış?” diye tepki gösterdi. İşe yetişmesi gerekiyormuş. Polisler BETESAN patronuyla bir şeyler konuşuyorlar. Bu neyin korkusu? Bu kadar güvenlik önlemi… Yoksa yaptıkları gemilerle övünmüyorlar mı bunlar. Yavaş yavaş çadırın önüne set kurmaya başladılar. Daha kıdemliler geçiyor ya, bizden müdahale olmasından korkuyorlar. Çadırın önünde geziniyorum, ona da müdahale etmeye başladılar, bir arbede yaşadık. Başbakanın yakında olduğunu polis telsizinden duyduk. Sloganlarla Tuzla’yı inletmeye başladık. Bütün herkes meraklı gözlerle bize bakıyor. Başbakan geçti, polis ablukayı biraz açıyor. Başkanla ben başbakanla görüşmek için Anadolu Tersanesi’ne doğru yürüyoruz. Biraz ilerledikten sonra polisler önümüzü kapatıyor. “Gidemezsiniz, izin vermeyiz arabaya geçin” diye tehdit ediyorlar. Biz de gidip görüşme talep edeceğimizi söylüyoruz. Kollarımızdan tutup kıvırmaya çalışıyorlar ve zorla arabaya bindirmeye çalışıyorlar. Biz de binmemek ve haklı talebimizi gerçekleştirmek için slogan atıp arabaya binmemeye çalışıyoruz. Yere düştüğümde ayağıma tekme attılar, ayağımı arabaya dayayıp binmemeye çalıştım. Boynumu sıkmaya çalıştılar. Zorla arabaya attıklarında iki tanesi üzerime oturdu. Arabanın içinde biz slogan atmaya çalışınca arabanın içinde de arbede yaşadık. Arabada kendi haklılıklarını anlatmaya çalışıyorlar. Biz de demokrasi nutukları atan başbakanla görüşmeye çalıştığımızı söyledik. Tayyip Erdoğan’ın işçilere değil o demokrasiyi patronlar için söylediğini de görüyoruz. Saat 15.30’da gözaltından serbest bırakıldık. Önlüklerimizi bırakmadık, aldık oradan. Hiç bir kâğıda imza atmayarak çıktık. Haklı mücadelemizi provoke edenlere cevaplarını bu direnişi kazanana kadar devam ettirerek, vereceğiz.

Çadıra geldiğimizde yoldaşlar çadırı eylem alanına çevirmişler. Polis ablukası hala devam ediyor. Nurçehre, bize olanları duymuş hemen gelmiş. Sağ olsun bizi yalnız bırakmıyor. Biz de yavaş yavaş çadırı toparladık. Derneğe doğru çıktık. Bize yapılan bu haksız saldırıları görüntüleyen basın emekçisi arkadaşlara çok teşekkür ederim.

Televizyonda izledim Tayyip Erdoğan benim çalıştığım geminin de açılışını yapmış. Kaptan Arif Bayraktar geminin ismi. İşten çıkarılmadan önce bu gemide çalışıyordum. Bu gemi Türkiye’de yapılan en büyük kuru yük gemisi olma özelliğine sahip.

Yüksekliği nedeniyle çalışılması çok zor bir gemi. Çok titiz, iş güvenliği isteyen, hata affetmeyen bir gemi. Ama işçi güvenliği ve sağlığı önlemlerinin alınmadığı, şatafatlı bir gemi. O gemide çalışan işçi şunu der ‘‘bugün de sağ çıktık bu gemiden”. Bu söylemimi tek taraflı söylediğimi düşünenler, o gemide çalışan herhangi bir işçiye sorabilir. O gemi okyanuslara, mavi denizlere yol alacak. Her tarafa işçilerin kanını bulaştırarak dolaşacak.

O gemiye havalandırma fanı çekebilmek için kaç kez tartıştım yetkilileriyle. Gemi bitme aşamasına geldikten sonra akıllarına geldi. O zamana kadar insanların yuttukları, soludukları tozlar, dumanlar ciğerlerde kaldı. Nasıl olsa bir gün çıkacak o dumanlar. Ama hastane köşelerinde kanser olarak çıkacak. Geminin görkeminden etkilenen Başbakan, o gemide çalışıp da parasını alamayan işçilerin durumunu biliyor mu?. O gemide yüksekte güvenlik önlemi alınmadı diye çalışmayan işçilerin işten atıldığını biliyor mu? Bakacaksa her tarafa bakmalı.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*