Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Berlin’deki Schönefeld Wanssmandorf Mülteci Kampına 2. Yürüyüş

Berlin’deki Schönefeld Wanssmandorf Mülteci Kampına 2. Yürüyüş

Berlin’deki direnişimiz devam edior. Bir koldan sokak eyelmleri ve diğer yandan açlık grevi direnişi yöntemiyle mücadelemiz devam ediyor. Dün gece açlık grevi noktasına polisin müdehale etmesi ve arkadaşlarıamızı göz altına alması, sonrasında yapmış olduğumuz Moabid hapishanesinin önünde bekleyiş eylemimiz, iki taktiği bir arada götürmemiz için gerekli pratik dersleri bizim önümüze koymuş oldu.

Daha önce Schönefeld’deki mülteci kampına bir ziyaret düzenlemiş ve bu kampın genel durumuyla ilgili bilgi almış, orada yaşayan inanların görüş ve öneerileri hakkında bilgi almıştık. Bu kamp ırkçı saldırıya uğramış bir kamp olma özelliği taşıyor. Aynı zamanda izolasyonu ağır yaşayan bir kamp olma özelliği taşıyor.

Bu sabah bir kez daha, daha önceki süreçlerde kararlaştırmış olduğumuz gibi Schönefeld’deki mülteci kampına gitmek için yola çıktık. Schönefeld başka bir eyalette bulunuyor ve yol epeyce uzak bir mesafed Eylem çağrımızı bilgilendirme çadıarımıza asmıştık. Ayrıca internet vasıtasıyla eylemimizle ilgili kamuoyuna bir çağrı yapmıştık.

Sabah saat 11’de biz info çadırının önüne toplanmıştık. Almanyalı aktivistler bizim bilet alamayacağımızı düşünerek bizlere birer bilet almışlardı. Her zaman olduğu gibi gene yavaş yavaş ziyaret edeceğimiz mülteci kampına doğru yürümeye başladık. Her hangi bir izine gerek duymadan sokaklarda ve tren istasyonlarında eylemimizle ilgili sloganlar atarak gittik.
Daha önce bu kampa bir ziyaret gerçekleştirmiş olduğumuz için yolları bulmakta fazla zorlanmadık. Bir kaç aktarma yaparak, en son indiğimiz tren istasyonundan Wanssmannsdorf mülteci kampına varmak için dört kilometre yol yürünmesi gerekiyor. Tren istasyonunda beklerken eyleme katılan insanların sayısında belirgin bir artış olmuştu. Kimi aktivistler uyuyakalmışlar. Ama iki koldan birini bulrak buraya kadar gelmişlerdi. Daha önce yürüyüşümüzde yer alıpta daha sonra evine dönmüş olan aktivistlerden bir kaçını gene aramızda görmüş olduk.

Tren istasyonunda müzikler çaldık ve dans ettik. Mülteci kampına doğru yürüyüşe geçtiğimizde sayımız epeyce kalabalıklaşmıştı. Tahminlere giöre üçyüzden fazla insan vardı. İtalyalı, Nikaragualı, Kolombiyalı, Afrikalı gibi dünyanın değişik bir çok bölgesinden geelmiş Almanya’ya yerleşmiş olan kağıtlı ya da kağıtsız bir yığın insan bizim eyleme gelmişlerdi. Bu arada Brandenburg’ta açlık grevini soakakta sürdüren arkadaşlarımızla telefon bağlantımızı sürdürüyoruz ve bu gün orada bulunan arkadaşlarımızdan da bu eyleme gelip katılan arkadaşlarımız vardı. Mülteci kampının önüne geldiğimizde açlık grevi yapan arkadaşlarımızın da bildirilerini okuduk.

Schönefeld’deki mülteci kampının önüne geldiğimizde, polisin kampın önüne arabalarıyla ve kendileriyle bir barikat kurduklarını gördük. İçeri girmemizin yasak olduğunu söylediler bize. Uzun süren tartışmaların ardından, parçalar halinde içeriye yirmi kişilik bir grubun girmesine izin alabildik.
Mülteci kampının içine girmeden önce, daha önce bu kampta yaşayan ve bizim tanışmış olduğumuz bir arkadaş yanımızda getirmiş olduğumuz pankart ve bayraklarından birer tane kampın tepesine astı. Durumu gören bir güvenlikçi olaya müdehale etmeye çalıştı. Assılan pankartı idirmeye çalıştı. Ancak pankartı asan arkadaş bu pankartı güvenlikçinin çekiştirimesinden kurtarmıştı. Alkışlar eşliğinde pankart ve bayraklarımız mülteci kampının tepesinde dalgalandı.

Mülteci kampının önünde uzun süre sloganlarımızı attıktan sonra, yirmi kişilik grup parçalar halinde içeriye girdik. İçerde karşılaştığımız manzara korkunçtu. Bir Sırbistanlı amca ile tanıştık. Adam yirmi yıldır Almanya’da yaşıyormuş ve bunun on yılını bu kampta geçirmiş. “Bayramınız mübarek” diyerek kurban bayramını kutladı. Daha sonra bir arkadaşın boynuna sarılıp ağlamaya başladı. Adam aynı zamanda mesane kanseriydi. Kendisinin doğru dürüst tedavi edilmediğini anlatıyordu.

Schönefeld’deki mülteci kampını her iki katı için bir tuvalet var. Duş da aynı. Bu nedenle insanlar günlük doğal ihtiyaçlarını karşılamakta zorluklar yaşıyorlar. Şehire gitmek için epeyce uzun bir yolu gitmek zorundalar. Alışveriş yapabilmek için araç kullanmak zorundalar ve aldıkları aylıklar da bu arabalara ödeniyor. Kampın odalırı çok kalabalık. Bazı odalarda yirmi kişinin kaydı var. Ama hepsi kampta kalamıyorlar. Kampın zemin katında duş yerleri var. Duş yerinin kapısını açtığımızda gelen kokuya dayanmak mümkün değildi. Aynı yerde çamarışr kurutmak için küçük odalar vardı. Bu odaların pencereleri yok ve ıslak elbiseler burada kurutulmaya çalışılıyor. Sohbet ettiğimiz insanlar, izolasyon sistemini ve buradaki hayatın kötü bir hayat olduğunu anlattılar bizilere. Biz de onlara bu izolasyondan nasıl kurtulup özgürleşebileceklerine dair bilgiler verdik. Bizim yaptığımız uzun özgürlük yürüyüşünü nasıl örgütlediğimizi onlara anlatmaya çlıştık. Mücadele etmeden insanların bu izolasyon kapitalist sisteminden kurtulamayacaklarını anlattık onlara.

Mülteci kampının içinde ve dışında saatler süren bir eylem gerçekleştirdik. Gazetelerimizi dağıttık. Elimizde bulunan bildirilerimizi dağıttık. Geri dönerken de yollarda yürümeye ve pankart ve bayraklar açmaya, sloganlar atmaya devam ettik. En güzel manzara trene bindikten sonra ortaya çıktı. Elimizde bulunan megafona bir telefon eklendi ve buradan çaldığımız Kürtçe müzikler eşliğinde halay çekmeye dans etmeye başladık. Hepimizin en alttan gelen mülteciler olduğunu her kes görmüş oldu. Uzun bir yol boyunca megafondan Kürtçe müzik çalıp oynadık, sloganlar attık, kendimiz marşlar söyledik. Trende bulunan diğer insanlar bizim bu davranışlarımızı anlayamadılar. Ama biz barbarlar olarak sistem ve düzeni bozmaya devam ediyoruz. Tuzu kuru olan insanlar muhtemelen bizim için ortamı kirleten ve bozan insanlar değerlendirmesini yappmışlardır.
Mülteci kampında kameralarla tuvaletleri, duş yerlerini, çamaşır yerlerini çekerek belgeledik. Konuşmalarımızla insanlara içinde bulundukları durumun ve onlara karşı ırkçı yaklaşımların nedeninin neler olduğunu anlatmaya çalıştık.

Akşam direniş çadırlarımıza dönerken geçtiğimiz yollarda polisten herhangi bir izin almadan pankart açmaya ve yurümeye devam ettik. Bir çeşit korsan eylem oldu bu günkü eylemimiz.
Akşam vakti direniş çadırlarımıza geri döndüğümüzde, çadırlarımızın bahçesinde bir müzik grubunun çalmakta olduğnu gördük. Ana caddelerden geçerek pankart ve sloganlarımızla birlikte direniş çadırlarımıza gittik. Bu günkü akşam yemeğinde etli çorba vardı. Sabahtan beri yemek yememiştik bu çorba hepimize iyi gelmiş oldu.

Bu günlerde Berlin’de bir çok sokak eylemi hazırlıkları gerçekleştiriliyor. Bunlar bizleri de bu hazırlak toplantılarına davet ediyorlar. Tam birine gitmişken bir telefon gelidi ve açlık grevinde olan arkadaşlardan, yaşı genç olan bir arkadaşımız şeker yetersizliği nedeniyle bayılmış ve hastaneye kaldırılmış. İçinde yer aldığımız toplantıyı bu acil durumdan dolayı terketmek zorunda kaldık. Daha sonra arkadaşın hastaneden tahliye edildiğni öğrendik.

Uzun süredir tanışmak isteyen bir derneğin düzenlemiş olduğu festival kutlama etkinliğine katıldık. Bize sorular sordular, direnişimizle ilgili ayrıntılı sorular sordular. Önümüzdeki dönem için düzenlemeye düşündükleri bir programa katılıp katılmayacağımı sordular. Eğer o gün önemli bir işimiz yoksa elbette ki katılacağız.

Bu akşam gene toplantı yapamadık. Dün akşam zaten hapishane önünde uzun süre beklediğimiz için akşam toplantı yapmak için insanların pek halleri kalmamıştı. Bu gün de ona benzer bir durum ortaya çıkmıştı. Üstelik bu gün daha hareketli bir gündü. Barbarlar ve baldırı çıplaklar olarak buralardaki hijyen yaşam kültürüne karşı saldırılar düzenliyoruz ve onların kurmuşy oldukları toplumsal düzenekleri alt üst ediyoruz.

Önümüzdeki Çarşamba günü Türkiye başbakanı ile Almanya başbakanı arasında Suriye meselesi ile ilgili bir görüşme gerçekleştirilecek. Şimdi Berlin’de bu gün için büyük bir protesto yürüyüşü hazırlakları var. En az onbin kişiyle bir savaş karşıtı gösteri yapmayı planlıyoruz.

Berlin’de kalmaya ve eylemler gerçekleştirmeye devam ettikçe tanışık olduğumuz çevrede epeyce bir genişleme yaşıyoruz. İleriki mücadeleler için bunlar önemli kazanımlar durumundadır.

Bugünkü eylemimiz erken bir saatte başlamasına karşın katılımcı kitlenin sayısı iyiydi. Bundan sonraki eylemlerimizde de diğer kesimlerle koordinasyonu iyi sağlayabilirsek, bazı sorunlardan dolayı küskünleşen kesimleri yeniden siyasi etki çeperinin yakınına doğru çekebiliriz.

Bugün Brandenburg Tor’da oturarak açlık grevini sürdürmekte olan arkadaşlarımıza polis herhangi bir müdahalede bulunmadı. Ama havalar çok soğudu ve sokakta açlık grevinin ne kadar sürdürülebileceği konusu insanları düşündürmeye başladı. Devletin bir çadır yeri göstermesi bekleniliyor. Ancak buralarda bu tip işlemler çok uzun sürüyor. Fiilen açtığımız çadır ise polislerin müdehalesiyle yasaklandı.

Açlık grevi ve sokak eylemlilikleri ile birlikte direnişimizi sürdürüyoruz. İki taktiği bir arada kullanmak fikrimiz aslında pratik olarak bu bir kaç gün içinde denenmiş oldu.

27.10.2012
Turgay Ulu/Berlin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*