Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Berlin Yürüyüşü Güncesi: YÜRÜYÜŞÜN DALGALARI

Berlin Yürüyüşü Güncesi: YÜRÜYÜŞÜN DALGALARI

Durgun suda dalga olmaz. Bizim yürüyüşümüz durgun bir suya benzeyen Almanya atmosferinde bir dalgalanma etkisi yaratttı. Bugün Nürnberg şehrinde bizimle dayanışma amaçlı bir protesto yürüyüşü oldu. Nürnberg‘te gerçekleştirilen yürüyüş saat 17’de başlayıp 19’da sona erdi. Geçtiğimiz günlerde Erfurt‘taki parlamentonun önünde gösteri yaparken bizim eylemimizi provoke etmeye çalışan faşist partinin girişimini portestoya dönüktü bu eylem. Nürnberg şehir merkezinde bizimle dayanışmak için yapılan eylem başarılı geçti. Bugün aldığımız sevindirici bir haberdi bu. Bu gün aldığımız diğer bir haber daha vardı.

Yürüyüşümüzün ikinci kolu olan otobüs yolculuğu yapan arkadaşlarımız bugün Bielefeld‘de iltica işlemlerinin yapıldığı bir resmi binayı işgal etti. Bunun üzerine polis olaya müdehale etti ve kimlik kontrolü yapmak istedi. Bizimle dayanışmak için kimlik göstermeyen arkadaşlarımızdan Alex gözaltına alındı ve otobüs durduruldu. Ancak kimlik göstermemekte kararlı davranıldı ve bir süre sonra arkadaşımız Alex serbest bırakıldı. Otobüs Berlin‘e doğru ilerlemeye doğru devam ediyor.

Yürürken aldığımız kimi haberler bizi sevindiriyor ve bu durumlarda alkış ve sloganlarla heyecanımızı dile getiriyoruz. Arkadaşlarımızın engellenmesi ya da gözaltına alınması karşısında da neler yapabileceğimizi konuşuyoruz.

Bugün, özgürlük yürüyüşümüzün 14. gününü geride bıraktık. Hedefteki başkente varmak için yolu tam yarılamış olmasak da yarılamaya doğru yaklaşmış bulunuyoruz. Bu akşam Balgstadt köyünde bir futbol sahasının yanında konakladık. Böylece duş ve tuvalet ihtiyacını da karşılama imkanımız oldu. Sular tam sıcak olmasa da uzun aradan sonra duş almak iyi geliyor. Bugün gene çadırda yatacağız. Dün kilisenin temin ettiği bir evde kaldık. Normal bir yatakta uyumanın tadı başka oluyormuş. Dün gece üşümeden uyuyabildik.

Artık eylemimiz görülmez ve duyulmaz durumda değil. Durgun suda attığımız adımlarla oluşturduğumuz dalgalar her gün biraz daha geniş bir çevreye yayılıyor. Dün gece internette gazete ve dergilere kısa bir göz atınca bizimle ilgili çıkan haberleri gördük. Özellikle Türkiyeli sol basında bizim yazılarımıza yer verilmiş. Her ne kadar bazı dergiler imzamızı koymamışsa da bu iyi bir gelişmedir diyebiliriz. Türkiyeli olarak tek başıma olma durumum henüz değişmedi. Fakat hiç değilse sol dergiler gözlerini kapayamıyorlar artık. Yavaş yavaş, en azından yaşadıkları şehirde pratik adım atanlar da oldu.

İşimiz yalnızca yolda sessiz bir biçimde yürümek değil. Yaşamın doğal akışı devam ediyor. Doğayla baş başa olmak güzel. Yollarda çok sayıda elma, armut ağaçlarına rastlıyoruz. Doğanın bize sunduğu bu meyvelerden yiyoruz. Elma ve armutları uzak ağaç dallarından kopartmak için benim asa çok işe yarıyor. Böylece kutsal asanın işlevleri çoğalmış oldu. İnsanın yürümesine yardımcı olmak, anti faşist bir savunma aracı olmak gibi işlevlerinin yanına meyve indirme işlevi de eklenmiş oldu.
Bir kaç gündür doğum günü kutlamaları da başladı. Bir kaç gün üst üste bir kaç arkadaşın doğum gününü kutladık. Küçük pasta getirildi ve “iyi ki doğdun” tezahüratının yanında eylemimizle ilgili de sloganlar attık. Doğum günü kutlamaları bir biçimde direniş kutlamalarına dönüşüyor.

Şu anda gerçekleşen etkiler eylemimizin pratik etkileridir. Uzun vadeli düşünüldüğünde eylemimizin teorik bir ağırlık da yaratacağını düşünüyoruz. Yanımızda bizimle birlikte yürüyen film ekibi var. Onlar çekimlerini yapıyorlar. Dünyanın değişik yerlerinden gelen insanlar olarak daha önceki mücadele deneyimlerini tartışıyoruz ve bizim gerçekleştirdiğimiz de bu deneyimlerin yanında hak ettiği pratik ve teorik yerini alacaktır.

Bizim eylemimizin çok belirgin bir özgünlüğü daha var. Eylemin motor gücü biziz. Yani toplumsal sınıfların en altta bulunanları. Elbette ki bizim yaptığımız yürüyüş bir ilk değil. Sınıf mücadeleleri tarihi sayısız eylem ve direniş deneyimleri ile dolu durumdadır. Bize bir aydın sınıfı akıl vermiyor. Her şeyi biz kendimiz belirliyoruz. Yürüyüşün başından beri yola devam edenler olarak belirleyici olan biz oluyoruz.

Destekçilerimiz bizimle birlikte bir süre yürüdükten sonra günlük hayatlarındaki normal işlerine geri dönüyorlar. Vakit bulduklarında gene geliyorlar. Sürekli bizimle birlikte devam eden aktivistler de var tabi ki. Bizim kaybedecek hiç bir şeyimiz yok. Bizi geride bekleyen hiç bir şey yok. Kaybedecek şeyleri olanlar, geride onları bekleyen bir şeyleri olanlar kolay kolay tam olarak düzenden kopamazlar. Bu nedenle bizim düzenden kopmamız çok kolay oluyor. Büyük sınıf mücadelelerinde ortaya çıkan sınıfsal ya da sınıf içindeki konum karakterlerini bu eylemde de görmek mümkündür. Kaybedecek şeyleri olanlar daha temkinli ve hesaplı davranırken, kaybedecek şeyleri olmayanlar, ya da kapitalizmi tam olarak kavramış olanlar kendilerini mücadeleye daha bütünlüklü olarak katabiliyorlar. Olası devrimlerin motor gücü ve garantisinin ne olduğunu eylem halinde anlamak mümkün oluyor.

Ateş başında oturmak ne güzel. Ateşin insanı içine çeken bir özelliği var. Soğuğa ve yalnızlaştırmaya karşı ateşin sınırları eriten bir etkisi oluyor. Ateş başında otururken hem bizi çevreleyen atmosferin soğuk etkisini kırıyoruz, hem de birbirimizle sohbet etme, diyalog kurma olanağımız oluyor. İstanbul‘dan Ankara‘ya yürürken de en çok ateş başında oturup sohbet etmek ya da ateşin etrafında halay çekmeyi seviyordum.

Halay Berlin yürüyüşümüzde vazgeçilmezlerimizden biri oldu. Kürtçe bir parça koyup halay kervanını kuruyoruz bazen. Erfurt‘taki parlementonun önünde bir kez daha halay çektik. Halaylarımız sırasında çok komik görüntüler oluşuyor. Daha önce görmemiş olanlara halay çok enteresan geliyor. Halay çekmesini bilmeyenlerin adımları ve hareketleri insanı gülümsetiyor. Almanyalı arkadaşlara halayın komünal toplum özelliklerini yansıtan bir ritüel özelliği taşıdığını anlatıyoruz.

Yarın değil öbür gün Leipzig‘te olacağız. Orada mülteci kampını ziyaret etmeyi ve ana caddelerde yürüyüş yapmayı planlıyoruz. Fakat yürünecek yolun ondört kilometre olduğunu söylediler. Bu uzun bir yol. Şimdi bunu nasıl yapacağımızı, mesafeyi daha kısa tutup tutamayacağımızı tartışıyoruz. Erfurt şehir merkezinde gerçekleştirdiğimiz yürüyüş mesafesi daha kısa olmasına rağmen oldukça fazla zamanımızı almıştı çünkü.

21.9.2012-
Turgay Ulu
Balgstad

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*