Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bê Ziman Jîyan Nabe!*

Bê Ziman Jîyan Nabe!*

Onlarca yıldır tek millet, tek dil üzerinden şekillenen Türkiye iç ve dış politikasının bugün geldiği noktada işlerliğini yitirdiği her geçen gün birkez daha açığa çıkmaktadır.

Anadilde eğitim ve kamu alanlarında da anadilde konuşma istemi, Kürt hareketinin yıllardır mücadelesini verdiği ve bedelini ödediği taleplerin başında gelmektedir. Çözüm süreciyle birlikte Kürt halkının taleplerinden birisi olan anadilde eğitim talebi konusunda masa başında anlaşmalara varılsa da, Türkiye özelinde geri tipte burjuva demokrasisinin getirilerinden biri olan demokratik hak ve özgürlüklerde ”iki adım ileri, bir adım geri gitme” hali, Kürt hareketiyle anlaşmaya varılan konularda da kendini göstermektedir.

Çözüm süreci boyunca masa başında alınan kararlara ayak direyen AKP hükümeti, Kürt hareketinin direnciyle sözlerini tutmaya zorlanıyor. En son anadilde eğitim konusunda, harekete geçen Kürt halkı, kendi okullarını açmış ve anadilde eğitim hakkını fiili bir şekilde alma iradesi göstermiştir. Bunun karşısında devlet, açılan okullara saldırmış, kapatmış ve yok saymak istemiştir. Devletin bu tutumunun karşısında Kürt halkı açtıkları Kürtçe eğitim veren okullarını savunmuş, saldırılara karşı direnmiş ve mücadelesini de bu hattan sürdürmeyi başarmıştır. Biz işçi öğrenciler olarak anadil talebini savunuyor ve anadil mücadelesini, mücadelemiz olarak görüyoruz.

Kürt hareketi özerklik mücadelesi kapsamında yer yer fiili adımlar atarak, hem bölgesel anlamda gücünü gösteriyor hem de özerkliğin bazı ayaklarını örüyor. Biz komünist gençlerin de sadece anadilde eğitim değil, anadil mücadelesini geliştirerek sağlıktan tüm kamu alanlarına doğru ilerleyecek bir hat örmesi güncel görevlerimizin arasında yer almaktadır. Kapitalist sistemin sermaye akışkanlığını Kürdistan’a doğru sağlama girişimlerinin karşısında, anadil gibi pek çok demokratik talebin önünde set olmaması için uzlaşmak zorunda kalarak bu talepleri geri düzeyde de olsa kabul etme eğilimi, Kürt hareketinin de basıncıyla Kürtçe’nin anadil olarak kabulü ve çeşitli düzlemlerde uygulanmasını politik bir kriz haline getirdi.

Burjuva demokrasisinin anadil sorununu İsviçre, Fransa, İspanya gibi ülkelerde çözümü dil üzerinden olsa da, bölgeler arası ekonomik ve siyasal haklar üzerinden eşitsizliği gizleme haline büründürmüştür. Burjuva demokrasisinin anadil sorununu çözdüğü hallerde dahi asıl kaçındığı ve başaramadığı uluslararası eşitsizliği bir bütün olarak gidermektir ve anadilin kabulü bu eşitsizliği gizlemek üzerine şekillendirilmektedir.

Kürdistan özelinde sermaye birikiminin geldiği düzey, gerek bölgesel asgari ücret girişimleri, gerekse sermayenin orayı futursuzca talan etme istemi, Kürt işçi ve emekçilerin ucuz işgücü olarak görülmesi dil üzerinden yapay eşitlik yaratma isteminin, Demirtaş’la birlikte “radikal demokrasi” söylemleriyle de birleştiğinde, sınıfsal hak ve taleplerin gizlenmesine karşı uyanıklık gösterilmesini gerektiriyor. Sınıf devrimcileri olarak anadil mücadelesini Kürt ve Türk işçiler arasında şovenist dalganın önüne geçme perspektifiyle bütünleştirmek, ileriden bir tutum sergileyerek demokratik talepleri sosyalist taleplerle iç içe geçirerek, ulusların fiili tam hak eşitliği ve bölgeler arası eşitliğin ancak sosyalizmle sağlanabileceğini vurgulamalıyız. Çünkü biliyoruz ki ulusal sorunun çözümü sadece anadilde eğitimle olmadığı gibi ulusal haklar sadece anadil hakkına buna eşitlenemez. Diğer tarihsel-ulusal sorunların burjuva çözümlerinde de görüldüğü gibi hem bölgeler arası hem de uluslar arası tam hak eşitliği sosyalizmin garantisi altında olmadığı taktirde anadilde eğitim, burjuva demokrasisinin “eşitlik” yapaylığında, sınıf bilincini ve sınıf mücadelesini gizlemenin diğer adı olmuştur.

Bizler işçi öğrenciler olarak, anadil talebinin sosyalist tam hak eşitliği ekseninde ve zamanla ulusal ayrımların da silindiği bir gelecek özlemiyle savunucusu olacağız ve bunun mücadelesini vereceğiz!

Sınıfsız

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*