Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » BDP grev kırıcılığı yapıyor!

BDP grev kırıcılığı yapıyor!

Van Büyükşehir Belediyesi’nin temizlik işlerinde çalışan 460 taşeron işçi, ‘sendikalı olmaları kabul edilmediği’ için bir günlük iş bıraktı. Dün akşamdan itibaren şehir merkezinde çöpler toplanmazken Van bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve BDP’li Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da aralarında bulunduğu 200 kişilik gurup kentin sokaklarında çöp topladı.

Şapka takıp eldiven giyerek çöp toplayan milletvekili Aysel Tuğluk, bir yandan da elindeki süpürgeyle sokakları süpürdü. Temizlik çalışmalarının ardından konuşan Tuğluk, işçinin emekçinin, ezilenlerin partisi olduklarını belirterek, “Tabi ki emekçilerin sosyal haklarına, sosyal güvencelerine, uygun çalışma koşullarına sahip olmasının çabası içerisindeyiz. Onların hakkını savunmak bizim mücadele gerekçemizin temelini oluşturuyor. Bugün Van’da yaşanan olay küçük bir grubun başlattığı bir durum. Olmaması gerekirdi. Fakat biz de onların taleplerinin ne olduğunu tam anlayamadık. Geçmiş dönemlerde aylarca maaşlarını alamıyorlardı. Bizim belediyemiz döneminde düzenli maaşlarını alıyorlar. Neden böyle bir yola girdiler? Bir sıkıntı varsa bile konuşmayla sorun çözülebilirdi. O yüzden halkımızı da temizliğe davet ettik. Ben çok severek yaptım.” ifadelerini kullandı.

BDP’nin yaptığı açıkça grev kırıcılıktır. Aysel Tuğluk’un kullandığı “bu küçük bir grubun işi”, “maaşlarını ödüyoruz daha ne istiyorlar”, “bir sorunları varsa sosyal diyalogla çözülebilirdi” türünden ifadeler, tam da burjuvazi ve devletinin işçi sınıfı eylemlerine karşı kullandığı sermaye dilidir.

Belediye Başkanı Kaya ise ‘Yaklaşık 3 ay önce temizlik işçileri de bize talepte bulundular ‘biz de sendikalı olmak istiyoruz’ dediler. Biz de parti olarak yerel yönetimler olarak, bu hazırlıkları yapıp ‘bir dahaki ihale döneminde sendikalı olarak bizimle hak talep eden taraf olarak oturup hakkınızı talep edeceksiniz’ diye söyledik.” diyor.

Aysel Tuğluk’un “anlamadığı” da böylece anlaşılmış oluyor. Taşeron temizlik işçilerinin sendikalaşma isteminin karşılanmadığı ve “bir dahaki ihaleye” ötelenmiş olduğu görülüyor.

1- BDP ve Belediye yönetimi, işçilerin taşeron olarak çalıştırılmasında ve taşeronluk sisteminde bir sorun görmüyor. İşçilerin sosyal hak ve güvenceleri için “çaba harcandığı” söyleniyor, ama taşeronluk sisteminin kaldırılması, işçilerin bağımsız örgütlenme ve eylem hak ve özgürlükleri için nedense bir çabadan bahsedilmiyor.

2- Taşeron belediye işçilerinin yoğun istemi üzerine “sendikalaşmaları için çalışma başlatıldığı” söyleniyor. Ancak bu da gerçekleştirilmediği gibi belediyenin iş yaptığı taşeron patron ile sözleşmesi, işçilerin isteminden daha önemli görülüyor ve sendikalaşma “bir daha ki ihaleye” öteleniyor.

3- BDP ve Belediye asıl işçilerin sendikalaşma ve diğer hakları için bağımsız inisiyatif göstermesine ve eylem yapmasına tahammül edemiyor. “İşçiye sendika lazımsa onu da biz getiririz”, “hak talebi varsa sosyal neoliberal bir tarzda konuşuruz” gibi tutum alınıyor. İşçinin asıl meşru fiili mücadelesi, üretimden gelen gücünü kullanmadığı zaman bu tür “müzakereleri”n içi boşluğu gözlerden gizleniyor.

4- Açıkça grev kırıcılığı yapılıyor. İşçilerin en doğal sendikalaşma hakkı ve eylemi, sermaye ve devlet ağzıyla adeta “tuzu kuru (maaşları düzenli ödenen, öyle ya onu da bulamayanlar var!) küçük bir grubun işi” olarak lanse ediliyor. Tam da burjuvazi ve hükümetinin işçi grevlerine karşı başvurduğu grev kırıcılık taktiklerinden biri olarak işçiler halk ile karşı karşıya getiriliyor.

5- İşçilerle patronların çıkarları uzlaşmazdır. Çok sayıda patronun, taşeron patronun da bulunduğu bir partinin “işçilerin partisi” olamayacağı, patronlarla işçilerin çıkarları karşı karşıya geldiği her durumda patronların çıkarının gereğini yapacağı, patronlarla işçilerin uzlaşmaz çıkarlarını “uzlaştırma” adı altında da yine patronların çıkarlarını kollayacağını uygulamalı olarak da gösteren bir örnektir bu. BDP Kürt ulusu için en alt düzeyden özerklik isterken, kürt işçilerin kürt patronlardan o kadarlık özerkliğine bile tahammül edemediğini, işçilerin en meşru sendika ve grev hakkını bile “olmaması gereken” bir şey olarak gördüğünü ve “anlamadığını” kaydetmiş olalım.

Bir yorum

  1. kısaca bahsetmek gerekirse bu tür partiler kapitalist sistemin ürünleri olup küçük burjuva niteliğine sahi milliyetçi ideoloji ile yoğrulmuş temel nitelikleri sermaye sınıfının kürt milli burjuvasinin damgasını vurduğu sınıf yapıları gereği proleterya sınıfına yabancıdırlar sınıf mücadelesinden korkarlar asıl olarak sınıf mücadelesinin önünde engel teşkil ederler bu nedenle kürt toprak ağaları ve kürt küçük burjuvazisinin karışımından oluşmaktadırlar sınıf karakterleri gereği türk eğemen burjuvazisiyle ilişkilerini hiç bir zaman koparmazlar aynı zamanda feodal aşiret ağalğının özelliklerini taşırlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*