Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » BDP-DTK destekli Kürt burjuvalardan “demokratik özerklik” propagandası

BDP-DTK destekli Kürt burjuvalardan “demokratik özerklik” propagandası

Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası‘nın (DTSO) yaklaşan seçimleri, Kürt burjuvaları içerisinde üç ayrı grubun ortaya çıkmasına sahne oldu. Seçime katılan Kürt burjuva gruplarından biri “Bağımsızlar” adını kullanırken, “Yurtsever İşadamları GirişimiSarı Liste, BDP-DTK çizgisindeki “Demokratik İşverenler Girişimi” de Mavi Liste olarak seçime giriyor.

Kürt burjuvalar arasındaki rekabet, kendisini bir kısmının DTK üyesi olması, bir kısmının da anayasa referandumu döneminde “Yetmez ama evet” tutumu alması ile ortaya koymuştu. DTSO seçimleri, burjuvalar arasındaki rekabetin daha belirgin bir tarzda gerçekleşmesine sahne oluyor. Bu rekabette en etkili silahlardan biri de “ulusal ekonomi” ve “yurtseverlik”, “demokratik katılım”, “kadının güçlendirilmesi” gibi açıkça burjuvazinin mührünü taşıyan vurgular. Seçimlere katılan Mavi Liste Sarı Listeyi “Kürt halkının mücadelesini kendine seçim aracı olarak kullanmak”la, Sarı Liste de Mavi Listeyi DTK-BDP’yi arkasına alarak “fair play” kurallarına uymamakla suçluyor.

“Demokratik özerklik” hangi sınıfı temsil ediyor?

DTK-BDP’nin açık destek verdiği Mavi Liste’nin seçim propagandasında “Kürdistan’ın dört parçasının ekonomik birliği için mavi listeyi destekleyelim” ve “Talan edilen Kürdistan kaynaklarını yeniden inşa etmek için tüm yurtsever ve demokratları, Diyarbakırlıları Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde Mavi Listeyi desteklemeye çağırıyoruz” yazılı billboardlar kullanıyor. Kürt ulusal hareketinin terminolojisine başvuran Mavi Liste adayları, Öcalan‘ın görüşme masasında geri çektiği “demokratik özerkliğin” ekonomik modelini savunduklarını açıklıyorlar. “Kürdistan’ın kaynakları sömürgeci devletlere, zihniyetlere peşkeş çekiliyor. Ve kendi kaynaklarımızın, bölgemizin taşeronları haline gelmişiz. Bu özerklikle beraber kendi yerel kaynaklarımızı koruyarak, kendi yerel ekonomimizi oluşturmak için çaba sarfedeceğiz” diyorlar. Mavi Liste’nin kadın adaylarından Şilan Elmas, yerel yönetimlerin inşaat alanında özel bir yoğunlaşmanın olduğu ve Kuzey Kürdistan’da Güney’le iç içe geçerek hızlanan Kürt sermaye birikimi açısından önemini de şu sözlerle ifade ediyor: “Demokratik özerkliğin inşa sürecinde daha çok katılımcı ekonomi ve demokratik özerkliğin ekonomik modeline göre başta belediyelerle yerel yönetimleri güçlendirerek eş güdümlü bir çalışmayla herkese demokratik özerklik modelini yaymayı amaçlıyoruz.

Mavi Liste, “demokratik özerkliğin” burjuva sınıf karakterinin, Türk tekelci burjuvazisi ve devlete yönelik konumunun tam bir tarifini yapıyor: “Demokratik özerklikte, gerek yerel yönetimler gerek sosyal politikalar gerekse ekonomi olarak devleti tamamen reddeden değil tüm kurumlarla eş güdümlü çalışacak bir yönetim tarzını benimsiyoruz”. Kürt burjuvazisinin bölgesel ve uluslararası ölçekte, Türkiye’nin hızlı sermaye birikimi ve kölece istihdam rejiminin yasalarını arkasına alarak gelişimini öngörüyor. Mavi Liste, kullandığı söylem altında, hem “sömürgeciliğe karşı Kürt ulusal ekonomisini taşeronluktan kurtarma” adı altında aynı kapitalist ekonomi ve aynı devletten güç alırken Türk burjuvazisi karşısında Kürt burjuvalarının payını artırma “mücadelesini” veriyor. Kürt işçi sınıfını misliyle sömürmeye girişirken, Kürt ulusal burjuva literatürünün yüzük taşı “komünal yaşam” kavramlaştırmasını da elden bırakmıyor. Bunun yanı sıra, 183 yıllık DTSO seçimlerinde ilk kez iki kadın adayın ortaya çıkmasını da tüm kadınlar adına tarihsel bir başarı olarak sunan Mavi Liste, yalnız her ulusun iki ulus olduğunu değil, kadınların tek bir sınıftan oluşmadığı gerçeğini de her burjuva gibi gizlemeye soyunuyor. “Komünallik, demokratik katılımcılık” vurguları sadece bir jargonun kullanımı değil, Kürt burjuvazisinin Kürt halkını, işçilerini, kır ve kent yoksullarını ulus bayrağı altında örgütlemesi ve toplumsallaştırmasının ifadesi. Kürt sorununda reformist çözüm sürecine girilmesiyle birlikte Kürt burjuvazisi toplumsal ve siyasal alanda varlığını daha belirgin biçimde gösteriyor.

Komünist hareketin ulusal baskı ve ayrımcılığa karşı kendi kaderini tayin hakkını savunurken, her somut durumda ulusal hareketi destekleme kriterlerinden biri “işçi hareketine karşı tutum”dur. DTK destekli Mavi Liste, madalyonun diğer yüzünü, ulusal hareketin işçi hareketine karşı tutumunun ne yönde seyrettiğinin ve seyredeceğinin göstergesi oluyor.

**

“Demokratik özerklik, nispi demokratik ulusal haklarla birlikte Kürdistan burjuvazisi ve kapitalizminin Türkiye kapitalizmi ve emperyalist kapitalist küresel sistemle yeni bütünleşme ve bağımlılık biçimini oluşturmaktadır. Ulusal olarak ancak kendi kaderini tayin hakkıyla olanaklı olan tam hak eşitliğine dayanmayan, ulusal reformlar çerçevesinde kalan bir biçimdir. Kürt burjuvazisinin, Türkiye ve dünya kapitalizmiyle alt düzeyden kaynaşıp daha fazla pay alabileceği bir bağlanma biçimidir. En yalın haliyle de Kürt işçi ve emekçilerin ve doğa kaynaklarının kendisi tarafından sömürülmesi, bu sömürüden daha fazla pay alma isteğidir.

Kuzey Kürdistan’da devrim sosyalist devrim aşamasındadır. Kapitalizmin kentlerdeki ve kırdaki gelişimi, kapitalist üretim ilişkilerinin hakim hale gelmesi, temel sınıf oluşumları, ulusal sorunun liberal reformist çözümü yönündeki gelişmeler, sosyalist devrim aşamasını göstermektedir. Kapitalizmin gelişme düzeyi ve demokratik ulusal sorunların varlığı nedeniyle Türkiye’de gerçekleşecek olana göre daha geri düzeyde olmakla birlikte belirtilenler devrimin sosyalist devrimci niteliğini gösterir.” (Komünist Devrim Örgütü Mücadele Platformu’ndan)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*