Anasayfa » BASINDAN » Batmanlı işçiler içimizdeki Suriyeliler!-Yusuf KARATAŞ

Batmanlı işçiler içimizdeki Suriyeliler!-Yusuf KARATAŞ

Batman’da son birkaç yılda 100’den fazla tekstil işletmesi açıldı ve bu işletmelerde yaklaşık 15 bin tekstil işçisi çalışıyor. Kentte eski TEKEL işletmesinin bulunduğu bina tekstilkente dönüştürülmüş durumda. Tekstilkentteki 12 işletmede yaklaşık 1500 işçi çalışıyor. Buradaki işletmeler LC Waikiki, De Facto, Koton ve Zara gibi büyük firmalara fason üretim yapıyor. Tekstilkentin hemen yanında Batman Valiliği’nin Suriyeli kayıt bürosu var. Tekstilkentteki işçilerin, aralarında Suriyeli işçi olup olmadığı sorumuza verdikleri cevap çalışma koşullarını da özetliyor: “Buraya Suriyeliler de geliyor ama işi beğenmeyip gidiyorlar!”

Tekstilkentte görüştüğümüz işçilerin ve işletme sahiplerinin sorunları da talepleri de farklı. Ama çatışmaların son bulması, huzur ve barış ortamının sağlanması herkesin ortak dileği.

11 SAAT ÇALIŞMA, 450 LİRA ÜCRET!

Tekstilkentin giriş kapısının yanında kaldırım üzerinde 16-18 yaşlarında görünen üç genç kadınla karşılaşıyoruz. İşçi olup olmadıklarını soruyoruz. Solmaz Tekstil işçisi olduklarını söylüyorlar. İşçilerden biri ağlıyor. Ustabaşı ile tartıştığını öğreniyoruz. “Size birkaç soru sorayım” deyince, “Şimdi sana patlayacağım” diyor, gülüyoruz. İşçilerden Solmaz Tekstil’de 120 işçi çalıştığını öğreniyoruz. Ücretler, işçinin yaptığı işe göre 450 ile 950 TL arasında değişiyor. İşçilerden sadece 20’si erkek, geri kalanı ise genç kadın işçilerden oluşuyor. Kadın işçilerden çoğu evleninceye kadar bu işletmelerde düşük ücretlerle çalışmaya razı oluyor. Az önce ağlayan işçi, 4 yıllık işçi olduğunu ve tam usta olduğu için 900 TL ücret aldığını söylüyor. Yanında işletmeye 1 ay önce girdiğini öğrendiğimiz 16 yaşındaki işçi ise, onun yarısı kadar, yani 450 TL alıyor. Sigortayı soruyoruz, işçilerin çoğunun sigortasız olduğunu söylüyorlar ve ekliyorlar: “Zaten işçilerin çoğu sigortalı olmak istemiyor.” Nedenini sorunca aileleri devletten kadın, öğrenci vb. yardımı alan işçilerin ailelerinin aldıkları yardımın kesilmemesi için sigortalı olmak istemediklerini belirtiyorlar. İşçilerin çalışma saatleri sabah 7.30’da başlayıp akşam 6.15’te bitiyor. İşçiler Solmaz Tekstil’de fazla mesai olmadığını söylüyorlar ama normal çalışma saatleri 8 değil, 11 saati buluyor. Bu kez onlar sorunlarının çözümü için ne yapmak gerektiğini soruyorlar. “Sendika” diyoruz, sendikayı daha önce duymadıklarını öğreniyoruz. Son olarak hemen yanda bulunan Suriyeli kayıt bürosunu gösterip aralarında Suriyeli işçi olup olmadığını soruyoruz, aldığımız cevap işçilerin nasıl koşullarda çalıştıklarını özetliyordu: “Buraya Suriyeliler de geliyor ama işi beğenmeyip gidiyorlar!”

İŞÇİNİN SİMİT ALACAK PARASI YOK!

İşçilerden sonra Tekstilkentin kantin işletmecisi Suna Sezgin’in çayını içip sohbet ediyoruz. Başlıyor anlatmaya :“İşçilerin maaşları çok düşük olduğu için 750’ye (75 kuruşa) satmam gereken çayı 500’e ancak satıyorum. Simiti de 400’e alıp 500’e (50 kuruş) satıyorum. Burada 1500 işçi çalışıyor ve çoğu sabah kahvaltı yapmadan geliyor ama ben ancak 200 simit satabiliyorum. Çoğu işçi aç kalıyor. Patronlar da yaşanan olaylardan dolayı ‘yarın iş gelmezse ne olacak’ korkusunu yaşıyor. Neteks’in sahibinin (Tekstilkentteki işletmelerden biri) Silvan’da işletmesi vardı ama kapattı. Ölümlerden, çatışmalardan artık haber dinlemek bile istemiyoruz. Herkes huzur istiyor.”

PATRON ZATEN 1300 LİRA VERMEZ!

Tekstilkentte yan ya sıralanan işletmelerden İlgi Moda’da çalışan işçilerin molada olduğunu görüp sohbet ediyoruz.
İşçilerden Mehmet Altınbaş, arkadaşlarına “durun, ben konuşacağım” diyor ve anlatmaya başlıyor. İlgi Moda’da ücretler 500 ile 1400 arasında değişiyor. En düşük ücretler genellikle en genç kadın işçilerin çalıştırıldığı ve ‘ortacı’ denilen işçilerin ücretleri. İşletmedeki işçilerin yüzde 60’ı kadın. Mehmet, yaşı tutan bütün işçilerin sigortalı olduğunu söylüyor. Sohbetimiz AKP Hükümeti’nin asgari ücretin 1300 TL olması vaadine gelince, “Olsa iyi olur ama zaten patron vermez” diyor. İlgi Moda’da işçiler fazla mesaiye kalıyormuş. “Peki, fazla mesai ücretleri ne kadar” diyoruz, “Adamına göre” diyor işçi Mehmet ve bu durumu şöyle açıklıyor: “Aldığın ücreti, çalıştığın saate bölüyorlar ve ortaya çıkan rakamı sana saat başı mesai ücreti olarak veriyorlar.” Mesela 500 TL alan bir işçi haftada 5 gün 11 saat ve cumartesileri de 5,5 saat çalışıyor. Bu da ayda yaklaşık 242 saat ediyor ve 500’e böldüğümüzde 2,06 rakamı çıkıyor-ki bu rakam bu işçinin fazla mesai saat ücreti oluyor. Bu işçi 5 saat fazla mesai yaptığında aldığı ücret sadece 10 lira 30 kuruş oluyor!

EKMEK, SU KADAR BARIŞA İHTİYACIMIZ VAR!

Mehmet’ten sonra sözü Ramazan Uğur alıyor. “Bizim bugün ekmek kadar, su kadar barışa ihtiyacımız var” diyor ve soruyor “Dünya Kürt halkının yaşadıklarına niye sessiz kalıyor!”  Aydın’da üniversite öğrencisi oğlu bulunan Ramazan 800 lira ücret alıyor. “Savaş sürdükçe çalışsak da mutlu olamayız” diyen Ramazan sözü yine siyasete getiriyor. “Sabah haberleri dinlerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürtlerin Fırat’ın batısına geçmesine izin vermem’ dediğini duydum. Hep Kürtler mi ölecek? Ben okul okumadım ama siyaseti onun kadar bilirim. Bugün burası yanıyorsa sanmasın ki o Ankara’da rahat oturacak!”

SAVAŞ PATRONLARI DA KAYGILANDIRIYOR!

İşyerlerinden ‘Büyük Ortadoğu’, ismi ile dikkatimizi çekiyor. İçeri girip işyeri sahibinin odasına giriyoruz. Masasında duran ‘Özgür Halk’ dergisi, siyasi görüşü hakkında fikir veriyor. Evrensel’den geldiğimizi söyleyince buyur ediyor ve konuşmaya başlıyoruz. İşyeri sahibi Nurettin Ertuğrul, çatışmasızlık süreciyle birlikte kendilerine bakış açısının değiştiğini ve büyük firmalarla çalışmaya başladıklarını söylüyor. Büyük Ortadoğu, Zara’ya üretim yapıyor. “Bugün üretime devam ediyoruz ama savaş bizi kaygılandırıyor. Çünkü böyle devam ederse büyük firmalar TIR’larımız yakılır mı kaygısıyla bize iş vermeyi bırakacak” diyen Ertuğrul “Birçok firma bize oraya gelelim mi diye soruyordu ama huzur olmazsa kimse gelmez” sözlerini de ekliyor.

Nurettin Ertuğrul’a 1 Kasım seçimlerinde Kürt sermaye çevrelerinin AKP’ye oy verdiği yönündeki değerlendirmeler konusunda ne düşündüğünü soruyoruz. AKP’nin istikrar için kendisine oy verilmesini sağlamak için savaş çıkarttığını söylüyor. Ancak Şırnak ve Silopi’de de iş yaptığını söyleyen Ertuğrul, “YDG-H’nin yaptığı yanlış şeyler halkı da, esnafı da bıktırdı” diyerek Kürt hareketini de eleştiriyor. Ertuğrul, özyönetim ilanlarından sonra esnafın “Bunların amacı bizi korumak mı, buradan sürmek mi” diyerek AKP’ye yöneldiğini belirtiyor. “Benim iradem seçilmiş insanladır. İçimizden ilk kez böyle etkili bir siyasal hareket çıktı. HDP’nin önünün açılması lazım. Bizim beklentimiz budur” diyor.Son olarak Tekstilken’in de başkanı olan Solmaz Tekstil’in sahibi Sabahattin Solmaz’la görüşüyoruz. Odasında ilk olarak  işletmenin bütün bölümlerinin kamera izlendiği büyük ekran dikkatimizi çekiyor.

İstanbul’daki işletmesini kapatıp Batman’a ilk gelen işletmelerden biri olduğunu söyleyen Solmaz’a Batman’a gelmeye nasıl karara verdiğini sorunca “Buranın cazibesi nedir? Burada çok genç bir işçi potansiyeli var. Gerçeği bu.” diyor. AKP’nin asgari ücreti 1300 TL yapma vaadini Solmaz’a da soruyoruz. “Vereceksin diye bir şey yok. Eğer rekabet varsa herkese asgari ücret olmaz. Hükümetin yapacağını da sanmıyorum” cevabını veriyor. 2012’de verilen teşvik paketinde Batman’ın da içinde yer aldığı 6. Bölge’ye verilen sigorta ve vergiden yüzde 90 muafiyetin yatırımcı için önemli olduğunu söyleyen Solmaz da savaştan duyduğu kaygıyı “Böyle devam ederse işler durur, çünkü yatırımcı sermayesini riske etmez” sözleriyle ortaya koyuyor.

evrensel.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*