Anasayfa » BASINDAN » Başarısız bir sosyal medya deneyimi: Occupy Wall Street – Önder Özdemir

Başarısız bir sosyal medya deneyimi: Occupy Wall Street – Önder Özdemir

“İşgal et!” Hareketi’nde de görüleceği üzere ‘sosyal medya büyüsü’nün insanları sokağa çıkarabilecek bir anlatısı olmadığı zaman işlemediğini görüyoruz

 

“Bir gün birisi bir Twitter mesajı gönderdi ve sonra bir tür sosyal medya büyüsüyle toplumsal bir hareket doğdu.” Bu haber Reuters başta olmak üzere birçok ana akım medyada sıkça işlendi. Bu yazıda Occupy Wall Street(*) üzerine yaratılan miti ve internetin nasıl kullanıldığını daha ayrıntılı olarak incelemek istedik.

2011 yılı Eylül ve Aralık aylarında Wall Street Caddesi ile başlayıp tüm ABD’ye yayılan bu harekete biraz daha yakından bakalım.

Adbusters isimli dergi internet üzerinden 17 Eylül 2011 günü için New York Zuccoti Park’ta bir gösteri çağrısı yaptı. Bu çağrıya internet üzerinden 20 bin kişi geleceğim diye tıklamıştı ama o gün Zuccotti Park’a sadece 300 kişi gelmişti. Ancak New York Borsası’nın 50 metre uzağındaki Zuccotti Park’taki işgal kısa süre için tüm ABD’de onlarca başka kampın kurulmasına esin kaynağı oldu. Hareket giderek mavi yakalı işçiler, işsizler, emekliler, yoksullar, evsizler dahil olmak üzere birçok kesiminin yani toplumun %99’unu kapsayarak şekle dönüştü. Bu hareket Aralık 2011’de parktan çıkarılmadan önce toplumda geniş bir destek elde etti.

2008’de ABD’deki ekonomik krizin patlamasıyla ortaya çıkan ve Amerikalıların çoğunluğu açısından ekonomik eşitsizliğin, işsizliğin artması, evlere el konulması ve kazançların düşmesi gibi sonuçlar, hareketin destek görmesinde çok etkiliydi. 30 yıllık ABD neoliberalizmi zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmıştı.

ABD’de sendikalar çok güçsüzdü. Özel sektörde %11, devlet sektöründe %25 oranında temsil ediliyorlardı. Sendikaların dışındaki savaş karşı hareket gibi birçok toplumsal hareket de ayakta duramamıştı. Çay Partisi Hareketi örneğinde olduğu gibi ABD’de ekonomik krizin etkilerini en iyi örgütleyen, sol değil sağ olmuştu. 2009 yılındaki gösterilerde olduğu gibi ABD’de, sokağı örgütlemeye yönelik sağdan girişimler oldu.

İşte “Wall Street’i İşgal Et” Hareketi ABD’deki bu zemin üzerinde yükseldi.

İlk çağrıyı bir dergi yaptı

Tüketimcilik karşıtı alternatif haber dergisi Adbusters 90 bin kişilik takipçi listesine 13 Temmuz günü bir çağrı yaptı. 20 bin kişinin ABD’nin ve dünyanın finans merkezi Wall Street’te toplanıp bir meclis oluşturmalarını istedi. Logosu, afişi ve diğer görsel malzemeleri derginin yaratıcı grafik ekibi tarafından tasarlanmıştı. Adbusters dergisi 1989’da kuruluşundan itibaren küreselleşme karşıtı hareketin entelektüel ve yaratıcı dinamosu olmuştu

Adbusters Mısır’daki Tahrir Meydanı ile İspanya’daki Öfkeliler kamplarından esinlenerek çağrı yapmıştı.

Ancak Dergi’nin New York’taki yerel aktivist gruplarla bir bağı yoktu. Dergi çağrıyı yaptıktan sonra eylemin fiilen örgütlenmesinden çok iletişimine odaklanmıştı. Mısır devriminden yola çıkarak tek bir taleple ortaya çıkılmasına karar verdiler. Ancak Mısırlılar Hüsnü Mübarek’in istifasını talep ederken, Adbusters ABD başkanının finansal sistemin işlediği suçlarla ilgili bir komisyon kurması talebiyle yetiniyorlardı. Bu konuda okurlardan gelen eleştiriler üzerine “meydanı işgal edenler talebe karar versin” dediler. Daha sonra Zuccotti Park’ta toplananlar iktidardakileri meşru gösterebilecekleri endişesiyle herhangi bir talepte bulunmak istemediklerine karar verdiler.

“Biz yüzde 99’uz sloganının” mucidi anarşist bir antropolog David Graeber. “Adbusters’in çağrısı hoşumuza gitti ama o adamlar öyle şeylerin internetten yürümeyeceğini anlamıyorlar. Eylemin gerçek olması için gerçek sahada örgütlenme yapmalısınız” diyordu.

New York’ta birçok örgüt, aktivist grup zaten hareket halinde idi. İçlerinde İspanyol ve Mısır ayaklanmalarında yer almışların da olduğu sanatçı, akademisyen ve öğrenci anarşist grup 16 Beaver Street’te toplanıp tartışmalar yapıyorlardı.

“Bütçe kısıntılarına karşı New Yorklular” diye bilinen küçük bir sosyalist aktivist grubu protesto kampı fikrini 14 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında Belediye binası önünde denemişlerdi. Ancak polis çadır kurmasına izin vermemişti ve bu girişim sadece oturma eylemi ile sınırlı kalmıştı.

Bu gruplar 2 Ağustos günü ilk genel meclislerini topladıklarında aralarında epey gerginlik oldu. Bu tarihten sonra daha çok anarşistler birtakım meydanlarda her hafta toplanarak tartışmalar yapmaya başladılar. Hareketin karar organı işlevi görecek New York Genel Meclisi’nin ilk nüvesi buralarda şekillenmeye başlamıştı.

Adbusters’in ilk çağrısı ile Zuccotti Park’ın işgali arasında geçen 2,5 ay içinde sosyal ağ sitelerinde zannedildiği gibi bir patlama olmamıştı. Derginin ilk tweet’ini tekrar gönderenler (retweet) ABD’de yaşayanlardan çok İspanyadaki öfkeliler hareketinin twitter kullanıcıları idi. Yani derginin çağrısı internette zannedildiği kadar ilgi görmedi. Ancak hareket, Eylül sonlarında iki polis baskını ve bir boşaltma tehdidi yaşadıktan sonra sosyal medyada dikkatleri üstünde toplayacak ve nihayet ana akım medyada görünmeye başlayacaktı.

Hazırlık kampanyasının diğer kampanyalara göre başarısızlığının çeşitli sebepleri vardı. Twitter iletişimine aşırı güvenmenin, Facebook’u kullanmama stratejisinin etkisi çok fazla idi. Oysa hareketin hazırlık aşamasında Mısır ve İspanya’da da Twitter’dan çok Facebook’un etkili olduğu görülmüştü. “’İşgal Et’ hareketi” bir Twitter hareketi olarak şekillendirilmişti. New York’taki ‘Wall Street’i İşgal Et!’ Facebook sayfası 9 Ağustos’ta ilk genel meclislerin kurulduğu zaman açılmıştı. 17 Eylül’de sadece 891 beğenme alabilmişti. Açıldığı günü 36 bin beğenme alan Mısır’daki Halid Said Facebook sayfası ile karşılaştırınca başarısızlık açıkça görülecektir. 17 Eylül’de parkın işgali ile birlikte Facebook sayfasının takipçileri yavaş yavaş artmaya başladı. Facebook sayfası beğenme sayıları 18 Eylül’de 2174’e, 19 Eylül’de 3391’e ve 24 Eylül’de 13585’e ulaşmıştır. ABD’deki internet kullanımı oranları düşünüldüğünde bu sayının yetersizliği görülecektir.

İspanya ve Mısır örneklerinde olan duygusal içerik “İşgal Et!” Facebook sayfasında yoktu. “Paylaşın, Paylaşın!” emir kipi ile kullanıcılara erişmeye çalışıyorlardı. İnsanlarla duygusal bağ kurmaktan uzak, coşku uyandırmayan, soğuk, tek yönlü bilgilendirici bir ton söz konusu idi. Facebook sitesi, etkileşimli olmayan monolog şeklinde idi. Bu nedenle Wall Street’i İşgal Et Facebook sayfası Mısır ve İspanya’da olduğu gibi toplu konuşma ve bulaşıcı bir coşku seli yaratmayı başaramıyordu.

İlk çağrıyı yapan Adbusters’in Facebook etkinlik sayfası da aynı sıkıcılıkta idi.

ABD’nin her yerindeki işgaller hakkında bilgileri veren “Occupy Together” Facebook sayfası oldukça geç bir tarihte, 24 Eylül’de açılmıştı.

“İşgal Et!” Hareketi’nin sosyal medya kullanımında başarı olarak görülebilecek bir istisnası vardı. Mısır ve İspanya’da kullanılmayan Tumblr Blog, ABD’de diğer sosyal medya sitelerinden daha yaygın kullanıldı. “Kendisini %99’un parçası hisseden, siyasal ya da kültürel durumları ne olursa olsun kendilerini ekonomik krizin kurbanları sayan herkesin öykülerini toplamak” fikrinden yola çıkıldı. “Biz %99’uz” Tumblr Bloguna asılan birçok fotoğraflı mesaj çok ilgi gördü.

15 Eylül yazı ve mesajlar Tumblr’da yayınlanmaya başladı. “Bir döviz hazırlayın. Üstüne bir cümleyi geçmeyen kendi durumunuzu yazın. Sonra dövizi elinizde tutar halde fotoğrafınızı çekip bize gönderin.”

Kısa sürede Tumblr Blog bir çeşit ağlama duvarına dönmüştü. Ama diğer taraftan gönderilen resimlerle toplu öfkenin biriktiği bir yere kendi öykülerini de dolduruyorlardı.

Hareket hem fiziksel hem de internetteki görünümüyle, Amerika’da işlerin ne kadar kötü gittiğini gösteriyor, “rezaleti belgeliyor”du.

Ancak Zuccoti Park, Madrid’deki ve Kahire’deki meydanlarla karşılaştırılınca çok küçüktü. Sadece birkaç yüz kişi kamp kurabilmişti.

Bir tarafta park içindeki yüz yüze deneyimlerin zenginliği, diğer tarafta Twitter, Facebook mesajları ve internet canlı yayınları vardı. Twitterda akan mesajlar fiziksel alanı işgal edenlerle “İnternet işgalcileri” arasında dayanışma duygusunun sürekliliğini sağlıyordu.

Bu mesajlar kamp boşaltılana değin süren bir çeşit devamlı hac yerine gider gibi sürekli destekçi sempatizan, turist ve meraklı akınını kolaylaştırıyordu. Sosyal medya işgalin etrafında duygusal bir çekim yaratılmasına katkı sağlıyordu.

Polis parkın etrafını bariyerlerle kapatmış ve orayı bir suç bölgesi gibi damgalamıştı. Gelen ziyaretçilerin ise bu bariyerlerin dışından sanki hayvanat bahçesini ziyaret ediyor gibi fotoğraflarını çekmekle yetindikleri gözlemleniyordu. İçerideki işgalciler ise dışarıdakileri eyleme katmak için çaba harcıyorlardı.

Mısır ve İspanya’da sokağa çıkan milyonlara karşı Wall Street’i İşgal Et Hareketi’nin sokağa çıkardığı en iyi durumda on binleri geçmedi.

“İşgal Et!” Hareketi’nde sosyal ağ siteleri ile desteklenen sempati, kitlesel fiziksel katılıma tahvil edilemedi.

Bir eylemcinin tespit ettiği gibi, “İnternet insanları dikizciliğe alıştırdı. İnternet insanların hareketi uzaktan seyretmelerini, şahsen içinde hiç yer almaksızın her gün yakından izlemelerini sağladı.”

Sempati duyanlar fiili destekçiye çevrilemedi.

Sosyal medya topluluklar insanlar arasında yeni bağlar kurma olanakları, sürekli kolay bilgi edinme olanakları sağlıyordu. Bu olanaklar sokağı örgütleyenler ile internetten sempatiyle bakanlar arasında duygusal bir bağ yaratamadığı sürece kendiliğinden olmayacağını bilmemiz gerekiyor.

Sonuç: Başarısız bir taklit

Diğer taraftan Twitter eylemde olanları koordine etmekte, taktiksel bilgiler vermekte oldukça başarılı bir şekilde kullanıldı. Twitter bir çeşit kumanda merkezi gibi kullanıldı.

İşgal et hareketinde Twitter’daki taktik hesapları yöneten 20 kişilik bir çekirdek grup vardı. Bu grup New York Öğretmen Sendikası’nın sağladığı bir ofisi üs olarak kullanıyordu. 300 bin takipçisi olan OccupyWallStNYC twitter hesabında 20 kişi yetkili idi ama kendi aralarında yetkiler paylaşılmış durumdaydı. Bir tweet atılmadan bu kişiler tarafından gözden geçiriliyor ve sadece gönderme onay yetkisi olanlar gönderebiliyordu.

Ayrıca New York’ta işgalcilerin günlük hayatı haftada üç defa toplanan bir genel meclis tarafından düzenleniyordu.

İşgal Hareketi’nin lidersiz hareket olduğu iddialarına karşılık, harekete farklı düzeylerde öncülük eden bir grup liderin ortaya çıktığı görüldü. Hareketin kilit iletişim kanallarına erişim imkânı olanlar, kendiliğinden örgüt liderleri haline geldiler.

İşgal et! Hareketi’nde de görüleceği üzere “sosyal medya büyüsü”nün insanları harekete geçirip sokağa çıkarabilecek bir anlatısı olmadığı zaman işlemediğini görüyoruz.

Mısır ve İspanya’dan daha fazla internet kullanıcısı olan ABD’deki “İşgal Et!” Hareketi’ndeki sosyal medya etkisi beklenenden daha az gerçekleşmiştir.

“Facebook tarih belirlemeye çalışırken twitter lojistik paylaşmakta Youtube ise dünyaya göstermekte kullanılıyor hepsi birlikte insanları birbirlerine bağladığında harekete başarı sağlıyor” önermesi ABD’de en düşük düzeyde gerçekleşmiştir.

ABD’deki Küreselleşme karşıtı hareketlerin eski alışkanlıkları ile Mısır ve İspanya’yı başarısızca taklit etmişledir.

(*) ABD Finansının merkezinin olduğu cadde olan Wall Street’i İşgal Et!

Sendika.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*