Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Bakırköy Belediye İşçilerinin Grevi Sürüyor

Bakırköy Belediye İşçilerinin Grevi Sürüyor

CHP’li Bakırköy Belediyesi’nin %51 ortağı olduğu  Bakırköy Yapı İnşaat Ulaşım Hizmetleri AŞ’de (BYUAŞ) çalışan taşeron işçilerin sendikal hakları, toplu iş sözleşmesi ve işten atılan arkadaşları için başlattığı grev sürüyor.

21 Martta greve çıkan işçiler Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda grev çadırı açarak direnişlerine devam ediyorlar.

Belediye işçilerinin çadırına çevreden ilgi oldukça yoğun. Onlarca Bakırköy’lü genç-yaşlı demeden, her gün grev çadırını ziyaret ediyor. Direnişteki işçilerin aileleri de her gün çadırda yerlerini alıyorlar. İşçilerin morali oldukça yüksek, neşeleri yerinde; biz zafer kazanacağız diyorlar.

Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası’na üye olan işçilere yetki hakkını aldıktan sonra baskı uygulanmış, toplu iş sözleşmesi sürecinin başlamasıyla iş yeri baş temsilcisinin de içinde olduğu bazı işçiler işten çıkarılmıştı. Sürecin tıkanması ve yasal sürenin dolması ile işçiler Bakırköy Belediyesi’ne grev kararını asarak grev çadırını kurdular.

_DSC0007

İş yeri temsilcisi Cengiz Ertaş, yaptığımız sohbette bize süreci anlattı:

“2014 yılında sendikalı olduk. Seçim sonrası yeni Belediye Başkanı ile tanıştık. Bu sürecin daha başında iki aylık bir boşluğumuz oldu. Biz yine de iş yerini terketmeyerek nisan ve mayıs ayında bedava iki ay çalıştık. Burada amaç işimizi kaybetmemekti.

Yetkisi olduğu için Belediye-İş Sendikası’na üye olduk. Bir ay içerisinde BYUAŞ şirketi üzerinden yetki belgesi aldık. Şirketin %51  hissesi belediyeye ait. İlk olarak 84 işçi sendikaya üye olduk, kısa sürede bu sayı 127 işçiye ulaştı. Zaten şirket bünyesinde 130 işçi çalışıyor. Belediyede toplamda taşeron olarak 545’e yakın işçi çalışıyor. İlk dönemde sendika bile bizim üye olduğumuzdan haberdar değildi. Biz kendi örgütlülüğümüzle bunu başardık.”

“Sendika yetki hakkını alınca toplu sözleşme için başvurumuzu yaptık. Görüşme talep ettik, ancak siz de bilirsiniz ki patronlar toplu sözleşme sürecini hoş karşılamazlar. Aynısı burada da yaşandı. Görüşme taleplerimiz yok sayıldı. Bir arabulucu atandı, biz de şirket yetkilileri ve Belediye Başkanı ile görüşmeye gittik. Görüşmeye sadece şirket avukatları katıldı. Belediye Başkanı bu toplantıya gelmedi. Şirket avukatları arabulucuyu da, bu süreci de tanımadıklarını ifade ettiler. Hepimiz aslında belediyeye ait olan bu şirkette taşeron işçiyiz, ama Belediye Başkanı bizi görmezden geliyor. Asıl rahatsız oldukları şey taşeron işçilerin örgütlenmesi, bir araya gelmesi.”

“Tıkanan bu görüşmelerin ardından, 60 günlük bekleme süreci başladı. Biz bu süreç içerisinde de defalarca görüşme talep ettik. Greve çıkmak istemedik, konuşarak çözeriz dedik, ama bizi dinlemek yerine iş yeri baş temsilcimizi işten attılar. Kadın hakları deyince, 8 Mart’ta bu meydanda etkinlik yapan kadınların önünde konuşan Belediye Başkanı kadın sekreterimizi de hayvan barınağına sürdü. İki aylık boşlukta bedava çalıştık, ama Belediye Başkanı göreve gelir gelmez bizim maaşlarımızı 1500 liradan 1050 liraya düşürdü. Sözde, Belediye Başkanı da CHP de işçi haklarını savunduğunu söylüyor. Ama bizlere hiçbir hakkımız vermiyorlar.”

“Sürekli fedakarlık yapan bizler olduk. Biz greve çıkınca, “seçim süreci öncesi bize baskı yapıyorsunuz, bu süreci kötüye kullanıyorsunuz” diyorlar. Oysa bizim seçimle falan işimiz olmaz, biz hakkımızı istiyoruz, sözleşmenin kabul edilmesini istiyoruz. Grev süreci başlayınca Belediye Başkanı bizden yine iki ay süre istedi. Aklınca seçim sürecini kazasız belasız atlatmak istiyor. Biz de buna karşılık o zaman grev oylaması yapalım dedik. Kabul etmediler, korktular. Belediye Başkan Yardımcısı ve müdürler grev oylaması yapmamamız için ellerinden geleni yaptılar.”

“Bizim greve çıkamayacağımızı düşündüler, özellikle başkan yardımcısı böyle düşündü. Bağırıp çağırıp susarsınız dedi. Ama 21 Mart’ta grev süreci başladı, bizler buradayız. Onurumuz için buradayız, bu çadır bizim onurumuz demek, onurumuzu simgeliyor.  Burada bizim onurumuz var. Buradaki 50 işçi, sınıf mücadelesini, örgütlü mücadeleyi biliyorlar. Patronlar bunun farkında değil.”

” DİSK Genel-İş Sendikası’na kızgınız. Grev sürecinde buraya gelen Kani Beko Belediye Başkanı ile görüşerek örgütlenme çalışması yürütüyor. Buna kimse birşey diyemez ama burada grev var, direniş var. Toplu iş sözleşmesi süreci devam ederken bunu yapmak “grev kırıcılık” değil mi? Onlar bizim sınıf kardeşimiz, buraya dayanışmaya gelmeleri lazım.  Bu yaşanan olumsuzluğun önüne geçmek için Kani Beko ile görüşmeye gittik, 25 işçi ile süreci anlattık.  Dedik ki, örgütlenin, bunu biz de isteriz. Ancak bu süreç bitsin, bekleyin dedik. Ancak Beko bize “bu bizim hakkımız, bunu da yapmayacaksak dükkanı kapatıp gidelim” dedi. Orası dükkan değil, orası işçi sınıfının örgütüdür.”

“Direnişte 45 işçi var. Kadın ve erkek işçi oranı hemen hemen aynı. Kadın arkadaşlarımız bu direnişi sahiplendi. Bu oldukça güzel ve anlamlı birşey. Biz 130 işçi ile birlikte greve çıkalım isterdik. Ama olmadı, biz buradayız, önemli olan bu. CHP, taşeronluk çağdaş köleliktir, diyor. Ama sadece lafta, burada yaşananlara bir bakın, bu bile anlamaya yeter bunları. İktidara gelince yapacağız diyorlar. Patron, yani Belediye Başkanı öyle diyor. Önce siz yerelde, iktidar olduğunuz belediyelerde bu sorunu çözün, taşeronluğu ortadan kaldırın. İşçilere haklarını verin, asıl o zaman iktidar olursunuz diyoruz. Bizi uyarıyorlar, aranızda marjinaller var, diye. Buradaki işçilerin çoğu CHP’ye oy verdi, bizi kandırdılar. CHP buradaki işçilerden ve yakınlarından artık oy alamaz. CHP burada taşeronluğu en yüce değer yapmıştır. Başkan yardımcısı ve Kültür Müdürü bize küfür ediyor, hakaret ediyor. Bunların hepsinin cevabını bu direnişi kazanarak vereceğiz.”

“Eğer bu sorunu çözmezler ise burada onlara seçim çalışması yaptırmayacağız. Hakkımızı alana kadar buradayız. Toplu sözleşme yapılana, işten atılan arkadaşlarımız işe alınana kadar buradayız. İçerideki arkadaşlara sesleniyoruz. Farkına varın artık, ama olsun biz onlar için de buradayız. Bu grev sonrası 50 işçi için sözleşme yapılsa da, seneye biz tüm işçiler için masaya oturacağız. 130 işçi için seneye sözleşme masasını kuracağız. Şimdiden taşın altına ellerini koymalılar. Belediyedeki 540 taşeron işçi için aslında biz burada direniyoruz.

Perşembe günü itibariyle burada bir toplantı yapıp devrimci ve ilerici güçler ile bir dayanışma komitesi kuracağız. Emekten yana, işçilerden yana olan herkesi bu dayanışma komitesine bekliyoruz. Herkesi direnişi büyütmeye çağırıyoruz.”

İşçilerin aktardıkları bunlar. Direniş tüm sıcaklığı ve umut dolu ateşiyle sürüyor. Sadece bahar değil, Bakırköy Belediye işçilerinin direnişi de ısıtıyor Özgürlük Meydanı’nı. İşçiler 24 saat çadırda kalıyorlar. Kadın işçiler saat 20.00’dan sonra gidiyorlar, ancak duramayacakları için değil, burada kadınlara pozitif ayrımcılık uygulandığını söylüyorlar.

Gün boyu ziyaretçileri var. Herkes onları tanıyor. Bakırköy CHP’lilerin yoğun olduğu bir bölge. İnsanlar “CHP belediyesi işçilere bunu nasıl yapar” diyorlar. İşçiler ise, “gidip bunu onlara sorun, onlarla kavga edin” diyerek belediye binasını gösteriyorlar. Grev ateşini görmek ve işçiler ile dayanışmak için Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndaki grev çadırını ziyaret etmek lazım. Her direniş, her grev bir okuldur.

_DSC0023

_DSC0022

_DSC0020

_DSC0014

_DSC0006

_DSC0005

_DSC0008

_DSC0013

_DSC0004

_DSC0002

_DSC0011

_DSC0016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*