Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Ayağa Kalkalım, Çitlerimizden Başka Kaybedecek Bir Şeyimiz Yok!

Ayağa Kalkalım, Çitlerimizden Başka Kaybedecek Bir Şeyimiz Yok!

Son internet yasasıyla gözetim, sansür ve erişim yasakları iyice ayyuka çıktı: Güne twitter yasağıyla uyandık. Kendimizi ifade etme kanallarımız yasaklanıyor. Söz söyleme hakkımız, bilgi edinme hakkımız, haber alma hakkımız engelleniyor. Düşüncelerimizi, hayallerimizi, acımızı, sevincimizi, öfkemizi paylaşmamızdan korkuyorlar. Kendi kirli ilişkilerinin, çürümüşlüklerinin, canlı birer ceset haline gelmiş olmalarının sergilenmesinden korkuyorlar. Ama nafile bir çaba. Twitter yasağı karşısında söyleyeceğimiz tek şey şudur: Siz zulmü, yasakları artırdıkça bizim öfkemiz sokaklara taşıp tekelci kapitalist devletinizi sarsan bir kasırgaya dönüşecektir.

images (1)

Sansür, denetim ve gözetimin meşrulaştırılması için hep kullanılagelen argümanlar özel hayatın mahremiyetinin ihlali ve terörizmdir. Özel hayatın mahremiyeti mevzusu için söyleyeceğimiz, bunun sadece biz faniler söz konusu olduğunda gündeme geliştirilebileceğidir. Ki burada da, sorunun çözümü internet erişimini sınırlandırmak değil, suç olan içeriği yükleyeni, doğrudan engellemektir. Tekelci kapitalist devletin, sermayenin ve temsilcilerinin ilişki ağlarının sergilenmesi ise bu kategoriye kesinlikle girmez.

indir

 

Her türlü ilişkilerini “kamu”yu manipüle etmek için kullandıklarına göre onlar için hassasiyet göstereceğimiz bir özel alan -yatak odasına kadar düşecek kayıtları aleniyet, açıklık kapsamında değerlendirmiyor, yayanın da çürümüşlüğüne yoruyoruz- yoktur. Tapelerin yayılmasını, özel hayatın mahremiyeti adına engellemek isteyen AKP hükümetinin karşısına, “İşçi sınıfı ve emekçiler için gizlilik, sermaye ve devleti için şeffaflık!” talebiyle dikileceğiz. Onlara yolsuzluğu, rüşveti ve kirli ilişki ağlarını özel hayatın mahremiyeti ardına saklanarak örtemiyeceklerini hatırlatacağız.

Gerçek hayatta suç olanın sanal alemde de suç olduğunu söylüyorlar bize. Oysa kapitalizmde gerçek-sanal her alemde suç olanı belirleyen temel yasa çok açıktır: Sermaye sınıfının en büyük hırsızlığının, yani artı değer sömürüsünün ilelebet sürmesi! Diğer bir deyişle burjuvazinin ve onun işçi sınıfı ve emekçilere karşı örgütlenmiş olan devletinin bekası!

images (2)

 

Yani şu ünlü “terörizm” mevzusu. Bugün burjuva siyaset arenasında yaşanan kriz, işçi sınıfından soğurulmuş olan artı değer ve kentsel rantların paylaşım savaşımıyla birlikte, bu temel yasanın hangi biçimde ve hangi sınırlar içerisinde işletileceği konusunda yaşanmaktadır. TÜSİAD‘ın, TUSKON‘un ve ona yakın duran burjuva siyasetçilerin, liberal çevrelerin AKP hükümetine asıl veryansın ettiği konu, sermaye birikim sürecinde kendisine yakın burjuva kesime avantajlı koşullar sağlamasından, sermaye birikimi ve kapitalist rantın paylaşımında eşit olmayan koşullarda rekabet etmelerindendir.

Yani bizim sokaklara taşan öfkemizi soğurmaya ve kendi siyasal vizyonlarına yedeklemeye çalışan Koçlar’ın, Boynerler’in pozisyonunu belirleyen hiç de temel hak ve özgürlükler değildir. Onlar kapitalizmin en büyük hırsızlığını örten, perdeleyen her türlü yasağa evet diyor, pastanın paylaşımında kendi paydaşlarına daha büyük bir dilim veren AKP’nin hırsızlığını örtme çabalarına ise hayır diyorlar. Küresel mali oligarşinin, TÜSİAD cenahının son dönemde AKP hükümetinin politikalarına dönük “hassasiyeti”nin bir başka gerekçesi de, bu çizginin işçi sınıfı ve emekçileri, sermaye birikim sürecinin gerekleri doğrultusunda azami sömürü, yoksulluk, baskı ve kontrol cenderesine alırken kitlelerde artan tepki birikimini soğuracağına kızıştırmasından, neoliberal burjuva demokrasisinin sosyal içermeciliğini zayıflatarak rıza üretimini daraltmasından dolayıdır.

images

 

Yani itiraz esasa değil usule dairdir! Bu açık gerçeğin internet gündemi üzerinden en çarpıcı örneği küresel sistemin ve ileri burjuva demokrasilerinin WikiLeaks konusundaki karnesi ve Juilan Assange’a reva gördükleridir. Servis sağlayıcıların, sunucuların engellenmesi, twitter hesaplarının kapatılması da dahil blokaj ve engellemenin her türlüsü Wikileaks için devrededir. Burjuva demokrasisi özürcülerine hatırlatmış olalım, size bizim sınırsız iletişim, haberleşme ve bilgi edinme hakkı ve özgürlüğü talebimiz, sınırsız ve sansürsüz internet talebimiz üzerinden ekmek yok!

Küresel mali oligarşi AKP hükümetinin ipini çekti. Çünkü burjuvazi içerisinde yakın durduğu bir kesim lehine tercihlerde bulunurken sistemin dengelerini gözetmeksizin, rejim krizini hafifletmek bir yana derinleştirecek müdahalelerde bulundu. Bölgede izlediği politikalar ve tercihlerle görece özerk alanını geliştirmeye çalışırken küresel mali oligarşinin yönelimleriyle çelişti. İzlediği siyasetle bölgede ve ülkede “kullanışlı” bir aktör olmaktan çıktı.

internet sansür polis istiklal

İçeride, neoliberal muhafazakar yaşam tarzının dayatılması ve kentsel rant politikalarının pervasızlığına karşı gelişen tepki birikimin patlaması Gezi isyanı oldu. Ve Berkin Elvan’ın cenazesi de gösterdi ki isyan ve direniş dalgası kırılmış durumda da değil. Tekelci kapitalizm ve devleti için kabus, her yakıcı sınıfsal-toplumsal mücadele talebi, gündemi üzerinden yeniden geri dönüyor. İşçi sınıfı ve emekçiler sokak siyasetinde her geçen gün ustalaşıyor. Sokağın fiili mücadele demokrasisi içinde pişiyor, her türlü iletişim, haberleşme, örgütlenme araç ve biçimlerini geliştiriyor.

Greif işçileri Gezi dersleriyle kuşanmış olarak mücadelelerini sürdürüyor. İnternet yasağına karşı mücadele Gezi isyanının bir dinamiğine dönüşüyor. Tüm yaşananlar artan sınıfsal karşıtlık eksenini de derinleştirecek bir tepki birikimine yol açtığı gibi, rejimin neoliberal sosyal içermeciliği de -bugün açısından muhafazakar kesimi dışında tutarsak- geniş kitleler açısından oldukça daralmış durumda. AKP, ya gidecek ya da balans ayarları iyice sıkılaştırılarak, tırnakları kesilmiş olarak, hükümette kalacak. Zira geliştirdiği politikalarla ülkeyi hele de bu küresel kriz koşullarında, hele de bu bölge durumunda, hele de bu küresel isyan ve direniş dalgasının orta yerinde yönetilebilir olmaktan çıkardı.

153414_3

Bilişim teknolojileri iletişimi, haberleşmeyi, bilgi edinmeyi ve yaymayı kolaylaştırırken diğer yandan da küresel mali oligarşik gözetleme mekanizmalarını ve baskı yöntemlerini de alabildiğine genişletmektedir. Bizim savaşımız bilişim teknolojileriyle artan söz ve ifade kanallarımızı; iletişim ve haberleşme hakkımızı; söz, düşünce, ifade özgürlüğümüzü sınırsızca geliştirmeyi savunurken, diğer yandan her türlü sansür, gözetleme ve baskı mekanizmalarına karşı da mücadele etmektir.

AKP hükümeti, işçi sınıfı ve emekçilerin bilgi edinme ve haber alma hakkını engellediğinde gerçek dünyayla, nesnel gerçeklikle kuracağı ilişkiyi kontrol altına alabileceğini, manipüle edeceğini düşünüyor. Tapelerle saçılan pisliklerin üstünü örtmek istedikleri çok açık. Bu verilere, haberlere erişimi, internetin fişini çekmeden -ki o da mümkün değil- tümüyle engelleyemese de, seçimlerin arifesinde algı yönetimine bunca kilitlenmişken, sınırlandırmayı hedefliyor.

Son internet yasasıyla, hakkımızdaki tüm verileri depolamaya olanak sağlayarak, sansür kartının yanı sıra asıl olarak otosansür mekanizmasını devreye sokmayı hedeflediler. Kimliğinizin deşifre edilebildiğini, kuracağınız iletişimin, takip edeceğiniz site ve ağların, atacağınız twitlerin, paylaşacağınız fotoğrafların aleyhinize veri olarak biriktirildiğini bilmenin dayanılmaz ağırlığıyla bir otosansür mekanizmasını tahkim etmek istiyorlar.

Ama nafile bir çaba. Korku duvarları bir kez aşılmaya görsün: Sanal-gerçek her alemde yasaklar sokak ruhunun meşruluğuyla delinir. Sokakları da interneti de özgürleştireceğiz! Seçimlerin arifesinde sandık demokrasisine bizi hapsetmek için konan tüm haberleşme ve iletişim yasaklarına inat, bizde temsili demokrasinize verilecek oy yok! Sokak demokrasisi sandıklara sığmaz!

İşçi sınıfı ve emekçiler için gizlilik, sermaye ve devleti için şeffaflık!
İnternette sansür, yasak ve gözetime karşı sınırsız iletişim özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı!
İnternet sitelerini yasaklayan TİB ve BTK kapatılsın!
Kahrolsun burjuva diktatörlük!
Zamanda-mekanda-internette özgürlük!
Yaşasın sosyalist işçi demokrasisi!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*