Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Asgari ücret sorunu

Asgari ücret sorunu

Asgari Ücret Tespit Kurulu çalışmalarına; yani asgari ücreti daha da aşağıya çekme çalışmalarına- başladı.

Asgari ücretin 2015 yılı için, yüzde 3+3 civarında belirleneceği şimdiden ve alenen medyaya yansıtıldı.

2015 bütçe tasarısında memurlara öngörülen zammın yüzde 3 olması, Türk Metal’in -hem de 3 yıllık sözleşmeye- yüzde 3 küsur civarında imza atması, asgari ücretin perşembesini çarşambadan belli ediyor.

Türkiye kapitalizminin ekonomik yavaşlaması, işsizlikte hızlı artış, TL’nin değer kaybı, burjuvaziyi ücretleri daha da budama ve esnekliği artırma konusunda büsbütün saldırganlaştırıyor.

Nitekim Maliye Bakanı Şimşek, şimdiden dip asgari ücret tepkilerine karşı işsizlik ve rekabet kırbacını şaklatmaya başladı: “‘Asgari ücret 1000 TL olursa devlet batar mı?’ denilmektedir. Bildiğim kadarıyla asgari ücretli devlette çalışan yoktur. Özel sektörde ücretleri verimlilikle ilişkilendirmezseniz belki Türkiye batmaz ama firmalar batar. İstihdam edilen o kardeşlerimiz iş bulamaz hale gelir. Rekabet etmek zorundayız. Asgari ücreti belirlerken; makul bir ücret ve rekabet gücünü göz önünde bulundurmak zorundayız. Bunu göz önünde bulundurmayan ülkeler battı. Yunanistan’a, başka ülkelere dönmek istemiyorsak bu dengeleri göz önünde bulundurmak zorundayız.” (Bütçe görüşmeleri, 16 Aralık 2014)

DİSK ise KESK ve TMOBB’un desteğiyle “Asgari ücret net 1800 lira olsun!” kampanyası yürütüyor. “Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün”, “Saraya değil halka bütçe”, “Bu paraya gel sen yaşa” sloganlarının atıldığı basın açıklamaları, geleneksel çay-simit hesabı üzerinden yürütülüyor: “Günlük 1 TL zamla bir paket makarna alabiliyoruz. Tenceremizde ancak 22 adet fasulye pişirebiliyoruz. Kuru fasulye pilav bile gelen zamlar sonrasında artık zengin yemeği oldu. Çalışanlara, 12 milyon asgari ücretliye reva görülen bu ücretleri kınıyoruz. Tencere de taş mı kaynatalım?”

2014_yilinin_asgari_ucret_rakami_belli_oldu_h161062Ne var ki, gıda fiyatlarındaki hızlı tırmanış ücretler üzerinde en büyük baskıyı yaratsa da, şu eski tarz çay-simit edebiyatı ve rutin basın açıklamaları artan işsizlik tehdidi altında işçi sınıfının en örgütsüz kesimini oluşturan asgari ücretli işçileri harekete geçirme olanağından yoksun.

Oysa asgari ücret mücadelesinin hem içerik hem biçim olarak, burjuvazinin saldırı kararlılığına denk olması gerekir.

Çünkü asgari ücret, yalnız bir çay-simit, ya da makarna-fasülye sorunu değildir.

Asgari ücret ne kadar düşerse, işçilerin 1200-1500 liralık bir ücret için fazla mesai yapma zorunluluğu, günde 12 saat çalışmanın yaygınlaşması o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda bir serbest zaman mücadelesi sorunudur.

Asgari ücret ne kadar düşerse, aynı aileden ikinci, üçüncü, dördüncü kişilerin, çocukların ucuz ve güvencesiz işgücü piyasasına girme zorunluluğu o kadar artar. İşçiler arasında rekabet, bir yandan aşırı çalışma, esneklik ve güvencesizlik, diğer yandan işsizlik de o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda işçiler arasında şiddetlenen rekabete, esneklik ve güvencesizliğe, işsizliğe karşı mücadele sorunudur.

Asgari ücret ne kadar düşerse, sermayenin bol bulamaç ucuz işgücü nezdindeki, işçi katliamları pervasızlığı o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda işçi sağlığı ve güvenliği için mücadele sorunudur.

Asgari ücret ne kadar düşerse, işçilerin banka-kredi borçları, ödeme güçlükleri, finansal köleliği de o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda bankalara karşı mücadele sorunudur.

Asgari ücret ne kadar düşerse, işçilerin daha çok çalıştıkları halde yetersiz ve sağlıksız beslenme sorunu ve diğer toplumsal ihtiyaçlarından kısma sorunu o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda gıda ihtiyacımızı kontrol eden tarım-gıda tekellerine, tüm ihtiyaçlarımızı kontrol eden kapitalist tekellere karşı mücadele sorunudur.

Asgari ücret ne kadar düşerse, sermayeye köleliğimiz, ücret köleliliğimiz, zorunlu çalışmaya köleliliğimiz o kadar artar. Öyleyse asgari ücret, aynı zamanda banka, borsa, tekel hakimiyetine karşı mücadele, ücretli kölelik sistemine karşı mücadele sorunudur. Yalnızca dar ekonomik-sendikal mücadele, yalnızca hükümete karşı mücadele değil, sınıfa karşı siyasallaşan ve toplumsallaşan sınıf mücadelesi sorunudur.

Zor mu? Çay-simit edebiyatı işin en kolay yanıdır. İşçilerin tüm dikkatini, zaten en iyi bildikleri şeye, o da en dar biçimiyle, geçim sorununa indirgemektir. İhtiyaçlar, sağlık, eğitim, zaman, mekan, toplumsallaşma, kendini geliştirme ve gerçekleştirme, ille de özgürlük ihtiyaçları çığ gibi büyürken, en geri düzeye çekmektir. Kuşkusuz geçim sorunu, gıda fiyatları sorunu üzerinden atlanamaz bir kritikliktedir ve önemli bir mücadele dinamiğidir. Fakat kim ki, işçi sınıfının dikkatini salt buna indirger, en geri bir ekonomizm-sendikalizm ile maluldur. İşçi katliamları olduğunda işçi katliamlarını protesto, taşeronluk gündeme geldiğinde taşeronluğu protesto, ulusal istihdam stratejisi gündeme geldiğinde onu protesto, asgari ücret zamanı geldiğinde onu protesto tarzı parça parça yalıtık mücadeleler, bırakalım kapitalizme karşı bütünsel bir antikapitalist bilinç oluşturmayı, bu eksenden bir emeğin korunması mücadelesi bilinci bile oluşturamaz.

Kapitalizmin tüm marifeti, “işgücü piyasası”nın/işçilerin asgari geçim için çalışma yeteneğini satmak zorunda kalmasının doğal ve ebedi kabul edilmesi üzerine kuruludur. Ve ne kadar çok kişi geçinebilmek için çalışma yeteneğini satmak zorunda bırakılıyorsa, asgari ücret o kadar düşer. Ve asgari ücret ne kadar düşerse, o kadar çok kişi geçinemez hale gelerek, daha uzun saatler çalışmak zorunda kalır, işsizlik o kadar artar. Neoliberalize edilmiş biçimiyle asgari ücret, “Ulusal İstihdam Stratejisi”nin de buz kıranı ve temel bir dinamiğidir.

Asgari ücret mücadelesi, geçim mücadelesi kadar geçinebilmek için çalışma yeteneğini sermayeye satma zorunluluğunu, yani ücretli kölelik düzenini sorgulatmayı da içermelidir.

6 saatlik işgünü, insanca yaşanacak ücret!
Sadaka değil, genel grevli asgari ücret mücadelesi hakkı!
Herkese sağlıklı, güvenli, örgütlü çalışma hakkı!
Taşeronluk kaldırılsın!
Asgari ücretlilerin tüm borçları silinsin!
Temel gıda fiyatları indirilsin ve dondurulsun!
Asgari ücret patronlara, hükümete, sahtekar sendika bürokratlarına, yani 3 kere patronlara değil, 1 kere asgari ücretlilere sorulsun!
Tespit komisyonunda asgari ücretli öncü, direnişçi işçiler yer alsın!
Banka, borsa, tekel hakimiyetine son!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*