Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Asgari ücret görüşmeleri ‘perde’ diyor!

Asgari ücret görüşmeleri ‘perde’ diyor!

Asgari ücret belirleme komisyonu 2013 yılı asgari ücret tutarını belirlemek için aralık ayında toplanacak. Milyonlarca işçiyi ve ailesini yakından ilgilendiren asgari ücret zammı 5’i sendika, 5’i patron ve 5’i de devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndaki görüşmeler sonucunda belirlenecek. Komisyonda işçi sendikaları adına Türk- İş, patronlar adına TİSK yer alıyor.

Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre, asgari ücret “İşçilere bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanıyor. Ancak bu tanıma 2001 yılında “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur” ifadesi eklendi. Bu durum, bir işçinin tüm ihtiyaçlarının tespit edilmesine rağmen, “ülkenin iktisadi durumu uygun değil” denilerek, daha düşük ücret verilebilmesinin temel dayanağını oluşturuyor.

2013–2015 Orta Vadeli Ekonomik Programa göre asgari ücretin 2013 yılı Ocak-Temmuz aylarında yüzde 3 oranında artırılması öngörülüyor! Bu 739 liralık asgari ücretin 761 liraya yükselmesi demek. Yani işçi ve emekçilerin sefalet ücretine mahkûmiyetine devam.

Asgari ücret aslında tüm işçilerin, yani asgari ücretle çalışmayanların da ücretini belirliyor. Çünkü patronlar ücretleri belirlerken kıstas olarak asgari ücreti almaktadır. Zam istendiğinde ilk söylenen “asgari ücret şu kadar, ben sana bu kadar veriyorum” oluyor.

Komisyonda yer alan Türk-İş’in açıklamalarına göre kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 958 lira, yoksulluk sınırı ise 3120 lira. Şu an asgari ücret ise 739 lira. Komisyon görüşmelerinde yine her seneki aynı oyun sahnelenecek gibi, zira işçi sınıfının görüşmelere ağırlığını koymadığı sürece bu tablo değişmeyecek.

Bir fıkra vardır: 3 ülkenin bakanı oturmuş konuşuyorlar. Biri diyor “bizde asgari geçim 1000 lira, biz işçilerimize 1500 veriyoruz, geri kalını ile de tatile vs gidiyorlar”. Diğer bakan “bizde geçim şartları biraz daha fazla, onun için 2000 veriyoruz” diyor. Diğeri ise “valla bizde de geçim için 1000 lira lazım, ama biz 700 veriyoruz, kalanını nereden buluyorlar biz de anlamıyoruz” diyor. En kötü ev kirasının mevcut asgari ücretin yarısı, sadece ulaşım, iletişim, doğal gaz, elektrik, su harcamalarının diğer yarısı kadar olduğu yerde “asgari ücretle geçin” diyenlerin bakanı olsa gerek bu konuşan.

Eğitim, sağlık, eğlenme, tatil-seyahat, serbest zaman, toplumsal-kültürel gereksinmeler, kendini ve toplumsal ilişkilerini geliştirme, gelecek güvencesi, bu “geçim şartları”nın neresinde? Neoliberal ücretli kölelik rejiminin “geçim şartları”, işçinin tüm çalışma ve yaşam enerjisini olabildiğince hızlı biçimde kökünden söküp alıncaya kadar kölece çalışabilir durumda tutmakla sınırlı, işçiler için adeta soykırım şartlarıdır.

“Asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların geçim şartları” peki kimin tarafından gözetilecek? İşçileri eze eze karlarını artırmadan başka hiçbir şeyi gözetmeyen burjuvazi ve hükümeti, bir de kenar süsü olan kukla sendika patronları! Türk-İş’in her yıl kendi hesapladığı yoksulluk sınırının bile yarısı civarında asgari ücrete imza atması, geçim şartlarının nasıl gözetileceğini de gösterir! AKP, CHP, MHP ve BDP’nin uzlaşmasıyla yeni Anayasa‘nın sosyal güvenlik ve adil ücret maddesine ‘asgari ücretten vergi alınamaz’ maddesi konuldu. Buna göre işçinin eline net olarak geçen 739 TLnin üzerine 60 TL daha eklenmiş olacakmış, bozdurup bozdurup harcarız artık.

Bu tarz düzenlemeler asgari ücreti sefalet ücreti olmaktan çıkartamayacağı gibi, arada oluşan boşluk diğer vergilerle doldurulacaktır. En adaletsiz vergi türü olarak, vergilerin yüzde 85′ini işçi ve emekçilere yıkan dolaylı vergiler de (KDV, ÖTV, vd) kaldırılmalıdır. Başta temel gıda ürünleri, konut, doğalgaz, elektrik, ulaşım, sağlık, eğitim olmak üzere, işçilerin temel geçim koşullarına zam yasaklanmalıdır.

Asgari ücretli ve (bilimsel olarak saptanacak) yoksulluk sınırı altında ücret alan işçilerin konut, doğalgaz, elektrik, su, sağlık, eğitim, ulaşım harcamaları devlet tarafından üstlenilmeli ve parasız sağlanmalıdır.

Patronlara, tüm mülk sahibi sömürücü ve asalaklara, artan oranlı vergi konulmalıdır.

Asgari ücretin belirlenmesinde, tüm işçi örgütlerinin katılımıyla 4 kişilik işçi ailesinin tüm (asgari değil) temel ekonomik, toplumsal, kültürel gereksinmelerini kapsayarak hesaplanacak yoksulluk sınırı esas alınmalı, tüm asgari ücretli işçilerin sendika hakkı ve asgari ücretin belirlenme sürecinde genel grev hakkı olmalıdır.

(İşçi Meclisi’nin 28. sayısında yayınlanmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*