Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Artık hikayeyi bizden dinlemenin zamanı geldi!

Artık hikayeyi bizden dinlemenin zamanı geldi!

“Reform süreci ve en önemlisi büyüme hikayesinin olması çok önemli. Tabii yeni hikayelerin yaratılması içinde enflasyonun düşmesi hiç olmadığı kadar önemli”

Notus Portföy Genel Müdürü Murat Sağman

Bu sözler süreklileşen kapitalizmin krizlerini gören ve önümüzdeki yıl içinde Dünya’da ve Türkiye’de kriz öngörüsünde bulunan Sağman’ın krizden kurtulmanın iki başlığını veriyor; bir yanda Türkiye’nin yeni “hikayeler” yaratmasına ikincisi ise enflasyonun düşmesine.

2000’li yılların ortasından bu yana gelişen Türkiye ekonomisi hikayesini sık sık dinliyorduk, ABD öznelinde yaşanan mortgage krizi olarak bilinen bir krizde ise Türkiye’de “teğet geçti”süslemeleriyle hikaye anlatımlarına devam edildi. Haziran İsyanı’ndan sonra 2008’den bu yana kendisini hissettiren ekonomik kriz belirtileri, Haziran Direnişi‘nden sonra, bu ağırlıktan kurtulmak isteyen hükümet sözcülerinde başka bir hikayeye dönüştü; “faiz lobisi”... Bu açıdan hikaye anlatımlarına ve buradan doğru çok hikaye dinlemişliğimiz var.

Yaşamları tahakküm altına almak adına yapılan onlarca baskı, evde,işte, okulda, yurtta, metrobüste, vapurda, trende günlük yaşamın her alanına müdahale, çalışma koşullarının giderek zorlaşması, çalışma sürelerinin uzaması, tek işte çalışmanın artık yetmemesi, kendimize ayırdığımız saatlerin giderek kısalması ve yok olmaya yüz tutması sonucunda zamana ve mekana sıkışan hayatlarımız giderek daha da sıkışarak bizi duygusal robotlara dönüştürmeye başlaması gibi saymakla bitiremeyeceğimiz, irili ufaklı, satır arasına gizlenmiş onlarca neden yazarız, yaşamlarımızı emen sisteme karşı Gezi’yle içimize attığımız her şeyi nasıl da öfkeyle dışarıya attığımızı anlamanız için. Burada sizin anlamanız gereken Haziran Direnişi anlattığınız hikayelerin yetmediğinin göstergesiydi.Gelecek süreç için artık hikaye dinlemeye ihtiyacımız da yok tahammülümüz de yok!

Kcapitalismapitalizm en fazla 10 yılda bir yakaladığı küresel kriz periyotlarına bir yenisi daha eklenerek geliyor görüyoruz!

Enflasyon düşüyor mu? Düşecek mi? Ne olacak bizim sonumuz? Soruları arasında, cari açığın, kapanmayacak biçimde açılmasını izliyoruz. Doların değeri arttıkça, dış borçların giderek arttığını da, bunun önüne ise faiz arttırımlarıyla geçmek istemlerinin beyhude bir çaba olduğunu görüyoruz, göreceğiz. Karşımızda sadece burjuva iktisatçılarının gözümüze soktuğu “döviz krizi” yok, faiz arttırımıyla beraber hesaplanan TL’nin, dolar karşısında değer kaybetmesini engellemek ve tüm dikkatleri buraya yoğunlaştırmak. Burada da bir hikaye anlatıyorsunuz, anlatmayın! Ortada ağır bir krizin ayak sesleri var. Geri dönülemez, Türkiye’yi Dünya’yı saracak olan bir kriz; birikim krizi!

Tıkanan kapitalizm, artı-değer üretimi üzerindeki sonsuz açlığı,“daha fazla kar için daha fazla meta” sloganıyla üretim kapatisesini arttırıyor, bu açlığın getirdiği/getireceği kemer sıkma politikaları, Ulusal İstihdam stratejisiyle beraber hakların gaspı ya da hakları budama, uzayan iş saatleri, emeğin giderek değersizleşmesi, işçi kıyımları… Bir yanda bu ağır saldırılar, diğer yanda ise  “asgari ücret”te zammın en alt seviyede olması buna karşın sürekli olarak ulaşımda, gıdada,enerjide, konut kiralarında, vergilendirmede ücretlere getirilen zamlarla aradaki farkın uçurumlaşması, yaşamlarımızda katmerleşerek artan sürekli bir krize neden oluyor. Dünya’da ise enerji ve gıda sektöründeki azgınlaşan rekabet ve kriz dengeleri alt üst etmeye yüz tutmuş durumda.

“Eğer kapitalist emekçiyi keyfine göre seçtiği saatlerde çalıştırarak ücret ödeyecek şekilde saptanacak olursa, o zaman, kapitalist, emekçiyi, saat ücretinin ya da emek ücretinin birim ölçüsünün hesaplanmasında esas olarak alınacak zamandan daha kısa süre çalıştırabilir .Karşılığı ödenen ve ödenmeyen emek arasındaki ilişki yok olur. Kapitalist, şimdi artık emekçiden, emekçiye kendi varlığını sürdürmek için gerekli emek zamanını bırakmaksızın, ondan belli miktarda artı emek sızdırabilir.Marx

Tüm bunların yanında “iliğimize kadar sömürülüyoruz” cümlesini tam anlamıyla yaşanmaya devam ediyor. Esnek çalışmayla beraber “Çağrı Üzerine Çalışma” yasası beyaz yakalı işçiler üzerinde “baskı yasası” haline dönüştü. Çalışma saatlerinde ki uzunluğun belirsizliği, çalışmanın mekanı ve zamanı olarak gün 24 saat patronun istediği yerde istediği zamana endekslenmiş yaşamlarımız yaşam ve çalışma koşullarının ağırlaştığının bir başka göstergesi olarak belirginleşiyor. Yaşamın her yerinde, evimizde, sokakta, iş yerimizde… Burjuvazi Her mekanı ve her anı kar hırsıyla yeniden örgütlemeye girişiyor, dokunabildiği her yerden artı-değer sömürüsü çıkarmaya çalışıyor. Yine bu durum aşırı meta üretimi ve artı-değeri her zamankinden fazla çalma istemi sonucu olarak patlak verecek olan krizin sibobu olma girişimi olarak açığa çıkıyor.


ekonomik_kriz

“Tasarruf” yalanlarınız yerin dibine!

Kapitalistler, kapitalizmin yapısından kaynaklanan bu krizi geçici ekonomik oynamalar olarak yansıtıyor, yansıtacak. Hikaye okumayı kesin artık! Bu sisteminiz iflah olmaz, düzeltilemez! İster reformlarla gelin, ister yeni açılımlarla ne yaparsanız yapın bu üretim kaosunu düzeltilmez, bu kaosun tek sebebi var o da; kapitalizmin kendisi!

Yaşamlarımızda “tasarrufa” yer yok! Tüm bu fazla üretim rezaletinin altında yatan kar hırsınız. Bizler biliyoruz ki kapitalistler kar hırsından kaynaklı toplumun temel ihtiyaçlarını görmüyor, toplumun temel ihtiyaçları üzerinden üretim yapmıyor ve sonunda da krizlerle çalkalanıyor!Kapitalizmin krizleri, biz işçi ve emekçilerin yaşamlarında kemer sıkma politikası olarak yansıtıyor. Daha fazla kar şiarıyla bizim yaşamlarımızdan kısıyor. Zamlarla örülü bir ateşin ortasında bırakıyor!

Yaşamlarımız bu kıskacın altında daha fazla “tasarrufa” maruz kalamaz, söylüyoruz; çentik atacak yer kalmadı, söylüyoruz;

Çentik atacak yer kalmadı gökyüzünde. 
Çentik atacak yer kalmadı düşlerimizde. 
Çentik atacak yer kalmadı öfkemizde… 
Uzlaşma yok!”  Bület Celal

“Yakın, Yıkın, Öldürün…” Nazım Hikmet

Kapitalist kar hırsı her geçen gün bizleri katlediyor, her geçen gün işsizler ordusunu yeni işten atmalarla besliyor, güvencesiz çalışmayı bize reva görüyor, doğayı ve yaşamlarımızı talan ediyor!

Kar hırsınız bir yanda toplumu proleterleştirme dalgasıyla vuruyor bir yanda bu proleterleştirme sürecinde yaşamlarımız kar hırsınıza kurban gidiyor. Tarihsel bir sözü hatırladınız değil mi ? “ Kendi mezar kazıcılarınızı yaratıyorsunuz” hatırlamadıysanız fiilen hatırlatacağız!

Kapitalizmin bu birikim krizi, bizim açımızdan sınıf mücadelesinin daha da artacağının, keskinleşeceği açık. Bizler kapitalizmin bu amansız saldırılarını görüyoruz, öngörüyoruz ve hazırlanıyoruz!

Artık hikaye dinlemeyeceğiz, sizlerin çocukları, bizlerin yaratacağı sosyalizmin hikayesiyle büyüyecek!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*