Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Ankara’da kürtaj yasağına karşı kadın eylemi: Daha kitlesel, daha net bir duruş sahibi olmaya doğru…

Ankara’da kürtaj yasağına karşı kadın eylemi: Daha kitlesel, daha net bir duruş sahibi olmaya doğru…

Kürtaj Yasağına Karşı Kadın İnsiyatifi’nin çağrısıyla bir çok ilde olduğu gibi Ankarada da kadınlar kürtaj yasağına karşı eylemde ve alanlardaydı. Saat 16.00’da Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde yola ” Yasal kürtaj değil yasak kürtaj öldürür/Devlet sussun kadınlar konuşsun/Kürtaj yasağı= Devlet terörü/Devlet terörü eşittir= Uludere” yazılı büyük pankart serilip yol kesildi ve kadınlar halay çekerek toplanmaya başladılar. Yürüyüş düzenine geçilip yürüyüş başladığında, katılan kadınlar 2.500 kişiyi buldu. Katılımcı kadınların önemli bir bölümünü, sendikalı ve meslek odalarından beyaz yakalı işçi kadınlar oluşturdu. Kürt kadınlar, farklı sol siyasetlerden kadınlar, büro ve ev işçisi kadınlar da katılımcılar arasındaydı. Ankara’daki kürtaj yasağına karşı eylemin en önemli yönlerinden biri de, bir kaç ay öncesine kadar evinden çıkmayan, yaşamında ilk kez bu tür bir eyleme katılan, bazıları ilk kez bir eylemin çalışmasını da kendi çevrelerinde yürüten kadınlardan da artan bir katılımın kendini göstermeye başlamasıydı.

Eylemde tertip komitesinin erkeklerin katılımını engellemesine karşın, kadınlarla dayanışma için kenarlardan yürüyen bir kaç yüz erkek de yer aldı. Eylem öncesinde tertip komitesi ve katılımcı sendika ve meslek örgütleri içinde, erkeklerin katılıp katılmaması üzerine epey yoğun tartışmalar yaşanmıştı. Özellikle Eğitim-Sen ve SES şubelerinde, kadın üyelerden de erkeklerin katılımı için başvuru ve istemler oldu. Ancak bu tartışma olumsuz sonuçlandı. Bir diğer olumsuzluk, kadın inisiyatifi tertip komitesinin kendi belirlediği basılı standart döviz ve sloganlar dışında, döviz ve sloganlara izin vermemesiydi. “Kürtaj haktır, Roboski katliam”, “Jin, Jiyan, Azadi”, “Emeğimiz, Bedenimiz, Kimliğimiz bizimdir”, “Kadınlar kuluçka makinesi değildir”, “Kürtaj değil yasak öldürür”, “Devlet sussun, kadınlar konuşsun”, “Erkek Devlet bedenimizden elini çek” belli başlı basılı döviz ve sloganlar arasındaydı. Çok az sayıda da olsa elle hazırlanmış özgün dövizler de dikkat çekti: “Erdoğanlar değil, Hür doğanlar istiyoruz”.

Yürüyüş oldukça canlıydı. Kadınlar yürüyüş boyunca en çok Tayyip Erdoğan’a karşı tepki ve meydan okumalarını da ortaya koyan alaylı şarkılı-sloganları dans ederek ve eğlenerek söylediler. En yaygın ve güçlü katılınan sloganlar da bunlar oldu. Kürtaj yasağına geçit verilmeyeceği, kürtaj hakkının tersine genişletilmesi istemi, eylemin merkezinde yer aldı. Tepkiler, Tayyip Erdoğan, AKP ve devlete yöneldi. Ezilen cins- Ezilen ulus arasında kurulan güçlü bir bağ, hem eyleme katılan kadınların bileşimi, hem kürtçe şarkılar ve halaylar üzerinden kendini eylem boyunca hissettirdi. Bununla birlikte, eyleme katılan kadınların önemli bir bölümü işçi, sendika ve meslek örgütü üyesi işçi kadınlar oluşturmasına karşın, işçi sınıfı vurgusunun hiç olmaması büyük bir boşluğa işaret ediyordu. Aynı ölçüde büyük bir boşluk da, kürtaj hakkına saldırısının kör gözüm parmağına öne çıkardığı kapitalizm ve sermaye karşıtlığının eylemde, sınırlı gruplar dışında olmamasıydı. Devletin patriyarkal karakterine çok kesin ve güçlü vurgulara karşın, burjuva sınıf karakterine, (Erdoğan’ın sermaye yanlısı olduğuna dair, sosyal demokrat tarzda bir vurgu dışında) değinilmedi. Devrimci Proletarya, eylemde “İnsanca yaşam sosyalizmde”, “Kadının özgürlüğü/kurtuluşu sosyalizmde” sloganlarını da attı. Sosyalizm sloganları da yer yer yürüyüş kollarında yaygınlaştı. 8 Martın önde gelen sloganları arasında olan “Sınıfsal-cinsel-ulusal kurtuluş” sloganının yanısıra burjuvazi ve sermaye egemenliğini hedefe koyan sloganların eksikliği ise kendini hissettirdi.

Eylem, ciddi eksiklikleri ve sorunlarına karşın, Ankara’da da ilk kez 8 Mart ile sınırlı kalmanın ötesine geçen, kitleselliği, organizasyonunun az sayıda sendikacı, meslek odası ile sınırlı kalmayıp, gönüllü kadın aktivistlere doğru yayılması, yığınsallaşan bir kadın hareketi olarak süreklilik kazanmaya başlaması, ile önemli bir adım oldu. Kürtaj yasağına karşı kadın hareketi, genişleyen bir kadın birikimi ve potansiyeline de kanal açmaya başladığı gibi, daha gelişkin somut politikalar ve duruş yönüyle, bir kadın uyanışına dönük bir potansiyel de taşıyor.

Eylemden önemli bir anektod:

Arama noktasında hamile bir kadının üstünü, “şüpheli şahıs” muamelesi yaparak aramak isteyen polislere karşı, kadınlar arama noktasını terk etmeyerek müdahale ettiler. Aramaya karşın net tutum alan sendikalı hamile kadın “özellikle kadın bedenine karşı saldırgan uygulamaları protesto ettiğimiz böyle bir günde buna izin vermeyeceğim” diyerek üstünü aratmadı.Polisin üstünü aratmıyorsa alana giremeyeceğini söylemesine ve tertip komitesinin sahip çıkmamasına karşılık kadınların kararlı duruşu polislere geri adım attırdı. Arkasından ”Devlet elini bedenimden çek” sloganlarıyla alana girildi. Bu olay, tekil bir durum gibi görünse de, “bedenimden elini çek”‘in bir slogan ve istem olmaktan çıkıp, net bir tutum ve tavıra dönüşmesi açısından önemliydi. Bu net duruşun yaygınlaşması ve kitleselleşmesi, kürtaj yasağına karşı kadın hareketinin önemli bir kazanımı olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*