Anasayfa » GÜNDEM » Ankara’da kadınlar şiddetin her türlüsüne karşı sokaklarda

Ankara’da kadınlar şiddetin her türlüsüne karşı sokaklarda

25 kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü‘nde İşçi Kadın Meclisi olarak Ankara Kadın Platformu ile birlikte, saat 12.00 de Kolej meydanında buluşup, Ziya Gökalp caddesine doğru kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdik. Birçok kadın örgütünden oluşan kortej oldukça renkliydi. “Dewlet ka hilweşe ji peşberi me jin tén…” ve “Devlet bi yıkıl karşımızdan kadınlar geliyor...” yazan büyük pankartın arkasından yürüyen kadınlar rengarenk dövizlerle taleplerini dile getirdiler. Erkek egemen kapitalist sistem içinde hergün ezilen ve sömürülen kadınlar için sokağın özgürleştirciliği bir kez daha ortaya çıktı. Hep bereber şiddetin her türlüsüne karşı en devrimci talepleriyle Kızılay sokaklarını inleten kadınlara çevreden de ilgi oldukça büyüktü.

Mücadelenin her alanından oluşumlar oradaydı. Kürt kadınlar yöresel kıyafetleri ve Paris’te katledilen üç Kürt siyasetçi kadının fotoğraflarıyla, genç kadınlar AKP’nin son dönemki gerici politikalarına ilişkin dövizlerle, işçi kadınlar güvenceli iş talepli dövizleriyle, LGBTİ bireyler de yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaya, tacize, tecavüze karşı dövizleriyle yürüyüşte yer aldı. İşçi Kadın Meclisi olarak bizler de “Zamanda, Mekanda, Yaşamda Özgürlük”, “Sermayeye Ucuz İşgücü Doğurmayacağız”, “Susma, Şiddeti, Tacizi Teşhir Et”, “Devlet Tecavüzcüyü Koruma Yargıla” ve “Çocuk Gelin Dediğin Pedofili” yazan dövizlerle ve taleplerimizin yer aldığı rengarenk gömlerklerimizle yürüyüşe katıldık.

2013-11-25 12.44.47

Son dönemde özellikle tutsak kadınlara yönelik fiziksel ve psikolojik taciz ve şiddeti Elif Kaya nezdinde protesto ettik.

Yürüyüş boyunca kortej düzeni olmadan, dağınık bir şekilde gidilmesine, sloganların sürekli birbirine karışmasına rağmen, renk ve hiç azalmayan coşku kadınların sokağa olan özlemlerini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Özlemini duyduğumuz günleri ve mevsimleri bugünlerden başlayarak sokaklarda, evlerde, iş yerlerinde, yaşamımızın her alanında ilmek ilmek ördüğümüzü gösterdik. Kadına yönelik şiddetin had safhaya geldiği ve sermayenin bize ucuz iş gücü olmayı dayattığı bu sömürü düzeninde özellikle son dönemde gelen Kadın İstihdam Paketi ile de birlikte her gün bir kez daha köleleştirilmeye, öldürülmeye karşı örgütlenerek yarınlara yürüme kararlılığıyla meydanlardaydık. Gezi’nin etkisinin bugün de hissedildiği meydanda “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganı hem kadınların üzerindeki baskıya artık yeter dediği bugünlerde daha gür bir şekilde atıldı. 2013-11-25 12.31.21

Alana gelindiğinde Gezi protestoları’nda polis şiddetine maruz kalan, komadan ve üç beyin ameliyatından sonra yeniden aramıza dönen Lobna Allami ve hala komada olan Berkin Elvan başta olmak üzere tüm direnişçilere selam edilerek Kürtçe ve Türkçe olarak basın açıklaması okundu. Basın açıklamasında 25 Kasım’ın kısa tarihçesinin arkasından kısaca şunlardan söz edildi:

“Mücadele ediyoruz çünkü,
Erkek şidderti hız kesmiyor. Hergün öldürülüyoruz, tacize tecavüze maruz bırakılıyoruz…
Mücadele ediyoruz çünkü,
Polis şiddeti, kadınlar söz konusu olunca, gözaltında taciz, tecavüz, hakaret anlamına geliyor. Haziran Direnişi’nde bunu bir kez daha yaşadık…
Mücadele ediyoruz çünkü,
Erkek egemen zihniyet ve bunu destekleyen yasaların varlığı, kadına yönelik şiddeti ve cinsel suçları teşvik ediyor.
Mücadele ediyoruz çünkü,
Kadınlara müjde haberleriyle duyurulan sermayenin yeni istihdam yasası, biz kadınlara sizin asli işiniz evdeki eş, çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımıdır, ev dışında çalışmak istiyorsanız bu asli görevlerinizi aksatmamak koşuluyla yarı zamanlı, esnek, güvencesiz işlerde kölece koşullarda çalışabilirsiniz diyor.
Mücadele ediyoruz çünkü,
Yaşadığımız coğrafya savaş alanı haline getirildi. AKP’nin taşeronluğunu yaptığı ve emperyalizmin Ortadoğu halkları üzerinde sürdürdüğü savaş politikaları en çok biz kadınları vuruyor. Suriye’den zorla ülkemize getirilen kadınlar ve çocuklar tecavüz ve cinsel istismara maruz kalıyor… Kürt özgürlük hareketinin üç kadın militanı; Sakine, Fidan ve Leyla hala çözülememiş, çözülmek istenmeyen bir cinayete kurban gidiyor…

Mücadele ediyoruz çünkü,
Kadın olmamızın yanı sıra eşcinsel, biseksüel, transeksüel kadınlar olarak yaşamın her alanında şiddete ve ayrımcılığa maruz kalıyoruz… Barınma, sağlık kurumlarında hizmet alma bizler için zulme dönüştürülüyor. Medya tarafından hasta, sapık olarak yaftalanıyor, pornografik ve cinsel obje olarak gösteriliyoruz…
Mücadele ediyoruz çünkü,
Kadınların yaşadıkları onca şiddete rağmen şiddet yasası sığınma evi ve şiddeti önleme ve izleme merkezleri yönetmelikleri bizleri değil aileyi korumak için çıkarılıyor…
Sokakları ve geceleri, özgürlüğümüzü, çalışma hakkımızı, yasal değişiklikleri, eğitim hakkımızı, bu dünyada kazandığımız ne varsa hepsini mücadele ederk aldık. 8 Mart ve 25 Kasım Meydanlarını yıllardır daha da artan kalabalıklarla dolduruyoruz. Bulunduğumuz her yerde haykırıyoruz. Evlerde, sokaklarda, iş yerlerinde, sendikalarda, okullarda, üniversitelerde, fabrikalarda yaşadığımız sorunlar için örgütleniyoruz. Susmuyoruz artık. Bunu görüyorlar, biliyorlar ve bize daha çok saldırıyorlar. Bize dayatılan bu cehennem hayatı kabul etmiyoruz, alışın artık her yerdeyiz. Evlerden çıktık bir kere. Çabalarınız nafile, çırpınışınız boşuna. Özgürlük diyen sesimizi bastıramayacaksınız.”

İşçi Kadın Meclisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*