Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Ankara’da Genel-İş’ten kıdem tazminatı eylemi

Ankara’da Genel-İş’ten kıdem tazminatı eylemi

DİSK’e bağlı Genel-İş sendikası Kıdem Tazminatı hakkının kaldırılmasına yönelik çalışmalara karşı tüm bölge ve şubelerinde 23 Ağustos 2011 tarihinden başlamak üzere TBMM açılına kadar sürecek bir kampanya başlattı.

İlk eylem bugün Ankara’da Sakarya Caddesi’nde saat 12.00’de Genel Başkan Erol Ekici’nin yaptığı basın açıklaması ile başladı. Eyleme Çankaya ve Yenimahalle Belediyesi işçileri, Emekli-Sen ve Sosyal-İş sendikalarının yöneticileri de katıldı.

Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Hükümet, 1936 yılından beri uygulanan kıdem tazminatı hakkını gasp etmeyi hedeflediğini Hükümet Programında açıklamış bulunmaktadır. Bu yolla işçilerin iş güvencelerine son vererek, köklü bir darbe yapmak istenmektedir.

Kıdem tazminatı işçi sınıfı için önemli bir kazanımdır. Çünkü;

– Kıdem tazminatı işçinin harcadığı emek gücünün ve işteki yıpranmasının karşılığında her bir yıl için aldığı 30 günlük ücreti tutarındaki yıpranma tazminatıdır.

– Memurlar emekli olduklarında kamu hizmetindeki çalışmaları karşılığında emekli ikramiyesine hak kazanırlar. Kıdem tazminatı da işçinin emeklilik ikramiyesi gibidir. Yıllarca çalışan ve emekliliğe hak kazanan işçi emeklilik yaşamına başlarken işyerinden alacağı kıdem tazminatını düşünerek emeklilik planları yapar.

– Kıdem tazminatı, işyerinde kıdemi artan işçi için bir bakıma iş güvencesidir. Kıdemi artan işçi, her kıdem yılı için 30 günlük veya sözleşmesindeki süre karşılığı ücreti kadar kıdem tazminatına hak kazanır. İşçiye ödenecek kıdem tazminatı işverenin keyfi işten çıkarmasına engel olur; emek gücüne kolay atılan ve kolay bulunan bir mal gibi davranılmasını durdurur.

Hükümet nasıl gerekçelendiriyor?

Hükümet ve sermaye çevreleri diyor ki;

– Kıdem tazminatı işverenler için çok büyük bir yüktür, bu yükün azaltılması gerekir.

Biz diyoruz ki;

– Kıdem tazminatı bir yük değildir, işçinin elde kalan sayılı iş güvencelerinden birisidir; iş güvencesi mekanizması tümüyle ortadan kaldırılmak istenmektedir.

– Emek gücünün değerinin farkında olan işverenler açısından kıdem tazminatı ek bir yük değildir. Bu tür işverenler, işçiye yılda 12 ay yerine 13 ay ücret vereceklerini hesap ederek davranırlar. Ücretlerin düşük olduğu, çalışanların yüzde 75’inin asgari ücretle çalıştığı bir ülkede kıdem tazminatı işverenler açısından altından kalkılamayacak büyüklükte bir maliyet yaratmaz.

Hükümet ve sermaye çevreleri diyor ki;

– İşsizliği azaltmak, yatırımları çoğaltmak için emek gücünün çalışma koşullarını esnetmek gerekir; bunun için kıdem tazminatı yükünün de azaltılması da zorunludur.

Biz diyoruz ki;

– Ülkemizde her ekonomik kriz döneminden sonra önlem diye işçi sınıfının çalışma koşulları esnekleştirildi; işçilerin işyerlerindeki kaderi işverenin iki dudağının arasında ve işçilerin sendikal örgütlenmeleri neredeyse bitirildi. Sizin istediğiniz işçi sınıfını tamamen köleleştirmek ve örgütsüzleştirerek sermayenin malı haline getirmek. Son 10 yılda İş Kanununda yapılan değişiklikler işçileri köleleştirdi. Kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırarak işçi sınıfının son sosyal haklarından birisini daha yok etmek istiyorsunuz.

Hükümet ve sermaye çevreleri diyor ki;

Kıdem tazminatını işçilerin büyük çoğunluğu alamıyor; kıdem tazminatı fonu kurulursa her işçi kıdem tazminatını alabilecek.

Biz diyoruz ki;

Kıdem tazminatını işçilerin önemli bir bölümünün alamadığını biz de biliyoruz. Bunu sağlamanın yolu kıdem tazminatı fonu kurmaktan değil işçilerin iş güvencelerini daha da sağlamlaştırmaktan geçer; işverenlerin kıdem tazminatı vermemek için izledikleri işten çıkarma yöntemlerini geçersiz kılacak yasal önlemler almaktan geçer. İşçinin kıdem tazminatına karşı bu kadar duyarlıysanız kıdem tazminatı vermemek için işçi çıkaran işverenleri engelleyin.

Hükümet ve sermaye çevreleri diyor ki;

Kıdem tazminatı fonu kurulduğunda işçilerin hiçbir ekonomik kaybı olmayacaktır.

Biz diyoruz ki;

Gelin basit bir hesap yapalım: şimdi 1000 TL brüt ücret alan bir işçi 1 yıl çalıştığı işyerinden çıkarıldığında 1000 TL kıdem tazminatı alacaktır. Sizin önerdiğiniz fon kurulduğunda işçi için her ay işveren tarafından fona yüzde 3 prim yatırılacaktır. Yani işçi adına kıdem tazminatı fonunda 1 yılda 360 TL para birikecek; işçi, 1000 TL yerine 360 TL alabilecektir. Bunu da işçi, sizin önerinize göre hemen değil ancak 10 tam yıl kesintisiz prim yatırıldıktan sonra topluca almaya hak kazanabilecektir. 10 tam yıl prim ödemesi yapılmadan önce fondan para almak mümkün olmayacaktır.

Ülkemiz koşulları değerlendirildiğinde; işsizliğin 6 milyonu bulduğu, istihdamın % 46’sının kayıtdışı çalıştığı bir ülkede, 10 yıllık bir çalışma süresini doldurmanın oldukça güç olduğu açık bir gerçekliktir. Bu uygulama daha önce tıpkı işçi sınıfının emeklilik hakkını gasp edilmesi için emeklilik yaşını kademeli olarak erkeklerde 60 ve kadınlarda 58 yaşına çıkarılıp, prim ödeme gün sayısının artırılmasına benzemektedir.

Basın açıklamasında son olarak;

“Bu basın açıklaması ile ilk aşaması TBMM’nin açılacağı 1 Ekim 2011 gününe kadar bir kampanyayı başlatmış oluyoruz. Kampanyadaki amacımız: kıdem tazminatları konusunda yapılan planların gerçek yüzünü göstermek ve işçi sınıfını bilgilendirmektir. Kampanya süresince eylemlerimiz, basın açıklamaları ve oturma eylemleri olarak sürdürülecektir. Bu nedenle, DİSK/Genel-İş Sendikası olarak, tüm sendikaları, Konfederasyonları, siyasi partileri ve emekten yana bütün kişi ve kuruluşları kıdem tazminatının gaspına karşı çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

Açıklamanın ardından basın açıklaması sona erdi.

Genel-İş bugün ayrıca örgütlü bulunduğu tüm illerde kıdem tazmınatına karşı basın açıklamaları gerçekleştirdi. İstanbul’da Aksaray’daki sendika binası önünde, Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi önünde, Gaziantep’te Yeşilsu Parkından başlatılan yürüyüş sonrası Bölge Çalışma Müdürlüğü önünde, İzmir’de ve çeşitli illerde düzenlenen eylemlerde Genel-İş sendikasının açıklamaları basınla paylaşıldı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*