Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Ankara İşçi Meclisi Sincan sokaklarında: “Baskıya- Diktaya- Sömürüye HAYIR!”

Ankara İşçi Meclisi Sincan sokaklarında: “Baskıya- Diktaya- Sömürüye HAYIR!”

Ankara İşçi Meclisi, “İşçiler Hayır Diyor” broşürleri ve stikırları ile Ankara sokaklarında.
Meclis bileşeni işçiler bugün Sincan merkezinde broşür dağıtarak işçilerin neden HAYIR demesi gerektiğini anlattılar.

BASKIYA-DİKTAYA-SÖMÜRÜYE HAYIR!

16 Nisan’da Anayasa değişikliği referandumu için sandığa gideceğiz.

Ya bugüne kadar öğrettikleri gibi ekranlarda söylenen yalanlara kanacak, o veya bu partinin liderine biat edeceğiz.
Ya da, haklarımız ve geleceğimiz için kendi sözümüzü söyleyecek, kendi geleceğimize sahip çıkacağız.

EVET! Bu ülkede bir anayasa sorunu var.

Bu ülkenin anayasasında her şey patronlar için.
Yasaması, yürütmesi, yargısı hepsi ama hepsi patronların düzenini, çıkarını koruyor; onlar için çalışıyor.

Çünkü anayasalar var olan düzenin korur ve kollar.
Bugün ise bu ülkede ve tüm dünyada patronların düzeni hüküm sürüyor.

Fabrikalarda, atölyelerde, hastanelerde, ofislerde, sokaklarda biz ürettikçe onlar zenginleşiyor. Biz öldükçe onlar yaşıyor!

Peki, 16 Nisan’da oylayacağımız 18 maddelik değişiklik paketi ile bu düzen mi değişiyor? HAYIR!

Bakmayın “Vesayet rejimi son buluyor!” dediklerine…
Bu ülkede “patronların vesayeti” oy sandıklarıyla, referandumlarla değişmez.
“Patronların vesayeti” bilinçli ve örgütlü işçilerle değişir.
İşçi sınıfı ne zaman birleşir, ne zaman alanlara iner, kendisinin ve tüm toplumun geleceğine sahip çıkar işte “vesayet” ancak o zaman son bulur!

Peki, “Söz milletin!” diyerek önümüze getirdikleri değişiklik paketi ile ne değişiyor?

Patronların düzeni adına “EVET!” diyenin de, “HAYIR!” diyenin de uzlaştığı bir nokta var!

Eğer bu anayasa değişikliği yeterli çoğunluğu alır ve yürürlüğe girerse yetkiler merkezileşecek, “devletin karar alma mekanizmaları” hızlanacak!

Peki, ama bu kararlar kim adına, kim için, kim tarafından alınacak!
12 Eylül Anayasası da, aylardır yürürlükte olan OHAL uygulamaları da bizim için olmadığını gösteriyor.

Dahası OHAL uygulamaları, işçi sınıfının üzerine bir balyoz gibi çöken 12 Eylül rejiminin daha da ağırlaşacağını kanıtlıyor!
“Olağan” dönemlerde kanunlar mecliste görüşülüyor ve yürürlüğe giriyordu.

OHAL’de KHK’lar Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararı ile hazırlanıyor.

Eğer gündemde olan Anayasa değişikliği gerçekleşirse Cumhurbaşkanı tek başına KHK hazırlama yetkisine kavuşuyor.

Bugüne kadar bizim söz hakkımız olmayan mecliste hazırlanan kanunlar bize ne verdi ki, Bakanlar Kurulu’nun ya da Cumhurbaşkanı’nın tek başına hazırladığı kanunlar bize ne versin?

İçinde yaşadığımız sömürü düzeni bize baskı, zorbalık ve sömürüden başka bir şey vermiyor, veremez!

İşte bu yüzden diyoruz ki, sorun kimin Cumhurbaşkanı olacağı, kimin bu yetkileri kullanacağı, kimin iyi niyetli ya da art niyetli davranacağı değil, üretenin söz sahibi olduğu ve yönettiği bir düzenin kurulmasıdır!

Biz, irademizi “tek adam”lara ya da sömürücü patronlara teslim etmeye “HAYIR!” diyoruz!

Sadece 16 Nisan’da değil, yaşamın her anında BASKIYA, DİKTAYA, SÖMÜRÜYE HAYIR DİYORUZ!

Biz patronlar ve onların siyasetçileri gibi yalan söylemiyoruz!

Biz işçiler için DEMOKRASİ istiyoruz!
Biz İŞÇİ DEMOKRASİSİ istiyoruz!

ANKARA İŞÇİ MECLİSİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*