Anasayfa » GÜNDEM » Anadilde savunma hakkına çekilen neoliberal demokrasi ayarı

Anadilde savunma hakkına çekilen neoliberal demokrasi ayarı

Meclis’te “ana dilde savunma hakkı” ile ilgili yasa tasarısı görüşüldü. Neoliberal muhafazakar demokraside bir taşla çok kuş vurulur: Tekelci kapitalist devlet, Kürt halkının, dağda, şehirde, hapishanelerde yediden yetmişe kadınından erkeğine bir halk olarak geliştirdiği serhildanlarla yürüttüğü ulusal statü ve kimlik mücadelesinin bir sonucu olarak tanımak zorunda kaldığı Kürtçe savunmayı, burjuva biçimsel bir hak olarak en geri ve güdük haliyle yasallaştırarak, KCK davalarında yaşadığı tıkanmayı aşmayı ve İmralı görüşmeleri için bir “yol temizliği” yapmayı hedeflemektedir.

Kürt halkını, Kürt sorunun neoliberal burjuva demokratik çözümüne bağlayacak, duygusal kopuşun sınırından alıp “gönülleri bir” edecek olan şuncacık bir “hak”tır, öyle mi? O hak ki öyle boru da değil, hani, çünkü parayla!…  Anadilde savunma hakkı neoliberal burjuva demokrasisinde, parayla alınıp satılan bir metaya dönüşürülerek, sermaye birikimine tahvil ediliyor.

Kürt halkının ulusal demokratik talep ve özlemlerini, ulusal kurtuluş mücadelesini boğmak bu kadar kolaydı! Bir ulusun en temel hakkıdır anadilini kullanmak. Ve onun kullanılması ne bir izne ne de bir ücrete tabi olabilir. Ancak, neoliberal muhafazakar demokraside her hakkın bastırılması, bir hak talebi artan mücadele dinamikleri ve yükselen kitle eylemleriyle dile getirilmeye devam ettiğinde, sınıfsal-toplumsal mücadelenin basıncı arttığındaysa bu sefer kitlelerin burjuva sınıf egemenliğini sorgular noktaya gelmemesi ve yeniden, yeni düzlemden sisteme entegre edilebilmesi için güdük ve biçimsel de olsa o hakkın kabulü, esastır. AKP’nin son düzenlemesi de tam da bu biçimde gündemleşmiştir. Önce cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt halkına yönelen asimilasyoncu çizgisinin hit cümlesi olan “yassah kardeşim, yassah” pozisyonunu -elbette Kürt halkına gaz-jop-tazyikli su demokrasisiyle, Kürdistan dağlarında kurşun sıkılmadık, kimyasal da dahil her türlüsünden bomba atılmadık bir metrekare bile bırakmayacak baskı, zor ve imha politikalarıyla birlikte- devam ettirmiş, sonra Kürt halkının mücadele azmi sonucu bu pozisyonunu değiştirmek ve en geri biçimiyle anadilde savunma hakkını meclis gündemine taşımak zorunda kalmıştır.

BDP, AKP‘nin tasarısındaki, anadilin kullanımının mahkemelerde sınırlı ve güdük, izne ve paraya tabi biçimini eleştirdi. Ancak, ulusal hareketin bugün gelmiş olduğu çizginin, ulusal tam hak eşitliği asla olmayan demokratik özerklik talebinden bile vazgeçerek, anayasal vatandaşlık ve yerel yönetimlerin özerkliğine doğru gerilen taleplerle yürüttüğü “yeni İmralı süreci”nin, ruhuna uygun olarak şerhli de olsa destek verdi. Çünkü bu adım, neoliberal burjuva demokratik çözüme, “yeni İmralı süreci”ne kan olsun diye atılan bir ilk adım! Tasarının görüşülmesi sırasında, MHP‘nin malum olan uluma seslerine, CHP sıralarından da, bu partide yaşanan onca dönüşüm hamlesi ve formatlamaya rağmen hala genetik kodlarında yazılı olan ulusalcı-faşist ideolojinin bir yansıması olarak ırkçı-faşist böğürtüler eklendi. “Yeni CHP”nin yüzlerinden biri olan Birgül Ayman Güler‘in CHP adına meclis kürsüsünden yaptığı konuşma ve BDP milletvekillerine yaptığı sataşmalar, ırkçı-kafatasçı-faşist görüşlerini ne kadar pervasızca savunulabildiğinin göstergesi oldu. Dünkü meclis oturumunda kafasındaki ırkçı-kafatasçı zırvaları ortalığa saçıveren Birgül Ayman Güler bugün gelen eleştirilere haklı olarak “Söylediklerim parti programında yazıyor” yanıtını verdi.

AKP gerici-ırkçı düşüncelerini, Kürt sorununu çözemediğinde rejim krizinin temel gündemlerinden biri olarak devrede olacağı koşullarda hükümet etmenin zorluklarını biliyor olmanın ve neoliberal kapitalizmin gereklerine hızlı uyum sağlamanın verdiği esneklikle sürekli güncellemek zorunda kalıyor. Ayrıca zihniyet dünyasını belirleyen “tek millet, tek dil, tek devlet” ideolojisini Erdoğan ve AKP Kürt kardeşini “yaradılanı yaradandan dolayı sev”me , “milli birlik ve kardeşlik” diskuruyla perdeliyor. Ancak esneklik de perdeleme de bir yere kadardır. Tasarının kendisi ve AKP’li milletvekillerinin tasarının görüşülmesi sırasında yaptıkları konuşmalar ırkçı-şovenist düşünce-duygu dünyasını yeterince yansıtmaktadır.

Uzatmayalım yasa tasarısı ırkçı-faşist hezeyanlar arasında yasallaştı. Ama ne Kürt halkı muradına erdi, ne de biz kerevete çıkabildik. Tam hak eşitliği sağlamayan hiç bir çözüm Kürt halkının ulusal talep ve özlemlerini karşılayamaz ve onu mutlu edemez. Anadilde savunmanın bu güdük ve parayla satın alınacak bir “hak” olarak yasallaşan biçimi de ezen-ezilen ulus gerçekliğinin altının neoliberal muhafazakar tonlarda bir kez daha çizilmesinden başka bir şey değildir. Ve işçi sınıfı Kürdüyle Türküyle ne mutlu olabilir ne de kerevete çıkabilir. Çünkü ulusal sorunun tam hak eşitliği temelinde, kendi kaderini tayin hakkının -yani ayrılma hakkının- kayıtsız koşulsuz tanınması temelinde çözümünü içermeyen hiçbir çözüm ne ezilen ulusa mensup işçilerin gözünün önündeki ulusal perdeyi tam çekebilir ve sadece burjuvazi-proletarya karşıtlığı temelinde saflaştırabilir, ne de ezen ulusa mensup işçilerin içerisinde şovenizmin kök salmasının zeminini kurutabilir.

***

“Ana dilde savunma hakkı” ile ilgili yasa tasarısının görüşülmesi sırasında yapılan konuşmalardan bir bölüm:
HASİP KAPLAN (BDP-Devamla) – Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi aklını yitirmiş! İzanını yitirmiş! Vicdanını yitirmiş! Her şeyini yitirmiş! Bize paramızla savunma yaptıracak gücü göremiyoruz!
GÜRKUT ACAR (CHP) – Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey bırakmayacaksınız!
HASİP KAPLAN (BDP- Devamla) – Bize paramızla savunma yaptıracak bir güç göremiyoruz ve biz bu parayı ödemeden kendi ana dilimizle savunma da yapacağız, kendi ana dilimizle eğitim de yapacağız, televizyonumuz da olacak, okullarımız da olacak! Yeter ya! Yeter! Biraz vicdan… Biraz vicdan…

OKTAY VURAL (MHP) – Kürt kökenli insanları öldürdünüz.
HASİP KAPLAN (BDP- Devamla) – Şimdi, ben size Avrupa Mahkemesinin kararlarını mı okuyayım? Tercüme parasını ödediği için mahkûm olan ülkeleri mi okuyayım? Bırak onu, iddianameyi anlamadığı için ve yeterince anlamadığı için mahkûm olan Avrupa ülkelerini mi okuyayım?
MEHMET GÜNAL (MHP) – Neden tercüme ettirmişler, neden?
HASİP KAPLAN (BDP-Devamla) – Bırakın onu, size zorluk çıkarılan şeyleri mi okuyayım? Yani bu ülkenin egemenliği, tapusu 75 milyonun değil mi? Ya bu 75 milyonun içinde 15-20 milyon vatandaşımızın da hissesi yok mu? İstiklal Savaşı’nda beraber değil miydik? Bizim günahımız bin yıl beraber mi olmak? Beraber yollarda mı olmak? Beraber İstiklal Savaşı’nda mı olmak? Malazgirt’ten bu yana beraber olmak günahımız mı? Bizim günahımız bu mu, söyler misiniz? Kardeşliğimizin nedeni bu mu, söyler misiniz?
GÜRKUT ACAR (CHP) – Kardeşlik diye diye ulus devleti batıracaksınız!
HASİP KAPLAN (BDP-Devamla) – Ne bu hakaretler? Duymadığımız hakaret kalmadı.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (CHP) – Siz bize hakaret ediyorsunuz…

HASİP KAPLAN (BDP-Devamla) – Duymadığımız küfür kalmadı. Duymadığımız… İnsanlığımızdan yitirdiniz. Yeter artık diyoruz, yeter! Yeter, yeter, yeter diyoruz! Hakikaten yeter. Yani şunu biraz izana çekin, izana. Biraz vicdana gelin, vicdana. Biraz elinizi vicdanınıza koyun.
GÜRKUT ACAR (CHP) – Ne ulus bırakacaksınız ne devlet bırakacaksınız. Yazıklar olsun!
HASİP KAPLAN (BDP-Devamla) – Bu mübarek günde herkes elini vicdanına koyması lazım. Öncelikle bunu söylüyoruz. Önergemizi kabul edersiniz, etmezsiniz ama biz doğru bildiğimiz yolda, hak yolumuzda, hakkımızı savunmaya devam edeceğiz diyorum. Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar) EMİNE ÜLKER TARHAN (CHP) – Sayın Başkan, Sayın Hatip “Hakaret gördük.” diye diye karşısında kim varsa hakaret etti. Sosyal demokrat bir partinin militarizmle iş birliği yaptığını söyledi. Bu Mecliste de sosyal demokrat olduğunu iddia eden parti herhâlde biziz.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Tarhan, iki dakika, sataşma nedeniyle.
EMİNE ÜLKER TARHAN (CHP) – Bir dakika Sayın Başkan. Darbenin çocukları ve gerçek militaristler, neofaşistlerle iş birliği yapanlar bize militarist diyemez, öncelikle onu söylüyorum ve grubumuz adına Sayın Birgül Ayman Güler konuşacak.
PERVİN BULDAN (BDP-) – Hepsini iade ediyoruz.
SIRRI SAKIK (BDP) – Faşizmin anası sizsiniz. “Faşist” diyorsunuz, gidin aynada kendinize bakın.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Güler. İki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. Lütfen, yeni sataşmaya mahal vermeden…
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Burada herhâlde şimdiye kadar böyle konuşmalar duyulmamıştır. BDP Grubundan Sayın Akat’ın yaptığı konuşma kanımızı dondurdu. Sanki başka bir devletin parlamenteriydi, bize “Siz.” diye diye inanılmaz şeyler söyledi.
HASİP KAPLAN (BDP) – Devletin değil, Türkiye’nin parlamenteriyim.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – AKP’nin, Türk ulusunu tarihten silmeye, Türk vatandaşlığını tarihten silmeye dönük olan girişimlerinde BDP’yle nasıl iş birliği yaptıklarını onun konuşmasında gördük.
MEHMET METİNER (AKP) – Yok öyle bir şey. Ne alakası var?
OKTAY VURAL (MHP) – AKP-BDP koalisyonu zaten!
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – Öyle bir şey nasıl yok? Anayasa Uzlaşma Komisyonuna vatandaşlık maddesi için partiniz ne önerdi arkadaşlar? “Türk vatandaşlığı”nı değil, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı”nı öneriyorsunuz. Başbakanınız salı günü “Bizim temelimiz Anasırı İslam’dır.” diyor.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (AKP) – Sayın Başkan… BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – “Türklük ırkçılıktır.” diyor.
İHSAN ŞENER (AKP) – Doğru söylüyor.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – “Ve biz bunu tarihten sileceğiz.” diyor. Burada büyük Türk milleti önünde yemin ettiniz, büyük Türk milleti önünde yemin ettiniz.
MEHMET METİNER (AKP) – Biz ulusalcı değiliz, biz ırkçı değiliz. O Anayasa’yı değiştireceğiz.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – O büyük ulusal parti olarak, tek tek şahıs olarak ihanet ediyorsunuz.
MEHMET METİNER (AKP ) – Anayasa’yı size rağmen değiştireceğiz.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – Sosyal demokrasiye “militarizm” demek ha?
İDRİS BALUKEN (BDP) – Sosyalist Enternasyonel’den de kovduracağız; merak etmeyin. Hem burada ulusalcılık yapıp hem dünyada solculuk yapamazsınız.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – Kürt milliyetçiliğini bana “ilericilik” ve “bağımsızcılık” diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) İDRİS BALUKEN (BDP) – Biz asla milliyetçi değiliz, siz ulusalcısınız, ulusalcısınız!
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – Değerli arkadaşlarım, AKP ve BDP iş birliğinin yaptığı şey tektir. Türkiye’de Kürt sorunu yoktur. Türkiye’de siz sorunu Türk sorunu yaptınız.
İDRİS BALUKEN (BDP) – Sizi Sosyalist Enternasyonel’den de attıracağız, hiç merak etmeyin.
SIRRI SAKIK (BDP) – Vallahi, Türkiye’de sizin faşist anlayışınız var.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP-Devamla) – Bundan sonra biz savunmadayız, bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar) (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) İDRİS BALUKEN (BDP-Bingöl) – Hodri meydan! Hodri meydan!
PERVİN BULDAN (BDP) – Şu anda en büyük bela sizsiniz! “Sosyal demokrat” lafını bir daha kullanmayın.
GÜRKUT ACAR (CHP) – Ne konuşuyorsun be!
PERVİN BULDAN (BDP) – Hadi oradan! Yürü yerine! (CHP ve BDP sıralarından gürültüler) BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Buradan beni kovacak pozisyonda değilsiniz. Sayın Başkan, görüyor musunuz?
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Beni yerime davet etme pozisyonunda değilsiniz siz. Ne demek yahu?
PERVİN BULDAN (BDP) – Hadi! Hadi! Hadi!
BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) – Efendim, hem hakaret ediyorlar hem ondan sonra da arkalarını dönüyorlar. Yok böyle bir şey! Özür istiyorum. Özür dilemesini istiyorum.
İDRİS BALUKEN (BDP) – Hadi oradan!
PERVİN BULDAN (BDP) – Ne özrü ya?
BAŞKAN – Sayın Güler, oturun lütfen.
PERVİN BULDAN (BDP) – Senden mi özür dileyeceğim? Çok beklersin! Hadi!
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Türk ulusundan siz özür dileyeceksiniz.
BAŞKAN – Sayın Güler, lütfen oturur musunuz.

BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – O hareketle de ilgili özür dileyecek. “Hadi! Hadi! Hadi!” deme hakkı yoktur. Bakın, Türk ulusuna hakaret ediyorsunuz…

BAŞKAN – Doğrudur, anladım da ne yapabilirim Sayın Güler? Ben “Yerinize oturun.” demek durumundayım.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Kişisel olarak da hakaretleri önlemiyorsunuz.
BAŞKAN – Lütfen… Ne yapmam gerekir? Yapayım, söyleyin yapayım, lütfen.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – Uyarınız efendim.
OKTAY VURAL (MHP) – Sözünü kesmeniz gerekiyor.
BİRGÜL AYMAN GÜLER (CHP) – “Hadi! Hadi! Yürü! Yürü!” Bu hareket ne? Bu hareket ne?
BAŞKAN – Anladım da ne yapmam gerekiyorsa yapayım Sayın Güler.
SEBAHAT TUNCEL (BDP) – Ya, sizin hareketiniz ne? Geçsene!
BAŞKAN – Lütfen oturun Sayın Milletvekili.
GÜRKUT ACAR (CHP) – Hareketle hakaret ediyorsunuz. Grubumuza hakaret ediyorsunuz. (CHP ve BDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*