Anasayfa » DÜNYA » Almanya’da Sermayenin Huzuru Kaçıyor

Almanya’da Sermayenin Huzuru Kaçıyor

Son yıllarda Almanya´da da krizin sonuçlari her alanda ciddi olarak hissedilmeye başladı. Oldukça sıkışan Almanya sermayesinin kemer sıkma politikalarına karşı, örgütlü güçlü bir karşı koyuş, dünya kamuoyunun gündemine konu olacak denli yansımasa bile tabanda ciddi huzursuzluk, örgütlenmeler, sokağa yavaş yavaş adım atmalar yaygınlaşıyor. Almanya işçi sınıfı, tedirgin, temkinli, ağır ama emin adımlarla hareket ediyor. Bu Almanya’nın tarihinden ve toplumsal kültüründen gelen bir özellik ki başlı başına incelenmesi gereken bir konu.

2015´in ilk günlerinde metal işçilerinin uyarı grevleriyle hareketlilik başladı. Metal patronları ve IG Metal arasında yedi değişik bölgede başlamış olan toplu sözleşme görüşmelerinde bir ilerleme sağlanamadı. 29 Ocak’tan sonra 530 binden fazla metal işçisi, yüzlerce fabrikada üretimi durdurarak patronları uyardılar. Bir çok talebin yanı sıra asıl hedef ücretlerin arttırılması. Fabrikalarda yapılan işyeri toplantılarında işçiler %8, Sendika IG Metal, %5,5 zam isterken, patronlar ise %2,2 den fazlasını kabul etmeyeceklerini saldırgan bir dille açıkladı. Görüşme turları hala devam ediyor.

Makinistlerin 2014´te başlayan toplu sözleşme görüşmeleri hala bir anlaşmayla sonuçlanmış degil, uyuşmazlık devam ediyor. Daha önce iki defa uyarı grevi yapılmış ve henüz tarihi açıklanmayan grev hazırlıkları devam ediyor. Sendikanın talebleri; %5,5 ücret artışı ve toplu sözleşmeden edinilecek hakların, taşeron işçiler ve trenlerdeki temizlik, restorant vb. işçiler için de geçerli olması. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve çalışma sürelerinin kısaltılması. 13 Mart´ta tekrar pazarlık masasına oturulacak.

Öğretmen ve Pedagoglar sendikası GEW, yine toplusözleşmelerden doğan uyuşmazlık nedeniyle Almanya genelinde 3-5 Mart tarihleri arasında pek çok eyalette greve çağrı yaptı. Sendika %5,5 ücret artışı, taşeron ve sezonluk sözleşmesi olanlar için kadro talep ediyor. Bu sözleş 800.000 aktif çalışan eğitim işçisini etkiliyor ve greve çıkacak olanlar da bunlar. Fakat sözleşme sonuçları toplam olarak 2 milyon emekli ve grev hakkı olmayan devlet kadrolusu eğitim işçisini de bağlıyor. Mart ortasında tekrar pazarlık masasına oturulacak.

Sağlık işçilerinin örgütlü olduğu Ver.di, Almanya genelinde pek cok klınik ve yaşlı bakım yurtlarında kısmı iş bırakmalar-iş yavaşlatmalar örgütlüyor, ki bu diğer işkollarına göre pasif bir grev olarak yapiliyor. Gennellikle miting, basın açıklaması ya da yürüyüş şeklinde yapılıyor. Büyük bir holding olan Helios klınikler grubundaki sözleşme görüşmelerinde tabandan gelen güçlü bir baskıyla sendika daha ısrarlı ve geri adım atmamakta kararlı. Sendika %6,5 ücret artışı talep ediyor. Patron ise önümüzdeki 24 ay için %5 kabul ediyor. Bu pazarlık 36 klinikten 23 bin işçiyi kapsıyor ve 24 Mart’ta tekrar görüşme masasına oturulacak. Özellikle Doğu Berlin de yer alan pek çok yaşlı yurtlarında çalışanların sendika olmadan kendi kendilerine aldığı kararlar doğrultusunda küçük gruplar halinde basın açıklamaları yapıldı. Sağlık iş kolunda diğer alanlardan farklı olarak öne çıkan temel sorun, aşırı personal yetersizliği, buna bağlı olarak artan iş yoğunluğu, fazla mesailer ve taşeron çalışma.

Genel tablo; derinleşen krizin getirdiği tüm yük işli ve işsiz herkesin sırtına yükleniyor.Yükselen kiralar, kısılan sosyal yardımlar, yoksulluktan Almanya dışına göçen emekliler, sokaklarda artan çatısızlar ve dilenen insanlar, statüsünü kaybeden orta sınıf beyaz Almanlardan oluşan ırkçı, yabancı düşmanı PEGIDA ve onun doğurduğu karşıtlar mücadelesi.

Toplu sözleşmelerde önceki yıllar uzlaşma çok daha kolay sağlanırken, şimdi Almanya sermayesi kolay kolay kasalarını açmak istemiyor. Uzlaşmazlıkların bir faktörü buyken diğer bir önemli faktörü, önceki yıllara göre yaşam standartlarında düşüş yaşayan ve sosyal hak kaybına uğrayan işçi ve emekçilerden gelen taban baskısıdır. Almanya da süreç daha hareketli sokaklara doğru gidiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*