Anasayfa » BASINDAN » AKP söyledi, kontra yaptı

AKP söyledi, kontra yaptı

Diyarbakır’da düzenlenen HDP mitingine yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırı, AKP Hükümeti üyelerinin seçim sürecinde, HDP’ye yönelik kustukları kinin dönüştüğü saldırıların son halkası oldu. Ağrı Diyadin’de başarıya ulaşılamayan provokasyonla yaratılmak istenen kaos ve çatışma ortamı, AKP Sözcüsü Beşir Atalay’ın “Seçime bir hafta kala sürprizlerimiz” olacak söylemlerinin akabinde Mersin ve Adana’da HDP binalarına yönelik gelişen bombalı saldırılar, Bingöl’de HDP seçim aracı şoförünün silahlı saldırı sonrası infaz edilmesi, Erzurum mitinginde partililere yönelik yapılan saldırı ve sonrasında bir partilinin yakılmak istenmesi, İstanbul ve Hakkari’de seçim araçlarına yönelik silahlı saldırıları izleyen Diyarbakır’daki bombalı saldırı ile iktidarını kaybetmekle yüz yüze kalan AKP’nin, Türkiye’yi de beraberinde ateşe sürüklemek istediğinin kanlı fotoğrafı oldu.

Cumhuriyet tarihinin en çekişmeli ve gerilimli seçim sürecini geçiren Türkiye, en son dün Diyarbakır’da, HDP mitingine yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırılarla, yurttaşların ülkenin geleceğini belirlemek üzere sandık başına gitmesine 2 gün kala ateşin kıyısına geldi. Bu noktaya gelinmesinin temel nedeni ise AKP’nin, iktidarını kaybetmekle yüz yüze kalması. 13 yıllık iktidarı boyunca bir bütünen Kürt sorunu ve çözüm sürecine yönelik yaklaşımlarından, gerçekleştirilen Roboski benzeri katliam ve cinayetlere, imza atılan hukuk skandallarından sosyal ve ekonomik politikalara kadar ülkeyi derin bir çıkmaz ve karanlığa doğru sürükleyen AKP, izlediği bu siyasetin bedelini ödeme gerçekliği ile karşı karşıya kalması ile birlikte “bizden sonrası tufan” anlayışı ile kaos planını devreye soktu.

Devreye sokulan bu kaos planının merkezine ise HDP konuldu.

HDP’nin parti olarak seçime girme kararı alması üzerine, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın kurduğu Başkanlık hayalinin, gün geçtikçe Türkiye toplumunda ilgi merkezi haline gelen HDP’nin, barajı geçmesi halinde suya düşeceğinin anlaşılmasıyla devreye konulan bu kaos planı, özellikle Kürt kamuoyunun sinir uçlarıyla oynamayı hedefledi. Kürt sorunu çözmeme niyetini, çözüm sürecini durdurmakla gösteren AKP, cinayetler, bombalamalar ve saldırılarla sinir uçlarıyla oynayarak kışkırtmaya çalıştığı Kürt kamuoyunu üzerinden tehlikeye girmiş iktidarını böylece yeniden inşa etmeyi amaçladı.

Üstelik bu niyet, yapılan tehdit içerikli açıklamalarla da yine açık bir biçimde ortaya konuldu.

Başta Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, AKP’nin seçim kampanyası boyunca HDP’yi “terörün destekçisi parti” olarak lanse etmeye çalışarak hedef haline getirdikleri kışkırtıcı söylemlerinin yanı sıra AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun “Bölgeyi başına yıkarız”, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “HDP’nin barajı aşması demokrasi için bir sorundur” ve AKP Sözcüsü Beşir Atalay’ın “seçime bir hafta kala sürprizlerimiz olacak” şeklindeki sözleri, HDP’ye yönelik tahammülsüzlüğün ve öfkenin açık kanıtı oldu.

Ağrı Tendürek’te kanlı oyun

AKP’li yöneticilerin bu söylemleriyle ortaya koydukları niyet beyanları sonucunda ilk kanlı provokasyon için Ağrı Diyadin seçildi.

11 Nisan günü, fidan dikimi etkinliğinin yapılacağı ilçede yer alan Tendürek Dağı eteklerine helikopter ile 15 asker indirilip operasyon başlatıldı. Operasyon başlatıldığı haberini alıp, HPG’liler ile askerler arasında yaşanan çatışmayı önlemek için bölgeye giden canlı kalkanların üzerine helikopterden ateş açıldı. Açılan ateş açılması sonucu HPG’liler Serhat Kızılay (Canfeda Serhad) ve Yıldırım Bat (Delil Dozvan) ile HDP Diyadin İlçe eski Eşbaşkanı Cezmi Budak can verdi.

Yaşanan çatışmada 8 asker de yaralandı. Helikopterler, yaralı askerleri dahil 15 askeri ölüme terk ederek olay yerinden ayrıldı. Yaralı askerlere halk yardım etti. Yapılan bu provokasyonda amaç ise ölmeleri beklenen askerlerin cenazeleri üzerinden batıda HDP’ye yönelik bir linç kampanyası başlatılmasıydı. Öyle ki çatışmalar sürdüğü esnada aynı anda Sakarya’daki mitingde konuşan Tayyip Erdoğan “Şu an 25 terörist askerlerimizle çatışma halinde” diyerek bu zemini yaratmaya çalışıyordu.

Ağrı provokasyonunu Efkan Ala yönetti

O zemini yaratmaya çalışan isimlerden diğer ise Erzurum Milletvekili Adayı olması nedeniyle İçişleri Bakanı görevinden ayrılan Efkan Ala idi. Ala, Olay günü bulunduğu Erzurum’dan, bakanlık görevinde olmamasından kaynaklı böyle bir yetkisi olmamasına rağmen operasyona dair açıklamalarda bulunarak, aslında operasyonu bizzat koordine ettiğini ortaya koydu.

Bu koordine doğrultusunda yine de amacına ulaşamayan provokasyona dönük öfke ise saldırıda yaralanması üzerine tedavi sonrası MEYADER Ağrı Temsilcisi Cenap İlboğa’nın tutuklanmasıyla çıkarılmaya çalışıldı.

Genel Merkeze silahlı saldırı

Bu provokasyon Ankara’da HDP merkezine yönelik silahlı saldırı ile devam etti. 18 Nisan günü partinin Genel Merkezi’nin önüne araçla gelen kimliği belirsiz saldırganlar, pompalı tüfekle parti merkezine doğru ateş etmeleri sonrası olay yerinden kaçtı.

Saldırıya ilişkin olarak yapılan araştırmada fail olarak, sadece geçmişte BDP’ye yönelik molotoflu saldırıda bulunup serbest bırakılan Kenan Berkay Şipal ile Burak Karslı isimli kişiye ulaşıldı. Olay sonrası haklarında bu kez tutuklama kararı verilen her iki fail hakkında “Siyasi hakların kullanmasını engellemeye teşebbüs”, “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçlarından hazırlanan iddianame, önceki gün Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Adana ve Mersin’de bombalı çiçeklerle amaçlanan katliam

Doğrudan HDP’ye yönelik yapılan bu saldırıyı, sonrasında tüm Türkiye genelinde parti binaları ve çalışanlarına dönük gerçekleştirilen saldırılarla birlikte 18 Mayıs günü partinin Adana ve Mersin il binalarına dönük gerçekleştirilen eş zamanlı bombalı saldırılar izledi.

Her seçim öncesi başarı dilekleriyle sık sık çiçek gönderilmesi nedeniyle parti binalarına akşam saatlerinde gönderilen, saksılarına saatli bomba düzeneği kurulan çiçekler, ertesi gün sabah saatlerinde birkaç dakika arayla patladı. Yaşanan patlamalarda, şans eseri faciadan dönüldü. Ölenin olmadığı patlamalarda, kimi partililer yaralı kurtuldu. HDP binalarında ise büyük çapta maddi hasar oluştu.

Saldırılara ‘gizlilik’ kararıyla karatma çabası

Yapılan saldırı ile ilgili faillerin bir an önce yakalanması beklenirken, açılan soruşturmada “gizlilik” kararı alınarak, adeta şans eseri amacına tam olarak ulaşamayan saldırı karartılmak istendi.

Davutoğlu failler konusunda hedef şaşırtmaya çalıştı

Bu oyun, faillerin kimliği üzerinde oynandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırının faili olarak ilk elden DHKP-C’yi işaret etti. Saldırganın 2007 yılında DHKP-C örgütüne üye olmak iddiasıyla gözaltına alınıp, tutuklanan ve 2008 yılında beraat eden Savaş Yıldız olduğunu iddia eden hükümet, kardeşinin ise DAİŞ bağlantılı olduğu yönünde bilgileri yayarak, failler konusunda hedef şaşırtmaya çalıştı.

DHKP-C reddetti

Bunun en somut göstergelerinden biri ise AKP’nin, alınan “gizlilik” kararına rağmen kendisine yakın basın-yayın organlarında sözkonusu şahsın fotoğraf ve görüntülerini paylaşarak algıları yönlendirmeye çalışması oldu.
Girişilen bu hedef şaşırtmaya rağmen DHKP-C tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada ise; “HDP’ye yönelik saldırıları kontrgerilla örgütlüyor. Kontrgerilla, devletin ta kendisidir. Kontrgerilla AKP’dir. Kontrgerilla devletinin saldırıları karşısında HDP’nin yanındayız. Yaralanan HDP’li dostlarımıza geçmiş olsun diliyoruz” denildi.

Yapılan onlarca saldırının yanı sıra parti binalarına dönük gelişen bu bombalı saldırının akabinde planlanan diğer saldırılara dair en somut olarak itiraf, AKP Sözcüsü Beşir Atalay’ın “seçime bir hafta kala sürprizlerimiz olacak” şeklindeki sözleri oldu.

Atalay’ın ilk ‘sürprizi’ Bingöl infazı

Atalay’ın dile getirdiği seçim haftasının ilk “sürprizi” 3 Haziran günü Bingöl’de, HDP anons aracı şoförü Hamdullah Öğe’nin (35) infaz edilmesi oldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kentte düzenlediği mitingde, HDP’ye ve bir bütünen Kürt hareketine yönelik tehdit içerikli konuşmasından birkaç saat sonra, seçim çalışması yürüttükten sonra akşam saatlerinde Karlıova ilçe merkezinde köyündeki evine dönen Öğe, kurulan pusuda silahlı saldırıya uğradıktan sonra aracından indirilerek yol kenarında sıkılan vücuduna sıkılan 30′!un üzerinde kurşunla infaz edildi.

Öğe tek başına infaz edilse de saldırı ilişkin ulaşılan bilgiler, aslında amaçlanın bir katliam planı olduğunu ortaya koydu. İlçe merkezinden çıkışta araçta bulunan 8 partilinin, pusu kurulan noktaya gelinmeden araçtan inmesi, amaçlanan büyük katliamının da şans eseri önüne geçmiş oldu.

Saldırının üzerinden üç gün geçmesine rağmen, failler hala ortaya çıkarılmadı.

Atalay’ın ‘sürpriz’lerinin ikinci adresi Erzurum oldu

Bingöl’deki bu saldırıyı, hemen sonrasındaki gün (4 Haziran) Erzurum provokasyonu izledi. Ağrı Tendürek provokasyonundaki rolü bilinen Efkan Ala’nın AKP’den milletvekili adayı olduğu kentte, HDP’nin düzenlediği miting sonrası, sahaya sürülen ırkçı faşist guruplar, polis gözetiminde partililere linç saldırısında bulundu. Saldırganların hedefi haline gelen yine HDP’ye ait bir seçim aracı şoförü Aydın Taşkesen, saldırganlar tarafından linç edildikten sonra molotofla ateşe verilen aracıyla birlikte yakılmak istendi.

Taşkesen, aracıyla birlikte yakılarak öldürülmekten son anda çevredekilerin müdahalesiyle, vücudunda oluşan 2. derece yanıklarla kurtarılmayı başararak, tedavi altına alındı. Yapılan saldırıya dair HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından bile paylaşılan fotoğraflar, polis ile saldırganların iç içe saldırıları gerçekleştirdiğinin kanıtı oldu.

Diğer saldırılar gibi, Erzurum’daki bu saldırı ve provokasyonun failleri de AKP iktidarı tarafından ortay çıkarılmadı.

Seçime 2 kala yüz binlerce insanın ortasına bomba

Bingöl ve Erzurum’da yaşanan bu cinayet ve katliam girişimlerinin zirvesi, dün seçim öncesi AKP’ye yönelik en güçlü mesajın verilmesi nedeniyle tüm gözlerin çevrildiği, yüz binin üzerinde insanın katıldığı Diyarbakır’daki HDP mitingi oldu.

Miting alanını hınca hınç dolduran partililerin arasına konulan iki bomba, Selahattin Demirtaş’ın sahneye çıkmasına kısa bir süre kala peş peşe patlatıldı. Biri çöp kutusuna diğeri, sahneye yaklaşık 30 metre bir mesafedeki seyyar tezgaha yerleştirilen bombaların patlatılması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 250’ye yakın kişi yaralandı. Ölen ve yaralananların vücutlarından bilyeler çıkması, patlatılan bombalarla büyük bir katliamın hedeflendiği de gözler önüne serdi.

Bayrak ve flamalara göz açtırmayan Emniyet, bombalara seyirci kaldı

Yüz binin üzerinde insanın katıldığı bir mitingde, olası bir panik halinde bile onlarca insanın hayatını kaybedebilmesi mümkünken, patlatılan bilyelerle etkisi yükseltilmiş bombalar, HDP’ye yönelik saldırı dalgasının son halkası olarak siyasi iktidarın hanesine yazıldı.

Sıradan bir mitinge bile sıkı önlemler alınarak, miting alanına bayrak ve flamaların sokulmasına dahi izin vermeyen Emniyet, miting alanına iki bombanın yerleştirilmesine açık açık seyirci kaldı. Seçime 2 kala, halkın arasında patlatılan bu bombaların failleri de henüz ortaya çıkarılmadı.

Seçim süreci boyunca yapılan diğer saldırı ve katliamların faillerinin ortaya çıkarılmaması, bu saldırıların faillerinin de AKP iktidarı tarafından ortaya çıkarılmayacağı düşüncesini oluşturmuş durumda.

İktidarını kaybetmekle yüz yüze kalan AKP’nin, kendisiyle birlikte Türkiye’yi ateşe atmaya çalıştığı HDP’ye yönelik bu saldırılara dair üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri de, HDP’ye yönelik ‘Baskı ve tehdit ile zorla oy topluyorlar’ “Silahlı propaganda yürütüyorlar” suçlamalarında bulunulmasına rağmen aslında AKP hükümeti HDP’ye yönelik bunca silahlı, bombalı saldırı ve katliamlara imza atmış olması. İki ay boyunca HDP’ye yönelik gerçekleşen yüzlerce saldırı, kimin silah ve bombalarla seçim çalışması yürüttüğünü de açığa çıkartmış oldu.

diclehaber.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*