Anasayfa » GENÇLİK » Üniversite-sermayesi açılışı

Üniversite-sermayesi açılışı

Erdoğan’ın akademik açılış yılı konuşması gayet tipik. Önce ve aralarda bol bol din, kuran, millet, “özgür, demokratik, bilimsel eğitim”, “eğitimdeki büyük başarılarımız” retoriği…

Ama ardından sanki TÜSİAD konuşmaya başlıyor:

“Dünyadaki gelişmelere, ülkemizin ihtiyaçlarına, milletimizin taleplerine göre okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim öğretimin tüm aşamalarında tedrici bir değişim şart. Önemli olan bu değişimi konunun tüm taraflarının katılımı, katkısı ve kararıyla gerçekleştirebilmektir. “

“Şimdi birileri şunu diyor, ‘Girecek de ne olacak?’ Çok şey olacak. Allah’ın izniyle bu 8 milyon üniversiteli diyorum ya, işte bu 8 milyon üniversiteli işi tam manasıyla kavradığı zaman… ‘Efendim işte işsizlik var’, olabilir, her üniversiteyi bitirdiği zaman iş sahibi olacak diye de bir şey yok. Bunu dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Ama bir de kendisi bunu ne yapacak, üretecek. Bir de bu var. Bu imkanlarda ülke geliştikçe zaten zeminini hazırlamış olacak. Her türlü yatırımda, istihdamda, ne olacak, yatırım istihdamla iç içe bunu da birbiriyle teşvik edecek.”   

Veee, en sonunda ağzından baklayı çıkarıyor:

“Bilimsel araştırma projelerimizin ülkemizin ihtiyaçları ve hedefleri ile uyumlu şekilde yürütülmesini Yükseköğrenim Kurulumuz nezdinde koordine etmeliyiz. Üniversitelerimizin araştırma altyapılarına mükerrer yatırımlar yaparak, kaynak israfına gitmelerinin önüne geçmek için de hemen bir envanter çıkarmalı, verimlilik esasına dayalı bir eylem planını da hazırlamalıyız. Vakıf üniversitelerimizin üzerlerine giderek, daha çok yapışan ticari kurum algısının önüne geçmek için bilimsel araştırmalara daha çok yönelmelerini özellikle sağlamalıyız. Bilhassa kalite odaklı gelişme için.”     

“Bu kapsamda şu ana kadar 160 üniversitemiz, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Gerçekten önemli bir işleve sahip olduğuna inandığım Yükseköğretim Kalite Kurulumuzun yapısını güçlendirmeli ve özellikle bağımsızlığını tahkim etmeliyiz.” dedi.   

Üniversitelerimizi ihtisaslaşma yolunda ne kadar cesaretlendirirsek buralara tahsis ettiğimiz kaynakların o derece verimli ve etkin değerlendirileceğini düşünüyorum. Araştırma üniversiteleri ve bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler gibi girişimleri bu doğrultuda atılmış önemli adımlar olarak görüyorum.” diye konuştu.    

“Yetişmiş insan gücümüzün sınırlı sayıda olduğu dönemlerde diploma ile ehliyet aşağı yukarı eş anlamlıydı. Ama tüm evlatlarımızın artık bu imkana sahip olduğu günümüzde diploma tek başına bir anlam ifade etmiyor. Geçmişin ‘ne iş olsa yaparım’ istihzası ile bugünkü ‘diplomalı ama işe yaramaz’ dokundurması aynı anlayışın ürünüdür.”    

“Bilim elbette uzun soluklu ve sabırlı bir çalışma gerektirir ama üniversiteye giden her öğrencimiz bilim adamı olamayacağına göre bunların reel dünyada daha etkin karşılık bulmasını sağlamanın yollarını aramak durumundayız. Bu bakımdan gençlerimizi sadece diploma değil aynı zamanda birikim ve beceri sahibi yapacak yöntemler geliştirmeliyiz. Türkiye’nin üretken, rekabetçi ve istikrarlı bir istihdam piyasasına kavuşmasını en az bu alandaki sayısal başarılar kadar önemli görüyorum.”

Organize Sanayi Bölgelerinde açılan meslek yüksekokulları bu çerçevede önemli birer adımdır. Meslek liseleri ve diğer meslek yüksekokulları için de benzer yöntemler geliştirilmelidir. Aynı şekilde mühendislik ve fen bilimleri öğrencilerinin de eğitim öğretim hayatlarını sektörle yakın ilişki içinde sürdürebilecekleri yollar bulunmalıdır.”    

“Hem kamuda hem özel sektörde açılan pozisyonlar için yapılan tanımlarda diploma sadece bir faktör haline gelmiştir. Bu tür işleri ancak yabancı dilden birikime ve beceriye kadar pek çok ilave şartın karşılanmasıyla ulaşılabilmektedir. Üniversitelerimizdeki ihtisaslaşma bu ihtiyacın bir kısmını karşılayabilir ancak asıl yapmamız gereken eğitim öğretim sistemimizi belki de okul öncesinden başlayarak bir bütün olarak bu yönde değiştirmek olmalıdır. “   

Özet: Üniversiteler daha fazla sermayeleştirmeli, sermaye birikim kaldıracı haline getirilmeli, sermaye sektör ve ihtiyaçlarına göre ihtisaslaşmalı, üniversite ve meslek yüksekokulu öğrencileri daha fazla ve öğrenciyken işçileştirilmeli, üniversite yöneticileri ve akademisyenler sermayenin isterlerine hızla yanıt verecek şekilde yontulmalı, vb.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*