Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Adana 8 Mart’ı kutladı

Adana 8 Mart’ı kutladı

“100. Yılında 8 Mart’ın çağrısına yanıt verelim, cinsel ulusal sınıfsal baskıya son vermek için mücadeleyi yükseltelim” şiarıyla Adana’da Devrimci 8 Mart Platformu bileşenleri tarafından haftalar öncesi başlatılan 8 Mart çalışmaları, binlerce bildiri dağıtımı, semtlerde ve şehir merkezinde afiş çalışmaları, Şakirpaşa semtindeki 8 Mart etkinliğinin ardından 7 Mart günü saat 14.00’da 5 Ocak meydanında yapılan yürüyüşle devam etti.

Miting havasında geçen eylemde, “Devrimci 8 Mart Platformu” imzalı “Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son! Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!” pankartının açılmasıyla devrimci kurumlar döviz ve flamalarıyla kortej oluşturdu. Devrimci Proletarya okurları da “Kadının kurtuluşu devrimde sosyalizmde”, “8 Mart kızıldır kızıl kalacak”, “Kadın olmadan devrim olmaz devrim olmadan kadın kurtulmaz”,”Ruhumuz için gül, çocuğumuz için ekmek istiyoruz” dövizleri ve Devrimci Proletarya ve Öğrenci Birliği flamalarıyla
kortejde yerini aldı. KESK’e bağlı BES’li büro emekçileri de yürüyüşe kendi pankartlarıyla katıldılar.

5 Ocak meydanından İnönü parkı güzergahına doğru sloganlarla yürüyüşe geçip Çakmak caddesini trafiğe kapatan kitle tarafından sık sık “8 Mart kızıldır kızıl kalacak”, “Yaşasın 8 Mart mücadele günümüz”, “Jin jiyan azade”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atıldı. Eylemciler Çakmak caddesinde bir süre bekletildi.

8 Mart çalışmaları sırasında Çakmak caddesinde bildiri dağıtımı yapan devrimci bir kadına erkek işportacı tarafından yapılan hakareti teşir eden bir konuşmanın ardından yürüyüşe “Kadının kurtuluşu devrimde sosyalizmde” sloganlarıyla devam edildi. İnönü parkına gelindiğinde, basın açıklaması BES sözcüsü Sinan Tunç tarafından okundu. Basın açıklamasında şöyle denildi:

8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi kadın, daha iyi çalışma koşulları ve 10 saatlik iş günü talebiyle greve başladı. Ancak polis işçilere saldırdı ve onları fabrikaya kilitledi. Arkasından çıkan yangında işçiler fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamadılar ve çoğu kadın 129 işçi diri diri yakıldı. 8 Mart 1886’da tekstil işçisi kadınların “eşit işe eşit ücret”, sendikalaşma ve oy hakkı için başlattıkları mücadele kana boğuldu. Yüzlerce işçi öldü, birçoğu da tutuklandı. Yine 8 Mart 1908’de yürüyüşe geçen Amerikalı kadın işçiler bu kez 8 saatlik iş günü, oy hakkı ve sendikalaşma hakkı için alanlara çıktılar. Polisin açtığı ateş sonucu 140 kadın işçi öldü, birçoğu da tutuklandı. İşte bu nedenle II. Enternasyonal’in Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda alınan kararına göre her yıl 8 Mart günü “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmakta.

Ve aradan 100 yıl geçti. Ve tüm bunların yanında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100 yılını kutladığımız ve kadının özgürleşmesi için verilen mücadeleyi daha da büyüttüğümüz bu günlerde kadınların itildikleri ikinci sınıf insan konumu daha da ağırlaştırılıyor. Bugün, kadınlara yönelik saldırılar hala devam ediyor. Egemenler yeri geldiğinde kadın cinselliğini kadınları mücadeleden soyutlamak, yıldırmak için birer baskı aracı olarak da kullanıyor. Birçok işçi kadın işyerlerinde patronlarının tacizine maruz kalırken, emperyalist savaşın sürmekte olduğu ülkelerde kadınlar askerlerin, polislerin tacizlerine, hatta tecavüzlerine maruz kalıyorlar. Kadınların cinsel birer meta haline getirilmesiyle birlikte sistem hem kadın bedenini doğrudan pazarlayarak bir sektör oluşturmuş, hem de yarattığı güzellik algısıyla beraber güzelliği de ayrı bir sektör haline getirmiş durumdadır. Birçok reklam filminde toplumsal ahlak kurallarınca bastırılmış ve ayıplanmış kadın cinselliğinin abartılı bir biçimde ön plana çıkarılması reklâmları, dizileri vb. daha ilgi çekici hale getiriyor.

Bunun son örneği, tekstil ve konfeksiyon işkollarının yeni bir düzenlemeyle birlikte tehlikeli iş kolları kapsamına girmesiyle bu iş kollarında çalışan kadın işçilere her ay 5 gün regl izni uygulamasını reddeden SANKO holding patronu “Ben kadın işçilerimin aybaşını mı takip edeceğim?” diyerek 4 bin kadın işçiyi işten atmakla tehdit etme pervasızlığını gösterebildi. Yine geçtiğimiz yıl en doğal hakları olan servis hakları olamayan 8 Pameks Tekstil işçisi kadın yük taşınan kapalı kasa bir minibüste boğularak öldü. Patron büyük bir pervasızlıkla “Köpek olsa kendini kurtarırdı, bunlar kurtaramadı” diyerek sınıfsal konumunu ve yaşamını kaybeden işçilere nasıl baktığını göstermiş oldu.

İşte bizler de bugün sermayenin, patronların azgınca saldırıları karşısında 8 saat işgünü, insanca bir yaşam ve çalışma koşulları için Amerika’da New York’ta direnen tekstil işçisi sınıf kardeşlerimiz gibi, Emine Aslan gibi, Gülistan Kobatan gibi, zindanlarda her türlü baskı ve işkenceye karşı devrimin onurunu ayakta tutan yeri geldiğinde bunun için yaşamını feda eden devrimci kadınlar gibi yarının sınıfsız, sömürüsüz, özgür geleceğini yaratana kadar mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Çözüm, kadınların ve erkeklerin toplumsal yaşamın her alanında eşitlendiği bir sistem olan sosyalizmde kurtuluşu aramaktır. Bizler de Devrimci 8 Mart Platformu olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde emekçi kadınların mücadelesine omuz vermek ve cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye karşı mücadeleyi büyütmek için alanlardayız, bu eşitsizlik ortadan kalkana dek de mücadelemizi sürdüreceğiz.

Basın açıklamasının ardından Şakirpaşa İşçi Kültür Evi şiir atölyesinin şiir dinletisi, müzik grubunun seslendirdiği marşlar ve çekilen halaylarla eylem son buldu.

Eylem BDSP, Devrimci Proletarya, Demokratik Kadın Hareketi, Emek ve Özgürlük Cephesi. Halk Cepheli Kadınlar tarafından örgütlendi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*