Anasayfa » GÜNDEM » “Adalet” yürüyüşü üzerine

“Adalet” yürüyüşü üzerine

Ercan Akpınar yazdı,

Türkiye’deki rejim/yönetememe krizi OHAL/KHK incileriyle çözülmek bir yana iyice katmerlenirken işçi sınıfından Kürt halkına, gençlikten kadınlara, ekolojik hareketlerden, demokratik hak ve özgürlüklerin savunusuna kadar bir dizi sınıfsal, ulusal, cinsel, toplumsal alandaki talep ve ihtiyaçların yakıcılığını arttırıyor. OHAL terörünün dizginsiz yıkımı, “hukuk-adalet” gibi burjuva demokratik kurumların üzerinden buldozer gibi geçip onları faşizmin mengenesinde sıkıştırıyor. Türkiye’deki Gezi Direnişi’nin (ve onu önceleyen onlarca yıllık sınıfsal-toplumsal özgürlük mücadelelerinin) ardından artık bir özlem ve ihtiyaç olarak toplumsal talebe dönüşmüş demokrasi ve özgürlükler kavramı, isteği gündemden düşürülemiyor. Burjuva siyasetin labirentlerinde demogojik söylemin ötesinde kitleler için su ve hava gibi yakıcı hale gelmiş özgürlük ve demokrasi, bastırıldıkça büyüyen bir karakterdedir. Ve sıkıştırılmaya çalışıldığı alanları dağıtarak ilerlemektedir. İktidarın faşist yönelimleri bir dönem için umut haline getirilmiş, parlemento ve genel oy/seçimler artık dikkatlerin çevrileceği yer olmaktan çıkmıştır. 7 Haziran’da ucu gösterilmiş, 16 Nisan Referandumu’yla da mühürlenmişti artık bu gerçek. Tekelci burjuvazi rejim/devlet krizinin şiddeti karşısında çözümü kitleleri uyuşturan, onları karşılıksız hayallere sevk eden parlemento ve seçimlerin etkisini kendi eliyle yoketmiştir. Şimdi onun elinde kala kala polis copu, mahkemeler ve din afyonu kalmıştır. Gidişat yakında onlarında bit pazarına düşeceğini parlamento ve seçim sandığının yanında yerlerini alacaklarını göstermektedir. Güç siyasetinin önü bir kez açıldı mı, kaybeden eninde sonunda egemenler olacaktır.
7 Haziran’dan bu güne Nisan Referandumundaki şaibeleri de sineye çeken, kitlelerin özlem ve taleplerine halen sistem-devlet partisi olma refleksleriyle karşılık veren, anti Kürt şovenizminin etkisinden bir türlü kendini kurtaramayan; AKP karşısında kitlelerin umudunu boğarak etkisizleştiren CHP de bu krizin bir bileşeniydi. HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılarak tutuklanmalarının önünü açan, Yenikapı’ya giderek AKP’nin OHAL sürecine zaten yoğun bakımda olan hukuk ve adaletin fişini de çekmesine politik becerisizliklerle, öngörüsüzlüklerle destek sunan bu CHP, sıranın kendisine geldiğini görünce hareketlenmek, birşeyler yapmak zaruretiyle karşı karşıya kaldı. Enis berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından gelecek büyük tehlike dalgasını gören CHP sokağın varlığını hatırlamak zorunda kaldı. CHP’nin bu çıkışının arkası gelecek mi, yoksa Gonçarov’un Oblamovu’nun coşkularının hızla sönmesi gibi yürüyüşünün ardından yeniden eski kodlarına mı dönecek, göreceğiz.
CHP’nin E. Berberoğlu’nun tutuklanmasına ve genel olarak adalet sisteminin tıkanmasına karşı başlattığı İstanbul Yürüyüşü “hayır” cephesinin kendi etrafında yeniden bir politik temerküzünü oluşturacağı gibi Referandum sonrasının, hile ve şaibelere karşı utanç verici tavırsızlığını da unutturacaktır. Beklentiler oldukça açık olmasına rağmen hiçbir zaman sokak eylem partisi olmamış CHP’nin bu alanda harekete geçmesi ileri bir adım olmakla birlikte, bunu da en geri ve pasif haliyle yapmaya çalışmakta, öfkeyi yatıştırmaya soyunmaktadır. Yürüyüşün zaman içersinde eylem olmaktan çıkıp bir amaç haline getirilmeye çalışılması, polemik dilinden kaçınılması, vıcık vıcık bir pasifizm ve hümanizm söylemine sarılınmasını, demokratik talep ve istemleri soyut “Adalet” kavramı içersine hapsedip etkisizleştirmeleri kendilerini de zayıflatan bir olgudur. Farklı şeyler, daha ileri çıkışlar beklemek de anlamlı değildir. Emekçi kitlelerdeki demokratik istem ve ihtiyaçların büyümesine paralel CHP’nin de tutumu burjuva demokratik sınırlar içinde göreli olarak ilerlemek zorunda kalacaktır. Tablonun eksiği, devrimci hareketin kitleler üzerindeki etkinliğinin tarihin en geri düzeylerde olması nedeniyle devrimci eylem ve söylemlerin etkisizliğinden doğmaktadır. Bir bütün olarak buradaki zayıflık, ne kadar karşı çıkılırsa çıkılsın, burjuva demokratik kavram ve söylemler üzerinden meşruiyet kurularak, kendini en geriye yaslayarak aşılmaya çalışılmaktadır. Fakat sürecin özü ve mayalanma eğilimi burjuva demokrasisinin içinden onun kavramlarından yola çıksa da, onu çok aşan bir noktayı işaret etmektedir. Demokratik hak ve özgürlüklere eğilim olarak güçlü bir sahipleniliş gösterilse de devletin faşist baskı ve zoru, şiddeti eylemli karşı koyuşları geriletmektedir. CHP’nin İstanbul yürüyüşü bu toplumsal atmosferin itici gücünün sayesinde, ısrarla onu sokağa çağıran bu iklimin sayesinde olmuştur. CHP’nin bunu sahiplenmesi onu meşrulaştırıyormuş gibi görünse de esasında toplumsal-sınıfsal dip akıntılarının gücü CHP’nin bu yürüyüşüne toplumsal meşruiyet kazandırmıştır. Birbirine karıştırılmaması gerekir. Önceliği kitlelerin bedel ödeyerek açmasına vermek devrimci bakışı; CHP’nin bu toplumsal beklentiye yaslanmasına rağmen meşruiyeti CHP’nin sağladığına yormak sol liberalizmi, reformizmi gerektirir.
AKP’nin faşist rejim kurumlaşmasını geliştirdikçe ve adım adım hedef portföyünü çeşitlendirdikçe sıranın CHP’ye kadar geleceği malumdu (şu Alman Katolik papazı hikayesi yani…). Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine çekilen operasyon, HDP’nin yönetim kademesinin neredeyse tamamının hücrelere atılması, sol sendikalara dönük KHK ile ihraç baskılarının bütününe bir tepki örgütlenememiş olması karşısında cesaret bulan AKP’nin buradan bir adım ileri çıkacağı malumdu. MİT Tırları dosyasının yayınlanması nedeniyle CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması Saray’ın labirentlerinde hazırlanan CHP dosyasının pratiğe geçirileceğinin ilk adımı ve işaretidir. Eğer CHP aynı mızmızlığa devam eder, artık yapacak başka da bir şey kalmadığı için sokağa inmesini de pasifizme daha da yaslanarak eline yüzüne bulaştırırsa yeni tutuklamalar kapısını çalmakta gecikmeyecektir. AKP’nin CHP’ye dönük ulusalcı reorganizasyon için alan yaratmaya çalışacağı, MHP gibi CHP’yi de “ulusal beka” korkusuyla ulusalcılar eliyle esir alacağı görülmelidir. CHP’den beklenen ulusalcı-faşist, Kürt karşıtı şoven kesimlerin galebe çalmasıdır. Bunun için de Kılıçdaroğlu ve ekibinin tasfiyesi hedeflenmektedir ama siyaseten bunun mümkün olmadığı görülmüştür. O halde “hukuk” siyaseti düzenleyici bir araç olarak devreye sokulacaktır. Berberoğlu’nun tutuklanması bunun ilk adımıdır. CHP’nin boyunsunma anlamına gelen politik gücünü pasifize etmeye, periferisini harekete geçirme kapasitesini sokak dahil her alanda etkisizleştirerek uzak durma tavrı, artık mecburen yapmak durumunda kaldığı fiili mücadeleyi sulandırmaya devam ederse şu ya da bu yolla tasfiye edilmeye çalışılacaktır. Bugün olmaz ise yarın.
AKP G.Başkanı R.T. Erdoğan’ın CHP’nin “Adalet” yürüyüşünü terörize etme çabaları bunun işaretini fazlasıyla veriyor. Taraftarlarının gübreli “eleştirilerini” (!) sahiplenip ilerleten Erdoğan fıtratına uygun olarak, adalet yürüyüşünün bir siyasal eleştiri olmanın ötesine geçtiğini, terör eylemine dönüştürüldüğünü ima eden şeyler söylemeye başladı. Yürüyüşün başlangıcından beri onu itibarsızlaştırmaya dönük çabaların sonuçsuz kalması karşısında daha saldırgan bir tutum alan AKP cenahının fırsatını bulduğunda yürüyüşü engelleyebileceği “terör”, “kamu düzenini bozucu bir eylem” olarak kriminalize edip suçlama, gözaltı, tutuklama, yürüyüşü dağıtma konusu yapabileceği anlaşılıyor. İstanbul’a yaklaştıkça artan sahiplenme, Yürüyüş’ün kararlılık düzeyi, AKP’nin %51 lik kitlesinde yaratmaya aday olduğu erozyon demokratik söylemlerle bastırılmaya, provoke edilmeye çalışılıyor. Hiçbir nesnel haklılık ölçü ve pozisyonları olmadığından olsa gerek saçmalıyor, şu aciz gübre provakasyonunun üzerine tüy dikiyorlar.
AKP’nin OHAL/KHK faşist düzeni, içerde ve dışarda sıkıştıkça tüm eleştirileri şiddet ve saldırganlıkla etkisizleştirme eğilimindedir. Başka bir alternatifi de yoktur. Ya toplumsal tam bir kölece itaati sağlayacaktır, ya da makus talihinin gelişini bekleyecektir. Ama çaresizdir. Elinde bu süreci yaracak hiçbir enstrüman yoktur zira…

2 Temmuz 2017

ERCAN AKPINAR

Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Hapishanesi C-92

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*